Yazar Figen Batur
Başlık Öyle Bir Hafta Geçirdik ki
Yayın Hürriyet Gazetesi
Tarih 27.01.2007



Takuhi Tovmasyan irmik helvası tarifini bugün yazsa, Mardik Amcası'nın yanına Hrant'ın ismini de eklerdi.
Öyle bir hafta geçirdik ki
Ruhumuz üşüdü.
İçimiz büzüştü.
Elim yazıya gitmiyor.
Kime bir yere gitmesini önerebilirim ki bacağım tutmazken?
Kime bir şey yemesini, ağzımda pas tadı varken. . .
Böyle günlerde hep Çetin Altan'ın cümlesi düşüyor aklıma.
Hani "Bugün canım yazı yazmak istemiyor" demişti ya, işte öyle.
Televizyonun karşısından kalkamıyorum.
Herkes gibi benim de tek tesellim, gerberalarla süslü tabutun ardından sessizce yürüyen kalabalık.
Pankart açmayan, slogan atmayan, çığlığı boğazına düğümlenmiş yüz binlerce insan.
Adam gibi bir adamı vurdular, kurşunu hepimize sıktılar.
Batı toplumları bilirsiniz, ölülerini çiçekle anarlar. Genellikle de krizantemle. Her kasım yaşlı genç bir sürü insan ellerinde bir buket krizantem mezarlığın yolunu tutar. Dualar edilir, gidenlerin yokluğu derinden hissedilir.
Bizim toprakların geleneği başkadır.
Biz ölülerimizin ardından helva kavururuz. Sadece cenazenin toprağa verildiği gün de değil.
Her ölüm yıldönümünde özlemle ölülerini anan kadınlar, büyük bakır tencereleri kaldırıldıkları raflardan indirir, ağır ağır irmik helvası pişirir.
Hatırlamak için, dağıtmak için, helvadan bir kaşık alanın gidenin adını rahmetle anması için.
Bizim yani biz Türklerin, biz Ermenilerin, biz Kürtlerin...
Mutfağa geçip Takuhi Tovmasyan'ın kitabını çıkardım.
Takuhi, Sofranız Şen Olsun adlı kitabının son bölümünde acılarını örten o kıvrak diliyle irmik helvası tarifi verir. O tarif biraz da aile tarihidir.
Sütü kaynamaya koyar ve tek tek ölülerini anmaya başlar. Tenekeci Levon, Balıkçı Hayg, Kel Tomos, Deli Bedros ve daha bir sürü can.
Sonlara doğru amcası Mardik'in hikayesi vardır. O hikayeyi okuyup da ağlamamak mümkün değildir. Ağlamamak ve utanmamak. Mardik, tıpkı Hrant Dink'in eşi Rakel'in cenaze töreninde okuduğu o aşk mektubunda söylediği gibi gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaşlanmadan, sevdiklerine doyamadan, tehcir yolunda göçüp gitmiştir bu dünyadan.
Bunları yazmak bile içimi acıtıyor. Yüzüm zaten bir haftadan beri utanç yumağı.
Hüzünler başlıyor gülümseyerek bitiriyor
Belki de en iyisi, sözü Takuhi Tovmasyan'a bırakmak.
Tovmasyan, helva tarifine "Sevdiklerimin canları için helva kavurmak hiç de zor gelmiyor bana" diye başlar. "Tabii başlarken hüzünleniyorum ama hüznümü güzel bir anımla değiş tokuş edip, irmikleri gülümseyerek karıştırıyorum. Ama ne yalan söyleyeyim, Mardik Amcam gibi çocuk yaşta anasından, analığından ayrılanların anısı canımı çok acıtıyor. Hani beterin beteri vardır derler ya, en beteri evlat acısı. Der Zor yolunda kaybolan evlatların acısı, sokakta oynarken kaybolan evlatların acısı, askerlikte, kazada kaybolan evlatların acısı, hastalıklardan dolayı yitirilen evlatların acısı. Tek dileğim, hiçbir ana babanın evladı için ağlamaması" diye devam eder.
Sonra da helvanın tarifini verir: Bir litre suya yarım kilo toz şeker ve 125 gram yağ koyarak
Mardik Amca'yı anmayı unutmayın
Bütün sevdiklerimizi anıp yád edene kadar irmik tam tavında kavrulmuş olur. Tencereyi ocaktan alır, lavabonun içine oturturuz. Kıpır kıpır kaynamakta olan şerbeti kızgın irmiklerin üzerine dökeriz. Bu işlem kelimenin tam anlamıyla kaynaşmaya neden olur. Kaynama, hızını kaybederken tencereyi yine kısık ateşin üzerine alır, karıştıra karıştıra suyunu çektiririz.
Tencereyi ateşten indirir, demlenmesi için üzerini temiz bir bezle örteriz. Yarım saat sonra helvamızı bir çatal yardımıyla teller, taneleriz.
En sonunda da, "İrmik helvası ılık ılık da çok lezzetlidir. İsterseniz soğuk, isterseniz ılık, helvayı nasıl isterseniz öyle yiyin. Kimin canı için yaparsanız yapın, isten büyükannenizin ister büyükbabanızın, ama sizden ricam, Mardik Amcam'ı da anmayı unutmayın" diyerek dileğini dile getirir.
Kitabı bu gün yazsa, Mardik'in ardına Hrant'ın adını da ekleyeceğine kuşkum yok.
Benim de sizden bir ricam var
Benim de dileğim var sizden.
Gelin bir helva kavuralım.
Ve irmiği her karıştırışımızda Der Zor yolunda ölen Mardik ile İstanbul'un göbeğinde öldürülen Hrant Dink için dua okuyalım.
Ama bu da yetmez.
Sonra üşenmeyelim, kalkıp en yakın aktara gidelim. Bulabildiğimiz kadar Lawsonia İnermis alalım. Küçük küçük paketler halinde Kemal Kerinçsiz'e yollayalım. Küçük paketler halinde yollayalım ki, etrafındakilere de dağıtabilsin.
Fazla olmasının sakıncası yok.
O ve etrafındakiler ne yapacaklarını bilirler.
İster atarlar, ister yakarlar.
Bu kadar.
Lawsonia İnermis nedir, derseniz... Anlayan anlamıştır zaten ama isterseniz açın interneti, yazın ismini Google'a, ne olduğunu kendiniz görün.