Yazar Kemal G. Gürses
Başlık Öfkeyi Akarsuyunun Yatağı Yapan Kırgın Bir Çizer: Aret Gıcır
Yayın Agos Gazetesi
Tarih 25.04.2008

Çok uzak değil, daha geçenlerde aktör-rejisör Kenan Pars'ın ölümünün ardından bir TV kanalı bizi korkunç bir gerçekle yüzleştirdi: "Kenan Pars aslında Kirkor Cezveciyan adında bir Ermeni'dir." Bütün hayallerimiz yıkılmak üzereydi ki, müteveffa ölüm döşeğinde (aile yakınlarının ifadesiyle) defalarca salavat getirerek yüreğimize su serpmişti. Biz de böylece, geride bıraktığı yüzlerce siyah-beyaz akan görüntüde onu "içimizdeki şüphe" olarak görmekten kurtulmuş olduk. Aret Gıcır'la Agos'un ilk yıllarındaki çarşamba gecelerinden birinde tanıştık.  O çarşamba gecelerinin hususiyeti; kimimiz yazıp, kimimiz çizerken, kimimiz de destek bâbında redaksiyon, çay servisi yapardı, imece usulü bir "gazete çatma" gecesi geçirirdik. Yerdik, içerdik, gülerdik, ağlardık. Aret'le, karikatüristlerin kendine has anlaşma ve yaklaşma duygularıyla kısa sürede kaynaştık. Ters işleyen bir zekâmız olduğu için, solakların birbiriyle mütebessim bakışmalarına benzer bir anlaşmaydı bizimkisi. Aret bu işe gönül kaptırmıştı. Üstelik Agos'un çizer kadrosunda biri Türk (bu ben oluyorum), biri Kürt (bu da Ender Özkahraman oluyor), iki eskice çizerin işgalini önleyecek yeni bir çizerin oluşumu şahsen içimi rahatlatmıştı. Sonraki yıllarda Ermenistan'da resim eğitimiyle derinleştirdiği çizgisel anlatımında kendine has tarafları belirginleşti. Hem bakışında, hem de çizgisinde 'Aret Gıcır' kimliğini oluşturan şeyi tanımlamaya çalışırken, kendimce bir benzetme bulduğumu sanıyorum: "Aret, kırgın bir anlatım tarzı kurdu." "Kırgınlığı"nı çizgisine taşırken seçtiği "kirli estetik"ten, konularında "aidiyetini bir daha kazanmamak üzere terketmişliği"ne kadar görüyorum. "Patlayan" finaller, kahkaha attıran hikâyeler seçmedi. Geçerken söyledi. Kimi yerde tamamlaması için okura bir "açmaz" bıraktı. Eleştiri denen ve karikatürün hammaddesini oluşturan bu ters-zekâyı o açmazda görürsünüz. Öfke, çizer kimliğini belirginleştiren bir alt-duygu olarak karikatürlerinde yürüyor. Hem kendi cemaatine "kırgın", hem de doğup-büyüdüğü coğrafyaya. Hem Ermenistan'a, hem de galiba dünyaya... Bunu, öfkesini dizginlemeden, ama yukarıda da bahsettiğim gibi, öfkeyi akarsuyunun yatağı yaparak sürdürdü.