Yazar ...
Başlık Margosyan'dan Doğu Masalları
Yayın Agos Gazetesi
Tarih 15.05.1998

Ermeni köy edebiyatının günümüzdeki başarılı temsilcisi Mıgırdiç Margosyan'ın üçüncü öykü kitabı bu hafta yayımlandı. Aras Yayıncılık'tan çıkan "Biletimiz İstanbul'a Kesildi" başlıklı kitapta, yazarın Ermenice orijinalleri Marmara gazetesinde 1969–1988 yılları arasında yayımlanan yedi öyküsü bir araya getirilmiş.

Genişletilip yer yer değiştirerek Türkçe olarak yeniden kaleme aldığı öykülerinde Margosyan, çocukluğunun Diyarbakır'ından kesitler sunuyor okurlara. Yazarın belleğinden derleyip paylaştığı Diyarbakır, bir masal kentini andırıyor bugünkü koşullarda. Ermenilerin Gâvur Mahallesi, Moşelerin Yahudi Mahallesi canlanıyor satırlarda. Zazaca, Ermenice, Kürtçe, Türkçe konuşmalar, türküler, maniler birbirine karışıyor. Bunca renk arasında kaybolurken, yakın tarih gerçeklerinin neden bir masala dönüştüğünü de sormadan edemiyor insan.
Diyarbakır'ın dışına taşan iki öyküden "Allah...!"ta, mozaiği pul pul dökülen İstanbul'un çok renkli, çok sesli tablosu çıkıyor okurun karşısına. İhtiyar gazete satıcısının "Apoyevmatiiini, Embros, Şalom, Jamanaaak!" diye bağırdığı, damalı elli altı Şevrole'nin taksilerin şahı olarak hüküm sürdüğü, Eminönü Bebek tramvayının tedavülde olduğu günlere gidiyor insan, bekâr bir adamın efkârlı adımlarında. "Elmalı Balayı"ında ise yolculuk, dünyadaki insan nüfusunun Âdem ve Havva adlı iki canlıdan ibaret olduğu cennete. Kafası karışık Âdem ile mizah duygusu hayli gelişkin olan Tanrı arasındaki konuşmalar bambaşka diyarlara sürüklüyor okuru.
Yine de en lezzetlisi hep Diyarbakır'ın sokakları, Diyarbakır'ın insanları. Kurgulanmayan, yaşanıldıkları yalınlıkta anlatılan öyküler bunlar. Der Arsen, Kure Mama, Sümüklü Rozin, komşu kız Maro ve Margosyan'ın ailesi: Aznif Ana (Hanım), Sarkis Baba (Dişçi Ali Usta), Haço Dayı (Demirci İsmail), Yeğsa Hala (Mirye Bacı), Ohannes Enişte (Ramazan Dayı) bir bir hayat buluyor sayfalar boyu. Vartavar bayramında mezarları ziyaret edilen nene ve dede de yüreklerde şu satırlarla yer ediyor: "Nenem, babamın anası, şu anda başucunda halamın dua ettiği bu kadın mıydı doğup büyüdüğü Heredan'dan sürgüne genç yaşında ve kucağındaki çocuklarıyla çıkan?.. O cehennemi günlerde, kayıp beş çocuğundan geride kalan ikisini, halamla babamı, birini Diyarbakır'da, diğerini Siverek'te tesadüfen, seneler sonrasında tekrar kucaklayabilen? Gözü kör olası Sevkıyat'ta, kocasını, ardından da çocuklarını kaybettikten sonra, bir zamanlar Diyarbakır'da kendisi gibi 'yalavuz başlarına' kalan diğer Ermeni kadınlar gibi ekmeğini inşaatlarda amelelik ve badanacılık yaparak kazanmaya çalışan kadın... Ya Ğhalo dedem? Anamın ve dayım demirci Haço'nun babası. Dağa kaçıp sürgünden, kafleye katılmaktan son anda kurtulan, daha sonra usta bir dokumacı olduğu için komşu köyde yaşamını 'işe yarar' mesleğine borçlu olan insan…
Margosyan'ın öyküleri, yitmiş bir geçmişi, yaşandıkları günlerin tazeliğinde getirip okurun karşısına çıkarıyor. Bu toprakların farklı yüzlerini görmek isteyenler O'nun öykülerini zevkle okuyacak.