Yazar Oşin Çilingir
Başlık Hampartsum Gelenyan ve Güvercinler
Yayın Agos Gazetesi
Tarih 24.10.1997

Hampartsum Gelenyan'ın Güvercinler öyküsü, yalnızca Perçenç köyünü ve bu köydeki bir olayı anlatmakla kalmamış, insan yaşantısına dair evrensel bir trajediye ve bir efsaneye dönüşmüş. Salt bu nedenle dahi Güvercinler'i öyküden çok bir roman gibi değerlendirmek daha doğrudur. 

Güvercinler, yalnız trajik teması açısından değil, biçim özellikleri bakımından da romana yakın duran bir eserdir. İlkten, olanca yalınlığına karşın öyküdeki olay örgüsü bir romanınkini andırmaktadır.  Mano ile Haçig arasındaki çatışma ekseninde gelişen olay örgüsü, öyküyü boydan boya kat ederken, bu ana eksene daha bir dizi ikincil olay bağlanmış ve böylece öykü türünün "tek olay"lı yapısının dışına çıkılmıştır.
Güvercinler'in olay örgüsü tıpkı kahramanlarının çizilmiş kaderleri gibi katı bir kader kesinliğiyle gelişir; öykünün başlangıç, gelişme ve sonuç biçimindeki ana yapısı çok belirgindir. Bu nedenle olayların ve karakterlerin zaman içerisindeki gelişmesi kendi içinde tutarlı ve sağlamdır.
Güvercinler'i romana yakın kılan ikinci özellik, öyküde çok sayıda karakterin çizilmiş olmasıdır. Öyküde, hani neredeyse bütün bir köy halkına rol verilmiştir: Mano, Haçig, Ağacan, Torik Ovan, Nunig Baci, Sarkis, Yeğsa, Gılgıl Zakar, Hınami Agop, Yuğaper, Büyük Gelin, çırpı, Kevo, Pamuk Mansup, Asdur, Zadur, Mikael, Mandig vb. Öte yandan öyküde insan karakterlerinin yanı sıra güvercinlere de önemli roller verilmiştir. Yüzlerce, binlerce kanat güvercinden Kayısı, ÇıtÇıt, Toron, Maviş, Pumpul, Nakışlı ve Borig gibi üç-beşi öne çıkarılmış, bunlara tıpkı insanlardaki gibi belirgin karakterler çizilmiştir.
Güvercinler'in romansı bir diğer özelliği, okuru etkileme gücü ve karakteridir. Her ne kadar trajik sonu bakımından tek ve yoğun bir etki yaratıyor görülse de aslında okur bu etkiyi öykünün her satırında duyumsamaktadır.
Güvercinler'de mekân, Elazığ'ın bir köyü olan Perçenç'tir. Öyküde, olayların geçtiği coğrafi, toplumsal, tarihsel ve psikolojik çerçeve tıpkı bir romandaki gibi ayrıntılı ve kapsamlıdır. Okur, Türk edebiyatında hemen hemen hiç anlatılmamış bir dönemi ve mekânı, 20. yy'ın ilk yıllarından bir Anadolu köyünü öykünün arka planında tüm canlılığıyla izleyebilmektedir. Gelenyan bize Perçenç köyünün coğrafyasını, ekonomik yapısını, ört ve adetlerini ve insan psikolojisini gerçekçi, canlı ve bir o kadar şiirsel bir dille betimlemektedir. Kısacası Güvercinler, metnin kısalığı dışında her açıdan bir roman özelliği taşıyor. Hampartsum Gelenyan, gerçekçilikle düşsel öğeleri birleştiren kendine özgü şiirsel üslubuyla bizlere gerçekten de doyumsuz bir anlatı sunuyor. Güvercinler bende önceden okuduğum üç eseri çağrıştırdı. Puşkin'in Çingeneler'i, Federico Garcia Lorca'nın Kanlı Düğün'ü ve Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi'si.
Güvercinler'in, bu üç eseri çağrıştıran özelliği, hiç kuşkusuz "kader"dir. Puşkin, Lorca ve Marquez'in eserlerinde karakterler nasıl kaderin kurbanlarıysalar Gelenyan'ın öyküsünde de kişilerin kaderi baştan çizilmiştir. Gerek Mano, gerekse Haçig isteseler de başka türlü davranmak ellerinden gelmez. Bu ana tema, öyküde çok ustaca bir arka plan motifiyle sağlanmış, "güvercinlerin uğursuzluğu" teması sürekli canlı tutulmuş ve okur öykünün sonuç bölümündeki trajik sona adım adım hazırlanmıştır.
Gelenyan'ın anlatım tekniği ustacadır. Öyküye müdahale etmiyor, olay örgüsünü örerken araya girmiyor, düşüncelerini apaçık açıklamıyor, böylece çok güçlü bir gerçeklik duygusu yaratıyor. Yaratmış olduğu yarı gerçekçi-yarı düşsel kurmaca dünya, gerçekten de ayakları yere basan bir dünyadır.
Gelenyan, öyküye doğrudan müdahale etmiyor ama biz öykünün her paragrafında her satırında ve her kelimesinde onun varlığını hissediyoruz. Bunu, yarattığı karakterlerle kurduğu duygusal yakınlıkla gerçekleştiriyor. Hemen hemen bütün öykülerinde görüldüğü üzere Güvercinler'de de çizilen karakterler "aykırı"dır. Gerek Mano, gerekse Haçig, kurulu düzene "aykırı" ve "uyumsuz" tiplerdir. Üretime katılmayan, köydeki yaşamın dışına çıkan, ört ve adetleri ıskalayan bu iki "aykırı"nın ortak özellikleri, büyük bir tutkuyla bağlandıkları, kanat çırpış ve taklalarında yaşama sevincini tattıkları güvercinlerdir.
Gelenyan'ın güvercine simgesel bir anlam yüklediği kanısındayım. Zaten öyküyü evrensel kılan da bence bu simgesel motiftir. Güvercinler öyküde tutkuyu, aşkı, kapalı köy yaşamına isyanı, özgürlüğe özlemi, ama asıl insan ruhunu yücelten sanatsal ve estetik yaratıyı simgelemektedir. Gerek Mano ve gerekse Haçig'in güvercin tutkusu, maddi üretim kaygısının egemen olduğu köy yaşamına ruh ve renk katmaktadır. Her ikisi de güzelliğin ve estetiğin peşindedirler. Ne var ki bu estetiği paylaşamaz ve çatışırlar. İşte, Haçig'in trajedisi de burada belirir; estetiği bulduğu an, Mano'nun bıçak darbeleriyle ölür.
Gelenyan'ın yüreği Haçig'den yanadır. Öykü boyunca nesnelliğini koruyan Gelenyan, yalnızca bir paragrafta sessizliğini bozar ve Haçig'in ruh dünyasıyla birleşir. Öyle sanıyorum ki, Haçig'in karakter özellikleri Gelenyan'ın da karakter özellikleridir. O, Torik Ovan'ın nasihatini dinledikten sonra sessizliğe gömülen Haçig'in o andaki ruh durumunu betimlerken bakın kahramanıyla nasıl özdeşleşmektedir:
"Haçig sesini çıkarmayıp sustu. Çünkü yüreğini güvercinlere bağlayan bağ da aslında derin bir sessizlikti. Tıpkı ozanın yüreğini sevgilisinden ya da şairin yüreğini yıldızlardan ayıran sessizlik gibi. Bu gizemli ve güçlü sessizliği kim anlayabilir ki?"
Öykünün sonuç bölümü tam bir usta işidir. Haçig'in oğlu, annesinin şiddetle karşı koymasına karşın, ölen babasından arta kalan yıkık güvercinliği onaracak ve böylece köydeki manevi üretim kesintiye uğramadan sürüp gidecektir. Bu sonla Gelenyan, güvercinin tutkuyu, aşkı, kurulu düzene isyanı, özgürlüğe özlemi, sanatsal ve estetik yaratıyı simgelediğini çok çarpıcı bir biçimde dışa vuruyor.
Gelenyan'ı dünya edebiyatında hak ettiği yere taşımanın biricik yolu, Güvercinler'i tez elden senaryolaştırıp, bu evrensel temadan olağanüstü güzellikte şiir gibi bir film yapmaktır. Çünkü Gelenyan, Güvercinler öyküsünü sanki kelimelerle değil görüntülerle tasarlayıp yaratmış.