Kasvet Edebiyatı ve Biberyan

Kasvet Edebiyatı ve Biberyan

Artun Gebenlioğlu
07.10.2017

Hoşumuza gitmeyen bazı romanlara dair düşüncelerimizi dile getirirken, özellikle de söz konusu eseri pek iç açıcı bulmadığımızda, bahanemiz hazırdır: “Amma kasvetli kitaptı.” O halde “kasvet” dediğimiz ve sıklıkla menfi bir anlam yüklenen bu temayı biraz açalım. Kasvet, doğası itibariyle, zamanı esir alır ve okuru daimi bir “şimdi”ye mahkûm eder. Zamanın en temel iki birimi olan şimdi ile yarın arasına sızar ve bunları dönüştürerek yeniden üretir. Kasvetin en belirleyici özelliği, zamanın iki olmazsa olmazını boyunduruğu altına almasıyla farklı bir tahayyül ortaya çıkarmasıdır. Her an her şeyin olabileceği, bir iç patlamayla alaşağı olabilecek bir uyuşukluk halinden beslenir. Zamanın ayarıyla bu kadar iyi oynayabilmesinin bir nedeni de budur. Okuyucu alttan alta sürekli bir “zirve” bekler. Şimdinin bitmek bilmezliği de bundan kaynaklanır, bir yarın vardır, ama şimdinin karanlığında hapsolmuş haldedir. Bazı yazarlar kasveti tema olarak alır ve yazınlarının ana malzemesi yaparak bambaşka boyutlara taşırlar. Geçtiğimiz günlerde ölümünün otuz üçüncü yılını geride bıraktığımız Zaven Biberyan da bu yazarlardan biri. Toplum hayatının farklı katmanlarını ele alan Biberyan, bazı çevrelerden gelen eleştirilere ve baskılara rağmen kalemine asla gem vurmadı, farklı yazınsal araçlar kullanarak Ermeni toplumu üzerinde Felaket’in izlerini sürdü.

 

 

1921’de İstanbul Kadıköy'de doğan Biberyan, Kadıköy Aramyan-Uncuyan ve Dibar Gırtaran (Sultanyan) Ermeni ilkokulları, Saint Joseph Lisesi ve İstanbul Ticari İlimler Akademisi'nde öğrenim gördü. 1941’de Yirmi Sınıf (Kura) asker toplanırken, o da askere alındı ve Nafıa hizmetine verildi. Nafıa arkadaşı olan Dikran Hacyan, “Zaven Biberyan’ın en iyi eseri Mırçünneru verçaluysı (Karıncaların Günbatımı, Türkçesi: Babam Aşkale’ye Gitmedi), kendisi ve benim gibi İkinci Dünya Savaşı yıllarında Akhisar’da Nafıa askerliği yapmış olanlarca anlaşılabilir en çok,” diyecekti. Üç buçuk yıl süren askerlik dönüşü Jamanak gazetesinde yayınlanan "Krisdoneutyan Vağhcanı" (Hıristiyanlığın Sonu) adlı yazı dizisi büyük gürültü kopardı, dizinin yayını durduruldu. Nor Lur (Yeni Haber) ve Nor Or (Yeni Gün) gazetelerinde, daha sonra da Jamanak gazetesi yayın kurulunda görev aldı. Ancak siyasi duruşu başına iş açacaktı. Sosyalist düşüncelerinden dolayı gelen baskılar sonucu gazeteden ayrılmak zorunda kaldı. 1946’da kovuşturmaya uğrayıp hapis yatan, daha sonra bulduğu işlerden de baskılar sonucu ayrılmak zorunda kalan Biberyan, sonunda ülkeyi terk etmeye karar verip 1949'da Beyrut'a gitti. İlerleyen dönemde, siyasi durumun iyileştiğini düşünerek, yaşamını güç koşullarda sürdürdüğü Beyrut'tan ayrılıp 1953’te İstanbul'a döndü. 1964’te yayınlamaya başladığı Nor Tar (Yeni Yüzyıl) adlı siyasi ve edebi dergi maddi sıkıntılar nedeniyle kapandı. 1960'lı yılların sonunda Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi'nin redaksiyon kurulunda yer aldı. Türkiye İşçi Partisi'nden 1965 genel seçimlerinde İstanbul milletvekili adayı oldu ancak milletvekili seçilemedi. 1968 yerel seçimlerinde ise aynı partiden İstanbul Belediye Meclisi üyeliğine seçildi ve meclis başkan yardımcılığı yaptı. Ülser hastalığına yakalanan Biberyan 4 Ekim 1984’te yaşama veda etti ve Şişli Ermeni Mezarlığı aydınlar bölümüne gömüldü.

 

Biberyan’ın başyapıtı olarak kabul edilen Mırçünneru verçaluysı, Varlık Vergisi uygulamasının Ermeni toplumunda bıraktığı izleri, bir ailenin yok oluşu paralelinde merceğine alır. Jamanak gazetesinde tefrika edilen ve yazarın ölümünden bir hafta önce kitaplaştırılan Mırçünneru verçaluysı’yı gazeteci-yazar S. K. Zanku şu sözlerle değerlendirir: “O günler hiç unutulmayacak. Hiçbir kalem bunları gerçek anlamda yazma cesaretini gösteremedi. Biberyan denedi ve başardı. Onun bu romanı İstanbul Ermenilerinin son dönem edebi dünyasında ilerici hareketin ürünü olarak benzersiz yerini koruyacaktır.” Ancak bu “ilerici” hareketin Biberyan’ı keşfetmesi için biraz zaman gerekecekti. Biberyan’ın ömrü yazdıklarının karşılık bulduğunu görmeye yetmeyecekti.

 

Biberyan’ın diğer eserleri arasında Lıgırdadzı (Sürtük, Türkçesi: Yalnızlar), Dzovı (Deniz) (Ermenicesi geçtiğimiz günlerde Aras tarafından yayımlandı, Türkçe çevirisi de yayın programında), Angudi Siraharner (Meteliksiz Âşıklar) bulunuyor. Biberyan’ın Fransızcadan ve Ermeniceden yaptığı önemli çeviriler de var. Fransızcadan çevirileri: Ana, Gorki; Sanayi Kralı, Upton Sinclair; Ay Vadisi ve Cinayet Şirketi, Jack London. Biberyan Aras tarafından yayımlanan, Aram Andonyan’ın kaleme aldığı Balkan Harbi Tarihi’ni de Ermeniceden çevirmiştir.

Biberyan, yapıtlarında birey-toplum çatışmasını inceledi ve her kesimden insanın hayatına yer verdi. Kurgunun ona sunduğu geniş zemini tahlil ve teşhislerini dile getirmek için kullandı, ama siyasi kaygıların romanına sızmasına, herhangi bir dayatıcılığa yol açmasına izin vermedi. Biberyan’ı özgün ve başarılı bir yazar yapan da budur.

 

KATEGORİLER

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ