Yazar Karin Karakaşlı
Başlık Kökünü Yüreğinde Taşıyanlar
Yayın Radikal Gazetesi
Tarih 04.05.2001

Saroyan'ın 'Ödlekler Cesurdur' öykü seçkisinde göçlerle dört yana savrulan insanların sessiz sesi var.

 


"Bir yandan Fresno'daydık, bir yandan hiçbir yerde. Ölüm içimizden birini yakalamadığı, biz de onu gömüp orada yattığını bilmediğimiz sürece nasıl herhangi bir yere ait olabilirdik ki?"

Öykünün evrensel ustası William Saroyan, 'Ailede Delilik' adlı öyküsünde Anadolu'dan Amerika'ya göç eden bir Ermeni'nin köksüzlük duygusunu, sülalesinden bu yabancı memlekette toprağa verilecek ilk ölüyü bekleyişiyle anlatıyor. Ohannes Kılıçdağı'nın çevirisiyle Aras Yayıncılık'tan çıkan öykü seçkisi 'Ödlekler Cesurdur' da yer alan bütün öyküler, işte böylesi hüzünlü bir kara mizahın ürünü.

Gerçek kişilikler

Saroyan dizisinin editörü Aziz Gökdemir, başka yayınevlerinden bugüne kadar çıkan Saroyan kitaplarına kıyasla önemli bir farka işaret etmiş: "Saroyan hemen her gittiği yerde çiçeklerle, güler yüzle karşılandı ama bir yandan da zengin bir geçmişin yıkıntılara indirgenmiş haliyle her adımda karşılaşmanın yarattığı hüzün onu rahat bırakmıyordu... Aras Yayıncılık'ın William Saroyan dizisi, yazarın şimdiye kadar bunca kitabının yayımlanmasına karşın Türkiyeli okurdan büyük ölçüde esirgenen bu zenginliği, çeşitliliği, ilk şiir ve öykülerinden son dönem yapıtlarına, dışarıda tanındığı halde ülkemizde bilinmeyen ürünlerine, kapalı kutularda kalmış yazılarına, söyleşilerine, sohbetlerine ve onun hakkında söylenenlere doğru uzanan geniş bir örneklemeyle sunmayı amaçlıyor. "

Dizinin ilk Saroyan kitabı olan "Ödlekler Yaşıyor'da, Ermeni ve mülteci kimlikleriyle yüzleşen karakterlerin acı tatlı maceralarının peşi sıra sürükleniyor insan. Yazarın konuşma diliyle yarattığı kişilikler, okurun karşısında sokaktan geçenler kadar gerçek. Sıradan gibi gözüken bu insanlar yaban ellerde karşılaştıkları nice zorluğun bileylediği ruhlarıyla alabildiğine çıplak ve güçlü. Her tür yoksunluk içinde yaşama sevinçlerini ve mizah duygularını korumaları da, bu gücün en çarpıcı kanıtı.

Sözsüz konuşmak

Zamanla edebiyat eleştirmenleri tarafından 'Saroyanesque' olarak da adlandırılan bu özgün diliyle Saroyan usta 'ötekiliğin' ne anlama geldiğini hissettiriyor öyküler boyu. Bitlis'te karısını ve iki oğlunu bırakan, onlardan haber alamadığı Amerika yıllarında da bir daha iflah olmayan Hovagim'in bağında geçirdiği günleri anlatan küçük Saroyan'ın anılarında ve iç burkan dileğinde herkesten bir parça gizli:

"Bize çay ve kızarmış hamur hazırlamışsın, arasına beyaz peynir koyduğumuz taze ekmek de vardı. Haşlanmış yumurta, kurutulmuş dana eti dilimleri, bir sürü maydanoz ve nane, boyuna kesilmiş taze salatalık ve domates yemiştik. Sonra yaşlı atı, arabaya koşmuştun ve eve dönmek üzere yola koyulmuştuk.Hepsi bu, Hovagim. Ama yine de bu, hayatımın en harika tecrübelerinden biriydi, nedenini sakın sorma. Öyleydi işte, belki gösterdiğin şefkat ve yaşadığın yalnızlık yüzünden... "

'Zavallı Bağrı Yanık Arap' adlı öyküde de tek kelime İngilizce bilmeyen Arap göçmeni Halil ile Dayı Hosrov'un sessiz ama görkemli dostluğuna tanık oluyoruz. Hiç konuşmadan saatlerce yan yana oturan bu Dayı Hosrov'la Arap'ın ilişkisi küçük Saroyan için tam bir bilmece. "Bazılarının bir şey anlatmak için konuşmaya ihtiyaçları yoktur" diye anlatıyor annesi durumu. "Hiçbir şey söylemesen nasıl konuşursun ki?" diye merakla soruyor yine de çocuk. Yanıt hayatın sırrını aydınlatacak yoğunlukta ve sadelikte: "Sözsüz konuşursun. Biz daima sözsüz konuşuruz…"

O sözsüz dille anlaşmayı bilenler, hayat ağacının kökünü içinde taşıyanlar bu öykülerde çok fazla şey bulacak.