Yazar Bülend Hilmi
Başlık Kum Saatine Kumkapı
Yayın Katılım Dergisi
Tarih 01.09.2000

Anadolu'nun kültür mozaiği içinde önemli yeri olan Güneydoğu, kendi içinde de renklilikler taşır. Bu kültür mozaiğinin vazgeçilmez renklerinden biri de Gayr-i Müslimlerdir. Daha yakın zamanlara kadar Güneydoğu kentlerinin sosyal dokusu içinde önemli yeri olan bu Gayr-i Müslimler bugün büyük ölçüde Avrupa veya Amerika'ya göç etmiş, buralara gidemeyenler de başta İstanbul olmak üzere batıya göç etmişler.

Kitabımızın yazarı da İstanbul'a göç eden benzer ailelerden birine mensup.

Yazarımız Jaklin Çelik, 1968'de Diyarbakır'da doğmuş. Küçük yaşta ailesiyle birlikte İstanbul'a gelerek, Güneydoğu'lu ailelerin ilk yerleştikleri semtlerden biri olan Kumkapı'ya yerleşir. Gedikpaşa'daki Surp Mesropyan Ermeni İlkokulu'nda ve Çemberlitaş Kız Lisesi'nin orta kısmında okudu. Daha sonra iş hayatına atıldı.

Jaklin Çelik, daha önce "Öküz, Varlık, Fesat, Haliç, Edebiyat ve Uç" gibi dergilerde yayınladığı öyküleriyle ve röportajlarıyla tanınan genç bir kadın yazar. Cumhuriyet Dergi, Sky Life, Liderler ve Finans Dünyası'nda ise röportajları yer aldı. Bir yıl süreyle, İstanbul'da Ermenice-Türkçe yayınlanan "Agos" gazetesinde Basın-Yayın sayfası editörlüğü yaptı. "Keman Çalan Balıklar" adlı köşesinde yazılarını yayınladı. "Kum Saatinde Kumkapı" çocukluğunun ve gençliğinin bir dönemini geçirdiği o tarihi ve renkli semti, Kumkapı'yı anlattığı tecrübelerinin ilk ürünü, ilk kitabıdır. İstanbul'un en hareketli bölgelerinden birini geçmişiyle, insanlarıyla bir Kumpalı'nın ağzından tanımak isteyenler için eşsiz bir fırsat.

Ayrıca Varlık Yayınlarının düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Öykü Yarışması'nda (1999) yazara, dikkate değer öykücü sıfatı kazandıran "Kiralık Ev", Çengelliiğne", "Sıçan Kapanı", "Hay Allah" ve "Taze Gelin" adlı öyküler de bu kitapta yer alıyor.

Yazarımız, bin bir umutlarla doğdukları yerlerden kendilerine her şeyiyle yabancı olan, bilgileri sadece duyduklarından ibaret olan İstanbul ve Kumkapı maceralarını öykülerinde işler.

Köyünü terk edişiyle başlayan bu maceranın ilk durağı hem ucuz, hem de yakınlarında olduğu için tren istasyonudur. Çoluk çocuk doluştukları trenin kompartımanında başlarlar umut yolculuğuna. Bu Fahriye ile Hazal'ın hikâyesidir. Biri dört, diğeri 3 çocukla eşlerinin yanına İstanbul'a giderken trende yaşadıkları olaylar anlatılıyor.

Çoğunun kafasında daha iyi hayat, kendilerinden geçmiş olsa da çocukları için daha iyi bir gelecek. "Diyarbakır-İstanbul Hattı"nda bu maceranın ilk ayağı anlatılıyor.

Büyük şehre gelmiş olmanın köy yaşantılarına nazaran pek fazla bir değişiklik yaratmadığını, aksine daha bir zorlaştığını çarpıcı ama yalın tasvirlerle anlatıldığı öykülerden biri "Sirkeci-Halkalı Hattı". Geldikleri İstanbul'da geçim sıkıntısına düşen ailelerine yardımcı olmak için simit ve midye satan iki kardeşin hikâyesi.

Türkiye'de 15–20 yıldır yaşanan, son yıllarda giderek hızlanan ve sosyal bir patlamaya dönüşen göçün son noktası, yani göç edilen yerde yaşananlar "Kum Saatinde Kumkapı". Yaşadığımız çevrede sıklıkla karşılaştığımız, bu göç insanlarının yaşantılarında gözümüzden kaçan ayrıntıları, İstanbul'un bir başka yüzü olan Batıdaki doğu gerçeğini dramatize ediyor, Jaklin Çelik.

Keşke göçün başladığı yerle ilgili konulara da yer verilseydi.