Yazar Oşin Çilingir
Başlık Ermeni Cemaatinin Acıya Gark Olan Ruhu
Yayın Agos Gazetesi
Tarih 25.04.2008

Kitaptaki karikatürlerden bana en sıcak geleni ve felsefi derinliğe sahip olanı, İstanbul'un cami ve kiliselerden oluşan klasik kıyı siluetine uzaktan bakan bir Ermeni'yi bir konuşma balonuyla yansıtanıdır. Balonundaki söz: "Yediğim balık, içtiğim rakı, hiçbir şeyin tadı yok...Kendi kendime diasporayım artık…" 

Hrant Dink'in ölümü bütün kimlikleri aynı paydada tekleştirip sıfırlarcasına geniş kitleleri derinden etkiledi. Karikatürümüzün kahramanı Ermeni, kendi cemaatini temsil etmektedir. Bu temsiliyette Aret Gıcır, Hrant'ın katledilmesiyle Ermeni cemaatinin acıya gark olan ruh haline tercüman olmaktadır. Onun konuşma balonundaki 'balık', 'rakı', ve ne de 'başka bir şey'in tadı kalmadığına dair sözleri, hem 1915'e benzer bir acıyı hem de yeniden derin bir yabancılaşmayı çağrıştırıyor. İstanbul'un güzelim silueti, bu çağrışımı güçlendiriyor. Aret tam da burada çizgiyle söz arasında bilinçli bir zıtlık kurmuş, bunu yapmakla da karikatürün ifade gücünü artırmış.
Şimdi, gelelim karikatürün felsefi derinlik kazandığı can alıcı noktasına. Aret Gıcır, konuşma balonundaki ikinci cümleyle karikatürünü noktalarken, "Kendi kendime diasporayım artık…" diye yazmış. Bu son cümleyle bana kalırsa çizgi-söz dengesi değişmiş; çizgi ikincil plana itilmiş, sözün gücü ön plana çıkarılmıştır. Bu cümle, Ermeni cemaatinin Hrant Dink'in öldürülmesiyle yaşadığı kitlesel ve bireysel yabancılaşmayı pek güçlü dile getirmektedir. Çünkü, diaspora, sözcük olarak bir kavmin ya da ulusun anayurdundan çıkarak başka ülkelere dağılması anlamına geldiğine göre, karikatürdeki Ermeni'nin kendi kendine diaspora oluşu, kendi dışına çıkması, kendine ve anayurduna yabancılaşmasını ima etmektedir.