Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti. Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Türkçe  |  English
 Üye Hizmetleri
 Ara
 Kategoriler

19 Ünlü Sesten: "Tililili"
Ölümünün birinci yılında
19 ünlü ses, Hrant Dink’e
ses verdiler. Dinleyin..


Kızıl Afiş
Misak Manuşyan
bir özgürlük tutsağı
Dostu, sevgilisi ve yoldaşı
Mélinée Manuşyan'ın
kaleminden...

 Ana Sayfa   Bize Ulaşın   Hakkımızda   Arama   Ürün Listesi   Ürün Şeması 
   Sepetim |  Sipariş Takip |  Üyelik İşlem |  Sipariş İptali  | Yardım  |  Satın Al   


Azınlıkyan
 
Çizgi Öykü-Karikatür
Aret Gıcır
 
Etiket Fiyatı (KDV Dahil) : 15.00 TL
Kazancınız % 25 (KDV Dahil) : 3.75 TL
İndirimli Fiyatı (KDV Dahil) : 11.25 TL
 
 
Özellikler
Kitap Dili  :   Türkçe
ISBN  :   978-975-7265-44-6
Kitap Özellikleri  :   2. hamur, 21 x 29 cm.
Basım Bilgisi  :   104 sayfa, 1. baskı, Kasım 2001

Sepete Ekle

arkadaşıma e-posta gönder Aras Yayıncılık Editör Bölümü
 
Açıklama

Aret Gıcır'ın 1997-2000 yılları arasında, haftalık Türkçe/Ermenice Agos gazetesinde "Azınlıkyan" başlığıyla yayınlanan ilk dönem çalışmalarını içeren bu albümdeki çizgi öyküler, bastırılmış isyankârlığını mazbut görünümünün ardında kamufle etmeyi huy edinen, ancak bunu her zaman başaramayan hayali bir kahramanın, Krikor Azınlıkyan'ın maceralarını anlatıyor.
İşte Azınlıkyan'ın 'cv'si: "Krikor Azınlıkyan 1966 yılında İstanbul'da doğdu. Azınlık okullarında okudu. Azınlığın çoğunluğunun aksine kuyumcuda hiç çalışmadı. Farklı olmak adına muhasebeciliği seçti. Bu meslek de trend olunca, çaresiz kalan Azınlıkyan muhasebeciliği de bırakıp karikatür jönlüğüne başladı. Şimdi tek korkusu, yeni mesleğinin de trend olması... Bekâr ve bir kedisi var. Hâlâ İstanbul'da, Kurtuluş'ta yaşıyor."

Basından Kitap Hakkında
Konu açıklamalarını görmek için başlıkların üzerini tıklayınız lütfen
  Yazar Başlık Yayın Tarih
Kim Bu Krikor Azınlıkyan?  Müge Aydın Kim Bu Krikor Azınlıkyan? Cumhuriyet Gazetesi 12.01.2003
Yazar: Müge Aydın
Başlık: Kim Bu Krikor Azınlıkyan?
Yayın: Cumhuriyet Gazetesi
Tarih:  12.01.2003

Aret Gıcır, 24 yaşında bir "çizgi öykücü". Hürriyet'in yılbaşı eki olarak hazırladığı mizah eki için poz veren mizah devleri fotoğrafında yer alan tek azınlık çizer. "Krikor Azınlıkyan" tipiyle, azınlık dünyasının ipuçlarını veriyor. Birde çizgi öykü kitabı var Aras'tan yayımlanmış. Adı Azınlıkyan.
Kim bu Krikor Azınlıkyan?
Krikor Azınlıkyan 1966 yılında İstanbul'da doğdu. Azınlık okullarında okudu. Azınlığın çoğunluğunun aksine kuyumcuda hiç çalışmadı. Farklı olmak adına muhasebeciliği seçti. Bu meslek de trend olunca, çaresiz kalan Azınlıkyan muhasebeciliği bırakıp karikatür jönlüğüne başladı. Şimdi tek korkusu yeni mesleğinin de trend olması... Bekâr ve bir kedisi var. Hala İstanbul'da, Kurtuluş'ta yaşıyor.
Karikatür serüveninizden söz edelim…
Klasik olacak ama karikatüre ortaokul yıllarında ilgi duymaya başladım. Derslerde sürekli cam kenarında oturup sokaktan gelip geçenleri izlerdim. Şapkalı bir adam geçerdi, onu çizerdim. Damları, çatıları dizerdim. Sonra grafikle de uğraşmaya başladım. Fesat Dergisi'nde beş altı hafta çizgi öykülerim yayımlandı. Ermeni gazetesi Agos'a gittim. Bir süre sonra da Azınlıkyan tiplemesine başladım. Haftalık periyotlarla, üç buçuk yıl bu tipi çizdim.
Neden Azınlıkyan?
Ermenilerin içinde böyle tipler var. Hep içlerinde olduğum için onları da açığa çıkarmak istedim. Azınlıkyan, baktığınızda karikatürize bir tip. Olmayacak şeyler yapıyor. Kafamda kurmuştum Azınlıkyan, azınlık bir tip olacaktı ama sadece Ermeni ya da bir halkın azınlık grubuyla ilgili değil. Öyküde eşcinseller, Türkiye'de yaşayan siyahlar, kadınlar, çocuklar gibi unsurlara de yer vermeye çalıştım. Bir tek şeye saplanmak istemedim açıkçası.
Çizgi Öykü'nün kahramanı Krikor Azınlıkyan, azınlıkların içinde azınlık kalmış bir tip gibi?
Agos gazetesi yazarı Oşin Çilingir, önsözde benim bakışımı çok iyi anlattı. Aslında Krikor, azınlık psikolojisini yok etmeye çalışıyor. Ne azınlıkların ne de çoğunluğun yanında. Her ikisini de reddediyor. Bir tek Ermenileri tutan bir tip olsaydı, iyi bir tip olmazdı zaten. Azınlıkyan'da da paranoya var. Baret ise tamamen tezat bir karakter. Krikor'un gençliğinde yapamadıklarını yansıtıyor. Baret, Ermenilerin içinde Krikor'dan daha azınlık, anarşist bir tavrı var. Rock, metal dinliyor, devamlı siyahlar içinde dolaşıyor, olağanüstü tembel bir tip. Mesela Azınlıkyan’ı alıp üniversite sınavlarına hazırlayamam, o dönem geçmiş. Onun yerine Baret'i sınava hazırlıyorum. Öyküde Krikor'un annesi daha doğrusu maması, kız kardeşinin çocuğu, sevgilisi var Baret de öykünün içinde. Kısacası, öyküde farklı dünyalar anlatılıyor.
Çizgi öykünün devamı olacak mı?
Mesela Azınlıkyan' a Anadolu'yu gezdirebilirim, onu alıp Fransa 'ya götürebilirim.
Öykünün sonunda, Krikor şehirden ayrılıyor. Kaçarak mutluluğu bulabilecek mi?
Zor bir soru. Kaçıyor, çünkü kendini kamufle etmek istiyor. Ama başka yerde yaşayabileceğini sanmıyorum!
Krikor, "İstanbul'a özgü bir tip" diyebilir miyiz?
İstanbullu bir tip. Ermeniler içinde bile azınlıklar var. İster istemez farklı şeyler yapıyorsunuz. Ermeniler ya kuyumcu ya muhasebeci olur diye bir anlayış söz konusuydu, artık bu da kırılıyor yavaş yavaş. Belirli bir örgütlenme yok açıkçası. Tabii ki Azınlıkyan 'da benden bir şeyler var, ben çiziyorum onu. Deprem oluyor, depremle ilgili bir şeyler söyleme ihtiyacı duyuyorsunuz. O anki düşüncelerinizi aktarıyorsunuz. Söylediklerinizle tip örtüşüyor. Tipin karakterini ele alıp, burada ne söyler diye düşünüyorsunuz. Genelde fikirlerimiz yakın. Bir anlamda beni yansıttığını söyleyebilirim.
Yeni karakterler var mı?
Çizmeye başladıktan üç dört yıl sonra çizer olmaya karar verdim. Çizim yaparken iyi zaman geçiriyordum. Türkiye'de bu işten para kazanmak çok zor. Ek olarak grafikle uğraşıyorum kitap kapağı, afiş hazırlıyorum.
Hedefiniz?
Ben, daha çok çizgi öykülere yatkınım. Sadece çizgiye değil, çizgiyle birlikte metinlere yer vermekten hoşlanıyorum. Açıkçası karikatürcü değil de çizgi romancı olmak istiyorum. Tek tek karikatür çizmektense, çizgiyi metinlerle anlatmaktan hoşlanıyorum. Türkiye 'de yazıyla metin aynı doğrultuda gidiyor. Metin başka bir şey anlatacak, çizgi başka bir şey. Senaristlerle çalışılmadığından yazı, fotoğraf altı gibi oluyor. Eğitim noksanlığı söz konusu.
Eğitiminiz nedir?
Fransa'nın Lyon kentindeki Ecole Emile Cohl'de çizgi roman, resim, illüstrasyon eğitimi aldım. Bütün temel sanatları öğretiyorlar sanat tarihi, sinema tarihi, illüstrasyon, anatomi gibi dersler var. Okuldan mezun olduğunuzda çok yönlü oluyorsunuz... Çizmeyi yeniden öğrendim diyebilirim. İleride ressam olmak istiyorum.
Hayatın 'Azınlık' Halleri  Mehmet Tez Hayatın 'Azınlık' Halleri Radikal Gazetesi 30.03.2002
Yazar: Mehmet Tez
Başlık: Hayatın 'Azınlık' Halleri
Yayın: Radikal Gazetesi
Tarih:  30.03.2002

"- Şişli'de inecek yoksa Beşiktaş'tan inicem.
- Ben Beşiktaş'ta inicem.
"- Şişli'de inecek yoksa Beşiktaş'tan inicem.
- Ben Beşiktaş'ta inicem.
-Ben de...
-Ben de...
-Eeee... Şeyy... Ben Şişli'de...
-Üzgünüm abi, sen azınlıkta kaldın!"
Azınlık, öyle kendi halinde sıradan bir sözcük değil. Bazen hayatın her yanına sinen, anlamı katmerlenmiş bir imge oluveriyor. Aret Gıcır bir Ermeni, İstanbullu ve Türk. Bir azınlık mensubu. Yaşadığınız şehre hiç bu gözle baktınız mı?
"Fransa'da Türk olarak algılanıyorum, burada Ermeni, yani hiçbir yere ait hissedemiyorsun kendini..." Lyon'da Ecole Emile Cohl'da çizgi roman ve illüstrasyon eğitimi aldığı dönemde başından geçen bir olayı anlatıyor Aret: "Bir gün metroda beklerken bir Cezayirli, aksanımdan Fransız olmadığımı anladı. 'Nerelisin?' diye sordu. Türküm deyince de sarılıp kardeşim diye öptü."
Yurtdışında 'Türk' yaşadığı ülkede Ermeni. Orada Türk azınlık, burada gayrimüslim azınlık. Hatta çizer olmanın onun azınlık kimliğini derinleştirdiğini düşünüyor: "Ermeni ve çizer olarak daha da azınlıkta hissediyorum kendimi." Onun gözünden hayatın nasıl göründüğünü anlamak için Azınlıkyan tiplemesini incelemek, kitabından bir - iki sayfa karıştırmak yeterli. 30'lu yaşları artık yavaş yavaş geride bırakan Krikor Azınlıkyan, Kurtuluş'ta oturuyor. Annesiyle yaşıyor. Kapıcı İmdat Efendi, hayatı sorgulayan genç, keçi sakallı, uzun saçlı Baret (Aret'in kendisi olsa gerek) ana kahramanlar. Yaya'lar, Mama'lar, Dayday'lar ve daha pek çok akraba var öykülerde. Tabii Krikor'un hayatındaki kadınları da görüyoruz bir yandan. İlişkiler, günlük yaşama ilişkin ince ince dokundurmalar...
Azınlıkyan yalnızca etnik azınlık olma durumuna ilişkin bir tipleme değil. Hayatı her anlamda azınlık olarak yaşamaya dair öyküler var kitapta. Düşünce olarak azınlık, yaşama bakış açısından azınlık... Yaşamın bizi zorladığı içine almaya çalıştığı ritme ayak direten, ayak uyduramayan biraz da 'kaybeden' karakterlerin çevresinde dönüyor öyküler.
Aret, Azınlıkyan'dan söz ederken onun kimliğini ve hayata bakışını tam olarak 'ortada' diye nitelendiriyor. Yani ne milliyetçi bir Ermeni, ne de bu kimliğini tamamen reddeden bir dünya vatandaşı. Aslında Azınlıkyan hiçbir tarafta değil. Hayatındaki bu belirsizlik öykülere de yansıyor. Ermeni olarak yaşamanın getirdiği, hayatın neredeyse tümüne yayılmış ürkekliğin izleri var Azınlıkyan'ın hayatında.
"Azınlıkyan demeseydin"
Peki Aret yarattığı karakterle ne kadar benzeşiyor? Bu soruyu yanıtlarken "Benden tabii ki çok şey var. Ama o ben değilim. Bir kere o benden daha yaşlı, daha deneyimli, hayata ilişkin yorumları daha bilgece..." Tüm bu tabloda mini öykülerin içine sinen bir yaşam sevinci, babacan bir gülümseme var bize eşlik eden. Aret komik öyküler anlatıyor aslında. Hem güldüren hem düşündüren desek klişe olacak. En iyisi şu hikâyeyi dinleyin. Aret babasına Azınlıkyan tipi hakkında ne düşündüğünü sormuş. Babası da "İyi, güzel yapmışsın yavrum," demiş, "ama şuna 'Azınlıkyan' demeseydin keşke..."
Krikor Azınlıkyan
1966 yılında İstanbul'da doğdu. Azınlık okullarında okudu, azınlığın çoğunluğunun aksine kuyumcuda hiç çalışmadı. Farklı olmak adına muhasebeciliği seçti. Bu meslek de trend olunca çaresiz kalan Azınlıkyan, muhasebeciliği bırakıp karikatür jönlüğüne başladı. Şimdi tek korkusu yeni mesleğinin trend olması..
Bekâr ve bir kedisi var. Hâlâ İstanbul'da, Kurtuluş'ta yaşıyor.
Kimliksiz Kimlik  Behçet Çelik Kimliksiz Kimlik Gül Diken Dergisi 01.01.2002
Yazar: Behçet Çelik
Başlık: Kimliksiz Kimlik
Yayın: Gül Diken Dergisi
Tarih:  01.01.2002

Güldüğümüz şeyler her zaman bizi mutlu eden, haz veren, sevindiren şeyler değildir. Kimi zaman içimizi acıtan şeylere de güleriz. Daha doğrusu, bizi üzebilecek, kederlendirebilecek şeylerin bizi güldürdüğü de olur bazen. Bu bütünüyle o şeye bakışımızla ilgilidir. Karikatürde de bu bakış açısını çizerin dünya görüşü, hayatı algılayış ve anlatış biçimi belirler. Belki de şöyle düşünmek gerekir: Acı ve tatlı, sevinç ve keder, aslında tek bir bütünün birbirinden ayrılmaz ikiz anlatımlarıdır. Biri olmadan ötekini düşünemeyiz bile. Azınlıkta olmak, hele ki çoğunluğun tahakkümünün yadırganmadığı, neredeyse olması gereken bir durum olarak algılandığı ülkelerde sevindirici, mutluluk verici bir şey değil. İkinci sınıf olarak değerlendirilmek, içinde bulunulan toplulukta sürekli olarak "tehdit" ya da "yabancı" olarak algılanmak, en başta kişinin "aidiyet" duygusunu zedeler. Toplumsal bir varlık olan insanın kendisini hiçbir topluluğa ait hissetmemesi, toplumsallaşamamanın yanında bireyselleşememe sonucu da doğurur. Aidiyet duygusu zedelenmiş insan, birey olarak da var olamaz, kendisini var edemez. Üzerine yönelmiş kuşku dolu bakış, kendisinde de içselleşir; bir yandan kendisine sürekli kuşkuyla bakılacağı duygusu yerleştikçe yerleşir, öte yandan onun dış dünyaya bakışı da, bu kuşku nedeniyle çarpıklaşır.
Kuşkusuz hiç de gülünecek bir şey yok bu durumda. İlk anda böyle düşünürüz. Oysa hayat dediğimiz şeyi, karşıt uçların birlikte yarattığı bir bütün olarak algıladığımızda, bu aidiyet duygusu eksikliğinin toplum içerisindeki tezahürünün kimi zaman neşeli, gülünç bir şey de olabildiğini görürüz. Hatta bu bakış açısı içerisinde, çoğunluktakilerin de ne kadar komik alabildiklerini sezeriz. Daha çok sayıda insanla aynı milletten olduğu için daha haklı olacağını, daha üstün olacağını düşünen insandan daha komik ne olabilir? Böylece, mizah belki de yeni bir aidiyet yaratır. Azınlık ve çoğunluk kavramlarının aşıldığı bir üst topluluğun var olabileceğini düşünmeye başlarız. "Türkiyeli olmak" olabilir bu üst topluluğun adı, ya da "insan olmak." Bu noktadan baktığımızda aidiyet duygusundaki eksiklik, bir tür kişilik erimesi olmaktan çıkıp bir başka var olma ya da çoğalma biçimine dönüşebilir.
Aret Gıcır'ın otuzlu yaşlardaki "Krikor Azınlıkyan" isimli kahramanının maceralarını bir araya getirdiği Azınlıkyan adlı karikatür albümü, bu ülkede azınlık olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmıyor sadece, yukarıda sözünü ettiğim düşüncelere de yönlendiriyor okuyucuyu. Çizgilerin çoğunda Krikor'un toplumun genelinden nasıl dışlandığını görüyoruz. Üstelik de çok kaba biçimlerde dışlanır Krikor. "Çoğunluk"tan olanlar hoyrattırlar ona karşı; Krikor'u dışlayan olgu ister resmi politikanın, ister gündelik hayatta muhatap olduğu birisinin davranışın sonucu olsun, bu "hoyratlık" değişmez. Her iki durumda da, hoyratlığın değişmemesinin nedeni, asıl hoyratlığın insanların azınlık ve çoğunluk olarak, ya da başka biçimlerde ayrılmalarıyla başlaması olsa gerek.
Aret Gıcır'ın ve Krikor'un Ermeni olmaları, hatta bu çizgilerin daha önce Agos'ta yayımlanmış olması, bütün karikatürlerin Ermenilerin ya da gayrimüslim azınlığın sorunlarıyla ilgili olduğunu düşündürmemeli. Evet, bu konu çevresinde anlatılan pek çok öykü var, ama Gıcır, toplumdaki başka azınlıkların trajikomik hallerini de anlatıyor. Uzun saçlı ve sakallı üniversite öğrencilerini, düşünce suçlularını, selpak satan çocukları, ya da "Cumartesi Anneleri"ni de ele alıyor. Hatta "azınlık hükümeti" bile adından ötürü bir karikatüre konu olabiliyor. Krikor'un annesi ve teyzesi, azınlık hükümeti düşünce karalar bağlıyorlar bu karikatürde. Krikor'un ele aldığı konulardan birisi de, azınlıktakilerle belki de dolaylı olarak ilgili Sayısı az değil onların, ama o kertede arada kalmış bir topluluk ki bu "otuzlu yaşlarındaki adamlar"; onların halleri de sıkça dile getiriliyor Gıcır'ın karikatürlerinde. Krikor'da simgeleşiyor bu topluluk. Artık ne genç ne de tam anlamıyla olgun olarak kabul edilmemenin yarattığı arada kalmış bu insan topluluğu, Gıcır'ın çizgilerinde biraz gülünç, biraz da kederli bir biçimde anlatılıyor. Gıcır’ın çizfileri hakkında ilk olarak söylenecek şey, Kemal Gökhan’ın çizgilerini andırıyor olması. Gıcır'ın çizgileri biraz daha nahif. Bu nahifliğin yanında, Gıcır'ın çizgilerinin bir özelliği de küçük ayrıntılarla tiplerini belirginleştirmesi. Özellikle tiplerin gözleri basitçe kişilik özelliklerini anlatıveriyor. Yukarıda sözünü ettiğim benzerlik duygusunu duyuran, belki de Krikor ile Gökhan'ın çizdiği kahramanların benzerlikleri. Bunun yanında, otuzlu yaşlar esprisini ve selpak satan çocukları Gökhan'ın Radikal'deki çizgilerini takip edenler hemen anımsayacaktır. Konulardaki bu benzeşmeyi, bir taklit olarak değil, farklı etnik kökenleri de olsa, aydın olmanın sorumluluğunu duyanları etkileyen olguların değişmiyor oluşu, ya da yaşadıkları toplumun acılarına tepkisiz kalamayn aydınların bir işareti olarak görebiliriz.
Gıcır'ın karikatürlerindeki mizahın kimi zaman oldukça kara bir hal aldığını da belirtmeliyim. Çoğulculuğu bir türlü kabullenemeyen bir toplumsal yapı içerisinde azınlık olmanın hallerinde her zaman gülünç bir şeyler bulmak olanaksız, ama artık karikatür sanatı da yalnızca güldürmeyi amaçlamıyor. Karikatürde ve mizahta güldürmenin ardından hemen "düşündürmek" sözcüğü kullanılır. Gıcır'ın çizgilerinin düşünsel bir arka planı var hiç kuşkusuz, ama çizerin yaptığını "mesaj vermek" gibi bir kalıpla değerlendiremeyiz. Gıcır, Krikor'un başından geçen olaylarda, bazı insanlık hallerini görünür hale getiriyor; kabaca altını çizmeden, gündelik hayatın içerisinde algı dünyamıza pek girmeyen, ya da girer girmez unuttuğumuz bu halleri bize gösteriyor. Modern dünyada bize sürekli olarak empoze edilen "hayat tarz"larının dışında da hayatlar olduğunu hatırlatıyorlar. Daha da önemlisi, etnik kökeni farklı da olsa, bu hayatları yaşayanların dünyalarının, sorunlarının, sevinçlerinin ve kederlerinin ortak olduğunu duyuruyor.
  
Güldüğümüz şeyler her zaman bizi mutlu eden, haz veren, sevindiren şeyler değildir. Kimi zaman içimizi acıtan şeylere de güleriz. Daha doğrusu, bizi üzebilecek, kederlendirebilecek şeylerin bizi güldürdüğü de olur bazen. Bu bütünüyle o şeye bakışımızla ilgilidir. Karikatürde de bu bakış açısını çizerin dünya görüşü, hayatı algılayış ve anlatış biçimi belirler. Belki de şöyle düşünmek gerekir: Acı ve tatlı, sevinç ve keder, aslında tek bir bütünün birbirinden ayrılmaz ikiz anlatımlarıdır. Biri olmadan ötekini düşünemeyiz bile. Azınlıkta olmak, hele ki çoğunluğun tahakkümünün yadırganmadığı, neredeyse olması gereken bir durum olarak algılandığı ülkelerde sevindirici, mutluluk verici bir şey değil. İkinci sınıf olarak değerlendirilmek, içinde bulunulan toplulukta sürekli olarak "tehdit" ya da "yabancı" olarak algılanmak, en başta kişinin "aidiyet" duygusunu zedeler. Toplumsal bir varlık olan insanın kendisini hiçbir topluluğa ait hissetmemesi, toplumsallaşamamanın yanında bireyselleşememe sonucu da doğurur. Aidiyet duygusu zedelenmiş insan, birey olarak da var olamaz, kendisini var edemez. Üzerine yönelmiş kuşku dolu bakış, kendisinde de içselleşir; bir yandan kendisine sürekli kuşkuyla bakılacağı duygusu yerleştikçe yerleşir, öte yandan onun dış dünyaya bakışı da, bu kuşku nedeniyle çarpıklaşır.
Kuşkusuz hiç de gülünecek bir şey yok bu durumda. İlk anda böyle düşünürüz. Oysa hayat dediğimiz şeyi, karşıt uçların birlikte yarattığı bir bütün olarak algıladığımızda, bu aidiyet duygusu eksikliğinin toplum içerisindeki tezahürünün kimi zaman neşeli, gülünç bir şey de olabildiğini görürüz. Hatta bu bakış açısı içerisinde, çoğunluktakilerin de ne kadar komik alabildiklerini sezeriz. Daha çok sayıda insanla aynı milletten olduğu için daha haklı olacağını, daha üstün olacağını düşünen insandan daha komik ne olabilir? Böylece, mizah belki de yeni bir aidiyet yaratır. Azınlık ve çoğunluk kavramlarının aşıldığı bir üst topluluğun var olabileceğini düşünmeye başlarız. "Türkiyeli olmak" olabilir bu üst topluluğun adı, ya da "insan olmak." Bu noktadan baktığımızda aidiyet duygusundaki eksiklik, bir tür kişilik erimesi olmaktan çıkıp bir başka var olma ya da çoğalma biçimine dönüşebilir.
Aret Gıcır'ın otuzlu yaşlardaki "Krikor Azınlıkyan" isimli kahramanının maceralarını bir araya getirdiği Azınlıkyan adlı karikatür albümü, bu ülkede azınlık olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmıyor sadece, yukarıda sözünü ettiğim düşüncelere de yönlendiriyor okuyucuyu. Çizgilerin çoğunda Krikor'un toplumun genelinden nasıl dışlandığını görüyoruz. Üstelik de çok kaba biçimlerde dışlanır Krikor. "Çoğunluk"tan olanlar hoyrattırlar ona karşı; Krikor'u dışlayan olgu ister resmi politikanın, ister gündelik hayatta muhatap olduğu birisinin davranışın sonucu olsun, bu "hoyratlık" değişmez. Her iki durumda da, hoyratlığın değişmemesinin nedeni, asıl hoyratlığın insanların azınlık ve çoğunluk olarak, ya da başka biçimlerde ayrılmalarıyla başlaması olsa gerek.
Aret Gıcır'ın ve Krikor'un Ermeni olmaları, hatta bu çizgilerin daha önce Agos'ta yayımlanmış olması, bütün karikatürlerin Ermenilerin ya da gayrimüslim azınlığın sorunlarıyla ilgili olduğunu düşündürmemeli. Evet, bu konu çevresinde anlatılan pek çok öykü var, ama Gıcır, toplumdaki başka azınlıkların trajikomik hallerini de anlatıyor. Uzun saçlı ve sakallı üniversite öğrencilerini, düşünce suçlularını, selpak satan çocukları, ya da "Cumartesi Anneleri"ni de ele alıyor. Hatta "azınlık hükümeti" bile adından ötürü bir karikatüre konu olabiliyor. Krikor'un annesi ve teyzesi, azınlık hükümeti düşünce karalar bağlıyorlar bu karikatürde. Krikor'un ele aldığı konulardan birisi de, azınlıktakilerle belki de dolaylı olarak ilgili Sayısı az değil onların, ama o kertede arada kalmış bir topluluk ki bu "otuzlu yaşlarındaki adamlar"; onların halleri de sıkça dile getiriliyor Gıcır'ın karikatürlerinde. Krikor'da simgeleşiyor bu topluluk. Artık ne genç ne de tam anlamıyla olgun olarak kabul edilmemenin yarattığı arada kalmış bu insan topluluğu, Gıcır'ın çizgilerinde biraz gülünç, biraz da kederli bir biçimde anlatılıyor. Gıcır’ın çizfileri hakkında ilk olarak söylenecek şey, Kemal Gökhan’ın çizgilerini andırıyor olması. Gıcır'ın çizgileri biraz daha nahif. Bu nahifliğin yanında, Gıcır'ın çizgilerinin bir özelliği de küçük ayrıntılarla tiplerini belirginleştirmesi. Özellikle tiplerin gözleri basitçe kişilik özelliklerini anlatıveriyor. Yukarıda sözünü ettiğim benzerlik duygusunu duyuran, belki de Krikor ile Gökhan'ın çizdiği kahramanların benzerlikleri. Bunun yanında, otuzlu yaşlar esprisini ve selpak satan çocukları Gökhan'ın Radikal'deki çizgilerini takip edenler hemen anımsayacaktır. Konulardaki bu benzeşmeyi, bir taklit olarak değil, farklı etnik kökenleri de olsa, aydın olmanın sorumluluğunu duyanları etkileyen olguların değişmiyor oluşu, ya da yaşadıkları toplumun acılarına tepkisiz kalamayn aydınların bir işareti olarak görebiliriz.
Gıcır'ın karikatürlerindeki mizahın kimi zaman oldukça kara bir hal aldığını da belirtmeliyim. Çoğulculuğu bir türlü kabullenemeyen bir toplumsal yapı içerisinde azınlık olmanın hallerinde her zaman gülünç bir şeyler bulmak olanaksız, ama artık karikatür sanatı da yalnızca güldürmeyi amaçlamıyor. Karikatürde ve mizahta güldürmenin ardından hemen "düşündürmek" sözcüğü kullanılır. Gıcır'ın çizgilerinin düşünsel bir arka planı var hiç kuşkusuz, ama çizerin yaptığını "mesaj vermek" gibi bir kalıpla değerlendiremeyiz. Gıcır, Krikor'un başından geçen olaylarda, bazı insanlık hallerini görünür hale getiriyor; kabaca altını çizmeden, gündelik hayatın içerisinde algı dünyamıza pek girmeyen, ya da girer girmez unuttuğumuz bu halleri bize gösteriyor. Modern dünyada bize sürekli olarak empoze edilen "hayat tarz"larının dışında da hayatlar olduğunu hatırlatıyorlar. Daha da önemlisi, etnik kökeni farklı da olsa, bu hayatları yaşayanların dünyalarının, sorunlarının, sevinçlerinin ve kederlerinin ortak olduğunu duyuruyor.
 
 Yazarlar
Aras Yayıncılık
 İlginizi Çekebilir
Aziz Vlas
Uluslararası Üne Sahip Sivaslı
9.00 TL





Yüreği Dağlarda Olan Adam
William Saroyan

Yoldaş Pançuni
Yervant Odyan'ın ölümsüz eseri

Stüdyo Osep – Tayfun Serttaş

 
 
Ana Sayfa |  Son Çıkanlar |  Kategoriler | Arama  |  Resim İndir
Fiyat Listesi  | Ürün Listesi  |  Haber Aboneliği  | Haberler
 
 Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
 Sorularınız için bize mail atabilirsiniz. info@arasyayincilik.com
Getron Bilişim Hizmetleri
Ermeni edebiyatı ve kültürüne açılan pencere olarak nitelenmesine yol açan bir yayın çizgisi izleyen,iki dilde Türkçe ve Ermenice yayın yapan yayınevi.