Yazar Emin Karaca
Başlık Babanız Aşkale'ye Gitse de, Gitmese de…
Yayın Radikal Gazetesi
Tarih 12.01.1999

Ülkemizdeki Ermeni edebiyatını yakından tanımamızı sağlayan bir yayınevi var: Aras Yayıncılık. Mıgırdiç Margosyan'ın öyküleriyle yayıma başlayan Aras Hagop Mintzuri'nin, Kirkor Ceyhan'ın, Hamasdeğ'in, Antan Özer'in, Yervant Gobelyan'ın öykü kitaplarından sonra, şimdi de Zaven Biberyan'ın bir romanıyla karşımızda: 'Babam Aşkale'ye Gitmedi.' 

Geçtiğimiz yılın Ekiminde 75'inci yılı büyük bir coşkuyla kutlanan Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde kimi olumsuzlukların da bulunduğundan kamuoyu pek haberdar edilmez.  Bunlardan birisi, Tek Parti Diktatörlüğü'nün 40'lı yılların başında ülkedeki azınılıkları, yani Yahudileri, Rumları, Ermenileri yükümlü kıldığı Varlık Vergisi uygulamasıydı. 4305 sayılı Varlık Vergisi Kanunu, 12.11.1942 TBMM'de kabul edilerek yürürlüğe girmişti.
Dönem, 'Milli Şef' İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı, Şükrü Saraçoğlu'nun başbakan, Fuat Ağralı'nın maliye bakanı olduğu Tek Parti Diktatörlüğü dönemiydi. İkinci Dünya Savaşı dışarıda var gücüyle sürmekte, Sovyetler Birliği'ndeki sosyalizm, Alman Nazi ordularıyla Volga boylarında ölümüne vuruşmaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti'nin Tek Parti Diktatörlüğü, imzaladığı ticaret anlaşmasına dayanarak Nazi Almanya'sına gizli-açık, silahlar için gerekli hammadde satmaktaydı. Ülkede yoksulluk diz boyuydu, kıtlık baş göstermiş ve ekmek karneye bağlanmıştı.
Varlık Vergisi uygulaması başlamıştı, tespit edilen rakamı ödeyemeyen Yahudi, Ermeni ve Rum işadamları Erzurum'un Aşkale kasabasında zorunlu çalışmaya tabi tutuluyorlardı.
Zaven Biberyan'ın romanının kahramanı Baret'in babası Diran da Varlık Vergisi mükellefi olarak, tespit edilen verginin tamamını ödeyince dımdızlak kalmış, neredeyse yiyecek ekmeğe muhtaç hale düşmüştür. O yıllarda azınlıklara mensup (gayrimüslim) vatandaşların bir bölümü demiryolu ve havaalanı yapımı işlerinde çalıştırılırken, büyük çoğunluğu da yol yapımı, taş kırma gibi işlerde çalıştırılmak üzere, özel kahverengi elbiseler giydirilip Nafia (Bayındırlık İşleri Bakanlığı) emrine verildiğinden oğul Baret de Akhisar'da 'Nafia askeri'dir. Nafia askerliğinden üç buçuk yıl sonra Baret, varını yoğunu Türkiye Cumhuriyeti maliyesine Varlık Vergisi olarak veren babasının bitmişliğini, aile yuvasının perişanlığını görür. Babasının ölümü üzerine evi terk eden Baret'in, Pera dolaylarında çeşitli işlere girip çıkarak, pansiyonlarda çok sefil şartlarda yaşayışını okuruz Zaven Biberyan'ın kaleminden...
İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve hemen sonrasında Ermeni cemaatinden bir ailenin ve oğulları Baret'in başından geçenlerin hikâyesi bana oldukça ilginç geldi. Varlık Vergisi'ni ödeyememek yüzünden Aşkale'ye sürülen babaların dertleri ve ıstırapları bir yana Zaven Biberyan romanında, Varlık Vergisi'ni ödeyip de Aşkale'ye gitmekten kurtulan bir babanın ve ailesinin dramını sergiliyor.
Babanız, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de yaşayan bir gayrimüslim, yani Yahudi, Ermeni ya da Rum olsaydı Aşkale'ye gitmesiyle gitmemesi arasında bir fark olmayacaktı...