Yazar Gül Dirican
Başlık Felek Demiş Ben Öldüm Mü?
Yayın Milliyet Gazetesi
Tarih 11.05.1999

Kirkor Ceyhan, son kitabında 93 Harbi'ni, iki savaşı, mütareke günlerini anlatıyor.


Yörenin öyküleri insan tipleriyle zenginleşir. Her mahallenin delisi, hırsızı, meczubu, şişmanı, dedikoducusu, güzeli kendi öyküsünü yaratır. İki uyanığın yaptığı bir dalavereyle bir köyün adi kötüye çıkar, bir köpeğin nereden bulduysa getirdiği acayip bir eşyayla bir başka koy, ruhların ziyaretine uğramış olur. Uydurulmuş, anlamı takla atmış kelimeler, tanımlamalar unutulan öykülerden kurtulur, yörenin özel diline yerleşir. İnsanlar çoktan kaçmış, göç etmişlerdir ama çoğu geri dönmek ister çünkü dilleri, gördükleri, şakaları, dedikoduları, kavgaları orada kalır ve bedenlerini geri çağırırlar. 
Kirkor Ceyhan'ın 1993 yılında ilk kitabi "Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm" ve yeni çıkan "Atini Nalladı Felek Düştü Peşimize'yle Zara, eski hayatini, dilini, öyküsü unutmayacak. Ermenice'nin Kürtçe'ye, ikisinin Arapça'ya, Farsça'ya ve Türkçe'ye karıştığı o çok zengin dil, Ceyhan sayesinde yazıya dökülmüş oluyor. Benim için özel bir anlamı da var bu dilin. Yakin şehirli olmama rağmen hafızamda yer etmiş birçok kelime ve tanımlamayı bu kitapta buldum. Kürtçe sandığım Ermenice, Türkçe sandığım Kürtçe çıkan, bugün hala büyülerimizin kullandığı bir kez daha duydum. Yeterince dinlemeyi akı edemediği için haberimin olmadığı öyküleri okuyorum sandım ama bana kim bu kadar güzel anlatırdı, ondan emin değilim.
Kirkor Ceyhan'ın çok güzel adi olan "Atını Nalladı Felek Düştü Peşimize" öyküler kitabı, yoksulluğun dümdüz ettiği halkı, 93 Harbi'ni, iki savaşı, mütarekeyi, tehciri yaşamış, başı beladan, yoksulluktan bir turlu kurtulmamıştır toplumun öyküsünü anlatıyor.
Tehcir başladığında, Binbaşı emrinde çalıştırdığı Ermeni ameleleri topluyor. Başlarına gelecekleri tahmin ettiği için, Müslüman olmalarını öğütlüyor. Tehcir emrinden çok önce "yazılı istida" vermiş olacaklar. Böylece de kurtulacaklar. Herkesin aklına yatıyor bu, yatmasa ne çare. Adlarını değiştirip, kurtulduklarını sanarken, başlarına belanın püsküllüsü geliyor. Sünnet olup, sure ezberleyecekler. Bir eşek şakasına donuyor her şey. Aradan yıllar geçip, toz duman durulduğunda birer ikişer eski adlarına ve dinlerine geri donuyorlar.
Mütareke sırasında Sivas'ta görev yapan hemşire Miss Graf, iri memelerinden dertli, daha estetik ameliyatlar ortada yokken Sivas'ta doktorları ikna edip bıçak altına yatıyor. Heyhat, bütün Sivas cenazede, Ermeni kıza aşık delikanlı, "Ben Ermeniyim" diye tutturuyor. Avsarlı Nene, Kemal Tahir'in Yedi Cinar Yaylası'ndaki kadınlardan biri sanki...
Ceyhan'ın kitabında küçük birçok öykü birbirine açılıyor. çizilen resim çok güçlü, çok özel. çünkü Kirkor Ceyhan içerden bakıyor. Ondan iyi kim bilir, "Yoksul demiş ben ondum, felek demiş ben öldüm mü?" sözünü.