Bir Hiciv Ustası: Hagop Baronyan

Bir Hiciv Ustası: Hagop Baronyan

Artun Gebenlioğlu
16.08.2017

İftiracıların, yozlaşmışların, kârdan başka bir şey düşünmeyen zenginlerin ipliğini pazara çıkarmak için bir yazarın doğru bildiğinden şaşmaması ve sivri kaleminden asla ödün vermemesi gerekir. Bunu görev bellemiş bir yazarın pusulası ise hicivdir. Ne kadar absürd olursa olsun insanların dikkatini çekmeyen, artık kanıksanmış olayları ve halleri hayatın yeknesaklığından çekip çıkarmak ancak mevcut düşünsel kalıpları sarsacak bir zihinsel faaliyetle, yani düşüncenin kendi üzerine eğilmekle mümkün olabilir. Böylelikle toplumsal alışkanlıkların kendi hayatımızda nasıl yansıma bulduğunu görürüz. Hiciv ise doğasında olan abartı unsuru sayesinde kimi zaman tuhaf, kimi zaman gülünç olan bu durumları daha çarpıcı kılar ve iyiden iyiye gözler önüne serer. Tam da bu noktada, Ermeni edebiyatının en usta hiciv yazarı olan ve geçtiğimiz günlerde 174 yaşına basan Hagop Baronyan’a değinmek gerekiyor. Geride bıraktığı eserlerle bir yazar olarak ölümsüzlüğe kavuşan Baronyan’ı anmadan ve onun sivri kaleminden kimlerin nasibini aldığını belirtmeden hiciv meselesini geçmek olmaz.

 

Mizah yüklü anlatımıyla insanların ve durumların absürd yönlerini dile getirmeyi şiar edinmiş Hagop Baronyan 1843’te yoksul bir ailenin çocuğu olarak Edirne’de dünyaya geldi. Burada iş bulmak için eğitimini yarıda bırakan Baronyan 1864’te İstanbul’a taşındı ve önce bir telgraf dairesinde, sonra da Ermeni Patrikhanesi’nde kâtip olarak çalıştı. Bu süre zarfında, Üsküdar’daki Ermeni okulunda eğitmenlik görevi de üstlendi. 1879’da evlendi ve geçimini sağlamak için zaman zaman muhasebecilik yaptı.

 

Hagop Baronyan’ın ne denli hevesli ve faal bir insan olduğunu kolayca anlayabiliriz. Dönemin tiyatro ve edebiyatında hâkim diller olan Fransızca ve İtalyancayı kendi kendine öğrenen Baronyan, kitlelerin takdirini kazansa da beceriksizliklerini dile getirdiği mevki sahiplerinin ve zenginlerin yardımını görmedi. Bir de dönemin yoğun sansürü eklenince, tüm bu mali sıkıntılara rağmen yayına hazırladığı süreli yayınların hiçbiri uzun ömürlü olmadı. Poğ aravodyan (Saba Borusu), Yeprad (Fırat), Meğu (Arı) ve Tadron (Tiyatro) bu yayınlar arasındaydı.

 

Baronyan’ın hedefinde yozluğun her türlüsüne bulaşmış insanlar ve kurumlar vardı. Dönemin siyasi gelişmelerini yakından takip eden yazarın sivri kalemi ne İstanbul Ermeni Patrikhanesi’ni ne de Sultan’ın yönetimi es geçmedi. Yetersiz ve beceriksiz bulduğu herkesi komedinin eksik olmadığı eserlerinde yerden yere vuran Baronyan, tuhaf toplumsal âdetlere de değindi. En önemli tiyatro oyunlarından biri olan Adamnapuyjn Arevelyan’da (Şark Dişçisi) görücü usulü evlilikleri ve evlilikte sadakat meselesini ele aldı.

 

Hayatının son dönemini alacaklıların baskısı altında geçiren Baronyan, 1891’de, Ortaköy’de yoksulluk ve sefalet içinde öldüğünde kendi döneminin pek çok ileri gelenine hayatı zindan etmişti. Baronyan, ardında ciddi bir edebi miras bıraktı ve güldürünün, mizahın ve yerginin eksik olmadığı oyunlarıyla Ermeni tiyatrosuna yön verdi.

 

Baronyan’ın eserleri arasında:

Yergu Derov Dzara Mı [İki Efendili Bir Uşak]

Adamnapuyjn Arevelyan [Şark Dişçisi] (Türkçesi: Aras Yayıncılık)

Şoğokortı [Dalkavuk]

Medzabadiv muratsganner [Haşmetlu Dilenciler] (Türkçesi: BGST)

Bağdasar Ağpar [Bağdasar Emmi] (Türkçesi: BGST)

Azkayin çoçer [Milli Kodamanlar]

Hoshosi Tzeradedr [Dedikoducunun Defteri]

Bıduyd mı Bolso Tağerun Meç [İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti] (Türkçesi: Can Yayınları)

Kağakavarutyan vınasnerı [Adabımuaşeretin Zararları] (Türkçesi: Can Yayınları)

 

KATEGORİLER

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ