Yazar Hayat Sezen
Başlık Babam Aşkale'ye Gitmedi
Yayın İşçi Cephesi Dergisi
Tarih 06.01.2007



Zaven Biberyan'ın, Babam Aşkale'ye Gitmedi romanı Aras yayınevi tarafından basılmıştı. Biberyan, 1921'de İstanbul Kadıköy'de doğdu. Türkiye İşçi Partisi'nden 1965 seçimlerinde İstanbul milletvekili adayı oldu; ancak seçilemedi.
Biberyan'ın romanı, 12 Kasım 1942 tarihinde TBMM'de hükümetin bütçe açığını kapatmak için Varlık Vergisi Yasası'nı çıkarmasıyla Türkiye'de yaşayan gayrimüslimlerin yaşamlarındaki acılar, baskılar, ayrılmış ve dağıtılmış ailelerin yaşam dramını aktarmakta. Aslında hükümetin bu yasayla amaçladığı Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırları içinde sermayenin el değiştirmesiydi, yani gayrimüslimlerdeki sermayenin Türk burjuvazisine geçişini sağlamaya yönelikti. 
Babam Aşkale'ye Gitmedi kitabı da bu uygulamanın tüm gayrimüslimler üzerindeki etkisini bizlere açıkça anlatmakta.
Kitapta; İstanbul'da doğup büyümüş, buradaki okullarda eğitim görmüş, arkadaşları, akrabaları hep bu topraklarda yaşamış, işini bu topraklarda kurmuş bir ailenin üç yıl süren askerliğinden sonra eski yaşamını ve sosyal konumunu bulamayan oğullarının yaşadığı sıkıntılı günleri ve bu koşullara dayanmaya çalışan baba-oğul ve amcanın yaşadığı olaylar anlatılmakta.
Devletin dayatmış olduğu uygulamalar sadece sermaye sahiplerine yönelik değil, aslında gayrimüslimlerin tümüne yönelik izlenen bir siyasetti.
Bu kitapta verilmiş bir örnek aslında izlenen linç siyasetinin de boyutlarını açığa vuruyor: "Aşkale'de tuvalet temizleyen Moiz adından bir Musevi ile karşılaştım. Çok yoksuldu ve 60 bin lira vergi konulmuştu. Ne iş yaptığını sordum. Kepenklere yağ sürerek geçimini sağlarmış ve komisyon onun yağ tüccarı sanmış, kısacası haksızlığı yaşadık."
Kısacası bu insanların yıllarca çalışıp kazandıkları işleri, evleri, bütün varlıkları Varlık Vergisi adı altında ellerinden alınır. Bunun sonucu aileler içinde şiddetli tartışmaların yaşanması, eşlerin birbirine düşman olması, akrabaların dahi bir rekabet içerisinde girmesi söz konusu olur. İnsanlar tamamen o sistemin içerisinde ayakta kalmak için bir birine düşman edilir. Böylece sistemin bir parçası haline gelen insanlar yaratılmış olur.
Tabii bu insanların başka bir çıkış yolu vardı. Aşkale'ye gitmek. Yani başka amaçlar uğruna, başka sınıfların çıkarına zorlu bir hayat yaşamayı göze almaları gerekir. Onları belki ölüm, belki de ölümden daha kötü koşullar bekler. Yine de geri dönebilmek için zor koşullar altında bu zorluklara dayanabilmek gerekir.
Bu kadar acının yaşanmasına sebep olan sorun aslında çok açık. Bu topraklarda yaşamış ve ticareti ellerinde tutan gayrimüslimlere karşı bir saldırı başlatılmış ve tamamen sermayenin Türkleştirilmesi adına uygulanan bir baskı söz konusu olmuştur.
Evet gayrimüslimler belki Türk değillerdi, ama onlar bu toprakların insanlarıydı. Bu topraklarda yaşamlarına devam edip, bu topraklarda öldüler. Ve hala mezar taşları bu topraklarda bulunuyor.
Ne yazık ki bir avuç zümrenin çıkarı için masum insanların hayatları değiştirilmiş, harcanmıştır. Ama biz yaşananları unutmamalı ve yaşanmışlıkları yok saymamalıyız. Bu yaşananların tekrardan yaşanmasına izin vermemeliyiz.
Sonuç olarak, bu kitabın bizlere Türkiye tarihinden yaşanmış bir kesiti aktarması açısından yararlı ve faydalı olduğuna inanıyoruz. Ayrıca sermayenin kendi arasında girdiği rekabetten dolayı yoksul kitlelerin en büyük acıları yaşamış olması da unutulmaması gereken bir gerçekliktir.