Yeniden Zohrab

Yeniden Zohrab

Artun Gebenlioğlu
06.10.2017

Döneminin önde gelen edebiyatçılarından, hukukçularından ve siyasetçilerinden biri olan Krikor Zohrab’ın Gyankı inçbes vor e (1911) başlıklı öykü kitabı Ermenice aslından yapılan çevirisiyle tekrar Türkçede. Hayat Olduğu Gibi başlığıyla yayımlanacak kitap, Zohrab’ın edebiyat anlayışını, realizmini, yüksek algı ve muhakeme gücünü gözler önüne seriyor. 2000 yılında Ayraç Yayınları tarafından Osmanlıca çevirisinden, Kudret Emiroğlu’nun çeviriyazısıyla yeniden yayımlanan kitap, günümüz Türkçesiyle bağımsız kitap olarak ilk kez yayımlanıyor.

 

                                                

 

Bir avukat, mebus ve öykücü olarak çok katmanlı deneyimleriyle edebiyatını zenginleştirmekte, “hayatı olduğu gibi” vermekte ustalaşan Zohrab, on bir öyküden oluşan bu kitabında Osmanlı toplumunu farklı veçhelerden ele alıyor. Kadın-erkek ilişkilerini, kent ve taşra hayatı arasındaki uzlaşmazlığı, yeni bir süreçten geçen Osmanlı Ermeni toplum yaşantısını keskin bir analize tabi tutarken, cemaat sınırlarını aşıp tüm insanlığa ait sorunlara da ışık tutuyor.

 

Hayat Olduğu Gibi’de daha önce yayımladığımız, Zohrab’ın öykülerinden derlenen Krikor Zohrab – Öyküler kitabından, Hermon Araks’ın Türkçeleştirdiği beş öykü bulunuyor. Diğer altı öykünün çevirmeniyse Tomas Terziyan.

 

Krikor Zohrab

 

Krikor Zohrab, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında 1908-1915 yılları arasında üç dönem İstanbul mebusluğu yapmış, 1915 yılında Erzurum mebusu arkadaşı Vartkes Serengülyan’la birlikte Urfa yakınlarında katledilmişti.

Kitap 20 Ekim’de dağıtıma çıkacak.

 

Kitaptan kısa bir bölüm:

“Kadınların gözlerine derinlemesine bakanlar, dipsiz bir kuyuya açılan bir pencereye baktıkları hissine kapılırlar daima; orada güçlükle fark edilen ne çok bilinmezlik, ani sürpriz vardır. İşte onun gözlerine baktığımda gördüğüm saf ve samimi şey beni büyülüyordu.

Mutlak ve şuursuz bir saflık vardı karşımda, ama kendisi bunun farkında olmadığından, övgüye değer bir yanı yoktu.

Bağrında daima, bastırılmış coşkular ve öfkeler saklayan denizler vardır. Bu yüzden, safir yüzeylerinin parlaklığı dakikadan dakikaya bin bir türlü renge bürünebilir. Onların değişken ve akışkan hayatlarının kaderidir bu.

Öte yanda, istese dahi tertemiz parlaklıklarını kaybedemeyen, güvenilir dinginliği içinde taşlaşmış gibi görünen billur damlalar vardır. Annik’imin kalbi işte bu elmaslardandı.”

KATEGORİLER

FIRSAT KÖŞESİ

YENİ BASKILAR

BİZİ TAKİP EDİN

HABER BÜLTENİ