Aşiq û Maşûq'a ve Seropyan'a yakışan etkinlik

Aşiq û Maşûq'a ve Seropyan'a yakışan etkinlik

Lora Sarı
18.04.2017

Yeni kitabımız Aşiq û Maşûq’un tanıtımı ve kitabın hem çevirmeni hem derleyicisi Sarkis Seropyan’ı anma etkinliği 8 Nisan Cumartesi günü Anarad Hığutyun Binası Havak Salonu’nda yapıldı. Bu özel etkinlik, salonu dolduran, hatta salon dışına taşan izleyicilerin de katılımıyla heyecanlı, coşkulu, zaman zaman hüzünlü, zaman zaman neşeli bir kültürel dayanışma ortamında gerçekleşti. Kitapta yer alan üç masalın ilki olan “Sare Sipane veya Siyamanto ile Xıçezare”nin, “Efsanesi olmayan bir halk, şarkısı olmayan yüreğe benzer. Şarkısı olmayanlarsa, ölmeye mahkûmdur” diye biten –ve konuşmacılardan Mehmet Said Aydın’ın da hatırlattığı– sonu, o gün orada bulunamayanlara, toplantı salonunu saran ruhu özetlemeye yeterli gelecektir.

 

Etkinlik, kitabın redaksiyonunu üstlenen yazar Karin Karakaşlı, yayınevimizin kurucularından Yetvart Tovmasyan ve şair Mehmet Said Aydın’ın konuşmalarıyla açıldı. Karakaşlı, kitabın içeriğinden kısaca bahsettikten sonra, bu üç masalın ilk bakışta göze çarpan özelliğinin “imkânsız aşklar” olduğunu söylerken, masalların etnik sınırları aştığını, “Dersim merkez olmak üzere paylaşılan koca bir coğrafyayı görüyoruz kitapta. Coğrafyayı, toprağı paylaşmanın etnik kimliklerle galebe çaldığı bir ruh var” sözleriyle ifade etti. Karakaşlı, Sarkis Seropyan’ın kitabın son ve tek Ermeni masalı olan “Kral Lusig ve Sedev Hovig” için yazdığı şu cümleleri salona okudu: “1900 yılında yayımlanmış bu masalı, ne Kürt, ne Alevi, ne de Ermeni masalları kategorisine dahil edebildim ve şahsen ‘Küçük Mezopotamya’ adını yakıştırdığım dağlar ülkesi Dersim coğrafyasıyla bölge tarihine temas eden uzun soluklu bir ‘Dersim kardeş masalı’ olarak sunmayı yeğledim. İşte bu nedenledir ki, iki Kürt masalıyla harmanlayarak ‘Kardeş Masallar’ diye kaydettiğim bu dosyayı Kürt edebiyatı dostlarına, Dersimli Ermenilere ve halkların bir arada yaşaması için mücadele edenlere armağan ediyorum.”

 

Mehmet Said Aydın, Karin Karakaşlı, Yetvart Tovmasyan

 

Sözü Seropyan’la olan dostluğuna dair birkaç anekdotla alan Yetvart Tovmasyan, hemen ardından Aşiq û Maşûq’un üç Ermeni Panhavakı yani söz toplayıcı/derleyicisi Karekin Srvantzdyants, Vrtanes Papazyan ve Sarkis Hayguni’yi anlattı. Anadolu’yu karış karış gezen bu üç yazarın karşılarına çıkan ne varsa –efsane, masal, şarkı, mani, fıkra– Kürt, Ermeni, Türk diye ayırt etmeden derledikleri ve de onları topyekûn Ermenilere mal etmediklerinin altını çizen Tovmasyan, ayrıca bu işin ne kadar vakitli yapılmış olduğuna da dikkat çekti: “Ne bilsinler ki 1915 olacak ve 1915’te bu kültür, bu birikim kökünden kazınacak. Eğer 19. yüzyılın ikinci yarısında bunlar toplanmasaydı, bugün hiçbirinden haberimiz olmayacaktı.”

 

Mehmet Said Aydın ise bu üç masalın yalnızca Kürt halkı, edebiyatı ve kültürü için değil, başta Kürtler ve Ermeniler olmak üzere, bu toprakların dili mühürlülerine, uykusu kaçanlarına ne ifade ettiğinden söz etti ve konuşmasını kitaplara, “erken uykuların uğradığı” çocukluk ülkesine, uykulara ve masallara şükrederek bitirdi. (Mehmet Said Aydın’ın konuşma metnine şuradan ulaşılabilir.)

 

Etkinliğin sonunda, ölümünün ikinci yıldönümünde, hem Aşiq û Maşûq hem de doğumgünü vesilesiyle andığımız Sarkis Seropyan konuşuldu. Erhan Arık ve Erhan Yeşildağ’ın kısa Seropyan belgeselinin gösterimini, Kardeş Türküler’in mini konseri izledi ve etkinlik Sarkis Seropyan’ın eşi Manuşak Seropyan ve kızı Güarine Seropyan’ın konuşmalarıyla kapandı.

 

Kardeş Türküler

 

“Siyamanto ve Xıçezare’nin sonuna dönecek olursak, masalların ve bu dünyadan göçmüş birine dair anıların paylaşıldığı bu salondan mutlulukla ayrıldı o gün insanlar. Çünkü biliyorlardı ki onlar efsaneleri hâlâ yaşatıyorlardı. Efsaneleri yaşatmaksa, yaşamak demekti.

ÖNERİYORUZ

KATEGORİLER

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ