Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık Editör Bölümü Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti. Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
Türkçe  |  English
 Üye Hizmetleri
 Ara
 Kategoriler

19 Ünlü Sesten: "Tililili"
Ölümünün birinci yılında
19 ünlü ses, Hrant Dink’e
ses verdiler. Dinleyin..


Kızıl Afiş
Misak Manuşyan
bir özgürlük tutsağı
Dostu, sevgilisi ve yoldaşı
Mélinée Manuşyan'ın
kaleminden...

 Ana Sayfa   Bize Ulaşın   Hakkımızda   Arama   Ürün Listesi   Ürün Şeması 
   Sepetim |  Sipariş Takip |  Üyelik İşlem |  Sipariş İptali  | Yardım  |  Satın Al   


İstanbul Yazıları
Ermeni Kaynaklarından Tarihe
Katkılar-I
 
İnceleme
Kevork Pamukciyan
 
Etiket Fiyatı (KDV Dahil) : 25.00 TL
Kazancınız % 25 (KDV Dahil) : 6.25 TL
İndirimli Fiyatı (KDV Dahil) : 18.75 TL
 
 
Özellikler
Kitap Dili  :   Türkçe
ISBN  :   978-975-7265-50-0
Kitap Özellikleri  :   2. hamur, 16 x 24 cm.
Basım Bilgisi  :   LXVIII+252 sayfa, 1. baskı, Ekim 2002

Sepete Ekle

arkadaşıma e-posta gönder Aras Yayıncılık Editör Bölümü
 
Açıklama

İlk yazısı 1943 yılında Nor Lur (Yeni Haber) dergisinde yayınlanan Kevork Pamukciyan 1996 yılında vefat ettiğinde, ardında tarih alanında Ermenice ve Türkçe dört yüzden fazla makale, çeşitli ansiklopedilerde yayınlanmış beş yüz kadar madde, geniş kapsamlı iki monografi, yayına hazırladığı üç büyük kitap ve yayınlama fırsatı bulamadığı ciltlerce eser bıraktı. Pamukciyan'ın Türkçe yazıları, Ermeni tarihini veya tarihteki önemli Ermeni şahsiyetleri Türk okurlarına tanıtmakla kalmadı, ortak tarihimizin çok önemli ayrıntıları hakkında da bilgiler verdi. Yazarın Türkçe makalelerini ve ansiklopedi yazılarını Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar başlığı altında bir araya getiren dört ciltlik eserin ilk cildinde İstanbul Yazıları bulunuyor. Pamukciyan burada, hanları, okulları, kiliseleri, mezarlıkları, depremleri, yangınları, salgın hastalıkları, dondurucu kışları ve sel baskınlarıyla İstanbul'un ve İstanbul'daki Ermenilerin tarihini anlatıyor.

Basından Kitap Hakkında
Konu açıklamalarını görmek için başlıkların üzerini tıklayınız lütfen
  Yazar Başlık Yayın Tarih
Kevork Pamukciyan  Feza Kürkçüoğlu Kevork Pamukciyan Popüler Tarih Dergisi 01.08.2003
Yazar: Feza Kürkçüoğlu
Başlık: Kevork Pamukciyan
Yayın: Popüler Tarih Dergisi
Tarih:  01.08.2003

Kevork Pamukciyan, Ermeni kaynaklarından yararlanarak yaptığı araştırmalarla Ermeni ve Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunmuş bir aydın, ayrıca bir İstanbul Efendisi... Pamukciyan'ın Türkçe makalelerinden oluşan dört cilt, Aras Yayıncılık tarafından yayımlandı. Biz de Pamukciyan'ın kitaplarını yayına hazırlayan Aras Yayıncılık editörü Osman Köker ile bu kitaplar, Pamukciyan, Ermeni tarihi ve edebiyatı üzerine söyleştik...
Kevork Pamukciyan'ın makaleleri "Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar" başlığı altında yayımlandı. Kitapların baskıya hazırlanış serüvenini anlatabilir misiniz?
Kevork Pamukciyan'ın Türkçe makalelerinin derlenmesi uzun süredir gündemdeydi. Aras Yayıncılık, vefat etmeden bir yıl kadar önce, 1995'te, yazarla ilişkiye geçerek yayın iznini ve makalelerin bir listesini almıştı.
Pamukciyan'ın son 12 yılda düzenli olarak yazdığı 'Tarih ve Toplum' dergisi, ölümünün birinci yıldönümünde yayımladığı dosyada, yazarın bütün makalelerinin yayına hazırlanmakta olduğunu ve İletişim Yayınları'ndan iki cilt halinde çıkacağını duyurdu. Ancak her iki proje de zamanında gerçekleşemedi.
Bir yıl kadar önce Aras'ta bu projeyi yeniden canlandırdığımızda, asıl zorluğun, bu makalelerin nasıl bir araya getirileceğinde olduğunu fark ettim. Birbirinden çok farklı konularda 1956'dan itibaren 28 süreli yayın ve kitapta yayınlanmış 130 makaleyle, 1950'den itibaren 4 ansiklopedide yayınlanmış 370 yazıydı söz konusu olan.
Bu makaleleri bulmak kolay oldu mu?
Elimizde yazarı tarafından hazırlanmış "Kevork Pamukciyan'ın Tarih ve Toplum Dışında Yayınlanmış Türkçe Makaleleri" başlıklı 45 makaleden oluşan bir liste vardı. 65 makale de 'Tarih ve Toplum'dan çıktı. Bazı makalelerinin varlığını başka makalelerinin satır aralarında yaptığı göndermelerle tespit edebildik.
Ciltlerin içerikleri nelerden oluşuyor?
'İstanbul Yazıları' başlığını verdiğimiz ilk cilde İstanbul üzerine yazılarını aldık: İstanbul'un tarihi, İstanbul'da Ermeniler, İstanbul'u yazan Ermeni tarihçiler, İstanbul'un depremleri, sel baskınları, Ermeni mektepleri, kilise ve manastırları, mezarlıkları vb.
'Ermeni Harfli Türkçe Metinler' başlıklı ikinci ciltte, Ermeni alfabesiyle Türkçe olarak kaleme alınmış destanlar, yazmalar, dergi ve gazeteler hakkındaki makaleler yer alıyor. Türkçe'nin yazımında bir dönem Ermeni alfabesinin de kullanıldığı, Pamukciyan'dan önce çok bilinen bir konu değildi. Hâlbuki önemli bir kısmı 19. Yüzyıl'da olmak üzere, bu şekilde bini aşkın kitap basılmış, onlarca gazete, mecmua neşredilmiş.
'Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar' başlıklı üçüncü ciltte yer alan yazılar arasında en büyük yeri, tanınmış Ermeni şahsiyetlerin biyografileri ve önde gelen Ermeni ailelerinin tarihçeleri tutuyor. Erzincan, Osmaniye, İzmir ve Bursa gibi yerlerin tarihine ilişkin, Ermeni kaynaklarından hazırlanmış yazılar Ermeni tarihçilerin Osmanlı tarihi hakkındaki eserlerini tanıtan makaleler ve Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, Enver Paşa, Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk hükümdarlar ve devlet adamları hakkında, özellikle bunların Ermenilerle ilişkisi çerçevesinde kaleme alınmış yazılar da bu ciltte yer aldı.
Pamukciyan'ın Ermeni şahıslar hakkında çeşitli ansiklopedilere yazdığı biyografileri ise 'Biyografileriyle Ermeniler' başlıklı dördüncü ciltte topladık. Sonuç olarak, yaklaşık 2 bin 500 kişi hakkında biyografik bilgi içeren, bir bakıma "Türkiye Ermenileri Tarihinde Kim Kimdir?" kitabı olarak da nitelenebilecek bir kitap ortaya çıktı.
Biraz da Pamukciyan'ın kendisinden söz edelim. Ermeni tarihçiliği içinde, Pamukciyan'ın rolü nedir?
Sadece Ermeniler üzerine değil, Osmanlı, özellikle de İstanbul tarihi üzerine eserler bırakmış birçok Ermeni tarihçi var. Eremya Çelebi Kömürciyan, Gugas İnciciyan, Kapriyel Ayvazovski, Aknerli Krikos, Urfalı Matteos, Polonyalı Simeon, Minas Pıjişkyan vb... Bir kısmı aslında tarihçiden ziyade vakanüvis ya da seyahatname yazarı olan bu kişileri daha çok Hrand DerAndreasyan'ın çevirileriyle tanıdık. Pamukciyan'ın bu tarihçilerden farklılığı, sadece çağdaşlığı değil, Türklere yönelik yazılar yazması yani hem Türkçe hem de Türk okur ve yayıncısının talep ettiği konularda yazıyordu.
Bu yönüyle Pamukciyan'ın misyonu, Ermenileri, Ermeni tarihini, Ermeni kaynaklarından yararlanarak Türklerin tarihini ya da ortak tarihimizi Türklere aktarmasında...
Ermeni kaynaklarının önemi nedir?
Ermeni kaynaklarına hâkimiyetin, tarihçiliğimize çok anlam katacağını düşünüyorum. Bir örnek vermek gerekirse -çok kabaca rakamlar veriyorum-, yüz yıl önce birçok şehrin nüfusunun ortalama üçte biri gayrimüslimlerden, özellikle de Ermenilerden oluşuyor. Son yıllarda kent tarihçiliği, yerel tarihçilik revaçta. Bu araştırmalarda Ermeni kaynaklarını kullanmadığınızda, şehrin diyelim ki üçte birinin tarihine, peşinen hiç girmemiş oluyorsunuz. Pamukciyan bu kaynakların Türkçe'ye kazandırılması konusunda sistemli bir faaliyet yürütmüş değil. Ama araştırmalarında bu kaynakları kullandığı ya da bazılarından pasajlar çevirerek aktardığı için, en azından bu kaynakların kıymeti konusunda bize bilgi veriyor.
Bu topraklarda Türk milliyetçiliğinin yoğun yaşandığı yıllardan başlayarak, Ermenilerin edebiyatını, birikimini, katkılarını yok sayan bir tavır var. Pamukciyan bu tavra karşı 'bağıran' bir üslup kullanmıyor. "Ermeniler bunu yaptı, bunu yazdı" diye bağırmıyor. Tam tersine, Türk ya da Ermeni ayrımı kabul etmeyen, yazdıklarının altını çok çizmeyen, bu tarihe başka bir gözle bakan bir tavrı var diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
Ben bu 'yok sayma' tavrının önemli bir kısmının -belki fazla iyimser gelecek ama- cahillikten kaynaklandığını düşünüyorum. Sadece sıradan insanlar değil, tarihçiler de bir anlamda cahil.
Diyelim ki, Kayseri üzerine araştırma yapan bir tarihçi o kentin bir de Ermeni geçmişi olduğunun farkında. Ama yazılarında bunu işleyemiyor, çünkü kendisi de bilmiyor. Bir kısım köylerin isimlerinin eskiden Ermenice olduğunu ya da 1915 sonrasında oralara Ermeniler yerine başkalarının yerleştiğinin farkında... Ama hangi köyde ne vardı, ekonomisi neydi, sosyal hayat nasıldı bütün bunların bilgisine bütünlüklü olarak sahip değil.
Pamukciyan yüksek sesle ya da iddialı bir üslupla değil ama hiçbir ayrıntıyı da kaçırmadan, not eder gibi bir üslupla, aslında bu topraklarda bir zamanlar Ermenilerin de yaşadığını, tarih boyunca görülen ilerlemeye onların da katkısının bulunduğunu kanıtlarıyla aktarıyor. Pamukciyan'ın Ermeni mimarlar hakkında yazdıklarını bir araya getirdiğinizde, İstanbul mimarisine Ermenilerin ne kadar büyük katkısı olduğunu görüyorsunuz. Bunun kavga eden bir üslupla aktarılması gerekmiyor. Pamukciyan'ın yazılarında o anlamda milliyetçiliğe karşı doğrudan bir politik duruş var diyebilirim. Yazılar politik değil ama sonuçları politik...
İstanbul’un Efendi Hemşerisi  İlber Ortaylı İstanbul’un Efendi Hemşerisi Milliyet Gazetesi 15.06.2003
Yazar: İlber Ortaylı
Başlık: İstanbul’un Efendi Hemşerisi
Yayın: Milliyet Gazetesi
Tarih:  15.06.2003

Bu şehirde artık göremediğimiz efendilerden üstat Kevork Pamukciyan bir konuyuaraştırırken iğneyle kuyu kazar gibi not toplar ve eksik görünen bilginin izini sürerdi.

Aslen Sivaslı bir aileden gelen Üsküdarlı Kevork Pamukciyan (1923-1996) üstadın makalelerini Aras Yayıncılık, Osman Köker’in marifetiyle derliyor ve yayımlıyor. Kevork Pamukciyan ile yüz yüze çok geç tanıştım; ilk görüştüğümüzde ailedeki bir vefat üzerine taziyette bulunanlara tek tek mektup yazıyordu. Yüze yakın mektup yazmış. Türkiye’de nadir rastlanan, yazmaya doyamayan bir okumuş adamdı. Her zaman için mütevazı, son derece de etikete riayet eden ve mümkün mertebe güler yüzlü biriydi. Bu şehirde artık göremediğimiz efendilerdendi. Öldüğü vakit birçok insan gibi içten vah vah çektim. Ama asıl önemlisi ondan kısa bir süre önce Kuzguncuk’ta yanan evine yanmıştık. Birçok yazı ve notu, temin ettiği belgeler ve nadide kitapları bu evde kül olmuştu. Ahşap evin seyri hoştur ama İstanbul kültürü yanan evlerle erimiş gitmiştir.
Kevork Pamukciyan üstadı ben de birçok yaşıtım gibi Reşad Ekrem Koçu’nun "İstanbul Ansiklopedisi"nin sahifelerinden tanıdım. Bu ansiklopedinin sahifelerinde onun kaleme aldığı Ermeni ünlülerinin portrelerinin, ciddi biyografik araştırmalara dayandığı ilk bakışta anlaşılır. Söylentileri belgeyle sınıyordu; abartma veya yerme gibi amatörlere has ayarsızlıktan uzak bir üslubu vardı. Ansiklopedi, "E" maddesine gelince Kevork beyin Reşad Ekrem Koçu’nun ansiklopedisinden ayrıldığının resmen ilan edildiğini okuduk. Bu ansiklopedide iki noksan vardır; "Ermeni" maddesine gelindiği halde Ermeni kiliselerinden bahis yoktu. Maddenin karşısında; "bakınız Surp maddesine" diyordu. Anlaşılan Kevork beyin o kadar iyi tanıdığı ve hakkında dosyalar derlediği İstanbul Ermeni kiliseleri dosyasını Reşad Ekrem bey alamamıştı. İşin garibi patrikhane de kiliseler hakkındaki tarih yazımını sonraki yıllarda Kevork Pamukciyan’a vermemişti; dolayısıyla en önemli konuyu Kevork beyin kaleminden terkip edemiyoruz.
Biz hepimiz bu toprağın insanlarıyız; meziyetlerimiz ve kusurlarımız da müşterektir; işi ehline vermemek de bu kusurların başında gelir. "İstanbul Ansiklopedisi"ne dönelim. "Ermeni" maddesini yazan Reşad Ekrem Koçu, Kevork beyin adını hürmetle anıyor, yalnız artık ansiklopediye yazı vermediğini, niçin küstüğünü anlamadığını yazıyordu. Galiba niçin küstüğü açıktı. "Baronyan" maddesinde Pamukciyan’ın methettiği bu tiyatro ve mizah yazarını, aynı maddenin sonuna koyduğu bir notla Reşat Ekrem bey; "Beş para etmez biri" diye zemmetmişti. Herhalde Kevork beye rakip olan bir bilgiçi (!) dinleyip bu notları ilave etme yanılgısını göstermiş, Kevork bey de haklı olarak ansiklopediden çekilmişti. Bıkıp usanmadan, İstanbul semtlerindeki Ermeniler, Ermeni sanatkar, bilgin, devlet adamı ve uzmanlar hakkında not topladı ve neşretti. Bunları okuduğu zaman herkesin Osmanlı Ermenileri hakkında derin bilgi edineceği, en azından itidalli bir yorum sahibi olacağı açıktır.
Kevork Pamukciyan iğne ile kuyu kazar gibi notları toplar ve eksik görünen bilginin peşini kovalardı. Bu sabır az rastlanan cinstendir. Aras Yayıncılık geçen yıldan beri bu yazıları derleyip tasnif ederek yayımlamaya başladı. Serinin başlığı "Ermeni Kaynaklardan Tarihe Katkılar", ilk kitap ise "İstanbul Yazıları"dır. İstanbul semtleri (mesela Beşiktaş), kurumları (mesela Darphane) gibi ilginç makalelerden oluşuyor.
Serinin ikinci kitabı Kevork Pamukciyan’ın ihtisası olan ve Turgut Kut gibi araştırmacıları da yetiştirdiği "Ermeni Harfli Türkçe Metinler" üzerinedir. Tıpkı Rum-Ortodoks rahip Meletios Sakulidis’in, Yunan harfli Türkçe (Karamandlica) metinlerin uzmanlığını yapıp toplaması gibi, Kevork bey de kalabalık sayıdaki Ermeni harfli Türk literatürünü topladı. Bu konuya Robert Anhegger gibi bazı araştırmacılar da katkıda bulunmuştur ve Türk edebiyatını aydınlatan birtakım önemli metinlerin Ermeni harfleri ile kaleme alındığı biliniyor. Üçüncü cildin muhtevası binlerce mezar taşı kadar arşivleri tetkik eden Kevork Pamukciyan’ın; İstanbul Ermenilerinin önde gelenleri ve Ermenilerin oturduğu semtler üzerindeki makalelerini ihtiva ediyor. Dördüncü cilt ise gene biyografilerden oluşacakmış.
Kevork Bey dilini çok iyi bilirdi; dinine de bağlıydı. Zaten patrikhaneye hayatını vakfetmesi bunu gösterir. Ama Türk edebiyatına ve diline de bağlılığı yazdıkları ile ortadadır. Saygıyla ve minnetle anıyoruz. Kevork Pamukciyan’ın bütün Türkçe ve hatta Ermenice eserlerinin çevrilerek yayını bir kazanç olacaktır. Aras Yayıncılık’ın bu faaliyeti tarihe soğukkanlı ve bilimsel yaklaşıma bir örnektir.
Ermeni Kaynaklarına Göre<br>İstanbul Mimarları  Ayda Uyar Ermeni Kaynaklarına Göre
İstanbul Mimarları
Mimar-İst Dergisi 01.04.2003
Yazar: Ayda Uyar
Başlık: Ermeni Kaynaklarına Göre
             İstanbul Mimarları
Yayın: Mimar-İst Dergisi
Tarih:  01.04.2003

Ermeni kaynaklarından yaptığı araştırmalarla Ermeni ve Türk tarihçiliğine katkılarda bulunmuş olan Kevork Pamukciyan'la (1923–1996), Türk okurları ilk kez Reşad Ekrem Koçu'nun yayınladığı İstanbul Ansiklopedisi sayesinde tanıştı. İlki 1944 yılında, ikincisi 1958 yılında olmak üzere iki kez yayınlanmaya başlanan ama iki yayını da tamamlanamayan bu ansiklopediye Pamukciyan, İstanbul’da yaşamış önde gelen Ermeni şahıslar ve aileler, İstanbul’da yayınlanmış Ermenice gazete ve dergiler, çeşitli ilçelerindeki Ermeni varlığı, Ermeni mezarlıkları, Ermeni okulları hakkında maddeler yazdı. Pamukciyan'ın ilk Türkçe makalesi ise 1956 yılında aylık dergi Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteninde yer aldı. Daha sonra aralarında Hayat Tarih Mecmuası, Türk Kültürü, Türk Tarih Kurumu Belleteni, Tarih ve Edebiyat Mecmuası, Tarih ve Toplum, İstanbul dergisi gibi çok sayıda süreli yayın ve Türk Dili ve Edebiyatı, Ana Britannica, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi gibi ansiklopedilerde yazıları yayınlandı. Kevork Pamukciyan'ın bütün bu yazıları, daha önce hiç yayınlanmamış birkaç yazısıyla birlikte Aras Yayıncılık tarafından konularına göre tasnif edilerek Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar üst başlıklı dört ciltte toplandı.
Yazarın otobiyografisi, dostları tarafından kaleme alınmış yazılar, Türkçe eserlerinin bibliyografyası ile başlayan İstanbul Yazıları başlıklı birinci ciltte, hanları, okulları, kiliseleri, mezarlıkları, depremleri, yangınları, salgın hastalıkları, dondurucu kışları ve sel baskınlarıyla İstanbul’un ve İstanbullu Ermenilerin tarihine ilişkin yazılar yer alıyor. Ermeni alfabesiyle Türkçe yazılmış şiirleri, destanları, kitapları, gazeteleri, halk hikâyelerini, resmi belgeleri tanıtan makaleler Ermeni Harfli Türkçe Metinler başlıklı ikinci ciltte bir araya geliyor. Zamanlar, Mekânlar, insanlar başlıklı üçüncü ciltte, Ermeni tarihçileri, devlet adamları, bilim adamları, sanatçıları, mimarları ve önde gelen Ermeni ailelerini anlatan biyografik makalelerin yanı sıra Erzincan, Osmaniye, İzmir ve Bursa gibi yerlerin tarihine ilişkin Ermeni kaynaklarından hazırlanmış yazılar Ermeni tarihçilerin Osmanlı tarihi hakkındaki eserlerini tanıtan makaleler ve Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Enver Paşa, Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk hükümdar ve devlet adamları hakkında, özellikle bunların Ermenilerle ilişkisi çerçevesinde kaleme alınmış yazılar yer alıyor. Pamukciyan tarafından Ermeni şahıslar hakkında çeşitli ansiklopediler için kaleme alınmış 350 biyografiyle, kitabın editörü Osman Köker'in Pamukciyan'ın muhtelif makalelerinde ismi geçen 2.500 kişi hakkında derlediği biyografik notları bir araya getiren Biyografileriyle Ermeniler başlıklı dördüncü cilt ise bir bakıma "Türkiye Ermenileri tarihinde kim kimdir" kitabı niteliğini taşıyor. Pamukciyan'ın araştırmalarında, tarih kitaplarından destanlara, gazete ve dergilerden hatıratlara, kilise kayıtlarından mezar taşı kitabelerine kadar Ermeni kaynaklarının kullanılması, Ermeniler hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamızı sağlamakla kalmıyor ortak tarihimiz, hatta doğrudan Türk tarihi hakkında daha fazla bilgilenmemizi, Türk kaynaklarında bulunmayan birçok bilgiye ulaşmamızı, Türk kaynaklarından öğrendiğimiz bazı bilgileri bu kaynaklarla sınamamızı ve değişik yönlerini fark etmemizi sağlıyor. Pamukciyan'ın yazılarında, elinizdeki derginin başlığına da uygun olarak "mimar"lar ve "ist"anbul konularının özel bir ağırlığı vardır. İki İstanbul ansiklopedisine çok sayıda yazı veren Pamukciyan'ın ilk Türkçe makaleleri de İstanbul konuludur: Darphane'nin Topkapı Sarayı avlusundaki binaya taşınmazdan önceki dönemini ortaya çıkaran "Darphane Ne Zamandan Beri Topkapı Sarayı Dâhilindedir?" (1956) ve "İstanbul’un Eski Darphanesinin 17. Asra Kadar Faaliyeti" (1957) başlıklı yazıları.
Kentte büyük hasara yol açan yangınlar ve depremler Pamukciyan'ın özel ilgi alanıdır. "İstanbul’un 1660 Yangını Hakkında Yeni Vesikalar", "Meğrili Patrik Istepannos'un 1660 İstanbul Yangını Tasvirnamesi", "Eremya Çelebi'ye Göre İstanbul’un 1660 Yangını" ve "1826 Yılı Hocapaşa Yangını Hakkında Bir Destan" başlıklı makalelerde İstanbul’un iki büyük yangınını Ermeni kaynaklarından aydınlatan Pamukciyan, Eremya Çelebi Kömürciyan'ın Badmutyun Hıragizman Gosdantnubolso: 1660 Darvo (İstanbul’un Yangın Tarihi: 1660 Yılı, İstanbul, 1991) adlı kitabını da yayına hazırlamıştır. İstanbul’un depremleri konusunda "Osmanlı Döneminde İstanbul Depremleri", "1766 Büyük İstanbul Depremi", "1766 Büyük İstanbul Depremi Hakkında Ermeni Harfli Türkçe Bir Destan", "Sarkis Sarraf-Hovhannesyan'a Göre İstanbul’un 1766 Büyük Depremi", "1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük Depremi" başlıklı makaleleri bulunan Pamukciyan, DB İstanbul Ansiklopedisi’nin "Depremler" maddesinin "Osmanlı Dönemi" bölümünü de kaleme almıştır.
İstanbul’a ilişkin kitapları bulunan Ermeni tarihçilerinden kaynak olarak yararlanan Pamukciyan, bu tarihçileri Türk okurlarına tanıtmakta da önemli bir rol oynamıştır. "İstanbul Tarihini Yazan Ermeniler" başlıklı makalede toplu bir döküm yapan Pamukciyan, Sarkis Sarraf-Hovhannes, Engürülü Apraham, Ğugas İnciciyan, Eremya Çelebi Kömürciyan, Kozmas Gomidas Kömürciyan hakkındaki ansiklopedi yazılarını da kaleme almıştır. "Ermenice Elyazma Bir Kaynağa Göre 18. Yüzyıl Sonlarında İstanbul Hanları" ve "1868'de Mevcut İstanbul Hanları" başlıklı makaleler, İstanbul’daki ticari hanların listesini vermesi ve yine bu türden listelerin bulunduğu Ermenice bazı kaynaklara atıfta bulunması bakımından "Sulumanastır Surp Kevork Kilisesi Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir?" ve "Kumkapı Patrikhane Kilisesi Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir?" başlıklı makaleler, bugün en önemli iki Ermeni kilisesinin Bizans dönemindeki Rum geçmişini ortaya koyması bakımından "Ermeni Hayırseverler Tarafından İstanbul’da Yaptırılan Sokak Çeşmeleri" başlıklı makale, Müslümanlarda yaygın olan hayır için çeşme yaptırma geleneğinin Ermenilerde de bulunduğunu göstermesi bakımından "Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul’un Şiddetli Kışları" başlıklı makale ise mevcut bilgilerimizi Ermeni kaynaklarından sınamamız bakımından Pamukciyan'ın önemli makaleleri arasında sayılabilir. Pamukciyan'ın bir katkısı da İstanbul’da faaliyette bulunan Ermeni mimarlara ilişkindir. Yirmiyi aşkın mimar hakkında ansiklopediler için kaleme aldığı biyografilere ek olarak şu makaleler de özel olarak anılmaya değer: "Kayserili Hassa Mimarı Hovhannes Amira Serveryan", "Hassa Mimarı Edirneli Agop Kalfa", "Balyan Ailesi ve Menşei", "Balyan Ailesi Kütüğü", "Mimar Sinan'la ilgili Bazı Açıklamalar", "Nuruosmaniye Camii'nin Mimarı Simeon Kalfa Hakkında", "Üsküdar'daki Selimiye Camii'nin Mimarı Kimdir?", "Foti Kalfa'ya Dair iki Kaynak Daha", "İzmit Saat Kulesinin Mimarı Kimdir?" ve "17. Yüzyıl İstanbul’unda Ermeni Asıllı Mimar ve Kalfalar."
Kevork Pamukciyan’ın kitaplarında geçen Ermeni ya da Ermeni asıllı mimarları, bilinen bazı eserleri veya hayatları hakkındaki kısa bilgilerle anmamız gerekirse şöyle bir döküm ortaya çıkıyor: 1891'de Sanayi-i Nefise Mektebi'nden ressam ve mimar diplomasıyla mezun olan, daha çok minyatür sanatçısı olarak tanınan Istepan Ağayan (1870–1937) Sultan III. Ahmed ve Sultan I. Mahmud'un saltanat dönemlerinde (1717–1735 yıllarında) saray-ı hümayun mimarı Araboğlu Hacı Melidon Kalfa 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Arakel Kalfa (öl. 1673) 19. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Garabed Kalfa Artinyan (öl. 1847) 1600–1630 sıralarında İstanbul’da faaliyette bulunan Divrikli Bolbolcu Asdvadzadur Kalfa Cebehane olarak kullanılmakta olan Aya irini Kilisesi'ni 1766 depreminden sonra onaran Kayserili Avak İzmit, Bahçecik ve İstanbul’da birçok bina inşa eden Bedros Kalfa Azaryan (öl. yaklaşık 1905) ve onun oğlu, Büyükada Vapur iskelesi'nin ve İzmit Saat Kulesi'nin mimarı Mihran Azaryan (1876–1952) Tepebaşı'ndaki Şehir Tiyatrosu ve Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu binaları, Fener'deki Bulgar kilisesi, Cibali Tütün Fabrikası, Sanasaryan, Gülbenkyan, Topalyan ve Katırcıoğlu Hanlarının mimarı Hovsep Aznavor (1854–1935) 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti emrinde mimar olarak faaliyette bulunan Hovhannes Efendi 1700 tarihlerinde İstanbul’da faaliyette bulunan hassa mimarı Bali Kalfa 1650'lerde İstanbul’da bulunmuş olan bir başka Bali Usta birçok ünlü mimar çıkan Balyan ailesinin babaları, Kayseri'nin Derevank köyünden hassa mimarı Merametçi Bali Kalfa (öl. 1803) bugünkü Beyazıt Yangın Kulesi'ni inşa eden hassa mimarı Senekerim Balyan (öl. 1835) Sarayburnu'nda 1875'te yanan Sahilsarayı, Eski Çırağan Sarayı, Eski Dolmabahçe Sarayı, Eski Beylerbeyi Sarayı, Arnavutköy Valide Sahilsarayı, Defterdar Sahilsarayı, Nusretiye Camii, Selimiye Kışlası, Davutpaşa Kışlası, Darphane, Aynalıkavak Kasrı, eski Beyazıt Yangın Kulesi ve Sultan II. Mahmud Bendi'ni inşa eden hassa mimarı Krikor Amira Balyan (1764–1831) Dolmabahçe Sarayı, Salıpazarı Sahilsarayı, Çırağan Sarayı, Ortaköy Camii, Eyüp'te Çifte Saraylar, Harbiye Mektebi, Yıldız'da Eski Köşk, Yeşilköy'de Hünkâr Köşkü, II. Mahmud Türbesi, Abdülmecid Türbesi, Bahçeköy Valide Bendi, Bakırköy Dokuma Fabrikası, Zeytinburnu Fabrikası, İzmit Hünkâr Köşkü, İzmit Çuha Fabrikas'ı, Hereke Fabrikası'nı inşa eden hassa mimarı Garabed Amira Balyan (1800–1866) Beylerbeyi Sarayı, Tokat Köşkü, Koşuyolu'nda Valide Sultan Köşkü, Aksaray Valide Camii'ni inşa eden hassa mimarı Hagop Balyan (1838–1875) minyatür ressamı olarak da tanınan hassa mimarı Simon Balyan (öl. 1894) Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı, Çağlayan Kasrı, Aksaray Valide Camii, Harbiye Nezareti (şimdi İstanbul Üniversitesi), Tokat Kasrı, Hekimbaşı Çiftliği Köşkü, Yıldız ve Muayede Kasrı, Validebağı Köşkü, Ayazağa Kasrı, Topkapı Sarayı'nda Mecidiye Kasrı, Zincirlikuyu Kasrı, Küçükçekmece Hünkar Kasrı, Galatasaray Lisesi, Kasımpaşa'da Divanhane (Bahriye Nezareti), Kalender Köşkü, Gümüşsuyu Kışlası, Maçka Kışlası, Beşiktaş'ta Akaretler, İzmit’te Sultan Çiftliği Binası'nı inşa eden hassa mimarı Sarkis Balyan (1835–1899) Dolmabahçe Sarayı'nın Muayede Salonu ve iki merasim kapısı, Ortaköy Camii, Ihlamur Kasrı, Küçüksu Kasrı, Tophane Saat Kulesi'ni inşa eden hassa mimarı Nigoğos Balyan (1826–1858) son Osmanlı saray mimarı Levon Balyan Kumkapı Surp Asdvadzadzin Kilisesi'nde Patrik Nerses Başpiskopos Varjabedyan'ın lahtini yapan ve Dolmabahçe Saat Kulesi'ni inşa eden hassa mimarı ve heykeltıraş Bali Balyan (1835–1911) 13. yüzyılda Tokat'taki Tozanlı nehri üzerinde bir köprü inşa eden Boğos Ani'deki birçok kilisenin mimarı, 989 depreminde yıkılan Ayasofya'nın kubbesini onaran Anili mimar Dırtad 1648'de Varak'taki Surp Haç Manastırı'nı onaran Diradur 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Kayserili Düğünci Kalfa (öl.1712) hassa mimarı ve saray ressamı Kapriyel Mıgırdiçyan (1857–1941) Krikor Amira Balyan'la birlikte Ermeni Patrikhanesi'nin yeniden inşa projelerini hazırlayan hassa mimarı Hacı Garabed (Devlet) Kalfa (öl. 1850) 1863–1873 yıllarında Ayasofya Camii’nin çevre duvarlarını inşa eden hassa mimarı Senekerim Kalfa Garabedyan (1817–1892) 1782'deki yangında harap olan Samatya'daki Surp Kevork Kilisesi'ni 1804 yılında Minas Kalfa'yla birlikte yeniden inşa eden hassa mimarı Hagop Amira Güllabyan mimar ve araştırmacı Prof. Levon Güreğyan (1869–1950) 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Haçadur Balat'taki Surp Hıreşdagabed Kilisesi'nin 1628 yılı onarımını Musa Kalfa'yla birlikte yapan Haçer Kalfa 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Hıdır Kalfa 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan mimarlardan Hüdaverdi Kalfa 18. yüzyılda Urfa'da beş cami inşa eden Istepannos aslen Kayseri'nin Derevank köyünden Merametçi Kalust Kalfa (öl. 1779) babasının inşa etmeye başladığı Hoca Hanı'nı 1660 yangınından sonra tamamlayan Krikor Çelebi 15951603 yıllarında Sultan III. Mehmed'in hassa mimarı Krikor Kalfa 915–921 yıllarında Ahtamar'daki Surp Haç Kilisesi'ni inşa eden Manuel Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi'nin Gülbenkyan Pavyonu'nu inşa eden Krikor Melidosyan (1845–1914) hassa mimarı ve saray ressamı Mıgırdiç Kapriyel Mıgırdiçyan (1857–1941) 1782 yangınında harap olan Samatya'da Surp Kevork Kilisesi'ni 1804 yılında Kayserili Hagop Amira Güllabyan'la birlikte yeniden inşa eden hassa mimarı Minas Kalfa 1628'de Balat'taki Surp Hıreşdagabed Kilisesi'ni Haçer Kalfa'yla birlikte onaran Musa Kalfa Çırağan ve Beylerbeyi saraylarının projelerini çizen ve inşaatlarına nezaret eden, Ortaköy'deki tiyatro binasının, 1886'da yeniden onarılan Samatya'daki Surp Kevork Kilisesi'nin ve eskiden Karaköy'deki Ziraat Bankası'nın yerinde bulunan Hallaçyan Hanı'nın mimarı Bedros Nemtzeyan (1830–1893) 7. yüzyılda Zıvartnots Kilisesi'ni inşa eden Ohan, 17. yüzyıl sonunda İstanbul’da faaliyette bulunan Palulu hassa mimarı Kapriyel Palakyan 1718'de vuku bulan yangın sonrasında hassa mimarlarından Melidon Araboğlu ile birlikte Patrikhane Kilisesi'ni onaran, 1727'de Üsküdar'daki Surp Garabed Kilisesi'ni temelden onaran, 1731'de yanan Galata'daki Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'ni ertesi yıl yeniden inşa eden Kayserili hassa mimarı Sarkis Kalfa (öl. 1740'a doğru) Ermeni Patrikhanesi (1819), Üsküdar Surp Haç Kilisesi, Hasköy Surp Istepannos Kilisesi, Yedikule Ermeni Hastanesi ve Kuzguncuk Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi'nin mimarı, Dolmabahçe Sarayı'nın mimarlığını Garabed Balyan'la birlikte yapan hassa mimarı Hovhannes Amira Serveryan (1786–1858) hassa mimarı Hovhannes Amira Serveryan'ın oğulları, hassa mimarı Harutyun Serveryan (1822–1889), Istepan Serveryan (1824–1891) ve Krikor Serveryan (öl. 1864) aslen Kayseri'nin Ağırnas köyünden bir Ermeni olup Yavuz Sultan Selim döneminde (1512–1520) devşirilen hassa mimarbaşısı Koca Sinan (1490?-1588) 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan ve 1690-1692'de patrik kaymakamlığı makamında bulunan Şahin Kalfa 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Şirin Kalfa 1660 İstanbul yangınında, inşa etmekte olduğu handa ölen Koca Tavit 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Arzuman Kalfa Tosunents 17. yüzyılda faaliyette bulunan Vartan Kalfa 1414–1424 yıllarında Çelebi Mehmed tarafından Bursa'da inşa ettirilen Yeşil Cami ve Türbe'nin mimarı Yeğyazar Kalfa muhtemelen Beylerbeyi Camii'nin inşasında da görev alan hassa mimarı Edirneli Koca Hagop Kalfa Yeğyazaryan (yaklaşık 1745–1803) 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Zakarya Kalfa yüksek mimar Berç Zarter (öl. 1983) 17. yüzyılda İstanbul’da faaliyette bulunan Kayserili Zümbül Kalfa.
Nadir Bir İstanbul Yazarı  Celal Üster Nadir Bir İstanbul Yazarı Radikal Gazetesi 28.03.2003
Yazar: Celal Üster
Başlık: Nadir Bir İstanbul Yazarı
Yayın: Radikal Gazetesi
Tarih:  28.03.2003

Aras Yayıncılık, Ermeni kaynaklarına dayanarak gerçekleştirdiği araştırmalarla Ermeni tarihçiliğine olduğu kadar Türk tarihçiliğine de önemli katkılarda bulunmuş olan Kevork Pamukciyan'ın (1923-96) Türkçe makalelerini kitaplaştırdı. Yazılar, Osman Köker'in yayın yönetmenliğinde, Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar üstbaşlığı altında dört ciltte toplandı.
Bugüne değin yayımlanan ilk üç cildin birincisi, İstanbul Yazıları başlığını taşıyor ve Pamukciyan'ın İstanbul tarihi üzerine yazılarının yanı sıra, yazarın özyaşamöyküsünü, yazarla ilgili değerlendirme ve anıları, fotoğraf albümünü ve Türkçe makale ve ansiklopedi maddelerinin bir listesini içeriyor. Ermeni Harfli Türkçe Metinler başlıklı ikinci ciltte, Pamukciyan'ın, Ermeni alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine yazıları yer alıyor. Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar başlığını taşıyan üçüncü ciltte, daha çok İstanbul dışındaki yerlerin tarihine ilişkin yazılar ile çeşitli yaşamöyküleri sunuluyor.
Haziran ayında yayımlanacak olan Biyografileriyle Ermeniler başlıklı dördüncü cilt ise, biraz farklı bir tarzda hazırlanmış. Bu ciltte, Pamukciyan'ın, İstanbul Ansiklopedisi, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi ve Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'de yazmış olduğu, tanınmış Ermenilerin yaşamöyküleri bir araya getirilmiş.
Pamukciyan'ın uzun yıllar boyunca kaleme almış olduğu yazıları bir araya getiren bu dört ciltlik yapıt, Osmanlı Devleti, Anadolu ve İstanbul'da yaşamış Ermeniler konusunda sunduğu ayrıntılı ve değerli bilgilerle, tarih alanında çok önemli bir başvuru kaynağı oluşturuyor. Pamukciyan'ın, özellikle İstanbul kentiyle ilgili yazılarını yeniden okurken, yeni yeni romanlara, öykülere kaynak sağlayacak çok ilginç bilgilerle karşılaşıyorsunuz. Onun, İnciciyan'la, Eremya Çelebi'yle, İstanbul depremleriyle, kentin çeşitli semtleri ve hanlarıyla, Balyan ve Dadyan aileleriyle ilgili yazılarını okurken, nadir bir İstanbul yazarıyla karşı karşıya olduğunuzu fark ediyorsunuz.
Araştırmaya Adanmış Bir Ömür  Ayda Uyar Araştırmaya Adanmış Bir Ömür Tarih ve Toplum Dergisi 01.02.2003
Yazar: Ayda Uyar
Başlık: Araştırmaya Adanmış Bir Ömür
Yayın: Tarih ve Toplum Dergisi
Tarih:  01.02.2003

Kevork Pamukciyan Kayserili Ermeni bir ailenin çocuğu olarak 23 Şubat 1923’te Üsküdar’ın İcadiye Mahallesi’nde doğdu. Babası Hacı Mikayel Pamukciyan (1873-1970) 1890’da İstanbul’a gelerek Osmanlı döneminde kumaş ticareti, Cumhuriyet dönemindeyse kâtiplikle uğraşmıştı. Annesi Hacı Nazeli-Hacıgül Pamukciyan da Kayseriliydi ilk eşi Dr. Toros Nazlıyan’ı ve kentin Ermeni cemaatinin ileri gelenlerinden olan babası Hacı Mardiros Efendi Lusararyan’ı (1860-1915) Tehcir’de kaybetmişti.
İlkokulu Üsküdar’daki Nersesyan-Yermonyan Ermeni Okulu’nda bitiren Pamukciyan, daha sonra Kadıköy’deki Saint Joseph Fransız Koleji’ne girerek burada 10. sınıfa kadar okudu.
Kevork Pamukciyan’ın ilk yazısı 1943 yılında Nor Lur (Yeni Haber) gazetesinde yayınlanan “Kaspar Bey Sıkhnabyani Masin” (Kaspar Bey Sinabyan Hakkında) başlıklı makaledir. Aynı gazetede Prof. Kirkor Kömürciyan hakkında da bir yazısı yayınlanan Pamukciyan’ın bu yıllarda giriştiği önemli bir araştırma da Üsküdar Ermeni Mezarlığı’nda bulunan mezar taşı kitabelerinin derlenmesidir (1942-1945). Pamukciyan daha sonra, 1949’da Edirnekapı ve 1950-1956 yılları arasında Balıklı Ermeni mezarlıklarındaki, toplam iki bin kadar eski ve önemli mezar taşı kitabesini, 1950’den itibaren de İstanbul’daki on kadar Ermeni kilisesinin vaftiz ve vefiyat kayıtlarını derlemiştir. 1947-1952 yılları arasında yayımlanan haftalık Carakayt (Işın) gazetesinde 1949 yılından itibaren yazıları görülmeye başlayan Pamukciyan kısa sürede bu derginin sürekli yazarları arasına katılmış ve elli kadar yazısı yayınlanmıştır.
Kevork Pamukciyan’ın Türk okurları tarafından tanınması Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’yle olmuştur. Popüler tarihçiliğin önemli isimlerinden olan Koçu İstanbul Ansiklopedisi’ni yayınlamaya iki kez girişmiştir. Bunlardan birincisi büyük boy fasiküller halinde Kasım 1944’te yayınlanmaya başlamıştır. Bu ansiklopedide yer alan Ermenilere ilişkin bazı maddelerdeki hataları fark eden Pamukciyan, Koçu’ya başvurarak yardımcı olabileceğini belirtmiş ve 1950 yılından itibaren düzenli olarak yazı vermeye başlamıştır. Ansiklopedi 1952 yılında maddi sebeplerle yayınını durdurmuşsa da Koçu başka mali kaynaklar bularak Temmuz 1958 tarihinde daha küçük boyda ve yine fasiküller halinde ansiklopediyi yeniden yayınlamaya başlamıştır. Kevork Pamukciyan bu ikinci dönemin başından itibaren ansiklopedinin yazı kadrosunda yer almıştır. 1965 yılına kadar düzenli olarak yazı veren Pamukciyan kendi ifadesiyle “bazı maddelerin tamamen dışarıda bırakılmasından, bazılarının ise kuşa çevrilmesinden dolayı, diğer taraftan hariçte hazırlanmakta olan Ermenice eski baskılara ait çok etraflı bir bibliyografyaya devamlı yardımda bulunduğu için” yazılarına ara vermiş, ansiklopedi de 1973 yılında henüz G harfindeyken yine maddi nedenlerle yayınını sona erdirmiştir. Pamukciyan’ın İstanbul Ansiklopedisi’ne yazdığı üç yüzü aşkın maddenin konuları şunlardır: Önemli Ermeni şahıslar ve aileler, İstanbul’da yayınlanan Ermenice ve Ermeni harfli Türkçe gazete ve dergiler, çeşitli ilçelerdeki Ermeni varlığı, Ermeni mezarlıkları, Ermeni okulları vb.
Kevork Pamukciyan’ın Türkçe ilk makaleleri Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni’nde yayımlanmıştır. Bu dergide 1956-1958 yıllarında yayımlanan dört makalenin ikisi Beyazıt’ta ve Topkapı Sarayı avlusunda bulunan eski darphaneler, diğer ikisi ise 1660 yılında İstanbul’da meydana gelen büyük yangın hakkındadır. 1958 yılından itibaren Türkçe yazılarını yukarıda değindiğimiz gibi İstanbul Ansiklopedisi’nde yoğunlaştıran Pamukciyan Ermenice gazete ve dergilerde yazmaya uzun yıllar devam etmiştir. Pamukciyan’ın makalelerinin yayımlandığı Ermenice süreli yayınlar şunlardır: Asdğapert (Yıldız Kalesi), Hayasdani Goçnag (Ermenistan Çanı, New York’ta, kırka yakın makalesi yayımlanmıştır), Aysor (Bugün, Paris’te), Dzirani Kodi (Gökkuşağı, Boston’da) Şoğagat (Işık Damlası), Jamanak (Vakit), Marmara, Ayk (Şafak), Lıraper (Haberci), Sovedagan Hayasdan (Sovyet Ermenistanı, Erivan’da), Kulis, Baykar (Mücadele), Surp Pırgiç, Yerçanik (Mutlu) salnamesi, Şoğagat (Işık Damlası), Sion (Kudüs), Pazmaveb (Venedik), Armaş (Montreal), Panper Hamalsarani (Üniversite Habercisi, Erivan’da), Badma-Panasiragan Hantes (Tarih-Felsefe Dergisi, Erivan’da), Lıraper Hasaragagan (Toplumsal Haberci, Erivan’da).
1953’te Kültürel Araştırmaları Teşvik Cemiyeti’nin kurucuları arasında bulunan ve 1961’de Türkiye Ermenileri Patrikhanesi’nin kuruluşunun 500. yıldönümü şerefine düzenlenen konferansa katılan Pamukciyan, 1967’den itibaren Patrikhane’de görev alır. Burada, 1967-1977 arasında kütüphane idareciliği, 1977-1982 arasında genel sekreterlik yapar 1982’de emekli olduktan sonra da fahri olarak kültür işleri danışmanlığı görevini sürdürmeye devam eder. 1968-1978 yılları arasında önce Şoğagat dergisinin, sonra da Patrikhane salnamesinin editörlüğünü yürütür.
1976’da İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü’ne, 1983’te ise Hollanda’nın Leiden şehrindeki Uluslararası Ermeni Araştırmaları Birliği’ne üye seçilen Pamukciyan, Beyrut’ta yayımlanan Şirag dergisinin hazırlamakta olduğu, ancak derginin yayınının sona ermesiyle gerçekleşemeyen “Kevork Pamukciyan Özel Sayısı” için kaleme aldığı 26 Temmuz 1992 tarihli otobiyografisinde bildiği dilleri şu şekilde sıralamıştır: “Ermenice ve Türkçeye çok iyi, Fransızca ve İngilizceye iyi, İtalyancaya kâfi derecede vakıfım. Orta düzeyde Almanca ve Romence, bundan biraz daha az Yunanca, İspanyolca ve Portekizce bilirim. Rusçayı okuyabilmekle birlikte çok az bilirim.”
İstanbul Ansiklopedisi’ne yazmayı kestiği yıllardan itibaren yeniden Türkçe dergilere yazı vermeye başlayan Pamukciyan’ın 1980’li yıllara dek yazıları daha çok Hayat Tarih Mecmuası’nda ve Tarih ve Edebiyat Mecmuası’nda yer almıştır. Birbirinin devamı niteliğinde olan bu iki derginin de yayıncısı, Pamukciyan’ın Saint Joseph’teki hocalarından Şevket Rado’dur. Cahit Öztelli’nin 1976 yılında çıkan Uyan Padişahim adlı derleme kitabına Ermeni harfli Türkçe destanlarla katkıda bulanan Pamukciyan, yine bu dönemde Sıvas Folkloru, Halk Kültürü, Folklor ve Etnografya Araştırmaları başlıklı dergi ve yıllıklara da genellikle Ermeni harfli Türkçe metinleri tanıtan makalelerle katkıda bulunmuştur.
1980’li yıllardan itibaren Kevork Pamukciyan’ın Türkçe makalelerinin çok büyük bir kısmı Tarih ve Toplum dergisinde yayımlanmıştır. Pamukciyan’ın ilk yazısına derginin 1984 Ocak ayında yayına başlamasından çok kısa bir süre sonra rastlarız. Talat Tekin’in kaleme aldığı “Çeşitli Alfabelerle Türkçe Yazılar” başlıklı dizinin Nisan 1984 tarihli 4. sayıda yer alan bölümü “Ermeni Alfabesiyle Türkçe” başlıklıdır. Hemen iki ay sonra Pamukciyan’ın bir okuyucu mektubu yayınlanır, makaledeki bazı hataları düzeltmekte ve ek bilgilerle katkılarda bulunmaktadır. 11. sayının “Okuyucu Mektupları” sayfasında ise üç ayrı makale hakkında birer paragraflık eleştiri/katkılarının yer aldığı bir notu yayımlanır. 1985 yılı içinde 13. sayıda yer alan “Botanist ve Dilci Armenak Bedevyan”, 16. sayıda yer alan “Dilci Artin Hindoğlu Hakkında” ve 17. sayıda yer alan “Dr. Mikayel Resden ve Dokuz Dildeki Tıp Sözlüğü” başlıklı makaleleriyle artık derginin düzenli yazarları arasına girmiştir. Bu tarihten itibaren Tarih ve Toplum’un her cildinde ya kapsamlı bir makalesine ya kısa okuyucu mektubuna ya da bir kitabiyat yazısına rastlamak mümkündür. Tarih ve Toplum’da yayımlanan kapsamlı makaleleri arasında özellikle şunları zikretmek gerekir (yayınlandığı sayı ve yıl parantez içinde verilmiştir):
“Ermenice Yazma Bir Kaynağa Göre Bursa’nın 1855 Yılı Büyük Depremi” (31/1986), “Kayserili Zartaryan Ailesi ve Kevork Zartaryan Efendi” (34/1986), “Kayserili Karakoçyan Ailesi ve Ünlü Hukuk Bilgini Sarkis Karakoç Efendi” (37/1987), “Ünlü Hassa Ressamı Rapayel ve Eserleri” (40/1987), “Mizahi Hayal Gazetesinin Ermeni Harfli Türkçe Baskısı” (42/1987), “Doğumunun 200. Yıldönümünde Kayserili Hassa Mimarı Ohannes Amira Serveryan” (46/1987), “Divrikli Noradunkyan Ailesi ve Kapriyel Noradunkyan Efendi” (49/1988), “Doğumunun 350. Yılında Eremya Çelebi Kömürciyan” (54/1988), “İzmir’in Büyük Yer Sarsıntıları” (70/1989), “200 Yıl Önce Vuku Bulan İstanbul’un En Büyük Sel Felaketi” (71/1989), “Hassa Mimarı Edirneli Agop Kalfa” (72/1989), “Osmanlı Döneminde İstanbul Sergilerine Katılan Ermeni Ressamlar” (80/1990), “Reşad Ekrem Koçu’dan Hatıralar” (83/1990), “Rahmetli Dedem Rıf’atlû Hacı Mardiros Efendi Lusararyan” (85/1991), “İstanbul Tarihini Yazan Ermeniler” (89/1991), “Doğumunun 125. Yıldönümünde Petrol Kralı Kalust Bey Gülbenkyan” (130/1994), “1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük Depremi” (132/1994), “Ölümünün 100. Yılında Hilal-i Ahmer Kurucusu Dr. Dikran Paşa” (134/1995), “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni Nüfusu” (142/1995), “Camcioğlu Ermeni Tercümanlar Ailesi” (143/1995).
Yayına başladığı 1993 yılından itibaren Müteferrika dergisinde de Ermenice ve Ermeni harfli Türkçe kitaplar hakkında makaleleri düzenli olarak yer alan Pamukciyan’ın, yazılarının yer aldığı Türkçe diğer dergi ve gazeteler şunlardır: Tarih Konuşuyor, Orman ve Av, İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü Bülteni, Türk Folkloru-Belleten, Türk Tarih Kurumu Belleteni, Varia Turcica, Şehir, Cumhuriyet, Arredamento-Dekorasyon, Yeni Yüzyıl, Söz, İstanbul.
Pamukciyan ayrıca, 2. baskısını yayıma hazırladığı Eremya Çelebi Kömürciyan’ın İstanbul Tarihi: 17. Asırda İstanbul (1988) adlı kitabına “Önsöz”, “Kömürciyan Ailesinin Seceresi” ve kitabın çevirmeni Hrand Der Andreasyan’ın biyografisiyle Cosimo Comidas de Carbognano’nun 18. Yüzyılın Sonunda İstanbul kitabının Türkçe basımına (1993) yazarın biyografisiyle katkıda bulunmuştur.
Kevork Pamukciyan’ın yukarıda değindiğimiz Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi dışında katkıda bulunduğu ansiklopediler arasında Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1983-87), AnaBritannica (1988-1990) ve Türk Musikisi Ansiklopedisi (1974) ve Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi (1993-1994) de bulunmaktadır. Pamukciyan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nde Türkçe ya da Ermeni harfli Türkçe eserler veren Ermeni âşık, şair ve yazarlar hakkında maddeler kaleme almıştır. AnaBritannica’ya Ermeni şahıslar hakkında biyografilerle yaptığı katkılar bu ansiklopedinin yayın kuralları gereği imzasız yer almış Yılmaz Öztuna’nın Türk Musikisi Ansiklopedisi’ne Ermeni besteciler hakkında yaptığı katkılar nedeniyle ise adı çevirmen olarak geçmiştir. Tarih Vakfı-Kültür Bakanlığı yayını Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’ne yazdığı yazılar, İstanbul Ermenilerinin tarihini aktardığı “Ermeniler” maddesi, “Depremler” maddesinin “Osmanlı Dönemi” bölümü ve “Amiralık” maddesi gibi birkaç madde dışında yine önde gelen Ermeni şahıslar hakkında biyografilerdir.
Pamukciyan’ın yayımlanmış Ermenice çalışmaları arasında şunlara özellikle değinmek gerekir: “Agıntsi Hin Kertasdanner u Temker” (Eğinli Eski Aileler ve Simalar, Toros Azadyan’ın Agın [Eğin] adlı çalışması içinde, 1956) Şoğagat (1970’ten itibaren yıllıkların hemen bütün yazıları Pamukciyan tarafından kaleme alınmıştır) “Madenakidutyun Hanrabedagan Hisnamya Şırçani İstanbulahay Kırki” (Cumhuriyet’in 50 Yılında İstanbul’da Ermenice Kitaplar Bibliyografyası, Şoğagat 1976-1978 yıllığı içinde) Hagop Nalyan Badriark (1706-1764) Giyankı, Kordzerı yev Aşagerdnerı (Patrik Hagop Nalyan: Hayatı, Faaliyetleri ve Öğrencileri, 1981) Hovhannes Badriark Golod (1678-1741) yev ir Aşagerdnerı (Patrik Hovhannes Golod ve Öğrencileri, 1984) Badmutyun Hıragizman Gosdantnubolso: 1660 Darvo (Eremya Çelebi Kömürciyan’ın 1660 Yılı İstanbul Yangını Tarihi’nin notlandırılarak yayına hazırlanması, 1991).
Aslında Kevork Pamukciyan’ın bibliyografyalarda görünmeyen katkıları da kendi imzasıyla çıkan yazıları kadar önemlidir. Ermenice bilmeyen, Ermeni tarih ve kültürüne vakıf olmayan tarihçiler, gazeteciler ve yayıncıların bu konularda ilk başvuru kaynağı Pamukciyan olmuştur. Sadece Türkiye’den değil dünyanın başka yerlerinden de araştırmacıların sık sık ziyaret edip bilgi aldığı Pamukciyan’ın çalışmalarının önemli bir kısmı bu kişilere malzeme toplamakla geçmiştir. Onlarca kitap, makale, tezin sunuş yazısında bu katkılar için teşekkür ifadesi yer almaktadır.
Kevork Pamukciyan 23 Eylül 1996 tarihinde vefat ettiğinde geride bir kısmı yayına hazır bir kısmı ise tamamlanmamış birçok çalışma bırakmıştır.
İstanbul’un Taşına Bak  Nihat Ateş İstanbul’un Taşına Bak Eski Dergisi 01.01.2003
Yazar: Nihat Ateş
Başlık: İstanbul’un Taşına Bak
Yayın: Eski Dergisi
Tarih:  01.01.2003

Bir yılı daha bitiriyoruz, Seviyorum "yeni" gelen yılları...
Ve şimdi bu satırları Aralık ayının bir yarı gecesinde, saat 2.30 sularında yazıyorum. Bir yıl daha bitiyor demek. Olsun. Yenisi başlıyor. Dergimizin Mart 2002 sayısında paylaşmaya çalışmıştım sizlerle bu duygularımı. Daha çok da yaşadığım bir ajanda pazarlığını anlatarak. Zaman geçiyor. Geçerken birikiyor ve tarih oluyor. Belki de son on yılın olup olmadığı, yaşanıp yaşanmadığı en tartışılan kavramı "tarih" yaşadığımız son on yılın sonunda geri dönüyor. Tarih dönerken, işlevini yerine getiriyor ve postmodernizmin hayhuyu içinde unuttuğumuz zamanı bize haıırlatıyor...
Bir yıl bitiyor... Kafka, dünyanın en büyük sorununu, onun "köhnemişliği"nde buluyordu. Köhnemiş bir dünyanın kopyasını yaratmayı amaçlamıştı. Bu köhnemişliğini ona göstererek intikam almayı düşündü. Çocukların oynadığı ya da çocukken hepimizin oynadığı garip bir oyun vardır. Karşımızdakinin hareketlerini ve sözlerini yansılar, onunla dalga geçeriz. Kafka, yarattığı acı ve köhne dünyayı, dünyaya tutarak onu yansılarken, ne büyük bir acıyı buruk bir ironiye çeviriyordu. O, gerçek bir köhne dünyaya, yine gerçek başka bir köhne dünya yarattı ve ona gülemiyoruz. Kafka’nın "köhne"ye karşı koyuş yöntemi buydu... Bir yıl bitiyor, ben Kafka'yı düşünüyorum. Kafka'nın yarattığı tarihi...
Gece bitiyor. Sabaha doğru evriliyor. Kafka'dan çok farklı bir coğrafyada, iliklerine dek bir aydınlanmacı büyük şair, belki de 1901 gecesinin sabaha dönen sularında, başka bir köhnemişliğe karşı çığlıklarını fırlatıyor, içindeki öfkesiyle birlikte, insanın güzel geleceğine inancını diri tutmaya çalışıyordu. Onun yöntemi Kafkanınki ile benzeşmese de, attıkları çığlıkların tonları hemen hemen aynıydı. "Sis", köhnemiş bir kentin üzerine alabildiğine abanmış, kent ve üzerine abanan sis öylesine birbirine sarılmış. Sanki birbirlerini yıllarca görmemiş iki sevgili gibi hasretle kucaklaşmış olmaları şairi çileden çıkarıyordu. Sis de köhneydi, kent de...
Ey şatafatın, gösterişin beşiği ve mezarı
Doğu’nun öncesiz alımlı kraliçesi
Ey kanlı sevgileri tiksinip titremeden
Zevke düşkün göğsünde besleyip büyüten
Ey, Marmara’nın mavi kucağında
Ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı kitle…
Ey köhne Bizans, ey koca bunak büyücü,
Ey bin kocadan artakalan el değmemiş dul…

Tanrım diyorum bu kadar cisimleşebilir mi bir acı? Bir yıl bitiyor ve benim odama tarih geri dönüyor. Kafka ve Tevfik Fikret ile birlikte.
Sonra kitaplığıma dönüyor bakışlarım. Sanatçılar içinde bulundukları dünyaya, köhnemişliğe karşı çıkarken "yeni"yi özlüyorlardı. Ama akan zamana onlar kadar dulular dünyasından bakmayıp, dolaylarını bir hale gibi örtüp giden zamana gözlerini tıpkı şimdi benim kütüphaneme diktiğim gibi dikmiş, an an bakan "tarihçileri" düşünüyorum. O soğukkanlı bakışlarına imreniyorum. Onların büyük bir sabırla insanların işleyip yarattığı tarihe bakışlarındaki eleştirel uzaklığa, mesafeye imreniyorum.
İçimden öyle geliyor. Elim, büyük Ermeni tarihçisi Kevork Pamukciyan’ın kitabı İstanbul Yazıları’na gidiyor. O, bütün bu köhnemişlik içinde, kentine, insanına, halkına bakıyor. Kitabının üst başlığı "Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar" adını taşıyor. Pamukciyan, bu toprakların görüp göreceği belki de en büyük aydın kırımını nasıl anlatıyor: "Balkan Savaş'ında (1912–1913) (Tevfik Fikret'in Sis'i yazmasının üzerinden henüz on bir yıl geçmiş, şair bilinci olabilir mi? N. A) ilk defa Ermeniler de askere alınmışlardır. 1915’te (Fikret bu yıl ölmüştü!) Alman hükümetinin direktifi ile Ermeni tehcirinin başlamasından birkaç ay önce 24 Nisan gecesi, 250 kadar Ermeni fikir adamı ve sanatkâr tevkif edilerek Sirkeci’ye gönderilmiş ve oradan bir gemiye bindirilerek İzmit’e naklolunmuşlardır. Buradan da trene bindirilerek Çankırı’ya ve Ayaş’a sürülmüşlerdir. Bunlardan bazıları bilhassa halife Abdülmecit Efendi’nin şefaati ile geri dönmüşlerdir. Diğerlerinin akıbeti meçhul kalmıştır. (s. 9)”
Şiddet, yaşandığı zaman dilimi içinde kalıp biter mi? Yoksa kuşaktan kuşağa geçer ve tarihin bir aşamasında yaşanan şiddet yüzyıllar sonra acısını daha çok mu duyurur? Bence ikincisi. Pamukciyan’ın soğukkanlılığına bakıyorum onun gözleriyle. O bir tarihçi.
Akıbeti bilinmeyen ama ne olduğu çok iyi bilinen bu sanatkârlardan birinin öykülerine uzanıyorum… Kirkor Zohrab Efendi’nin öykülerine. Acı Tevfik Fikret’in şiirindeki kadar cisimleşiyor, içimde ikinci bir ben oluyor. İstanbul Yazıları’na dönüyorum sonra. Ermeni tarihçilerinin biriktirip Pamukvciyan’a kadar aktardıklarını okuyorum onun kaleminden… Galata Kulesi’nin altındaki Cenvizlerin açtıkları dehlizleri izliyorum. (s.53) Bu dehlizlerdeki odaların içlerini geziyorum. Ve hâlâ bu köhne kentin eski bir semtinde yapılan her kazıdan onun için bir sır, bizim içinse yepyeni bir kapıyı aralayan bir bilginin ipucu olarak yepyeni bir kalıntının buluşunu daha iyi hissedip anlıyorum.
Bir yıl bitiyor odamda…
Tarih geri dönüyor, ne güzel!
Kevork Pamukciyan’ın İstanbul’u  Ayda Uyar Kevork Pamukciyan’ın İstanbul’u İstanbul Dergisi 01.01.2003
Yazar: Ayda Uyar
Başlık: Kevork Pamukciyan’ın İstanbul’u
Yayın: İstanbul Dergisi
Tarih:  01.01.2003

İstanbul'un ve İstanbullu Ermenilerin tarihi üzerine birçok araştırması bulunan Kevork Pamukciyan'ın (1923–1996) Türkçe makaleleri ve ansiklopedi yazıları Ermeni Kaynaklarından Tairhe Katkılar başlığı altında dört ciltte toplanıyor. Dizinin, İstanbul Yazıları başlığını taşıyan ilk cildi geçtiğimiz aylarda yayımlandı. İlk yazısı 1943 yılında Ermenice Nor Lur (Yeni Haber) gazetesinde yayımlanan Pamukciyan'la Türk okurları olarak tanışmamız İstanbul Ansiklopedisi’yle oldu. Tamamlanması halinde 30 cildi aşacak olan İstanbul Ansiklopedisi, popüler tarihçiliğimizde önemli bir yere sahip olan Reşad Ekrem Koçu'nun, 1944–1952 ve 1958–1973 yıllarında iki kez giriştiği ama tamamlayamadığı bir projeydi. İki yayın döneminde de yazarları arasında yer alan Pamukciyan bu ansiklopedi için, önemli Ermeni şahısların ve ailelerin biyografilerinin yanı sıra İstanbul’da Ermenice ya da Ermeni alfabesiyle Türkçe yayımlanmış gazete ve dergiler, çeşitli ilçelerdeki Ermeni varlığı, Ermeni mezarlıkları ve Ermeni okulları hakkında maddeler kaleme aldı. Pamukciyan 1990 yılında Tarih ve Toplum dergisinde yayımlanan "Reşad Ekrem Koçu'dan Hatıralar" başlıklı makalesinde İstanbul Aniklopedisi’yle ilişkisini söyle anlatır: "Merhum Reşad Ekrem Koçu ile 1950 yılında tanışmıştık. 1944’ten beri neşrettiği İstanbul Ansiklopedisi’ni ilk defa o sene gözden geçirmek fırsatını elde etmiştik. İstanbul ve bilhassa İstanbul Ermenileri tarihi ile yakından ilgilendiğimiz için, henüz ciltlenmemiş olan muhtelif fasiküllerin muhteviyatını zevkle gözden geçirmiştik. Tabiatıyla en fazla Ermenilere ait maddelerle alakadar olmuştuk, Müslimlerle gayrimüslimler arasında ayrım yapılmadığını müşahede ederek veyahut daha doğruısu, gayrimüslimlere de Müslimler kadar yer tahsis edildiğini görerek, memnun kalmıştık, Ancak Ermenilere ait bazı maddelerde hatalara tesadüf etmiştik. Diğer taraftan, bazıları, hakkında kaynak noksanlığı sebebiyle, değerlerine nispeten çok az yazılmıştı. Bazı maddeler ise büsbütün unutulmuştu, bunun üzerine bir mektup yazarak, arzu ettikleri takdirde, Ermenilere ait maddelerde faydalı olabileceğimizi bildirmiştik.
İstanbul Ansiklopedisi’ne A harfinin sonlarına doğru yazı vermeye başlamıştık. O sıralarda sunduğumuz maddeler, hemen hemen aynen dercedilmekte idi. 1952'de maddi sebeplerle kapanınca çok üzülmüştük. Zira ansiklopedinin kendi sahasında çok büyük bir boşluk dolduracağına inanmıştık. Kapanışının üzerinden altı yıl geçtikten sonra 1958'de, bir akşamüstü işten dönerken, Üsküdar Vapur iskelesinden çıkan yolculara, İstanbul Ansiklopedisi’nin yeniden çıkacağını müjdeleyen prospektüsler dağıtıldığını görünce çok sevinmiştik. Rahmetliye tekrar mektup yazarak, yine yardımda bulunabileceğimizi açıklamıştık.
Teklifimiz bu defa da memnuniyetle kabul edilmişti. Teşrik-i mesaimiz için telif hakkı almazdık.
Ancak iki defa 25'er lira zorla hediye vermişti. Bu münasebetle, 'bir yazar için en tatlı şey emeğinin meyvesini tatmaktır.' demişti, İki defa Sirkeci'deki Pandeli Lokantası'nda yemeğe davet etmişti, ayrıca, her bir fasikülden birer adet tarafımıza hediye edilirdi.
Yaklaşık 1965 yılına kadar yazı vermeye devam ettik. Bu sıralarda gönderdiğimiz bazı maddelerin tamamen dışarıda bırakılmasından, bazılarının ise kuşa çevrilmesinden dolayı, diğer taraftan hariçte hazırlanmakta olan Ermenice eski baskılara ait çok etraflı bir bibliyografyaya devamlı yardımda bulunduğumuzdan ötürü, birkaç yıl ara vermek zorunda kaldık. Sonradan öğrendiğimize göre, buna üzülmüş ve hatta biraz gücenmiş."
Kevork Pamukciyan'ın 8. ciltten itibaren katkısını kesmesiyle, ansiklopedide Ermenilerle ilgili konularda tartışmasız bir boşluk doğar, 10. ciltte yer alan İstanbul'da Ermeniler konulu maddenin sadece bir sayfalık olması da bunun en açık kanıtıdır. Bu maddenin son paragrafı, sadece yayıncının Pamukciyan'ı değerlendirişi açısından değil, ansiklopedinin simdi yerleşmiş olan ansiklopedi yayıncılığından oldukça farklı olan üslubunu sergilemesi açısından da ilginçtir:
Nihayet bu İstanbul Ansiklopedisi’nin yazı ailesi arasında da aydın bir Ermeni genci, Kevork Pamukciyan bu şehir kütüğüne pek kıymetli maddeler vermiştir. Sebebi bizce meçhul, K. Pamukciyan bir yıldan fazlacadır ki bu yardımını kesmiş bulunmaktadır. Bu 'Ermeni, Ermeniler' maddesi de onun güvendiğimiz kalemine emanet edilmiş bulunuyordu. Bu icmal ile yetinildi adının sevgi ile kaydını bir vecibe bildik."
Kevork Pamukciyan İstanbul'da Ermeniler içerikli bir maddeyi ancak 1993-1995'te yayımlanan Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayını Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’ne yazacaktır. Pamukciyan'ın bu ansiklopediye katkısı da, Osmanlı döneminde İstanbul depremleriyle ilgili yazı dışında, daha çok önemli Ermeni şahısların biyografileridir.
Pamukciyan'ın Türkçe ilk makaleleri Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Belleteni’nde 1957–1958 yıllarında yayımlandı. "Darphane Ne Zamandan Beri Topkapı Sarayı Dâhilindedir?" ve "İstanbul'un Eski Darphanesinin 17. Asra Kadar Faaliyeti" başlıklı makalelerde Darphane'nin, şimdi Tarih Vakfı tarafından kullanılmakta olan, Topkapı Sarayı avlusundaki binaya taşınmazdan önceki dönemini ortaya çıkarırken, "İstanbul'un 1660 Yangını Hakkında Yeni Vesikalar" ve "Meğrili Patrik Istepannos'un 1660 İstanbul Yangını Tasvirnamesi" başlıklı yazılarda İstanbul'un en büyük yangınlarından birini ayrıntılı olarak ortaya koyar. Pamukciyan'ın İstanbul yangınları, özellikle de 1660 yangınına ilgisi, 1972 yılında Hayat Tarih Mecmuası'nda yer alan "1826 Yılı Hocapaşa Yangını Hakkında Bir Destan", Cahit Öztelli'nin Uyan Padişahım adlı derleme kitabına (1976) verdiği "İstanbul Yangınları" ve "Hocapaşa Yangını" bölümleri, 1990'da Tarih ve Toplum dergisinde yer alan "Eremya Çelebi'ye Göre İstanbul'un 1660 Yangını" makalesi ve son olarak da 1991 yılında yayıma hazırladığı Eremya Çelebi Kömürciyan'ın 1660 İstanbul yangınına ilişkin Ermenice kitabı Badmutyun Hıragizman Gosdantnubolso (1660 Darvo) ile devam eder.
Sadece yangınlar değil, İstanbul'un uğradığı depremler ve sel baskınları gibi doğal afetler, dondurucu kışlar, salgın hastalıklar da Pamukciyan'ın yazdığı konular arasında yer alır: 1966 yılında Tarih Konuşuyor dergisinde yayımlanan "200. Yıldönümünün Elemli Hatıraları İçinde 1766 Büyük İstanbul Zelzelesi", 1976'da Cahit Öztelli'nin Uyan Padişahım adlı derleme kitabında yayınlanan "Büyük İstanbul Depremi (1766)" ve "Büyük Deprem İçin İkinci Destan" bölümleri, Tarih ve Toplum dergisinde 1987de yayımlanan "Sarkis Sarraf-Hovhannesyan 'a Göre İstanbul'un 1766 Büyük Depremi", 1989'da yayımlanan "200 Yıl Önce Vuku Bulan İstanbul'un En Büyük Sel Felaketi", 1994'te yayımlanan "1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük Depremi", İstanbul dergisinde 1996'da yayımlanan "Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul'un Şiddetli Kışları" başlıklı makaleler ve DB İstanbul Ansiklopedisi'nin "Depremler" maddesinin "Osmanlı Dönemi" kısmı. 17 Ağustos depreminden sonra tarihsel depremlerin önemi fark edilerek bu konuda birçok makale ve kitap yayımlandı. Pamukciyan'ın farklılığı, deprem kapıyı çalmadan çok önce bu konunun önemini fark etmesi ve bu alanda çok zengin olan Ermenice kaynakları kullanmasıydı.
Pamukciyan, İstanbul'a ilişkin kitapları bulunan Ermeni tarihçilerinden kaynak olarak yararlanmakla kalmamış, onları Türk okurlarına tanıtmakta da önemli bir rol oynamıştır. 1991'de Tarih ve Toplum dergisinde yayımlanan "İstanbul Tarihini Yazan Ermeniler" başlıklı makale toplu bir dökümdür. Bu konuda DB İstanbul Ansiklopedisine yazdığı "Sarkis Sarraf-Hovhannes", "Engürülü Apraham", "Ğugas İnciciyan", "Eremya Çelebi Kömürciyan", "Kozmas Gomidas Kömürciyan" maddelerinin yanı sıra şu makalelere de değinmek gerekir: "İnciciyan'ın Boğaziçi Adlı Eseri ve Emirgan Hakkında Yazdıkları" (Tarih ve Toplum, 1986), "İnciciyan'a Göre Galata Kulesi" (Tarih ve Toplum, 1987), "Doğumunun 350. Yılında Eremya Çelebi Kömürciyan" (Tarih ve Toplum, 1988), "Eremya Çelebi'nin İstanbul Tarihi'nin İkinci Baskısına Dair Düzeltmeler ve ilaveler" (Tarih ve Toplum, 1989), "Eski Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul'un Fethi: Engürülü Rahip Abraham'ın Fetihnamesi" (İstanbul dergisi, 1995), "On sekizinci Yüzyıl İstanbul Tarihi Kronolojisi" (Tarih ve Edebiyat Mecmuası, 1979).
Ermeni tarihçilerin İstanbul’la ilgili kitaplarının Türkçe yayıma hazırlanmasında da Pamukciyan'ın önemli bir yeri vardır: 1989 yılında yayına hazırladığı Eremya Çelebi Kömürciyan'ın 17. Asır’da İstanbul Tarihi adlı eserinin ikinci baskısına, kitabın çevirmeni, Ermeni tarihçi Hrand Der-Andreasyan hakkında geniş bir biyografi yazmıştır. Cosimo Comidas de Carbognano'nun (Kozmas Gomidas Kömürciyan)18. Yüzyılın Sonunda İstanbul adlı eserinin 1993 yılında yapılan Türkçe baskısına yazar hakkında bir yazı vererek katkıda bulunmuştur.
Kevork Pamukciyan'ın İstanbul'a bir katkısı da İstanbul'daki Ermeni mimarlara ilişkindir. İstanbul ansiklopedilerinde yayımlanan, önemli Ermeni mimarların biyografilerini içeren yirmiyi aşkın maddeye ve Balyan ailesine ilişkin geniş bir yazıya ilaveten şu makaleler de önemlidir: "17. Yüzyıl İstanbulu’nda Ermeni Asıllı Mimarlar ve Kalfalar" (Arredamento-Dekorasyon, 1995), "Nuruosmaniye Camii'nin Mimarı Simeon Kalfa Hakkında" (İTÜ Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü Bülteni, 1980), "Hassa Mimarı Edirneli Agop Kalfa (1738–1803)" (Tarih ve Toplum, 1989), "Doğumunun 200. Yıldönümünde Kayserili Hassa Mimarı Ohannes Amira Serveryan" (Tarih ve Toplum, 1987), "Üsküdar'daki Selimiye Camii'nin Mimarı Kimdir?" (Tarih ve Toplum, 1990), "Foti Kalfa'ya Dair İki Kaynak Daha" (Tarih ve Toplum, 1990), "İzmir Saat Kulesinin Mimarı Kimdir?" (Tarih ve Toplum, 1995), "Mimar Sinan'la İlgili Bazı Açıklamalar" (Tarih ve Toplum, 1985).
"Osmanlı Döneminde İstanbul Sergilerine Katılan Ermeni Ressamlar" (Tarih ve Toplum, 1990), "1867 Yılı Paris Sergisine Katılan Osmanlı Sanatkârları" (Tarih ve Toplum, 1992), "Fatih'in Meşhur Saray Ressamı Gentile Bellini" (Hayat Tarih ve Edebiyat Mecmuası, 1978) ve "Ünlü Hassa Ressamı Rapayel ve Eserleri (?-1780)" (Tarih ve Toplum, 1987) başlıklı makaleler ise İstanbul'daki Ermeni ressamlar hakkında geniş bilgi içerir.
"Ermenice Elyazma Bir Kaynağa Göre 18. Yüzyıl Sonlarında İstanbul Hanları" (Tarih ve Edebiyat Mecmuası, 1979) ve "1868'de Mevcud İstanbul Hanları" (Tarih ve Toplum, 1994) başlıklı makaleler İstanbul'daki ticari hanların listesini vermesi ve yine bu türden listelerin bulunduğu Ermenice bazı kaynaklara atıfta bulunması açısından "Sulumanastır Surp Kevork Kilisesi, Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir?" (Tarih ve Edebiyat Mecmuası, 1980) ve "Kumkapı Patrikhane Kilisesi Ne Zamandan Beri Ermenilerin Elindedir'" (Tarih ve Toplum, 1990) başlıklı makaleler bugün en önemli iki Ermeni kilisesinin Bizans dönemindeki Rum geçmişini ortaya koyması açısından ilk kez bu derlemede yayımlanan "Ermeni Hayırseverler Tarafından İstanbul'da Yaptırılan Sokak Çeşmeleri" başlıklı yazı ise Müslümanlarda yaygın olan hayır için çeşme yaptırma geleneğinin Ermenilerde de bulunduğunu göstermesi ve her gün önünden geçtiğimiz ama tarihi hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bazı çeşmelerin geçmişini ortaya koyması yönüyle Pamukciyan'ın önemli makaleleri arasında sayılabilir.
Bütün bu makalelerin, neredeyse yarım yüzyıla yayılmış, kimisi kütüphanelerde bile zor bulunan dergi sayfalarından derlenerek tek bir cilt halinde toplanmış olması, İstanbul tarihini araştırmak isteyenler için çok büyük bir kolaylık sağlıyor.
Başka Bir ‘Tarih’in İstanbul’u  M. Sabri Koz Başka Bir ‘Tarih’in İstanbul’u Akşam Gazetesi 01.11.2002
Yazar: M. Sabri Koz
Başlık: Başka Bir ‘Tarih’in İstanbul’u
Yayın: Akşam Gazetesi
Tarih:  01.11.2002

Kevork Pamukciyan (1923–1996) Kayseri kökenli bir Ermeni ailenin İstanbul'da doğup büyümüş bir ferdi idi. Genç yaşta başladığı kalem uğraşlarını ölümüne kadar sürdüren Pamukciyan, Ermeni kaynaklarını kullanarak ortaya koyduğu tarih, kültür tarihi, edebiyat ve biyografi konulu yazılarıyla ve ansiklopedilere yazdığı maddelerle tanınıyordu.
Daha çok yazma, basma ve sözlü Ermeni kaynaklarını kullanarak yaptığı bilgi ve metin katkıları, araştırmacıların her zaman işine yaramakta ve kimi sorunların çözümünde yardım etmekteydi. Bu yazıların değişik süreli yayınlarda kalmış olması ve sağlığında verilen "birkaç başlı" sözün öldükten sonra da yerine getirilememesi, sevenlerini rahatsız ediyordu.
Bilgi ve görgüsü pek çok konuda ortaya atılıp görüş bildirmeye elverişli iken o fazla dikkat çekmemeyi tercih etti; elli yıl boyunca aralıksız sürdürdüğü bilgilendirme görevini okuyarak, eski belge ve kitap karıştırarak keşfettiği, öğrendiği bilgileri yazılar yazarak yapmaya çalıştı.
Yazıları, ölümünün altıncı yıldönümünde Ermeni yazarların eserlerini yayımlayan Aras Yayınları tarafından "Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar" üst başlığı ile dört ciltte toplandı. Pek çok kişinin yardımlarıyla olgunlaşan çalışmayı Osman Köker, titiz bir uygulama ile yayına hazırlamış. İstanbul Yazıları başlıklı ilk cilt çok kısa bir süre önce yayımlandı. Diğer ciltlerin Ermeni Harfli Türkçe Metinler (II), Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar (III), Biyografileriyle Ermeniler (IV) başlıklarıyla yayımlanacağı duyurulmuş bulunuyor.
Kitap Pamukciyan'ı tanıtan ve onunla ilgili anıları dile getiren yazılarla ve bir küçük albümle başlıyor. Bu bölümde dört ciltlik derleme ye giren yazıların künyeleri verildiği gibi hangi ciltte yer aldıkları da ayrıca belirtilmiş. Bu da, ilk cildin ardından gelecek ve hazır oldukları izlenimi veren üç cilt için fazla beklemeyeceğimizin habercisi oluyor.
İlk ciltte yer alan yazılardan birkaçı: "İstanbul'da Ermeniler", "İstanbul Tarihini Yazan Ermeniler", "Osmanlı Döneminde İstanbul Depremleri", "1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük Depremi", "Eremya Çelebi'ye göre İstanbul'un 1660 Yangını", "İstanbul'un En Büyük Sel Felaketi", "Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul'un Şiddetli Kışları", "1868'de Mevcut İstanbul Hanları", "Reşad Ekrem Koçu'dan Hatıralar".
Son yıllarda çoğunluğu Tarih ve Toplum dergisinde olmak üzere birçok dergide yazısı yayımlanan Pamukciyan, yazıları bir araya toplanıp kitaplaştırılan yazarların sunduğu rahatlığı sunmuyordu okurlarına. Bu olumsuzluk böylece ortadan kalkmış oluyor...
Pamukciyan'ın Türkçeye çevrilmesi gereken Ermenice makale ve kitaplarıyla, yayımlanmadan kalmış ve bazı editörlük çalışmalarıyla basıma hazır hale gelebilecek çok önemli dosyaları da mutlaka gün ışığına çıkarılmalıdır. Meraklı okuyucu bunları da ilk cildin başında yer alan listelerden kolaylıkla öğrenebilir.
İstanbul Yazıları  Sennur Sezer İstanbul Yazıları Evrensel Gazetesi 31.10.2002
Yazar: Sennur Sezer
Başlık: İstanbul Yazıları
Yayın: Evrensel Gazetesi
Tarih:  31.10.2002

İstanbul, halklar mozayiğini kültür alanında da koruyan bir kültür başkentidir. Halkların Türkçe dışındaki dillerdeki yayınları da, Türk diliyle kendi kaynakları konusundaki yazıları da daha çok bu kentte yayımlanır. Kevork Pamukçiyan (1923-1996), Ermeni kaynaklarından yaptığı araştırmalarla hem Türk hem de Ermeni tarih yazımına önemli katkıları olan bir yazar. 1956 yılından başlayarak 127 makale ve 1950’den başlayarak 370 ansiklopedi metni var.
Aras Yayıncılık bu makale ve metinleri “Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar” üst başlığıyla dört ciltte topluyor. Bu dörtlünün ilk kitabı “İstanbul Yazıları” yayımlandı. Bu kitap İstanbul’daki Ermeni okulları, çeşmeleri kadar, İstanbul tarihiyle ilgili önemli bir kaynakça. Bunun için kitaptaki makalelerin başlıklarının kimilerine bir göz atmak yeterli: 18. yüzyıl İstanbul Tarihi Kronolojisi, İnciciyan’ın Boğaziçi Adlı Eseri ve Emirgan Hakkında Yazdıkları, Osmanlı döneminde İstanbul Depremleri, 1766 büyük İstanbul Depremi Hakkında Ermeni Harfli Türkçe Bir Destan, İstanbul’un en büyük sel felaketi, Ermeni kaynaklarına göre İstanbul’un Şiddetli kışları, 18. Yüzyılın sonlarında İstanbul Hanları, 1868’de mevcut İstanbul Hanları, Darphane Ne zamandan beri Topkapı Sarayı Dahilindedir, Orman Mektebinin Mazisi, 1893 Kolera Salgını ve 1894 Büyük depremi vb...
Yangınlar, depremler
İstanbul kenti, yangınlar ve depremlerle yıkılmıştır yüzyıllardır. Sel sözcüğü de her yağmurda kullanılır. Ancak 1789 yılındaki bir yağmur “tufan” olarak nitelendirilmektedir. Bugünkü takvime göre 11 Ekim 1789, eski Ermeni takvimine göre 11 Ekim 1238 ‘deki bu sel olayı ile ilgili makale Venedik’te bir dergideki belgelere dayanmaktadır. Bu belgelerden birinin yazarı Çengelköy’deki bir değirmencidir.
Pamukçiyan’a göre “eski Ermenice olmasına rağmen sade bir lisanla kaleme alınmıştır. Bazı Türkçe kelimeler de” kullanılan bu metnin çevirisinden bir bölümü örnekleyelim: “Ermenilerin 1238 yılı Ekim ayının 11’inde pazartesi günü sabahleyin İstanbul’da şiddetli yağmur yağdı. Şehirde ve köylerde büyük hasara yol açtı. Şafak sökerken, yıldırımlar ve gökgürültüleriyle, sular gökten çeşme gibi akmaya başladı. İnsanlar evden eve gidemediler.Yağmur suları bağlarda, bahçelerde yol geçitlerinde toplandı. Miktarı o kadar çoğaldı ki, sellerle beraber akıp gidemiyordu.”
Aras Yayıncılık, Pamukciyan’ın “Ermeni Harfli Türkçe Metinler” adlı kitabının aralık ayında; Zamanlar, mekânlar, İnsanlar’ın 2003 yılı Şubat’ında, bir tür “Türkiye Ermenileri Tarihinde Kim Kimdir” olan Biyografileriyle Ermenilerinse 2003 yılı Mayıs’ında yayımlanacağını bildiriyor. İstanbul’un geçmişini merak edenler için değişik ve önemli bir kaynak.
Kitabına Kavuştu  Karin Karakaşlı Kitabına Kavuştu Agos Gazetesi 18.10.2002
Yazar: Karin Karakaşlı
Başlık: Kitabına Kavuştu
Yayın: Agos Gazetesi
Tarih:  18.10.2002

TÜYAP Kitap Fuarı yaklaşırken yayınevlerinde bu aralar hummalı bir çalışma hâkim. Aras Yayıncılık da çok özel bir kültür hizmetinin telaşında. Türkiye Ermenileri'nin yetiştirdiği önde gelen araştırmacılardan Kevork Pamukciyan'ın Türkçe makaleleri ve ansiklopedilere yazdığı maddelerin tamamı Aras Yayıncılık tarafından "Ermeni Kaynaklarında Tarihe Katkılar" başlığı altında dört ciltte toplanıyor. "İstanbul Yazıları" başlıklı birinci cildin yayınlanışını kutlamak amacıyla da 19 Ekim Cumartesi Aras Yayıncılık'ta saat 15.00'te Pamukciyan'ın dostları ve sadık okurlarını bir araya getirecek bir de toplantı düzenleniyor. Diziyi yayına hazırlayan Osman Köker, ilk cildin sunuş yazısında 1996'da kaybettiğimiz Pamukciyan'ın Ermeni kaynaklarına dayanarak yaptığı araştırmalarla Ermeni ve Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunduğun u vurgulayarak "Söz konusu olan, kırk yıllık bir sürede otuza yakın süreli yayın ve derleme kitaba yayılmış yüz yirmiyi aşkın makaleydi. Yazarın 1950 yılından itibaren çeşidi ansiklopedilere yazdığı beş yüze yakın maddeden bazıları da böyle bir toplu yayında olmazsa olmaz nitelikteydi" diyor.
Bu hafta sonu yayınlanacak olan "İstanbul Yazıları" başlıklı birinci ciltte Pamukciyan'ın İstanbul tarihi üzerine yazılarıyla otobiyografisi, yazar hakkında anı yazıları ile fotoğraf albümü yer alıyor. "Ermeni Harfli Türkçe Metinler" başlıklı ikinci ciltte Ermeni alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine yazıları, "Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar" başlıklı üçüncü ciltte ise İstanbul dışındaki yerlerin tarihine ilişkin yazılar ve biyografiler toparlanmış. Her zamanki Aras Yayıncılık özeniyle hazırlanmış bibliyografya ve dizin bölümleriyle zenginleşen dizinin dördüncü ve son cildi ise Osman Köker'in deyimiyle bir bakıma "Türkiye Ermenileri Tarihinde Kim Kimdir?" kitabı niteliği kazanan "Biyografilerle Ermeniler" eseri.
Anılardaki Pamukciyan
"İstanbul Yazıları"nın en önemli yönlerinden biri de eserde dostları, meslektaşları ve mesai arkadaşlarının kaleminden Pamukciyan'la ilgili anılara yer verilmiş olması. Dünya Ermenileri Patriği Karekin I, Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob, Fahri Aral, Turgut Kut, Sabri Koz ve Krikor Damadyan'ın anlattıkları, makalelerle bilim aşkı ve birikimine tanık olduğumuz Pamukciyan'ı, insani boyutuyla, günlük hayatın ayrıntılarında tanıma fırsatı veriyor. Kitaplara gömüldüğü Patrikhane'deki mütevazı odasında, yaşamına soktuğu az sayıda "aziz dostu"nu kabul eden, titiz, ilke sahibi, içine kapanık, doğru bildiğini hiç bir makam kaygısı gözetmeden söyleyen ve bir o kadar da "İstanbul efendisi" Kevork Pamukciyan, sevgi ve ya minnetle yazılmış bu satırlarda ad daha bir anlaşılır oluyor, ete kemiğe bürünüyor okurun gözünde. Tıpkı Sabri Koz'un, dostunun son anlarına ilişkin satırlarında olduğu, gibi: "Onunla son kez telefonla konuşabildim. Eylül ortalarında bir perşembe günü beni telefonla arattırıp kendisini aramam için not bıraktırmış. Hemen aradım, konuştuk. Eren kitapevi sahibi ve yayıncı Muhittin Eren ‘in telefonunu istiyordu, güçlükle duyulan sesiyle. Söz verip de yapamadığı bir iş için özür dileyecekmiş… Ertesi gün, servis hemşiresine yazdıracağımı söyledim. Gerekeni yaptım… O sırada dile getirdiğim kendisini ziyaret etmek isteğimi ise ‘Bir işiniz mi var, bir şey mi soracaksınız?’ diyerek kibarca reddetti. 23 Eylül 1996’da onu katbetmişiz. Haber önce kiliseye geliyor, oradan da bana telefon ediliyor... "
Dört cildi kapsamlı çalışma, Kevork Pamukciyan'a vefa borcu niteliğinde. Osman Köker'se sunuş yazısında yolun bundan sonrasını işaret ediyor:
"Kevork Pamukciyan'ın Türkçe makalelerinin toplu halde yayınlanmasını önemli bir adım olarak görmemize rağmen, yazarın sağlığında basılamamış çalışmalarının derlenmesinin ve Ermenice yazılarının en azından bir kısmının Türkçe'ye kazandırılmasının yayıncıların önünde hala bir görev olarak durduğunu belirtmek istiyoruz."
  
TÜYAP Kitap Fuarı yaklaşırken yayınevlerinde bu aralar hummalı bir çalışma hâkim. Aras Yayıncılık da çok özel bir kültür hizmetinin telaşında. Türkiye Ermenileri'nin yetiştirdiği önde gelen araştırmacılardan Kevork Pamukciyan'ın Türkçe makaleleri ve ansiklopedilere yazdığı maddelerin tamamı Aras Yayıncılık tarafından "Ermeni Kaynaklarında Tarihe Katkılar" başlığı altında dört ciltte toplanıyor. "İstanbul Yazıları" başlıklı birinci cildin yayınlanışını kutlamak amacıyla da 19 Ekim Cumartesi Aras Yayıncılık'ta saat 15.00'te Pamukciyan'ın dostları ve sadık okurlarını bir araya getirecek bir de toplantı düzenleniyor. Diziyi yayına hazırlayan Osman Köker, ilk cildin sunuş yazısında 1996'da kaybettiğimiz Pamukciyan'ın Ermeni kaynaklarına dayanarak yaptığı araştırmalarla Ermeni ve Türk tarihçiliğine önemli katkılarda bulunduğun u vurgulayarak "Söz konusu olan, kırk yıllık bir sürede otuza yakın süreli yayın ve derleme kitaba yayılmış yüz yirmiyi aşkın makaleydi. Yazarın 1950 yılından itibaren çeşidi ansiklopedilere yazdığı beş yüze yakın maddeden bazıları da böyle bir toplu yayında olmazsa olmaz nitelikteydi" diyor.
Bu hafta sonu yayınlanacak olan "İstanbul Yazıları" başlıklı birinci ciltte Pamukciyan'ın İstanbul tarihi üzerine yazılarıyla otobiyografisi, yazar hakkında anı yazıları ile fotoğraf albümü yer alıyor. "Ermeni Harfli Türkçe Metinler" başlıklı ikinci ciltte Ermeni alfabesiyle yazılmış Türkçe metinler üzerine yazıları, "Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar" başlıklı üçüncü ciltte ise İstanbul dışındaki yerlerin tarihine ilişkin yazılar ve biyografiler toparlanmış. Her zamanki Aras Yayıncılık özeniyle hazırlanmış bibliyografya ve dizin bölümleriyle zenginleşen dizinin dördüncü ve son cildi ise Osman Köker'in deyimiyle bir bakıma "Türkiye Ermenileri Tarihinde Kim Kimdir?" kitabı niteliği kazanan "Biyografilerle Ermeniler" eseri.
Anılardaki Pamukciyan
"İstanbul Yazıları"nın en önemli yönlerinden biri de eserde dostları, meslektaşları ve mesai arkadaşlarının kaleminden Pamukciyan'la ilgili anılara yer verilmiş olması. Dünya Ermenileri Patriği Karekin I, Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob, Fahri Aral, Turgut Kut, Sabri Koz ve Krikor Damadyan'ın anlattıkları, makalelerle bilim aşkı ve birikimine tanık olduğumuz Pamukciyan'ı, insani boyutuyla, günlük hayatın ayrıntılarında tanıma fırsatı veriyor. Kitaplara gömüldüğü Patrikhane'deki mütevazı odasında, yaşamına soktuğu az sayıda "aziz dostu"nu kabul eden, titiz, ilke sahibi, içine kapanık, doğru bildiğini hiç bir makam kaygısı gözetmeden söyleyen ve bir o kadar da "İstanbul efendisi" Kevork Pamukciyan, sevgi ve ya minnetle yazılmış bu satırlarda ad daha bir anlaşılır oluyor, ete kemiğe bürünüyor okurun gözünde. Tıpkı Sabri Koz'un, dostunun son anlarına ilişkin satırlarında olduğu, gibi: "Onunla son kez telefonla konuşabildim. Eylül ortalarında bir perşembe günü beni telefonla arattırıp kendisini aramam için not bıraktırmış. Hemen aradım, konuştuk. Eren kitapevi sahibi ve yayıncı Muhittin Eren ‘in telefonunu istiyordu, güçlükle duyulan sesiyle. Söz verip de yapamadığı bir iş için özür dileyecekmiş… Ertesi gün, servis hemşiresine yazdıracağımı söyledim. Gerekeni yaptım… O sırada dile getirdiğim kendisini ziyaret etmek isteğimi ise ‘Bir işiniz mi var, bir şey mi soracaksınız?’ diyerek kibarca reddetti. 23 Eylül 1996’da onu katbetmişiz. Haber önce kiliseye geliyor, oradan da bana telefon ediliyor... "
Dört cildi kapsamlı çalışma, Kevork Pamukciyan'a vefa borcu niteliğinde. Osman Köker'se sunuş yazısında yolun bundan sonrasını işaret ediyor:
"Kevork Pamukciyan'ın Türkçe makalelerinin toplu halde yayınlanmasını önemli bir adım olarak görmemize rağmen, yazarın sağlığında basılamamış çalışmalarının derlenmesinin ve Ermenice yazılarının en azından bir kısmının Türkçe'ye kazandırılmasının yayıncıların önünde hala bir görev olarak durduğunu belirtmek istiyoruz."
 
 Yazarlar
Aras Yayıncılık
 İlginizi Çekebilir
Ruh Hostesi İle Randevular
6.75 TL





Yüreği Dağlarda Olan Adam
William Saroyan

Yoldaş Pançuni
Yervant Odyan'ın ölümsüz eseri

Stüdyo Osep – Tayfun Serttaş

 
 
Ana Sayfa |  Son Çıkanlar |  Kategoriler | Arama  |  Resim İndir
Fiyat Listesi  | Ürün Listesi  |  Haber Aboneliği  | Haberler
 
 Aras Yayıncılık İth. İhr. Ltd. Şti.
 Sorularınız için bize mail atabilirsiniz. info@arasyayincilik.com
Getron Bilişim Hizmetleri
Ermeni edebiyatı ve kültürüne açılan pencere olarak nitelenmesine yol açan bir yayın çizgisi izleyen,iki dilde Türkçe ve Ermenice yayın yapan yayınevi.