Krikor Zohrab – Öyküler
Kategori Öykü
Dili Türkçe
Çevirmen (Ermeniceden) Dr. Hermon Araks
Kapak tasarımı Sayat Ayık
Baskı ve tarih 1. baskı, Aralık 2001
Sayfa ve boyut 200 sayfa, 13x19,5 cm
ISBN 9789757265467

Krikor Zohrab – ÖykülerOsmanlı Meclisinde Bir Ermeni Mebus

Krikor Zohrab

Kategori Öykü
Dili Türkçe
Çevirmen (Ermeniceden) Dr. Hermon Araks
Kapak tasarımı Sayat Ayık
Baskı ve tarih 1. baskı, Aralık 2001
Sayfa ve boyut 200 sayfa, 13x19,5 cm
ISBN 9789757265467

Açıklama

II. Meşruriyet 1908'de ilan edildiğinde, Osmanlı'nın başkenti İstanbul'dan yurdun dört bir yanına "eşitlik, kardeşlik, özgürlük" düşünceleri yayılıyor ve Osmanlı halkını oluşturan bütün unsurlar için daha güzel bir gelecek hayali tazeleniyordu. İşte Ermeni yazar, mühendis, hukukçu, siyaset adamı Krikor Zohrab da bu ortamda Meclis-i Mebusan'a girerek, üç dönem İstanbul Mebusluğu yaptı. 1908'den, 1915 Tehciri sırasında hayatını kaybetmesine kadar süren yedi yıllık görev süresi boyunca milletler arasında dost ve kardeşçe ilişkilerin, toplumsal eşitliğin kökleşmesi anlayışına bağlılığıyla ve keskin hitabetiyle dikkat çekti. İstanbul Ermenileri arasında 1890'lı yıllarda hâkim edebi tür olarak beliren realizm akımının öncülerinden biri olan Zohrab, öykülerinde, eğitim görmemiş, korunmasız, sıradan insanın yanında saf tutar ve toplumun dikkatini alt sınıftan bu insanların trajedisine çekmeye çalışır. Bunu yaparken de eşsiz ruhsal betimlemeler ve sosyolojik çözümlemelerle çağının insanının ve toplumunun fotoğrafını çekmeyi ihmal etmez.

Arka Kapak

İzmit'e ne yapmaya gidiyorum?

Bilinen savunma yöntemlerini tek tek gözden geçiriyorum. İnkâr mı? Yararsız olduğunu hissediyorum. Suçu akli dengesizlikle mi açıklamak? Soruşturmaların tümü bu yersiz ve akılsız itirazı yalanlamış. Ceza Kanunu maddelerini hafife almak mı? Fakat cinayet, tartışma ve itiraz kabul eden suçlardan değildir. Cinayet kaba, hoyrat, aşikâr bir şeydir: Bir ceset ve işte cinayet.

Savunması olanaksız bu davaya üstlenerek avukatlık ünümü tehlikeye attığımı düşünüyorum. Tren beni bütün hızıyla -saatte 30 mil- kesin bir yenilgiye doğru götürüyor.

Müvekkilimi görmek için doğruca hapishaneye, hükümet konağı girişinin sağındaki bölüme gidiyorum. Gelişim her yerde duyulmuş. Ermeniler, Çerkezler geçtiğim yerlerde dikkatle beni izliyorlar. İzmit'in en büyük katilini kurtarmaya gelen bir çocuk! Başlarını sallıyor, inanamıyor ve birbirlerine soruyorlar:

"Abukat bu mu?

...

"Beni ne yapacaklar?"

"Bilmiyorum."

"Asacaklar mı?"

"Hayır, hayır!"

"Küreğe mi mahkûm edecekler?"

"Belki!"

"Ceyran ne olacak?"

"Ceyran kim?"

"Nüş'ün karısı."

"Başkasının karısından sana ne?"

 

Yazar Hakkında

Krikor Zohrab

Krikor Zohrab

26 Haziran 1861'de Beşiktaş'ta doğdu. İlkokula, 1867'de semtin Makruhyan Ermeni Okulu'nda başladı. 1870 yılında babasının ölümü ve annesinin tekrar evlenmesiyle taşındıkları Ortaköy'de, Tarkmançats Ermeni Okulu'na devam etti. Edebiyat öğretmeni şair-yazar Tovmas Terziyan'ı örnek alarak, şiirler ve kompozisyonlar yazmaya başladı.

1873 yılında, mütevelli Mıgırdiç Simonoviç'in mali durumuyla birlikte Tarkmançats Okulu da sarsılıp kapanınca, müdürlüğünü yazar Dr. Hovsep Şişmanyan'ın (Dzerents) yaptığı Katolik Lusavoriçyan Okulu'na geçti. 1876 yılında Galatasaray Mekteb-i Sultani'sinin Mühendislik enstitüsüne girdi. İlk yazıları Lrakir'de [Gazete] 1878'de yayınlandı. 1879 yılında Ingenieur des Ponts et Chaussées [yol ve köprü mühendisi] diploması alarak mezun oldu.


1880'de üvey babası avukat Avedis Yordamyan'ın bürosunda ona yardım etmeye başladı ve Galatasaray Sultanisi Hukuk Bölümü'ne kaydoldu. 1881'de ise Darülfunun'un yeni açılan Mekteb-i Hukuk'una geçerek üç yıllık eğitimini 1883'de tamamladı. Ünlü mizah yazarı Hagop Baronyan'ın başyazarlığında, Yergrakunt [Yerküre] edebiyat dergisini çıkardı. Dergi, daha sonra yazar Yeğya Demircibaşyan'ın yönetiminde 1889 yılına kadar yayınlandı. Sırpuhi Düsap'ın kadın eşitliğini ve özgürlüğünü savunan romanı Mayda'nın yayınlanması üzerine, Zohrab, Yergrakunt'ta bu eseri ve yazarını ağır bir şekilde eleştirdi. Devrin saygın öğretmenlerinden Reteos Berberyan'ın aynı dergide Düsap'ı savunan yazısına da, sert bir karşılık vermekten çekinmedi. "Hukuk-u Ceza Müruru Kanunu" konulu ilk mesleki çalışması yayınlandı.


1884 yılında Edirne'ye gidip vilayet nezdindeki özel kurul önünde verdiği sınavla "birinci sınıf avukat" diplomasını aldı. Arpiar Arpiaryan'dan ve realizm akımından etkilendi; eğitici, halkı bilinçlendirici yazılar yazmaya yöneldi. Yergrakunt'ta Anhedatsadz Serunt Mı [Yok Olan Kuşak] adlı romanı tefrika edildi.


1885 yılında Klara Yazıcıyan'la evlendi. Ayrı bir ev kurarak Kandilli'ye yerleştiler, dört çocukları oldu. En son Ayazpaşa'da oturdular.


Gülizar adlı Ermeni kızını kaçıran, köyleri talan eden Musa bey aleyhinde, İstanbul'a gelerek dava açan Gülizar ve 50 Muşlu Ermeni'nin davasına Vıramşabuh Manuşyan ve Simon Tıngıryan'la birlikte 1889 yılında avukat tayin edildi. A. Arpiaryan'ın kurduğu Hayrenik [Vatan] gazetesinde yazmaya başladı. 1892'de ise Hırant Asadur ve Dikran Gamsaragan'la birlikte Masis haftalık dergisini çıkardı; ertesi yıl dergi kapanınca uzun süre yayın dünyasından uzak kaldı. Zareh Yusufyan'ın 1898'de tekrar yayına soktuğu Masis'in yayın kurulunda Sibil ve H. Asadur ile birlikte yer alarak, ilerici, aydınlatıcı, dürüst, halktan yana bir yayın politikası izledi. Birçok öykü kaleme aldı.


Tarihi Dreyfus davası için Fransızca bir savunma hazırlayıp, 1899'a Dreyfus'u savunan Yahudi Komitesi'ne gönderdi. Komiteden bir teşekkür mektubu ve Dreyfus portreli altın bir madalya aldı.


Avukatlığı engellendiği, istibdat rejimiyle de barışık olmadığı için 1908'de Fransa'ya gitti. Ardından, Meşrutiyetin ilanıyla birlikte İstanbul'a döndü. Avukatlığın yanı sıra Darülfunun'da Ceza Hukuku müderrisliği yaptı, Ceza Kanunu'nda değişiklik yapacak komitede yer aldı.


1909 yılında Azadamard'da [Özgürlük Mücadelesi] yazmaya başladı. Eçer Uğevori mı Orakren [Bir Yolcunun Güncesinden Sayfalar] başlığı altında Avrupa gezi notlarını tefrika etti.


Osmanlı Hürriyet ve Teavün-ü Milli Cemiyeti'ne üye oldu. Ahrar partisi paralelinde, liberal fikirleri ve etnik gruplar arasında eşitliği savundu.


Önce Ermeni cemaat meclisine üye seçildi, sonra üç kez seçim kazanarak yedi yıl üyeliğini sürdürdüğü Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda İstanbul mebusluğu yaptı. Milletler arasında dost ve kardeşçe ilişkilerin ve toplumsal eşitliğin kökleşmesi anlayışına bağlılığıyla, bu yönde düzenlemeler yapılmasına çalıştı; doğu vilayetlerinde can ve mal güvenliğini sağlayacak reformların önemini savundu; güçlü bir donanma kurulması, gayrimüslimlerin de askere alınması, "gayrimeşru çocuk" kavramının terk edilmesi, kadınlar lehine yasal değişiklikler yapılması yönünde ve daha birçok konuda etkili Meclis konuşmalarıyla tanındı. Genellikle İttihat ve Terakki ile aynı paralelde oy kullandı.

İttihat ve Terakki hükümetinin "Ermeni tehciri" politikası çerçevesinde, 1915 yılında Erzurum mebusu Vartkes Seregülyan'la birlikte tutuklanıp Konya'ya, ardından Adana ve Halep'e gönderildi. Zohrap'dan alınan en son haber, karısına 15 Temmuz 1915 tarihli mektuptur. Halep'ten Diyarbakır Harp Divanı'na sevk edilirken yolda çete başı Çerkez Ahmet ve Nazım tarafından öldürülmüştür.

Basından

KATEGORİ KİTAPLARI

KATEGORİLER

ÇANTANIZ BİZDEN

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ