Aras'tan sonbahar bereketi

Aras'tan sonbahar bereketi

Lora Sarı
03.11.2017

4-12 Kasım tarihleri arasında kapılarını açacak olan 36. İstanbul Kitap Fuarı’nı, roman, deneme, anı, inceleme ve çocuk gibi farklı türlerde sekiz yeni kitapla karşılıyoruz. Listede Zabel Yesayan, Nancy Kricorian, Hagop Mıntzuri, Şeyhmus Diken gibi tanınmış yazarların eserlerinin yanı sıra, Murat Ataş’tan bir ilk roman ve iki de tarih kitabı bulunuyor.

 

Zabel Yesayan’ı bu yıl da fuar programından eksik etmedik. Yazarın, Meliha Nuri Hanım (2015) ve Sürgün Ruhum (2016) adlı novellalarının Mehmet Fatih Uslu imzalı Türkçe çevirilerinden sonra şimdi de 20. yüzyılın başında tefrika edildikten sonra unutulmuş romanı Isbasman srahin meç’i (Bekleme Odasında) gün ışığına çıkarıyoruz. İlk kez kitap halinde basılacak olan eser, 1903 yılında, İstanbul’da çıkan haftalık edebiyat ve sanat gazetesi Dzağig’de tefrika edilmişti. Paris’teki bir doğumhaneyi ve bu doğumhanenin sancılı kadınlarını anlatan Isbasman srahin meç Yesayan’ın bugüne kadar hiç yayımlanmamış üç romanını derlediğimiz serinin de ilk kitabı. Yayınevi, fuardan sonra da, Yesayan’ın Verçin Pajagı (Son Kadeh) başlıklı novellasını Türkçe çevirisiyle yayımlayacak.

 

 

Fuar programında yer alan roman türündeki bir diğer eser ise Amerikalı yazar Nancy Kricorian’dan Ekmek ve Ateş Düşleri. Üst sınıf bir Amerikalı olmaya çalışırken rastlantılar sonucu hayatı değişen yarı Ermeni yarı Yahudi genç kız Ani Silver’ın aşk acısı, kimlik bunalımı, aile ilişkileri ve depresyon gibi sorunlarına çoğu zaman mizah dolu bir bakışla yaklaşan Ekmek ve Ateş Düşleri, 1915’ten sonra ABD’ye göçen Anadolulu Ermenilerin ve onların torunlarının geçmişle nasıl farklı şekillerde mücadele ettiğini de gösteren gerçekçi ve güçlü bir roman. Günümüzde diasporadaki en önemli yazarlar arasında yer alan yazarın son romanı All The Light There Was ise yayınevinin 2018 programında yer alıyor.

 

 

Bu iki çeviri eserin yanı sıra, Armine - Çorak Dağ’ın Sürgünü adlı Türkçe bir roman da bastık. Sivas’ta, Ermenilerle Türklerin bir arada yaşadığı bir köyde, Birinci Dünya Savaşı’yla beraber esmeye başlayan ölümcül fırtınaya tutulan köylülerin hikâyesini Armine adlı bir genç kızın gözünden anlatan roman, kurgu ile gerçeğin iç içe geçtiği sürükleyici bir eser. Yörenin geleneklerini ve iki halk arasındaki komşuluk ilişkilerini olduğu gibi betimleyen Murat Ataş, bu ilk romanında, gitgide biriken gerginliklerin 1915’te nasıl bir karanlık yarattığını incelikli bir şekilde aktarırken, yerel bir trajedi üzerinden evrensel ölçekte insanlık hallerini yansıtıyor.

 

 

Mıntzuri ‘İstanbul Anıları’yla geri döndü

 

Usta öykücü Hagop Mıntzuri, 1897-1940 yıllarının İstanbul’unu anlattığı İstanbul Anıları’nda, bu şehrin çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği harem selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı, Boğaz’ı ve o hattaki semtleri anlatıyor. İstanbul macerasını kendi isteğiyle sonlandırarak köyü Armıdan’a dönen ve burada kışları öğretmenlikle, yazlarıysa tarlasıyla uğraşan Mıntzuri, bir dizi tesadüf ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda kendini yeniden İstanbul’da buluyor, ve bu döneme dair tanıklıkları da kitabın Cumhuriyet sonrası İstanbul’unu anlatan ikinci kısmını oluşturuyor.

 

Yazarın 1970’lerde Marmara gazetesinde çıkmış yazılarından derlenerek 1984 yılında Değer ur yes yeğer em adıyla basılan kitabındaki bazı bölümlerin Silva Kuyumcuyan imzalı çevirilerinden oluşan İstanbul Anıları ilk olarak 1993 yılında Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmıştı. Uzun yıllardır baskısı bulunmayan ve Aras Yayıncılık tarafından revize edilerek yeniden okuyucuyla buluşan esere bu kez Yetem Çubukçuoğlu’nun arşivinden İstanbul kartpostalları eşlik ediyor.

 

 

Diyarbakır’dan Harput’a

 

Yeni kitaplarımız arasında sadece İstanbul’un değil, Diyarbakır’ın da anıları var. 20. yazarlık yılını 20. kitabı Ahım Var Diyarbakır’la kutlayan Şeyhmus Diken, son gelişmeler ışığında Diyarbakır için ah edenlere ayna tutuyor. 2011 yılında yayımlanan Gittiler İşte kitabında memleketleri Diyarbakır’dan ayrılmak zorunda kalan Ermenilerin tecrübelerini anlatan Diken, o hikâyelerin bir devamı olarak kaleme aldığı Ahım Var Diyarbakır’da, bu kez Diyarbakır’a dönen, dönme hevesiyle yaşayan veya hevesleri kursağında kalan Ermenileri anlatıyor.

 

 

Ünlü tarihçi Richard G. Hovannisian tarafından derlenen 14 ciltlik ‘Tarihi Kentler ve Ermeniler’ dizisinin ‘Bitlis ve Muş’ ile ‘Van’dan sonra gelen üçüncü kitabı ‘Harput’, inceleme türündeki yeni kitaplarımızdan biri. Ermeni tarihinin Altın Ova’sının, birçok yazarın imgelemine kazınmış kadim kentin yanı sıra Malatya, Arapkir, Eğin ve Dersim yöresini de ele alan Harput, tarihe farklı bir bakış açısıyla bakan ve uzun soluklu araştırmaların ürünü olan makalelerle Anadolu'nun çok katmanlı tarihine nüfuz etme imkânı sunuyor. Kitapta, Ermenilerin kökenine ilişkin tartışmalara değinilirken, Ermenice edebiyatın ana damarlarından biri olan taşra edebiyatının gelişimi ve Felaket'in ardından bunun nasıl bir dönüşüme uğradığı da yorumlanıyor.

 

 

Fuar öncesi bastığımız bir diğer inceleme kitabıysa Dikran Mesrob Kaligian’ın Taşnaklar ve İttihatçılar adlı çalışması. Bugüne dek ele alınmamış belgeler ve kaynaklar ışığında, Taşnaktsutyun’un, namıdiğer Ermeni Devrimci Federasyonu’nun (EDF) Meşrutiyet dönemindeki stratejilerini ve faaliyetlerini ve de partinin Abdülhamid istibdadını devirme mücadelesindeki esas müttefiki İttihat ve Terakki Cemiyeti’yle (İTC) olan ilişkilerini inceleyen Kaligian, kitabında, kader birliği içindeki bu iki partinin ilişkilerinin birkaç yıl içinde nasıl bozulduğu ve 1915’e giden yolun taşlarının nasıl döşendiği sorularının cevabını arıyor.

 

 

Aykırı Harfler ve Fikirler

 

Tüyap İstanbul Fuar Merkezi’nde yine 3. Salon 3603C no’lu standında ziyaret edebileceğiniz yayınevimizin bu yılki fuar temasıysa Aykırı Harfler, Aykırı Fikirler başlığını taşıyor. Her dilin ve alfabenin ayrıksı ses ve harflerine dikkat çekerek, bu doğrultuda Ermenice, Türkçe, Kürtçe ve Yunanca alfabeden harfler seçtik ve Hulusi Tütüncü’nün hazırladığı tasarımlarla bunu hem fuar standına hem de bez çantalara ve birkaç hafta sonra basılacak olan defterlere taşıdık.

 

Çocuklara çıkartmalı Ermenice sudoku

 

Çocuk kitaplarımız sadece Türkiye Ermenilerinin değil, Ermeni diasporasının da faydalandığı eğitici ve eğlendirici kaynaklar olmaya devam ediyor. Bunların sonuncusu ise Kuynzkuyn Sudoku (Rengârenk Sudoku). 4-7 yaş arası çocuklar için hazırladığımız kitabımız, harfleri, sayıları ve çeşitli geometrik şekilleri tanıtıyor, çocukların doğru karar verme yetilerini artırıyor ve belirli bir konuya odaklanmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca kitabın içinde yer alan çıkartmalar alıştırmaların çok daha eğlenceli bir şekilde çözülmesini sağlıyor. Kuynzkuyn Sudoku üç kitaplık bir set olarak tasarlandı ve dizinin diğer iki kitabı Kasım ve Aralık aylarında çocuklarla buluşacak.

 

 

Aras Yazarlarının İmza Günleri:

Şeyhmus Diken

4 Kasım Cumartesi, 13:00-15:00

5 Kasım Pazar, 13:00-19.00

 

Hüseyin Irmak

4 Kasım Cumartesi, 15:00-17:00

 

Mıgırdiç Margosyan

5 Kasım Pazar, 15:00-17:00

8 Kasım Çarşamba, 15:00-17:00

11 Kasım Cumartesi 15:00-17:00

12 Kasım Pazar, 15:00-17:00

 

Mahir Özkan

9 Kasım Perşembe, 17:00-19:00

 

Zakarya Mildanoğlu

10 Kasım Cuma, 15:00-17:00

 

KATEGORİLER

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ