Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti. Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Türkçe  |  English
 Üye Hizmetleri
 Ara
 Kategoriler

19 Ünlü Sesten: "Tililili"
Ölümünün birinci yılında
19 ünlü ses, Hrant Dink’e
ses verdiler. Dinleyin..


Kızıl Afiş
Misak Manuşyan
bir özgürlük tutsağı
Dostu, sevgilisi ve yoldaşı
Mélinée Manuşyan'ın
kaleminden...

 Ana Sayfa   Bize Ulaşın   Hakkımızda   Arama   Ürün Listesi   Ürün Şeması 
   Sepetim |  Sipariş Takip |  Üyelik İşlem |  Sipariş İptali  | Yardım  |  Satın Al   


Aziz Vlas
Uluslararası Üne Sahip Sivaslı
 
İnceleme
Arman Çuhacıyan
 
Etiket Fiyatı (KDV Dahil) : 12.00 TL
Kazancınız % 25 (KDV Dahil) : 3.00 TL
İndirimli Fiyatı (KDV Dahil) : 9.00 TL
 
 
Özellikler
Kitap Dili  :   Türkçe
ISBN  :   978-975-7265-65-9
Çevirmen  :   (Fransızcadan) Arusyak Özfuruncu
Kitap Özellikleri  :   2. hamur, 16 x 24 cm.
Basım Bilgisi  :   92 sayfa,1.baskı, Ağustos 2004

Sepete Ekle

arkadaşıma e-posta gönder Aras Yayıncılık Editör Bölümü
 
Açıklama

280-316 yıllarında Sivas’ta yaşamış olan Aziz Vlas, Anadolu’da Hıristiyanlığın ilk piskopos ve şehitlerindendir.
Fransa, İtalya ve Belçika’da tarımda iyi ürün alabilmek için; Malta’da doğumları kolaylaştırması, Rusya’da hasta hayvanları iyileştirmesi için; İspanya’da anjine, Belçika’da kuduza, Fransa’da difteri, diş ağrısı, gut hastalığı, raşitizm ve romatizmaya karşı; Yunanistan’da vahşi kurtlardan, İtalya’da depremden korunmak için; birçok ülkede solunum yolları problemleri ve boğaz hastalıklarına karşı onun yardımına başvurulur.
Kültü Rusya’dan Amerika’ya, İskandinavya’dan Güney Afrika’ya kadar yayılmış olan ve ona adanmış ya da adını taşıyan binlerce kilise, manastır, adak yeri, şehir, kasaba, köy bulunan Aziz Vlas, doğduğu ülkede artık pek bilinmemektedir. Halbuki o, 20. yüzyılın başlarında bile Sivas’ta sadece Ermenilerin "Surp Vlas"ı değil, Müslümanların da "Boğaz Evliyası"ydı. Mezarının bakımını bir Türk kadın yapar, hem Hıristiyan hem de Müslüman Sivaslılar onu ziyaret ederdi.

Basından Kitap Hakkında
Konu açıklamalarını görmek için başlıkların üzerini tıklayınız lütfen
  Yazar Başlık Yayın Tarih
Sivaslı Azizin Merhametli Kanatları  Ümit Bayazoğlu Sivaslı Azizin Merhametli Kanatları Birgün Gazetesi 23.09.2006
Yazar: Ümit Bayazoğlu
Başlık: Sivaslı Azizin Merhametli Kanatları
Yayın: Birgün Gazetesi
Tarih:  23.09.2006

Anadolu evliyaları deyince aklımıza genellikle Ahmet Yesevi'nin öncüleri Bektaşi halifeleri gelir. Bunların da miladı 11. yüzyıldan başlar. Ya öncesi? Binlerce yıl geriye doğru Anadolu zaten bir azizler ve azizeler diyarıydı. Buna da şaşmamak gerek, çünkü Doğu Bizans paganizmi, erken Hıristiyanlara Anadolu'yu zindan etmişti. Malûmunuz, nerede zulüm varsa, orada mantar gibi yatır biter. İnsanüstüne yüceltilmiş, hakkında kerametler vehmedilmiş böyle Anadolu ikonalarından biri de "Sivaslı Aziz Vlas"tı. Sivas'ın Alevi-Sünni erenleri ona asırlarca "Göz Baba" diye inanmış, çaput bağlamış, mum dikmiş, adak adamış, ondan şifa dilenmiş. Tıpkı Hıristiyanlıkla Müslümanlık arasında "mütereddit" Samanların, Kapadokyalı Aziz Haralambos'tan örnek alarak Yağmur Duası ritüelini yaşatması gibi, (bu savın tersi de geçerli.) Veya Sinesos Rumlarının Hacı Bektaş Veli'yi kutsaması gibi.
Aziz Vlas (ki, bundan sonra anlatılanlara ister inanın ister inanmayın) dördüncü asrın 280 yılında Sivas'ta dünyaya gelmiş. Ailesi çok zengin. Bu sayede tıp doktorluğu eğitimi görmüş. Genç yaşından itibaren iyi huy ve temiz ahlakıyla tanınmış. Aziz Vlas gerçi tıp eğitimi görmüş ama o hastalarını dua okuyarak iyileştiriyormuş. Bunlar hiç bilinmedik, yepyeni dualarmış. Vlas, için veteriner de denebilir, çünkü ermiş edebiyatına (menkıbelere) göre o kaplanları, leoparları, yabani kedileri, panterleri, kurtları, hasılı Sivas dağlarının yürüyen, sürünen, uçan, yüzen ne kadar mahlukatı varsa hepsini bir dua ile eski sağlığına kavuşturuyormuş. Hasta hayvanlar da hasta insanlar gibi onun ayağına gelirmiş. Birlikte kapısının önünde toplaşır, inleyerek aziz baba erenlerden şefaat dilenirlermiş.
Yolda gerçekleşen 2 mucize
Böylece namı almış yürümüş. O istemese de hemşerileri tarafından piskopos seçilince, Aziz Vlas Erciyes dağında bir mağaraya çekiliyor. Bu tarihlerde Kapadokya ve Sivas yöresine hükmeden Bizans Valisi Agricolaus da azizin şöhretini duymuş ve bundan rahatsız oluyormuş. Bir gün askerleri avda bir sürünün peşine düşmüş. Ancak sürü doğru Azizin yaşadığı mağaraya sığınmış. Askerler avdan elleri boş dönmüşler ve Valiye gidip Vlas'ı şikâyet etmişler. Bunun üzerine adam tutuklanmış. Yolda getirilirken bir kadın, boğazına balık kılçığı saplandığı için ölmek üzere olan oğlu kucağında önünü kesmiş. Aziz Vlas çocuğun boğazını tutup dua etmiş. O an çocuk ayağa kalkıp oynamaya başlamış.
Yolda ikinci bir mucize daha gerçekleşiyor. Yine zavallı bir kadın, tek varlığı olan domuz yavrusunu kurda kaptırmış. Ağlaya ağlaya Vlas'ın yoluna çıkmış. Ondanda domuzunu geri istemiş. Vlas, kadına, "Üzülme domuzcuğun gelecek" demiş. Birazdan kurt domuzu sağsalim getirip kadına teslim etmiş. Askerler yolda tanık oldukları mucizeleri valiye anlatmışlar ama vali bunlardan hiç etkilenmemiş. Onu önce hapsetmiş, ardında bir ağaca asarak türlü işkencelerden geçirmiş. Ama Aziz Vlas inancında bir an olsun kuşkuya düşmemiş. Artık iyice zıvanadan çıkan vali, onun sıradan bir ölümlü olduğunu kanıtlamak için, ayaklarına taş bağlatarak suya atmış. Hatta yanı sıra müritlerinden birçoğunu da suya attırmış. Fakat hepsi boğulup öldüğü halde, Aziz Vlas birazdan saçlarından sular süzülerek gölden çıkıp işkenceci valinin karşısına dikilmiş. Vali o kadar mankafa, o kadar duyarsız biriymiş ki, bundan da etkilenmemiş ve büyücülük suçlamasıyla, Sivas'ın göbeğinde azizin kafasını kestirmiş. Bütün bu olaylar 316 Şubatında olmuş bitmiş.
Gel zaman git zaman, Doğu Roma baştan aşağıya Hıristiyan olunca Sivaslı hemşerileri Aziz Vlas'ı unutmamışlar, mezarının olduğu yere bir kilise yapmışlar. Bu kilise 1922 yılına kadar duruyormuş. Sonra buradan yol geçirilirken yıkılmış. Aziz Vlas'ın lahti de Sivas Müzesi'nin avlusuna taşınmış. Baba erenlerin çilesi burada da dolmamış olmalı ki, 2002'de Jandarma Alay Komutanlığı tarafında lahdi müzeden alınarak, Sivas'ın 20 kilometre dışında yapılan bir parka götürülmüş. Park aksesuarı, yani süs olarak. Ama bir yıl sonra müzeden çıkarılan bu eserler İl Özel İdaresi'ne devredilmiş. Bunu üzerine Sivas Valiliği, taşların müzeye geri verilmesini emretmiş. Ve olanlar bu sırada olmuş, Aziz Vlas'ın lahdi taşıma sırasında düşüp kırılmış, (Soner Kavak-Sivas DHA).
Beynelmilel bir şöhret
Şimdi bayram değil, seyran değil Aziz Vlas da nereden çıktı diyebilirsiniz. Ancak gerekçeye geçmeden baba erenler hakkında söylenmesi gereken bir şey daha var: Aziz Vlas beynelmilel bir şöhret. Vatikan bile onu tanıyor. Bu yüzden Almanya, Belçika, İngiltere, İspanya, Macaristan, İtalya, Yunanistan, Rusya, tüm İskandinavya ve tüm Güney Amerika ülkelerinde milyonlarca inanı var. "Mesela Fransa'da yaklaşık 3 bin aile Vlas (Blaise) soyadı taşıyor. Yine Fransa'da 20. yüzyılın başlarında, her 5 bin çocuktan birine Blaise adı verilirdi. Ancak 1950'lerde bu oran 150 binde bire indi. 19902’lü yıllarda yeniden bu ada dönüş başladı. Şimdi her 30 bin çocuktan birine Blise adı veriliyor." Ayrıca dünyada Aziz Vlas adı verilmiş sayısı belirsiz köy, kasaba, şehir, meydan, cadde, dağ, tepe, yol da bulunuyor. (Daha fazla bilgi için bkz: Aziz Vlas / Arman Çuhacıyan – Aras Yayıncılık.)
Geçtiğimiz günlerde bütün dünya televizyonları bir "mucize" haberi verdi: Güney Amerika ülkelerinden bir balıkçı teknesi, beş kişilik mürettebatıyla okyanusta fırtınaya kapılıp kaybolmuştu. Haftalar sonra balıkçılardan üçü, sahilden binlerce kilometre açıkta bir "mucize" eseri bulunup kurtarıldı.
Bu balıkçıların köylerinin adı ne biliyor musunuz? Evet, "Aziz Vlas"! Şimdi bu balıkçılar, "İki arkadaşlarını yedikleri ve bu sayede hayatta kaldıkları" iddiası ispat edilene kadar bizim Sivaslı azizin merhametli, şefkatli kanatları altındalar.
Sivaslı Aziz’in Memleketine Dönüşü  Akif Ulusayar Sivaslı Aziz’in Memleketine Dönüşü Toplumsal Tarih Dergisi 08.10.2004
Yazar: Akif Ulusayar
Başlık: Sivaslı Aziz’in Memleketine Dönüşü
Yayın: Toplumsal Tarih Dergisi
Tarih:  08.10.2004

Doğum tarihi tam olarak bilinmez. Milattan Sonra 280 ya da 283 yılında Roma İmparatorluğu’nun Armenia Parva (Küçük Ermenistan) olarak adlandırılan idari bölgesindeki Sebasteia (bugün Sivas) kentinden doğar. Tıp eğitimi görerek doktor olur. Hıristiyanlığın yeni yayılmakta olduğu dönemde Pagan inanışları terk ederek Hıristiyanlığa geçer. Roma İmparatorluğu’nun bu yeni dinin savunucularına karşı amansız davrandığı yıllardır. Önemli bir kısmı Hıristiyanlığa geçmiş olan Sebasteia Ermenileri de baskıların hedefidir. İmparator Diocletianus ve onun bölgedeki temsilcisi Agricolaus’un askerlerine karşı direniş yenilgiyle sonuçlanır. Katliamlar sırasında Sebasteia piskoposu da öldürülünce yerine Vlas seçilir. Piskopos seçildikten sonra Erciyes dağında bir mağaraya çekilir. Burada yakalanışı ve öldürülüşü sırasında gerçekleştirdiğine inanılan mucizeler onun aziz olarak kabul edilmesini sağlamıştır.
Azizler Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlığın önemli unsurlarındandır. Yaşamı ve imanı örnek alınacak ya da yardımına sığınılacak din büyükleridir. Azizler birçok durumda Pagan tanrıların yerlerini alarak halkın yeni dine kolay intibak etmesini sağlamışlardır. Bazen ismen bazen de özellikleri itibariyle Pagan tanrıları hatırlatırlar. Aziz Vlas (ya da Batıda kullanılan şekliyle Blaise) için de bazı isim benzerlikleri kurulabilir: Mesela Volos, Slavların pagan güneş tanrısıdır Belenos, Galyalıların Apollon’udur Bleiz Keltçede kurt anlamına gelir.
Aziz Vlas kültü
Yakalanmadan önce hayvanları koruyup tedavi etmesi, boğazına kılçık kaçan bir çocuğu iyileştirmesi, yaşlı kadının kurt tarafından kaçırılan domuzunun iade edilmesini sağlaması ve öldürülüşü sırasında gördüğü işkenceler Vlas’ı azizlik mertebesine yükseltmekle kalmamış onun bir aziz olarak niteliklerini de belirlemiştir. Aziz Acacius, Aziz Cyriacus, Aziz Christophorus, Aziz Dionysius, Aziz Augidius, Aziz Erasmos, Aziz Eustathios, Aziz Georgios, Aziz Vitus, Aziz Pantoleon, Azize Barbara, Azize Katerina, Azize Margarita ile birlikte 14 şefaatçi aziz arasında sayılır. Genellikle sağlık sorunları olduğunda onların adı, aracılığı ile dua edilerek Tanrı’dan iyilik ve şifa dilenir. Her birinin “uzmanlık alanı” farklı olan bu azizlerden belki de en geniş alana sahip olanı Vlas’tır. Anjin (İspanya’da), böbrek taşları (Flandres’da), boğaz hastalıkları, solunum yolları rahatsızlıkları ve boğulmalar (hemen her yerde), difteri (Fransa ve İspanya’da), diş ağrısı, enfeksiyon ve cüzam (Fransa’da), guatr (Fransa, İsviçre, İtalya’da), idrar yolları hastalıkları (Fransa, İsviçre, Almanya’da), veba (İtalya ve Fransa’da), gaz sancıları, ishal, dizanteri, gut hastalığı ve kızamık (Fransa’da) karşısında ona başvurulur. Fransa ve Almanya’da atların Fransa, İtalya ve Rusya’da büyükbaş hayvanların koruyucusudur. Depreme (İtalya’da), fırtınaya (Almanya, Flandres, İskandinavya’da), kurtlara (Yunanistan’da), yılanlara (Fransa’da) karşı insanları korur. Fransa ve Malta’da hamile kadınların koruyucusudur, doğumları kolaylaştırır. İtalya, Fransa ve Belçika’da tarımda iyi verimliliği arttırır.
Venedik (İtalya), Dubrovnik (Hırvatistan) ve Pézenas (Fransa) gibi birçok kentin koruyucusudur. Çeşitli yerlerde başta dokumacılar (dokumacı tarağıyla kendisine işkence edildiği için) olmak üzere, bağcılar, balıkçılar, cerrahlar, kunduracılar, terziler, meteorologlar, yel değirmencileri, bira imalatçıları gibi birçok mesleğin hamisidir.
Azizlik Alametleri
Azizler kendilerine özgü alametlerle tanınırlar ve halk arasındaki şöhretleri reliklerinin (azizlerin vücut parçaları olduğuna inanılan kutsal kalıntılar) sayısı, kaç tür duada adlarının geçtiği ve koruyuculuklarının ne kadar geniş bir alanda olduğuyla ölçülür. Asker azizlerin mızrakları ya da Aziz Petrus’un anahtarları gibi, her azize özgü farklı azizlik alametleri vardır. Aziz Vlas değişik simgelerle tasvir edilir. Bu simgeler şehit oluş biçimi, gerçekleştirdiği mucizeler veya dini sıfatına dayanarak biçimlendirilir. Örneğin başında, doğu kökenli olmasına rağmen bir piskopos tacı ile yanı başında küçük bir domuzcuk ile bir aslanla veya demir bir tımar tarağı ile tasvir edilir. Bazen taş yontucuların aleti, bazen çapraz mumlar ile gösterilir. Bazen av borusu ile bazen de Hırvatistan’da ya da İspanya’da olduğu gibi İtalyan etkisi altında, bir kitabı elinde tutarken tasvir edilir. Almanya’da ona üstü yivli bir mum ve av borusu (Blasiushorn) tutmuş halde rastlarız. İspanya’da ise sağ eli boğazında, başparmak ve işaret parmağı birbirine dik durumda.
Kültün yayılışı

Aziz Vlas kültünün Anadolu’dan çıkıp önce Avrupa’ya, daha sonra da farklı kıtalara yayılışı farklı dönemlerde farklı biçimlerde olmuştur. 4. yüzyıldan 6. yüzyıla kadar olan dönemde daha çok bireysel seyahatlerle ya da Batı ve Kuzey toplumlarını yeni dine kazanmak isteyen inananlar vasıtasıyla taşınmıştır. 7.-11. yüzyıllarda Arapların, İslam’ın baskısı ve önce Selçukluların daha sonra da Moğolların Anadolu’ya gelmesiyle çok sayıda din adamı ve sivil Ermeni, Süryani, Rum’un Batıya kaçmak zorunda kalmasıyla yayılmıştır. Bu dönemde İtalya’dan başlayarak bütün Avrupa’da örgütlenen Benediktenler tarikatının Aziz Vlas kültünü benimsemesi kültün yayılışını kolaylaştırmıştır. Daha sonra 11.-13. yüzyıllarda Haçlı Seferleri sırasında gerçekleşen nüfus hareketleri de kültün Batıya taşınmasında yeni bir dalga yaratmıştır.
Almanya’da Sankt Blasien, Hırvatistan’da Sveti Vlaho, Fransa’da Saint Blaise, İtalya’da San Biagio, İspanya’da ve İspanyolca konuşan diğer ülkelerde San Blas, Ermenistan’da ve diğer ülkelerdeki Ermeniler arasında Surp Vlas, Yunanistan’da ve Türkiyeli Rumlar arasında Ayios Vlasios adıyla tanındı.
İtalya ve Fransa’da ona adanmış 1.000’den fazla kilise vardır. Almanya, Avusturya, Benelüks ülkeleri, Hırvatistan, İspanya, İngiltere, Yunanistan, Macaristan, Portekiz, Polonya, Rusya, İsviçre ve İskandinav ülkeleri Avrupa’da kültün yaygın olduğu yerlerdir. Kanada’da Katolik cemaatlerine ait kiliselerde onun adına rastlanır. ABD’de Florida’daki San Blas şehri ve burnu adını ondan alır. Meksika’da bazı şehirlerde Aziz Vlas bayramı kutlanır, bazı yerleşim yerleri onun adını taşır. Panama yakınındaki bir takımadanın adı Blas’tır. Paraguay’da Blas adını taşıyan birçok kilise bulunup Aziz özellikle yoksul halk tarafından benimsenmektedir.
Tüm sömürgeciler gibi istila ettikleri yeni yerlere günün azizinin adını verme âdetinde olan Portekizliler, Bartolomeu Dias 3 Şubat 1488’de Ümit Burnu’nu döndükten sonra Angola’da su (Aguada São Bras) aldığı yeri (şimdi Mossel Körfezi), Le Cabo Sao Bras (Aziz Vlas Körfezi) olarak adlandırmışlardır.
Kültün Türkiye’deki izleri
Kültü Rusya’dan Amerika’ya, İskandinavya’dan Güney Afrika’ya kadar yayılmış olan ve ona adanmış ya da adını taşıyan binlerce kilise, manastır, adak yeri, şehir, kasaba, köy bulunan Aziz Vlas, doğduğu topraklarda artık pek bilinmemektedir.
Fransa’da yaşayan Ermeni araştırmacı Armand Tchouhadjian’ın (Arman Çuhacıyan) Saint Blaise. Eveque de Sebaste. Un Saint d’Armenie en Occident (Sivas Piskoposu Aziz Vlas. Batıda Ermenistanlı Bir Aziz, Domont, 2000) adlı kitabının Türkiye’de yayınlanışı (Uluslarası Üne Sahip Sivaslı Aziz Vlas, çeviren: Arusyak Özfuruncu, yayına hazırlayan: Osman Köker, Aras Yayıncılık, İstanbul, Ağustos 2004) Aziz Vlas kültünün doğduğu ülkedeki izlerinin araştırılması için de bir vesile oldu.
Yapılan araştırmalarda, Ermeniler tarafından Surp (Aziz) Vlas olarak benimsenen azizin adına 20. yüzyıl başlarına kadar Sivas’ta iki kilise ya da şapel bulunduğu Gök Medrese’nin karşısındaki Medrese Mahallesi’nde bir Türk’ün evinin bahçesi içerisinde olan mezarını sadece Hıristiyanların değil, onu “Boğaz Evliyası” olarak adlandıran Müslümanların da ziyaret ettiği mezarının lusararlığını (kilise ya da şapellerde kandil ve mumlardan sorumlu bakıcı) bir Türk kadının yaptığı mezar taşında bulunan çukurun Aziz’in tıbbi ilaçlarını ufaladığı havan olduğuna inanıldığı ve ziyaretçilerin oraya su doldurup içtikleri tespit edildi.
Mezarının şimdiki durumunu saptamak için yapılan çalışmalarda Aziz Vlas’ın lahtine de ulaşıldı: Lahit kapağı, Sivas Müzesi’nin (Sivas Kongresi’nin toplandığı Sivas Lisesi binası) karşısında yer alan ve Selçuk Parkı’nda (halk arasındaki adlandırmayla Cıbıllar Parkı), Buruciye Medresesi’nin girişinin sağında, iki Müslüman mezar taşının arasında duruyordu.
Hayatı, mucizeleri ve öldürülüşü

Kötü Kral Likianos döneminde, Aziz Episkopos Vlasios yapılan eziyetlerden kaçarak Arden [Erciyes] Dağı’nda yaşıyordu. Ona yaban geyikleri geliyorlar, o ise onlara sözleri ile şifa dağıtıyordu. Aziz Episkopos Vlasios tabipti.
Tanrı’nın inayetleriyle, insanların ve hayvanların acılarını ilaçlarla değil, Mesih’in adıyla üzerlerine el koyarak dindiriyordu.
Kemik [kılçık] ya da diken yutan birisinin nefes borusu tıkandığında, Aziz Vlasios dikeni veya kemiği duayla çıkarıyordu. Bugüne kadar da aynen devam etmekte. Kemik veya diken yutan birisi nefes borusu tıkandığında hemen Aziz Vlasios’un adını anıyor ve hemen acıları diniyor. Fakir ve dul bir kadının bir domuzu vardı ve onu bir kurt kaçırmıştı. Kadın Episkopos’a gelerek ağladı ve “Kurt benim domuzumu kaçırdı” diyerek onu şikâyet etti. Aziz, kurdu azarladı ve kurt domuzu serbest bıraktı.
Episkopos hakkında Hâkim Agrikolaos’u etki altına aldılar. O da asker yollayarak [Aziz’i] huzuruna getirtti. Hâkim, Episkopos’u uzun uzun sorguladı. O ise cesaretle Rab İsa Mesih’in adını ikrar etti. Putları ve putperestleri azarladı. Aynı gün hapsedildi.
Dul kadın Episkopos’un hapsedildiğini duyunca domuzunu kesti, başıyla ayaklarını pişirdi ve başka yiyeceklerle birlikte hapisteki Episkopos’a götürdü. Aziz Vlasios yiyeceği yedi ve kadını takdis etti. Ona kendisinin ölümünden sonra her yıl ölüm yıldönümünde aynısını yapmasını öğütledi. Onun bu öğüdünü yerine getiren herkesin evi tüm bereketlerle dolar.
Günler sonra Aziz’i hapisten çıkarıp tekrar Hâkim’in huzuruna getirdiler ve o yine aynı ikrarda bulundu. Putları cin, putperestleri ise cinetapar olarak niteledi.
Bunun üzerine kızarak Aziz’i bir tahtaya astılar ve demir kaşağılarla bütün vücudunu çizdiler. Ve onu indirip hapse götürdüler.
Yedi kadın da onunla birlikte gitti. Aziz’in kanıyla kendi kalplerini ve yüzlerini meshettiler. Kadınlar zindancılar tarafından tutuklanarak Hâkim’e götürüldüler. Aziz kadınlar Mesih Tanrımızı ikrar ettiler ve azat edildiler. Onlar gidip putları alıp yüzlerine tükürdüler, kıldan çuvala koyup ağzını bağladılar ve götürüp göle attılar.
Ve Hâkim’e gidip “İşte sizin putlarınızın gücünü görün. Gölün derinliklerinden çıkabiliyorlarsa çıksınlar bakalım” dediler.
Hâkim onların önüne ateş konmasını emretti. Bunun yanında erimiş kurşun, kılıçlar, demirden kaşağılar ve başka işkence aletleri de kondu. Diğer yana ise kumaşlar ve kadın süsleri, altın ve gümüş eşyalar [koydular] ve kadınlara “Hangisini isterseniz seçin” dediler.
Aziz kadınlar kumaşları alıp ateşe attılar ve ziynet eşyalarının üzerine tükürdüler. Bunun üzerine Hâkim öfkelenerek onları astırdı ve demir tırmıklarla vücutlarını çizdirdi. Ondan sonra kadınları ateşe attılar, ama yanmadılar. Çeşitli işkencelerden sonra kadınların başı kesildi ve Mesih için böylece şehit edildiler.
Episkopos Vlasios nehre atıldıysa da, bir ahşap çıkma üzerindeymişçesine suyun üstüne çıkıp oturdu. 68 asker Aziz’i çıkarmak için nehre girdiler ve nehirde boğuldular. Aziz Episkopos ise salimen çıktı.
Onu yakalayıp boynunu vurmak için götürdüler. İdam yerine vardıklarında Aziz uzun bir dua etti ve Tanrı’dan birisinin diken veya kıymık yutup nefessiz kaldığında kendi adını anarak Tanrı’ya yakardığında onu tehlikeden korumasını diledi.
O anda bir bulut inerek onun üzerine gölge saldı ve buluttan gelen bir ses şöyle dedi: “Sevgili Münzevi Vlasios, dileğin yerine getirildi. Sen gel ve yaşadığın inziva hayatıyla hazırladığın anlatmaya kelimelerin yetersiz kalacağı görkem içinde istirahat et”. Ve Aziz Episkopos Vlasios’un boynunu Sivas kentinde vurdular.
Elisia adlı bir kadın Aziz Episkopos Vlas’ın vücudunu alıp temiz kumaşlarla sardı ve surun dibine defnetti.
Aziz Vlas'ın İzinde  .. Aziz Vlas'ın İzinde Agos Gazetesi 27.08.2004
Yazar: ..
Başlık: Aziz Vlas'ın İzinde
Yayın: Agos Gazetesi
Tarih:  27.08.2004

Anadolu' da Hıristiyanlığın ilk Episkopos ve şehitlerinden olan Sivaslı Aziz Vlas'ın mucizelerle örülü yaşam öyküsü Türkçe'de okurlarla buluştu. "Uluslararası Üne Sahip Sivaslı Aziz Vlas" başlığıyla Aras Yayıncılık'tan çıkan kitap, Arman Çuhacıyan'ın "Saint Blaise Eveque de Sebaste. Un Saint d'Armenie en Occident (Sivas Episkoposu Aziz Vlas. Batı' da Ermenistanlı Bir Aziz, Domont, 2000) adlı kitabın, yazar tarafından Türkçe basımı için metne yapılan eklemelerle birlikte çevirisinden oluşuyor. Osman Köker'in yayına hazırladığı, Arusyak Özfuruncu'nun Türkçe'ye kazandırdığı kitabın bir diğer önemli zenginliği de Arsen Yarman ve Kirkor Döşemeciyan tarafından hazırlanan ve Aziz Vlas'ın Ermeni tarih ve din kitaplarında nasıl anıldığına, kültünün Türkiye'deki izlerine dair özel bir araştırmaya da sunuş yazısı olarak yer vermesi.
Şifa verici kimliği ve yarattığı sağlık mucizeleriyle yaşadığı dönemden bağımsızlaşarak günümüze kadar Rusya'dan Amerika'ya, İskandinavya' dan Güney Afrika'ya her dinden insan için kutsal bir Aziz sayılan Vlas'ın bugün Sivas Buruciye Medresesi'nin girişinde yer alan lahdi de sunuş bölümünde araştırmacılar tarafından fotoğraflar ve özel bilgilerle okura sunulmuş.
Çuhacıyan'ın kapsamlı kitabında Aziz Vlas' ın sarsılmaz bir iman üzerine kurulu ibret verici yaşamının yanı sıra kültünün peşi sıra geçmişten günümüze ve ilgili tüm ülkeleri kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkmak mümkün. Halk deyişleri ve literatürle de beslenen bu yolculuğa, Aziz Vlas'ın doğduğu ve yetiştiği Anadolu topraklarından katılabiliyor olmak gerçek bir mutluluk.
Boğaza Takılan Kılçık Azizi Sivaslı Vlas  Ersin Kalkan Boğaza Takılan Kılçık Azizi Sivaslı Vlas Hürriyet Gazetesi 29.04.2004
Yazar: Ersin Kalkan
Başlık: Boğaza Takılan Kılçık Azizi Sivaslı Vlas
Yayın: Hürriyet Gazetesi
Tarih:  29.04.2004

Avrupa’daki 1200 kilise ve manastır, sadece Fransa’da 3 bin aile onun adını taşıyor. Efsanesi son 1700 yılda Sivas’tan Avrupa’ya, oradan dünyanın dört bir yanına yayılmış durumda. Sivaslı hekim Vlas, Fransız araştırmacı Arman Çuhacıyan’ın önce Fransa, sonra Türkiye’de yayımlanan Aziz Vlas adlı kitabıyla bugünlerde yeniden gündeme geldi. Yaşadığı topraklarda göz ve boğaz azizi adıyla bilinen Vlas’ın Sivas’ta bıraktığı izlere baktık. Üstünden önce asfalt, ardından bürokrasi geçmişti.
Zengin bir ailenin çocuğuydu. Roma İmparatorluğu tarafından yönetilen Sivas’ta, 280 yılında doğdu. Tıp öğrenimi gördü ve uzun yıllar doktor olarak çalıştı. O çağda hekimlik hayırseverlerin işiydi. Çok okuyan, diyar diyar gezen Vlas yoksuların yardımına koşan bir hekimdi. Boğaz hastalıkları konusundaki maharetiyle çevreye ün salmıştı.
Sivas çevresindekiler paganizmi reddedip Hıristiyanlığı seçmeye başladığında önde gelenlerden biri de Vlas oldu. Roma’nın Sivas Ermenileri’ne yönelik hışmı sonucunda binlerce kişiyle birlikte piskopos öldürülünce halkın talebi üzerine, yerine aday gösterildi. ‘Gencim, tecrübesizim, layık değilim’ dedi önce. Halkın ve din adamlarının baskısı üzerine görevi kabul etti.
Romalılar başını kesti
İmparator Diocletianus’un elinden kurtulması gerekiyordu. Erciyes Dağı’ndaki bir mağaraya yerleşti. Keşiş gibi yaşamaya başladı. Rivayete göre onu dağdaki geyikler, kuşlar besliyordu. Hastalandıklarında önünde diz çöküp tedavi oluyorlardı. Bir gün ava çıkan Romalı askerler bir geyiğin ardından girdikleri mağarada Vlas’ın önünde dizilen hayvanları gördüklerinde şok geçirdiler. Telaşla koşup Roma Bölge Valisi’ne anlattılar durumu. Büyük bir birlik oluşturuldu. Mağaraya gittiklerinde Vlas onları bekliyordu. ‘Hoş geldiniz çocuklarım, görüyorum ki Tanrı beni unutmamış’ dedi onlara. Vlas’ı şehre indiren kafilenin önüne bir kadın çıktı. Boğazına kılçık takılan oğlunu önüne koyup, hayatını kurtarması için yalvardı. Vlas çocuğun hayatını kurtardı.
Hapse atılan Vlas bir süre sonra hükümdarın huzuruna çıkarılacaktı. Pagan tanrılarına biat etmezse öldürüleceği söylendi. Reddedilince göle atıldı. Fakat Vlas suyun üstüne haç işareti yaptı, göl kurudu. Onu almaya gelen 65 asker, suların yeniden geri dönmesi üzerine boğuldu. Vlas ise başı kesilerek öldürüldü. Vlas’ın mezarı Selçuklular’ın şehre girmesinden sonra türbeye dönüştü. Aziz Vlas ise ‘Boğaz Evliyası’ adlı bir eren oluvermişti. Boğazında sorun olan türbeye koşuyordu. Aynı dönemde Aziz Vlas efsanesi Güney Avrupa ve Rusya’ya ardından tüm Avrupa, Amerika ve dünyanın dört bir yanına yayıldı.
Aziz Vlas’ın mezarı yüzyıllar boyunca şifa arayanların uğrak yeri oldu, şehir onun sayesinde şöhret kazandı. Sivas’tan geçen Marco Polo bile günlüğüne ‘Tanrı’nın sevgili kulu Aziz Blasius’un şehit olduğu yer burası’ diye not düşecekti.
14 kişi 3 yıl çalıştı
1527’de azizlik sıfatını Vatikan resmen onayladı. Cerrahların, bağcıların, balıkçıların, mimarların hamisi olarak Hıristiyan mitolojinde yerini aldı Aziz Vlas. Bugün Fransız kültüründe Snt Blaise, İtalyanlar arasında San Biagio, Polonya’da Blasej, Rusya’da Vlasi, Yunanistan’da Ayios Blasios adıyla biliniyor. Ermeniler ise ona Surp Vlas diyor. Fransa’daki her 5000 çocuktan biri onun adını taşıyor. 3000 ailenin üyeleri Blaise soyadına sahip. Sadece Avrupa’da 1200 kilise, manastır ona ithaf edilmiş. İki ayrı tür şarap, ekmek ve çöreğin adı Vlas’tan geliyor. Ayrıca Dubrovnik kentinin koruyucu azizi.
Ünlü tarihçi ve coğrafyacı Ğugas İnciciyan, 19. yüzyılın başında Sivas’ta Vlat kültünün yaşadığını yazıyor. Coğrafya adlı kitabın Asya cildine bakılırsa, o zamanlar Medrese Mahallesi’nde, Surp Vlas adındaki küçük bir kagir şapel vardı. Yapı Berberoğlu Ailesi’ne ait evin bahçesinde kalmıştı.
İçindekinin Boğaz Evliyası olduğuna, mezar taşındaki çukurda bu evliyanın ilaç karıştırdığına inanılıyordu. Boğazından rahatsız Hıristiyan şapeli, Müslüman türbeyi ziyaret ediliyor, şifa dileniliyordu. Bir başka gözlem, 1847’de Sultan Abdülmacid’in fermanını Bağdat valisine teslim etmeye giden heyetteki Parunak Feruhan’dan. Güncesine yazdıklarından kentte Surp Vlas adlı bir kilise bulunduğunu, başka kaynaklardan ise lahtin bekçiliğini bir Türk kadının yaptığını öğreniyoruz.
Aziz Vlas hakkındaki ilk derli toplu araştırma dört yıl önce Fransa’da yayımlandı.
Arman Çuhacıyan’ın Aziz Vlas adlı kitabını okuyan Türkiye Ermenilerinden Arsen Yarman, Kirkor Döşemeciyan, Anahit Coşkun, Arsin Arşık ve 10 araştırmacı biraz daha ayrıntı bulabilmek amacıyla çalışmaya başladı. Vatikan arşivlerinden Fransa ve İtalya’daki azize adanmış kilise, manastır ve hastanelere kadar uzandılar. İstanbul’da Ermeni ve Rum Patrikhaneleri’ndeki kayıtları incelediler. Ardından Arman Çuhacıyan’ın kitabı Arusyak Özfuruncu tarafından Türkçe’ye çevrildi, elde edilen bilgilerle genişletilip Aras Yayınları tarafından geçen ay yayımlandı.
Kitabın yayımlanmasına yardımcı olan ekipten işadamı Arsen Yarman, Aziz Vlas kültünün ülkemize yüzbinlerce turist kazandıracağına inanıyor : ‘Bu aziz, inanç turizmi ve dinlerarası diyalog açısından çok önemli bir aktördür’. Bir de dileği var: ‘Kitabın, hem bu topraklardan çıkmış bir azizin bu ülkede yaşayanların bilgisine sunulmasını, hem de dünyanın her yanına yayılmış Aziz Vlas severlerin dikkatinin ülkemize çevrilmesine hizmet edeceğini umuyorum...’
Sivasta’ki lahti atıldı, kırıldı, eksildi, şimdi parçalanmış halde Kongre Müzesi bahçesinde
İnciciyan’ın güncesinde sözünü ettiği Aziz Vlas şapelinin yerinde bugün yeller esiyor. Sivaslılar mezar kapağındaki oyuk nedeniyle şapele Göz Baba Türbesi adını takmıştı. Göz hastaları etrafında dönüp dua ediyordu. 1947’deki kent düzenlemeleri sırasında türbenin üstünden otoyol geçti. Başucu taşı, mezar kapağı ve ayakucu taşından oluşan lahit o günlerde müze olarak kullanılan Gök Medrese’ye taşındı.
Aziz Vlas’ın Türkçe çevirisinin hazırlandığı 2003 Mayısı’nda Sivas’a giden bir grup araştırmacı lahti, Buruciye Medresesi’nin girişinde buldu. Fotoğraflarını çekti. Onlardan 15 ay sonra aynı yere gittiğimizde lahit yerine tuhaf bir öyküyle karşılaştı. Ermeni araştırmacılarca fotoğrafı çekildikten sonra lahit Sivas Müzesi’nin deposuna kaldırılmıştı. Müze yetkilileri lahtin bir yıl önce çok sayıda mezar taşıyla birlikte Jandarma Alay Komutanlığı’nca teslim alındığını, şehrin 20 kilometre dışına kurulan Kültür Parkı’na yerleştirildiğini anlatıyordu. Altı ay önce park İl Özel İdaresi’ne devredilmişti. Bunun üzerine Sivas Valiliği, müze müdürlüğünden taşların müzeye taşınmasını istemiş, lahit Kongre Müzesi’nin bahçesinde boş bulunan bir yere konulmuştu. Taşıma sırasında başucu taşı düşüp iki parçaya bölünmüştü...
  
Avrupa’daki 1200 kilise ve manastır, sadece Fransa’da 3 bin aile onun adını taşıyor. Efsanesi son 1700 yılda Sivas’tan Avrupa’ya, oradan dünyanın dört bir yanına yayılmış durumda. Sivaslı hekim Vlas, Fransız araştırmacı Arman Çuhacıyan’ın önce Fransa, sonra Türkiye’de yayımlanan Aziz Vlas adlı kitabıyla bugünlerde yeniden gündeme geldi. Yaşadığı topraklarda göz ve boğaz azizi adıyla bilinen Vlas’ın Sivas’ta bıraktığı izlere baktık. Üstünden önce asfalt, ardından bürokrasi geçmişti.
Zengin bir ailenin çocuğuydu. Roma İmparatorluğu tarafından yönetilen Sivas’ta, 280 yılında doğdu. Tıp öğrenimi gördü ve uzun yıllar doktor olarak çalıştı. O çağda hekimlik hayırseverlerin işiydi. Çok okuyan, diyar diyar gezen Vlas yoksuların yardımına koşan bir hekimdi. Boğaz hastalıkları konusundaki maharetiyle çevreye ün salmıştı.
Sivas çevresindekiler paganizmi reddedip Hıristiyanlığı seçmeye başladığında önde gelenlerden biri de Vlas oldu. Roma’nın Sivas Ermenileri’ne yönelik hışmı sonucunda binlerce kişiyle birlikte piskopos öldürülünce halkın talebi üzerine, yerine aday gösterildi. ‘Gencim, tecrübesizim, layık değilim’ dedi önce. Halkın ve din adamlarının baskısı üzerine görevi kabul etti.
Romalılar başını kesti
İmparator Diocletianus’un elinden kurtulması gerekiyordu. Erciyes Dağı’ndaki bir mağaraya yerleşti. Keşiş gibi yaşamaya başladı. Rivayete göre onu dağdaki geyikler, kuşlar besliyordu. Hastalandıklarında önünde diz çöküp tedavi oluyorlardı. Bir gün ava çıkan Romalı askerler bir geyiğin ardından girdikleri mağarada Vlas’ın önünde dizilen hayvanları gördüklerinde şok geçirdiler. Telaşla koşup Roma Bölge Valisi’ne anlattılar durumu. Büyük bir birlik oluşturuldu. Mağaraya gittiklerinde Vlas onları bekliyordu. ‘Hoş geldiniz çocuklarım, görüyorum ki Tanrı beni unutmamış’ dedi onlara. Vlas’ı şehre indiren kafilenin önüne bir kadın çıktı. Boğazına kılçık takılan oğlunu önüne koyup, hayatını kurtarması için yalvardı. Vlas çocuğun hayatını kurtardı.
Hapse atılan Vlas bir süre sonra hükümdarın huzuruna çıkarılacaktı. Pagan tanrılarına biat etmezse öldürüleceği söylendi. Reddedilince göle atıldı. Fakat Vlas suyun üstüne haç işareti yaptı, göl kurudu. Onu almaya gelen 65 asker, suların yeniden geri dönmesi üzerine boğuldu. Vlas ise başı kesilerek öldürüldü. Vlas’ın mezarı Selçuklular’ın şehre girmesinden sonra türbeye dönüştü. Aziz Vlas ise ‘Boğaz Evliyası’ adlı bir eren oluvermişti. Boğazında sorun olan türbeye koşuyordu. Aynı dönemde Aziz Vlas efsanesi Güney Avrupa ve Rusya’ya ardından tüm Avrupa, Amerika ve dünyanın dört bir yanına yayıldı.
Aziz Vlas’ın mezarı yüzyıllar boyunca şifa arayanların uğrak yeri oldu, şehir onun sayesinde şöhret kazandı. Sivas’tan geçen Marco Polo bile günlüğüne ‘Tanrı’nın sevgili kulu Aziz Blasius’un şehit olduğu yer burası’ diye not düşecekti.
14 kişi 3 yıl çalıştı
1527’de azizlik sıfatını Vatikan resmen onayladı. Cerrahların, bağcıların, balıkçıların, mimarların hamisi olarak Hıristiyan mitolojinde yerini aldı Aziz Vlas. Bugün Fransız kültüründe Snt Blaise, İtalyanlar arasında San Biagio, Polonya’da Blasej, Rusya’da Vlasi, Yunanistan’da Ayios Blasios adıyla biliniyor. Ermeniler ise ona Surp Vlas diyor. Fransa’daki her 5000 çocuktan biri onun adını taşıyor. 3000 ailenin üyeleri Blaise soyadına sahip. Sadece Avrupa’da 1200 kilise, manastır ona ithaf edilmiş. İki ayrı tür şarap, ekmek ve çöreğin adı Vlas’tan geliyor. Ayrıca Dubrovnik kentinin koruyucu azizi.
Ünlü tarihçi ve coğrafyacı Ğugas İnciciyan, 19. yüzyılın başında Sivas’ta Vlat kültünün yaşadığını yazıyor. Coğrafya adlı kitabın Asya cildine bakılırsa, o zamanlar Medrese Mahallesi’nde, Surp Vlas adındaki küçük bir kagir şapel vardı. Yapı Berberoğlu Ailesi’ne ait evin bahçesinde kalmıştı.
İçindekinin Boğaz Evliyası olduğuna, mezar taşındaki çukurda bu evliyanın ilaç karıştırdığına inanılıyordu. Boğazından rahatsız Hıristiyan şapeli, Müslüman türbeyi ziyaret ediliyor, şifa dileniliyordu. Bir başka gözlem, 1847’de Sultan Abdülmacid’in fermanını Bağdat valisine teslim etmeye giden heyetteki Parunak Feruhan’dan. Güncesine yazdıklarından kentte Surp Vlas adlı bir kilise bulunduğunu, başka kaynaklardan ise lahtin bekçiliğini bir Türk kadının yaptığını öğreniyoruz.
Aziz Vlas hakkındaki ilk derli toplu araştırma dört yıl önce Fransa’da yayımlandı.
Arman Çuhacıyan’ın Aziz Vlas adlı kitabını okuyan Türkiye Ermenilerinden Arsen Yarman, Kirkor Döşemeciyan, Anahit Coşkun, Arsin Arşık ve 10 araştırmacı biraz daha ayrıntı bulabilmek amacıyla çalışmaya başladı. Vatikan arşivlerinden Fransa ve İtalya’daki azize adanmış kilise, manastır ve hastanelere kadar uzandılar. İstanbul’da Ermeni ve Rum Patrikhaneleri’ndeki kayıtları incelediler. Ardından Arman Çuhacıyan’ın kitabı Arusyak Özfuruncu tarafından Türkçe’ye çevrildi, elde edilen bilgilerle genişletilip Aras Yayınları tarafından geçen ay yayımlandı.
Kitabın yayımlanmasına yardımcı olan ekipten işadamı Arsen Yarman, Aziz Vlas kültünün ülkemize yüzbinlerce turist kazandıracağına inanıyor : ‘Bu aziz, inanç turizmi ve dinlerarası diyalog açısından çok önemli bir aktördür’. Bir de dileği var: ‘Kitabın, hem bu topraklardan çıkmış bir azizin bu ülkede yaşayanların bilgisine sunulmasını, hem de dünyanın her yanına yayılmış Aziz Vlas severlerin dikkatinin ülkemize çevrilmesine hizmet edeceğini umuyorum...’
Sivasta’ki lahti atıldı, kırıldı, eksildi, şimdi parçalanmış halde Kongre Müzesi bahçesinde
İnciciyan’ın güncesinde sözünü ettiği Aziz Vlas şapelinin yerinde bugün yeller esiyor. Sivaslılar mezar kapağındaki oyuk nedeniyle şapele Göz Baba Türbesi adını takmıştı. Göz hastaları etrafında dönüp dua ediyordu. 1947’deki kent düzenlemeleri sırasında türbenin üstünden otoyol geçti. Başucu taşı, mezar kapağı ve ayakucu taşından oluşan lahit o günlerde müze olarak kullanılan Gök Medrese’ye taşındı.
Aziz Vlas’ın Türkçe çevirisinin hazırlandığı 2003 Mayısı’nda Sivas’a giden bir grup araştırmacı lahti, Buruciye Medresesi’nin girişinde buldu. Fotoğraflarını çekti. Onlardan 15 ay sonra aynı yere gittiğimizde lahit yerine tuhaf bir öyküyle karşılaştı. Ermeni araştırmacılarca fotoğrafı çekildikten sonra lahit Sivas Müzesi’nin deposuna kaldırılmıştı. Müze yetkilileri lahtin bir yıl önce çok sayıda mezar taşıyla birlikte Jandarma Alay Komutanlığı’nca teslim alındığını, şehrin 20 kilometre dışına kurulan Kültür Parkı’na yerleştirildiğini anlatıyordu. Altı ay önce park İl Özel İdaresi’ne devredilmişti. Bunun üzerine Sivas Valiliği, müze müdürlüğünden taşların müzeye taşınmasını istemiş, lahit Kongre Müzesi’nin bahçesinde boş bulunan bir yere konulmuştu. Taşıma sırasında başucu taşı düşüp iki parçaya bölünmüştü...
 
 Yazarlar
Aras Yayıncılık
 İlginizi Çekebilir
Her Yerde Ermeni Var
9.00 TL





Yüreği Dağlarda Olan Adam
William Saroyan

Yoldaş Pançuni
Yervant Odyan'ın ölümsüz eseri

Stüdyo Osep – Tayfun Serttaş

 
 
Ana Sayfa |  Son Çıkanlar |  Kategoriler | Arama  |  Resim İndir
Fiyat Listesi  | Ürün Listesi  |  Haber Aboneliği  | Haberler
 
 Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
 Sorularınız için bize mail atabilirsiniz. info@arasyayincilik.com
Getron Bilişim Hizmetleri
Ermeni edebiyatı ve kültürüne açılan pencere olarak nitelenmesine yol açan bir yayın çizgisi izleyen,iki dilde Türkçe ve Ermenice yayın yapan yayınevi.