Yazar Necla Bayraktar
Başlık Mangal Yürekli Beş Ermeni Feminist Kadın
Yayın Akşam Gazetesi
Tarih 27.08.2006



Şu anda ABD `de doktora çalışmalarına devam eden, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu iki kadın akademisyen, Lerna Ekmekçioğlu ve Melissa Bilal Osmanlı döneminde diğer kadınlarla birlikte özgürleşme mücadelesi veren beş Ermeni feminist yazarın hayatını ve yazılarından bir kısmını `Bir Adalet Feryadı ` (Aras Yayınevi ) adlı kitapta bir araya getirdi. Beş Ermeni feminist kadının yaklaşık bir asır önce hem kendi cemaatleri içinde hem de birer Osmanlı aydını olarak tavizsiz tavırları, cesur ve ilerici yaklaşımları günümüz feminist hareketine örnek olacak nitelikte. Yazarlardan Melissa Bilal hem kitabın oluşum sürecini hem de kadının Ermeni cemaati içindeki tarihsel rolünü anlattı. Bu çalışmayı yapmaya nasıl karar verdiniz?
1998`de kurduğumuz bir kadın grubumuz vardı. Bazı etkinliklerde kitapçıklar hazırlamıştık. Daha sonra Hay Gin adlı Ermeni Kadın Platformu oluştu. Bu çalışmalara Lerna ile birlikte katılıyorduk. Daha üniversitede öğrenciyken hem Ermeni edebiyatında hem de Türkiye `de kadın hareketinde Ermeni kadının tarihine dair kaynak yoktu. Bu çalışmalar esnasında yurtdışında Ermeni kadınlarla ilgili çalışma yapan kişilerle de tanıştık ve yeni olan bu alanın verimli olduğunu düşündük. Lerna ile Sosyoloji `de okuyorduk, zaten akademik olarak ilgileniyorduk bu konuyla. Sonra oturup yarı akademik bir kitap hazırlamaya karar verdik. Ve zorlu yolculuk başladı...
Kitabı hazırlamanız uzun zaman aldı mı?
Evet. Bu kitabın içinde yayınlanan her bir parça çok değerli. Çünkü Türkiye `de kaynak yok. Olanlar da kişisel arşivlerde. O insanları bulmak, o arşivlerden bunların çıkması çok zordu. Birçok belgeyi şans eseri bulduk. Bazı belgelerin izini Fransa `da, Lübnan `da sürdük. Kaynakların büyük çoğunluğu yurtdışından, bir kısmı da İstanbul `daki okulların kütüphanelerinden çıktı. Neden bu beş kadın seçildi?
Kadın hakları mücadelesi içinde olan veya bu beş kadının kurdukları derneklerde aktif olarak çalışan, öğretmen olarak Anadolu `ya kız okullarında çalışmaya giden birçok kadın var. Bu beş kadının seçilmesinin sebebi bu kadınlar dernek kuran , lider, dönemin Ermeni aydınları arasında ismi olan insanlar. Biz İstanbul `da başlayan ve Anadolu `da etkisi büyük olan dernekleri ve kadınları ele aldık. Kitabın açıklamalar bölümünde diğer kadınların kısa hayat öykülerine yer verdik. Ayrıca tüm eserlerini bibliyografyaya ekledik. Türkiyeli okur için daha ilginç olacak, İstanbul `da doğmuş, büyümüş, faaliyet göstermiş kadınlara yer verdik. TALEPLERİ AYNI
Ermeni kadın hareketini Müslüman Türk kadınların hareketinden ayrı mı tutuyorsunuz?
Ermeni kadın hareketinin Osmanlı `dan koparılmasına karşı çıkıyoruz. Yurtdışında Ermeni kadınlarıyla ilgili yapılan çalışmalarda bu kadınları ya Ermeni edebiyatı ya da Ermeni milliyetçi hareketi içinde, daha çok Ermeni tarihine yedirilerek ele alıyorlar. Biz bu meseleyi Osmanlı tarihinin içine oturtmak ve `Ermeniler de vardı` demek istiyoruz. Fakat şöyle bir şey var, Osmanlı `nın yapısı gereği her millet kendi kompartımanında yaşıyor. Tek bir Osmanlı kadın hareketinden bahsetmek mümkün değil. O yüzden Ermeni kadınlar kendi cemaatinin kadınlarına, Rum kadınlar da kendi cemaatlerine seslendiler. Bu yüzden Ermeni kadın hareketi demek gerekiyor. Ama kesinlikle kopuk, izole bir hareket değildi. Aynı coğrafyada yaşıyorlardı. Onlar aynı zamanda birer Osmanlı aydınıydı. Kendi cemaatlerine karşı birtakım eleştirileri vardı. Ama bu kadınlar milliyetlerini aşarak diğer kadınlarla yan yana gelme ihtiyacı içindeydi. Müslüman kadınlarla Ermeni kadınların sıkıntıları farklı mıydı?
Ermeni kadınlar kendilerini ezilmiş bir halkın kadınları olarak görüyorlar. Ermeniler`in o dönem çektiği acılardan dolayı kadınlara yüklenen çok büyük bir misyon var. En büyük fark şu, cemaatte erkek yok. Erkekler öldüğü için kadınlar cemaati yeniden kurmak, yeniden üretmek için çalışıyorlar. Kadınlara biçilen roller var ve bu roller bugüne kadar geliyor. Osmanlı toplumunun sistemi gereği, gayrimüslim toplulukların yönetimleri kendilerine ait. Medeni yasası, eğitimi gibi. Mesela Türk kadını seçme seçilme hakkı için mücadele verirken Ermeni kadını kendi yönetimi içindeki hakkı için uğraşıyor. Ortak talepler neler?
Ermeni kadınlarının hem kendi cemaatlerinden hem Osmanlı olarak talepleri var. Bir de Ermeni kadınlar yazar olmaya Müslüman kadınlardan daha önce başlıyorlar, çünkü eğitim seferberliği başlamış. Dönemin Müslüman kadınları Ermeni kadınlarını model olarak alıyor. O zamanki kadınların eğitimli olması kadınların kurtuluşu anlamına gelmiyor. Öğretmen oluyorlar ama yine cemaat içinde annelik vazifelerini devam ettiriyorlar. Bugüne geldiğinizde çok değişiklik yok yani. Her iki grup da benzer taleplerde bulunuyor, temel olarak özgür aşk, görücü usulü evliliğe karşı çıkmak, eğitim, çalışma hakkı...
Hala aynı şeyleri talep ediyoruz yani? Çünkü kadınlar aynı şekilde eziliyor. Farklı olan şeyler de etnik kimlikten, siyasi yapıdan kaynaklanan birtakım farklılıklar. Ermeni kadınlar sürekli yetimhaneler kurmak, devamlılığı sağlamak zorunda kalıyorlar. Neler hissettiniz yazma sürecinde?
Çok heyecan vericiydi. Bir ara deli gibi okuyorduk ve okuduğumuz şeylere inanmakta zorluk çekiyorduk. Heyecanımız geçmedi ama ilk şokumuz geçti. Dine, hukuka karşı çıkıyor bu kadınlar. O dönemde yükselen, çok radikal talepleri olan bir Türk Müslüman kadın hareketi de vardı. Fakat bu Cumhuriyet ile birlikte söndü. Çünkü onlara `sen artık uğraşma, çünkü özgürsün, git evine otur ` denildi: `Seçme seçilme hakkını aldın yeter!` TEMSİL EDİLMİYORUZ
Ermeni kadınların yaşadığı sorunlar şimdi değişti mi?
O dönem bu kadınlar Fransızca bilen, eğitimli kadınlar. Ama her kesimden kadın için yazılar yazdılar. O zamanlar, daha çok aydın , daha çok yazan, felsefe yapan kadınlar var. Osmanlı `nın bir parçası olmuş kadınlar. Şimdi zaten cemaat azaldı, kadınlar da daha içe kapalı, sessiz.
Siyasi olumsuzluklar nedeniyle mi kadınlar içlerine kapandı?
Tabii, ondan kaynaklanan bir sessizlik, durgunluk, bir donukluk var. Biz kadın grubunu kurduğumuzda Türkiye `de on yıllar sonra örgütlü bir grup kalkıp Ermeniler`le ilgili birtakım laflar etmeye başladı. Aydınlarımız var ama bir grup olarak siyasetin içinde olan bir biz vardık. Ermeni kadınlarının sorunları nasıl çözülecek?
Ermeni kadınlarının dertleri Türkiyeli kadın hareketi içinde çözülecek. Ama bizim ayrıca sorunlarımız var. Cemaat içinde demokrasinin olmaması, kadınların temsil edilmemesi çok önemli. Bize hep şu söylenir: `Senin daha namuslu, daha terbiyeli, daha çalışkan olman gerekir, çünkü sen Ermenisin! Bu yüzden laf gelir.` Bu kadınların döneminde daha siyasi sorunlar vardı, belki daha büyük acılar vardı. Şu anda bizim üzerimizdeki en büyük baskı `Sen Ermenisin, daha daha olmasın` şeklinde aile baskısı. Bu tür sorunları diğer kadınlar da yaşıyor ama bizim bunu aşmamız daha zor. Çünkü eğer terbiyeli olmazsam ayrıca bir şeye daha ihanet etmiş olacağım ben! Ermeni genç kızlara anlatmamız gereken şu: Bunun Ermenilik `le hiç alakası yok! Bu büyük bir kandırmaca! Biz sorunumuzu cemaat içinde çözemeyiz, sorunlarımızın Türkiye `deki kadın hareketi içinde çözüleceğine inanıyoruz. İçe kapalı bir cemaatiz ama ufak bir aralık olsa insanlar dışarıya akacaklar. Çünkü kimse cemaat içinde kapalı kalmak istemiyor.
Zabel Yesayan
1878`de Üsküdar `da doğdu. İlk yazıları Dzağiğ (Çiçek) gazetesinde yayınlandı. 1895 yılında Paris `e gitti ve Sorbonne `da edebiyat ve felsefe derslerini takip etti; üniversiteye giden ilk Ermeni kadın oldu. Ressam Dikran Yesayan`la evlendi. İki çocuk annesi olan Yesayan 1902`de İstanbul `a döndü. Yazıları dönemin önemli gazetelerinde yayınlandı. Uzun yıllar Mısır , Beyrut ve Kafkasya `da Ermeni yetim ve göçmenleriyle ilgilendi. 1933 yılında Sovyet Ermenistanı`na yerleşti. 1837`de Stalin yönetimi tarafından tutuklanıp Sibirya `ya sürüldü. 1943`te orada öldü.
Hayganuş Mark
1885`te İstanbul Ayaspaşa `da doğdu. Bir Fransız rahibeler okulunda ve Esayan `da öğrenim gördü. Öğrencilik döneminde edebi çalışmalarına başladı. 1905-07 yıllarında eşiyle birlikte Dzağiğ gazetesinin yönetimini üstlenerek onu bir kadın gazetesine dönüştürdü. 1907`de İzmir `e yerleşerek iki gazete yayınladı. Önemli derneklerde önemli görevler üstlendi. 1919`da Hay Gin (Ermeni Kadını) adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Bu dergide kadınların her türlü sorunlarına yer verdi. Dergi 1933 yılında kapanmak zorunda kaldı. 1966 yılında İstanbul `da öldü.
Sırpuhi Düsap
1841`de İstanbul Ortaköy `de doğdu. Kadınların eğitim hakkını savunan Nazlı Vahanyan`ın kızı olan Düsap 1869-70 yılında Fransız bestekar ve orkestra şefi Paul Dussap ile evlendi. Bu evlilikten Edgar ve Dolin adlı iki çocuğu oldu. 1879 yılında Okulsever Ermeni Kadınlar Cemiyeti başkanlığını üstlendi. 1883 yılında yayınladığı Mayda adlı romanı geleneksel aile yapısına zarar verdiği gerekçesiyle eleştirildi. Kızı Dorin`in ölümüyle yıkılan Sırpuhi Düsap evine kapandı ve 1901 yılında hayatını kaybetti.
Elbis Gesaratsyan
1830`da İstanbul Beşiktaş `ta doğan Elbis Gesaratsyan 1862-63`te ilk Ermenice kadın dergisi olan Gitar`ı çıkardı. Ermeni Kızlarına Davet sloganıyla çıkan dergi maddi imkansızlıklar nedeniyle ancak yedi sayı çıktı. Gesaratsyan dergide kadınların toplum hayatına karışmalarını, eğitim görmelerini savunan yazılar kaleme aldı. 1911 yılında İskenderiye `de bulunan Gesaratsyan`ın hayatını orada kaybettiği sanılıyor.
Sibil (Zabel Asadur)
1873`te Üsküdar `da doğdu. Arkadaşlarıyla birlikte Milletperver Ermeni Kadınlar Cemiyeti `ni kurdu. Ateşli bir kadın hakları savunucusuydu. İstanbul ve taşradaki Ermeni okullarında öğretmenlik yaptı. Masis , Vatan gibi dönemin önemli gazetelerinde şiir ve yazıları yayınlandı. Mutsuz bir evliliğin ardından Hrand Asadur `la evlendi. Eşi Asadur ile birlikte Ermenice ders kitapları hazırladı. Tankaran adlı kitabı halen İstanbul `daki Ermeni okullarında ders kitabı olarak okutuluyor. 1934 yılında hayatını kaybeden Sibil Şişli Ermeni Mezarlığı `na gömüldü.