Yazar Rahim Gür
Başlık Memleketini Özleyen Yengeç
Yayın Küçük Menderes Gazetesi
Tarih 05.06.2001

Arkasız, dayanaksız insanlar hangi işte olursa olsun yaşam kargaşasında buharlaşır gider. Yazın sanatı da böyle acımasız bir alandır. Yıldızlaşmanız, para kazanmanız çok ama çok zordur Tek kalıcı olan yazdıklarınızdır. Kendiniz yok yoksulluk içinde gelip geçersiniz de bir çift iyi sözünüz kalır yaşanmışlıklarda.

Yervant Gobelyan'da yaşamın duvardan duvara savurduklarından. Yüzü ülkemin çile haritası gibi. Ekmek parası çok yükseklere asılanlardan. Hani fena halde de inatçı, yaşam patakladıkça daha güzel yazanlardan. Ortak noktalarımız olduğundan mı babamdan yaşlı olup, babamın kuşağını da selgelediği için mi, hoşuma gitti bilemiyorum?

Anadolu Kafkasya, Balkan halkları nedense hala göçebe ruhu taşır. Kendi göçemezse devlet onu göçürür. Sonuçta, yüreğinin kıvrımlarında göçerliğin izleri vardır. Hep geldiği toprakları özler. Yengeçten de duygusuz değil ya. Ebemden bana kalan bakır sahan neden başköşededir dersiniz?

Kapadokya'yı bir sen mi özlüyorsun Hagop? Demirci Köy (Bizim köy)den kuru fasulye göndermişler. İçinden çıkan taşı "uzun yer taşı memleket toprağı kokuyor." diyerek kristal vazoda saklıyor hanım.

Yoksulluktan âşık bile olamaz insan. Çocukluk aşkımızdan bile kaçarız. Denizkızı'nın göz kırpması bile sahtedir. Gramla alıp diremle yaşarsak çevremiz için kapalı kutu oluruz. Kendi sonundan kaçan yoksul insanlara alay konusu oluruz.

Ünlü kentlerin ünlü sokakları, görkemli bir yaşamı vardır. Buralar ve bu insanlar kentin gerçek yansımasını verir mi? Bence hayır. Kentlerin gerçek gizemi, ayrıntılarındadır. Kıyıda köşede kalmış insanlardır. Kıyıda köşede kalmış, ülkenin her il ilçe ve köyünden gelmiş insanların yarattığı güzelliktir kentleri kent yapan. Gobelyan bunu çok iyi ayrımsamış, yaşadığı ortamı duyumsadığı şiir gibi yazmıştır. O sokaklar ki Sitavro'suz, Gobelyan'sız, Mehmet Ali'siz olamaz. O insanlar, bakkalıyla, meyhanesiyle, akıllısıyla, sarhoşuyla çok sesli bir konserin olmazsa olmaz çalgılarıdır.

Sokaklar, çocuklar, hayvanlar ve ekmek derdinde yetişkinlerin uyumlu-uyumsuz ilişkileri içinde yuvarlanıp giden yaşam. Çocuğa, yetişkine önem vermeyen toplumun, hayvanları korumaya verdiği çaba, eline ekmek ve iş veremediği kadının haklarını savunmaya kalkan dernekler...

Yaşamın çelişkileri içinde değişmeyen, değiştirilmesi bile düşünülmeyen sıradan insanların gündelik yaşam kesitleri sunulmuş.

Dil ve anlatım bakımından bakıldığında kolay anlaşılır, insanı sıkmayan her yaşa uygun anlatımın, akıcı bir dil ustalığıyla yazıldığını söyleyebiliriz.

İşin bence ilginç yanı, olanaksızlıklar ve ilgisizlikler sonucu düzenli eğitim görmemiş yazarlarımızın sözlü yazından gelen anlatım yeteneklerini çok iyi kullanmalarıdır. Diğer bir yönü de geniş halk kitlelerince çok da okunmalarıdır.

Özellikle ilk gençlik çağı okuyucuların kesinlikle okumasını öneririm. İnsancıl duyguların öne çıkması ve erdemli bir kişiliğin oluşmasına yardımcı olacağına inanıyorum. Kitabın hiçbir öyküsünde kap kaççılık, hortumculuk, devleti dolandırıp bedelini yoksul halka ödettiren birilerinden söz edilmiyor.