Yazar Volkan Alıcı
Başlık Toprağın Kokusu Sizi de Çeker mi Hiç?
Yayın Katılım Dergisi
Tarih 03.05.2001

Annemin babasının Bitlis'te öldüğünü biliyordum, son nefesinde anneanneme, 'Götür bu aileyi buradan, terk et burayı, başka bir yere git, artık burada kalmayın, becerebilirsen Amerika'ya gidin.' demişti." (sf.27)

Birçok göç öyküsünün başlangıcıdır bu sözler. Bazen böyle bir söz olur terk edip gitmenin nedeni, bazen süngü ya da kırılan bir kapı... Hem bir sondur bu, hem de zoraki yeni bir başlangıç. Bir Ermeni ailesini, 1900'lerin başında Bitlis'ten Amerika'ya sürükleyen öykü de böyle başlar. Ancak her şey yeni başlamıştır ve böyle olduğu için de geçmiş, üzerinden silindir geçilemeyecek kadar eski; anı bulutları, toz zerrecikleri gibi hafızalardan uçup gidecek kadar silik değildir... Sıla'nın, nice izlerin kaldığı toprakların kokusu, nereye gitsen seninledir. Göç özlemdir çünkü...

'Ödlekler Cesurdur'; böylesi bir göçün Amerika'ya sürüklediği Ermeni ailenin, 'gurbette' doğan ilk çocuklarının-William Saroyan'ın öykülerinden oluşan bir seçki kitabı. Evet, duydunuz; kültüründen ve hayatında sadece bir kez gördüğü Bitlis'ten hiç kopmamış dünyaca ünlü yazarın 'sempatik' öyküleri Aras Yayıncılıktan çıktı.

Acı öğreticidir

William Saroyan'a, Amerikan edebiyatının en iyi kısa öykü yazarlarından biri olma başarısını kazandıranın; kendine özgü, yalın ve tebessüm uyandıran sıcak bir anlatım tarzı olduğunu söylemek, umarım yanlış olmaz. Ancak ne anlattığını da unutmamak gerekir... Aras'ın devamını getireceği William Saroyan dizisinin editörü Aziz Gökdemir'in vurguladığı gibi "Saroyan, öykülerinde tekbir şeyi anlatır: insanı. Yazarken içten ve yalındır. Onun eserlerinde süslü tabirler aramak boşunadır." Bu kitapta da insan portrelerinin yoğunlaştığı tema; göç ya da sürgünün yarattığı ikilemler, acılar vs. temelinde gelişiyor.

14 öyküden oluşan kitap, "Ailede Delilik" adlı öyküyle başlıyor, "Zavalı Bağrı Yanık Arap"ın trajik öyküsüyle devam ediyor. "Evinden altı bin mil uzakta, yabancı bir ülkede kimsesiz bir yetim olarak" yaşayan, "oğullarını görmek, onlarla konuşmak, öpüp koklamak, nefeslerini duymak" (sf.24) isteyen, ama parasızlıktan bir türlü bu düşünü gerçekleştiremeyen bir Arap'ın öyküsü "Zavallı Bağrı Yanık Arap"...

"Konuştuğu zaman, sesi sanki kendi içinden değil de, çok uzaklarda bıraktığı memleketinden gelirdi. Konuşmak zorunda kalmış olmaktan pişmanmış gibi konuşurdu. Bu, anlatılması hiçbir zaman mümkün olmayanı anlatmaya çalışan birinin acıklı çabası gibi görünürdü, sanki söylediği her söz kederine keder katıyordu." (sf. 17)

Bu nedenle gözleriyle konuşur Arap, böyle de anlaşabilir Ermeni dostlarıyla. Çünkü "gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır." Birbirine benzer geçmişleri olan insanlar, köklerine bakmaksızın ortak bir 'lisan' öğrenirler. Öğrenmek kolay değildir... çünkü öğretmen, 'acı 'dır.

Kitap birbirinden güzel, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman düşündürücü öykülerden oluşuyor. Dünyaca ünlü bir yazarı tanımak ve her yönüyle 'insana ait duyguları barındıran, sıcak izler bırakacak öyküler okumak istiyorsanız bu kitap tam size göre...