Yazar Ümit Bayazoğlu
Başlık Sivaslı Azizin Merhametli Kanatları
Yayın Birgün Gazetesi
Tarih 23.09.2006
Anadolu evliyaları deyince aklımıza genellikle Ahmet Yesevi'nin öncüleri Bektaşi halifeleri gelir. Bunların da miladı 11. yüzyıldan başlar. Ya öncesi? Binlerce yıl geriye doğru Anadolu zaten bir azizler ve azizeler diyarıydı. Buna da şaşmamak gerek, çünkü Doğu Bizans paganizmi, erken Hıristiyanlara Anadolu'yu zindan etmişti. Malûmunuz, nerede zulüm varsa, orada mantar gibi yatır biter. İnsanüstüne yüceltilmiş, hakkında kerametler vehmedilmiş böyle Anadolu ikonalarından biri de "Sivaslı Aziz Vlas"tı. Sivas'ın Alevi-Sünni erenleri ona asırlarca "Göz Baba" diye inanmış, çaput bağlamış, mum dikmiş, adak adamış, ondan şifa dilenmiş. Tıpkı Hıristiyanlıkla Müslümanlık arasında "mütereddit" Samanların, Kapadokyalı Aziz Haralambos'tan örnek alarak Yağmur Duası ritüelini yaşatması gibi, (bu savın tersi de geçerli.) Veya Sinesos Rumlarının Hacı Bektaş Veli'yi kutsaması gibi.

Aziz Vlas (ki, bundan sonra anlatılanlara ister inanın ister inanmayın) dördüncü asrın 280 yılında Sivas'ta dünyaya gelmiş. Ailesi çok zengin. Bu sayede tıp doktorluğu eğitimi görmüş. Genç yaşından itibaren iyi huy ve temiz ahlakıyla tanınmış. Aziz Vlas gerçi tıp eğitimi görmüş ama o hastalarını dua okuyarak iyileştiriyormuş. Bunlar hiç bilinmedik, yepyeni dualarmış. Vlas, için veteriner de denebilir, çünkü ermiş edebiyatına (menkıbelere) göre o kaplanları, leoparları, yabani kedileri, panterleri, kurtları, hasılı Sivas dağlarının yürüyen, sürünen, uçan, yüzen ne kadar mahlukatı varsa hepsini bir dua ile eski sağlığına kavuşturuyormuş. Hasta hayvanlar da hasta insanlar gibi onun ayağına gelirmiş. Birlikte kapısının önünde toplaşır, inleyerek aziz baba erenlerden şefaat dilenirlermiş.
Yolda gerçekleşen 2 mucize
Böylece namı almış yürümüş. O istemese de hemşerileri tarafından piskopos seçilince, Aziz Vlas Erciyes dağında bir mağaraya çekiliyor. Bu tarihlerde Kapadokya ve Sivas yöresine hükmeden Bizans Valisi Agricolaus da azizin şöhretini duymuş ve bundan rahatsız oluyormuş. Bir gün askerleri avda bir sürünün peşine düşmüş. Ancak sürü doğru Azizin yaşadığı mağaraya sığınmış. Askerler avdan elleri boş dönmüşler ve Valiye gidip Vlas'ı şikâyet etmişler. Bunun üzerine adam tutuklanmış. Yolda getirilirken bir kadın, boğazına balık kılçığı saplandığı için ölmek üzere olan oğlu kucağında önünü kesmiş. Aziz Vlas çocuğun boğazını tutup dua etmiş. O an çocuk ayağa kalkıp oynamaya başlamış.
Yolda ikinci bir mucize daha gerçekleşiyor. Yine zavallı bir kadın, tek varlığı olan domuz yavrusunu kurda kaptırmış. Ağlaya ağlaya Vlas'ın yoluna çıkmış. Ondanda domuzunu geri istemiş. Vlas, kadına, "Üzülme domuzcuğun gelecek" demiş. Birazdan kurt domuzu sağsalim getirip kadına teslim etmiş. Askerler yolda tanık oldukları mucizeleri valiye anlatmışlar ama vali bunlardan hiç etkilenmemiş. Onu önce hapsetmiş, ardında bir ağaca asarak türlü işkencelerden geçirmiş. Ama Aziz Vlas inancında bir an olsun kuşkuya düşmemiş. Artık iyice zıvanadan çıkan vali, onun sıradan bir ölümlü olduğunu kanıtlamak için, ayaklarına taş bağlatarak suya atmış. Hatta yanı sıra müritlerinden birçoğunu da suya attırmış. Fakat hepsi boğulup öldüğü halde, Aziz Vlas birazdan saçlarından sular süzülerek gölden çıkıp işkenceci valinin karşısına dikilmiş. Vali o kadar mankafa, o kadar duyarsız biriymiş ki, bundan da etkilenmemiş ve büyücülük suçlamasıyla, Sivas'ın göbeğinde azizin kafasını kestirmiş. Bütün bu olaylar 316 Şubatında olmuş bitmiş.
Gel zaman git zaman, Doğu Roma baştan aşağıya Hıristiyan olunca Sivaslı hemşerileri Aziz Vlas'ı unutmamışlar, mezarının olduğu yere bir kilise yapmışlar. Bu kilise 1922 yılına kadar duruyormuş. Sonra buradan yol geçirilirken yıkılmış. Aziz Vlas'ın lahti de Sivas Müzesi'nin avlusuna taşınmış. Baba erenlerin çilesi burada da dolmamış olmalı ki, 2002'de Jandarma Alay Komutanlığı tarafında lahdi müzeden alınarak, Sivas'ın 20 kilometre dışında yapılan bir parka götürülmüş. Park aksesuarı, yani süs olarak. Ama bir yıl sonra müzeden çıkarılan bu eserler İl Özel İdaresi'ne devredilmiş. Bunu üzerine Sivas Valiliği, taşların müzeye geri verilmesini emretmiş. Ve olanlar bu sırada olmuş, Aziz Vlas'ın lahdi taşıma sırasında düşüp kırılmış, (Soner Kavak-Sivas DHA).
Beynelmilel bir şöhret
Şimdi bayram değil, seyran değil Aziz Vlas da nereden çıktı diyebilirsiniz. Ancak gerekçeye geçmeden baba erenler hakkında söylenmesi gereken bir şey daha var: Aziz Vlas beynelmilel bir şöhret. Vatikan bile onu tanıyor. Bu yüzden Almanya, Belçika, İngiltere, İspanya, Macaristan, İtalya, Yunanistan, Rusya, tüm İskandinavya ve tüm Güney Amerika ülkelerinde milyonlarca inanı var. "Mesela Fransa'da yaklaşık 3 bin aile Vlas (Blaise) soyadı taşıyor. Yine Fransa'da 20. yüzyılın başlarında, her 5 bin çocuktan birine Blaise adı verilirdi. Ancak 1950'lerde bu oran 150 binde bire indi. 19902'lü yıllarda yeniden bu ada dönüş başladı. Şimdi her 30 bin çocuktan birine Blise adı veriliyor." Ayrıca dünyada Aziz Vlas adı verilmiş sayısı belirsiz köy, kasaba, şehir, meydan, cadde, dağ, tepe, yol da bulunuyor. (Daha fazla bilgi için bkz: Aziz Vlas / Arman Çuhacıyan – Aras Yayıncılık.)
Geçtiğimiz günlerde bütün dünya televizyonları bir "mucize" haberi verdi: Güney Amerika ülkelerinden bir balıkçı teknesi, beş kişilik mürettebatıyla okyanusta fırtınaya kapılıp kaybolmuştu. Haftalar sonra balıkçılardan üçü, sahilden binlerce kilometre açıkta bir "mucize" eseri bulunup kurtarıldı.
Bu balıkçıların köylerinin adı ne biliyor musunuz? Evet, "Aziz Vlas"! Şimdi bu balıkçılar, "İki arkadaşlarını yedikleri ve bu sayede hayatta kaldıkları" iddiası ispat edilene kadar bizim Sivaslı azizin merhametli, şefkatli kanatları altındalar.