Yazar Tijen İnaltong
Başlık Neşeli günler
Yayın Radikal Gazetesi
Tarih 19.11.2004

Bu bir film adı. Çocukluğumuzda kalsa da zihinlerimizin bir yerinde yer etmiş şarkısıyla aynı adı taşıyan filmin adı. Ancak burada size filmi değil, neredeyse bir filmin senaryosunu okur gibi okuduğum, acı ve tatlı günlerin bir sofra etrafında geçirildiği, kayıpların verildiği, doğumlara sevinilen bir ailenin yemek anılarını içeren kitabı anlatacağım. Bir kısmınız yüzünüzde bir gülümseme ve muzip bir bakışla: 'Sofranız Şen Olsun' diyeceksiniz. Bildiniz, size bu güzel kitaptan bahsedeceğim. 

TÜYAP Kitap Fuarı'na ancak 29 Ekim cuma günü gidebildik. Kalabalık olacağını biliyorduk, ancak başka bir seçeneğimiz yoktu doğrusu. İki salonun arasındaki holü geçtikten sonra karşıma Aras Yayıncılık'ın standı ve yayınevinin sahibi Tomo Bey çıktı. Onun içi gülen gözlerine baktığımda beni bir sürprizin beklediğini bilmiyordum elbet. Bir yıl önce, yine fuarda sohbet ederken yemekli, anılı güzel bir kitap çıkaracaklarının müjdesini vermişti ya onca yeni kitabın arasında unutmuştum bu haberi. Tesadüfe bakın ki matbaadan o gün gelmişti kitap ve stanttaki yerini almıştı. Daha kapağına bakarken beni anılarla dolu bir kitabın beklediğini anlamıştım. Nasıl anlamayayım ki, kapak fotoğrafında piknik yapan kocaman bir aile vardı.
Sadece bu fotoğraftan bile bir kitaplık öykü çıkarmak mümkün. Zaten Takuhi Hanım da bunu yapmış ve kitap boyunca, fotoğraflar eşliğinde güzel bir zaman yolculuğu hazırlamış okurlarına. Tariflerle de süslemeyi unutmamış bu yolculuğu. Elbette öyle olacaktı. Hangi yolculuğa, hangi pikniğe, hangi bayram buluşmasına hazırlıksız gideriz ki?
Kâh hamur işleri yapılmış, kâh çocukları sevindirecek tatlılar. Ama her zaman büyük sofralar etrafında buluşulmuş Tovmasyan'larda.
Bir ailenin penceresinden o ailenin mensup olduğu dini, ailevi ya da yöresel geleneklerini, yaşadıkları yerlere ilişkin bilgileri ve derin bir yemek kültürünü tanımamıza olanak sağlıyor 'Sofranız Şen Olsun'. Tovmasyan iyi ki bu kitabı derlemeye karar vermiş. Çünkü onun sayesinde bir sürü yeni tarif öğrendim. Sadece tarif de değil, çok az bildiğim bir grubun, Türkiyeli Ermeniler'in mutfak kültürüne, geleneklerine dair bilgiler de edindim. Bazen gülümseyerek, bazen gözlerim dolarak okudum satırları. Takuhi Hanım'ın Çorlulu ninelerinin (o 'yayalarım' diyor) elinden yılbaşı sofralarının olmazsa olmazı topik mi, evin erkekleri işteyken yapıldığı için ancak hanımlarla çocukların yiyebildiği 'kocagörmez' tatlısı mı, evde çamaşır telaşı olduğu günler pişen, 'fasulye paçası' mı yemedim sayfalar arasında gezindikçe, söz kesimlerine mi katılmadım, doğumlara mı sevinmedim, dedikodulara mı gülmedim.
Ne çok duygu yaşadım bir kitap okumalık sürede. Kararlar da verdim elbet. Hazır yılbaşı da yaklaşmışken aşure ayını beklemeyip aşurenin benzeri anuşaburdan hazırlayayım, Rum, Ermeni, Çerkes, Musevi, Türkmen, Tatar komşularımızla paylaşayım dedim. Birer tabak düşmese de hepsine, zihnimde dağıtabilirim tabakları. Yeni yıla barış dilekleriyle girmek için de hepsinin dilinde iyi yıllar demeyi öğreneyim. Takuhi Hanım'ın aktardığı gibi: "Nice yıllara... Şad darineru... Hristos anesti..." Kuyruk yağı kullanmayacağıma göre 'pintikarı böreği' yapamam belki kitaba bakıp ya, pekâlâ anlatılanları iyice okuyup 'petaluda tatlısı'nı hazırlamayı deneyebilirim. Böylece bu kitap kulağımda hoş yankılar bırakmanın dışında damağımdaki güzel tatlarla da kazınır belleğime.