Para:

Hagop Baronyan

Hagop Baronyan

Hagop Baronyan, 1843'te Edirneli yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan Baronyan, ilk ve orta öğrenimini Ermeni okullarında tamamladı. Bu arada bir yıl kadar da bir Rum okulunda eğitim gördü ve Rumca öğrendi. 1864'de İstanbul'a yerleşti. Hevesli bir okur olarak bazı Avrupa dillerini, özellikle de dönemin İstanbul'unda büyük etkileri olan Fransızca ve İtalyancayı kendi kendine öğrendi. Osmanlı başkentinde yayımlanan çeşitli dergilere katkı sunarak yazarlık konusunda deneyim kazandı.

Yayına hazırladığı mizah ve tiyatro ağırlıklı süreli yayınların ömrü kısa, fakat etkisi büyük oldu. Poğ aravodyan (Sabah Borusu), Yeprad (Fırat), Meğu (Arı), Ermenice ve Osmanlıca olarak iki farklı versiyonu yayımlanan Tadron yani Tiyatro, Khigar (Bilgiç), Dzidzağ (Gülüş) isimli dergilerin yayını, içerdikleri toplumsal eleştiriler nedeniyle sıklıkla Osmanlı sansür bürosu tarafından durduruldu.

Baronyan'ın tiyatroya olan yoğun ilgisi çok genç yaşlarda kendini gösterdi. 1865'te yazılan ilk oyunu, Goldoni'nin orjinal eserinin bir tür taklidi olan Yergu derov dzara mı (İki Efendili Bir Uşak) adlı kısa bir farstı. Bundan dört yıl sonra, görücü usulü evlilikleri ve evlilikte sadakat konusunu genellikle neşeli bir üslupta ele aldığı ilk komedisi Adamnapuyjn arevelyan (Şark Dişçisi) geldi. Bu kitabı 2010 yılında Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. 1872 yılında Şoğokortı'ya (Dalkavuk) başladı ancak yarım bıraktı bu eseri yaklaşık elli yıl sonra, bir başka büyük mizah yazarı olan Yervant Odyan tamamlayacaktı. 1880-81 yıllarında yayımlanan esaslı taşlaması Medzabadiv muratsganner (Haşmetlu Dilenciler), taşralı eşrafın patavatsızlığına ve naifliğine odaklanırken, bu niteliklerin aynı zamanda çeşitli sanatsal, profesyonel, dini ve zanaatkâr fırsatçılar tarafından sömürülmeye ne denli açık olduğuna da dikkat çeker. Son eseri Bağdasar Ağpar ise yine boşanma teması etrafında modern Ermeni kurumlarını kritize eder.

Hayatı boyunca yazdığı her eserde hiciv ve toplumsal eleştiriye yer veren Baronyan 1891'de İstanbul Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi'nde tüberküloz hastalığından öldü. Ölüm bu muhalif kişiliği susturmuş gibi görünse de, eserleri okunduğu ve izlendiği müddetçe, onun keskin mizahı, okurları güldürmeye ve adaletsizliklere karşı kalemiyle mücadele edenlere yol göstermeye devam edecek.