Yazar Sennur Sezer
Başlık Her Yerde Ermeni Var!
Yayın Evrensel Gazetesi
Tarih 09.10.2003

Vahram Mavyan (27.6 .1926, Kudüs-11.1.1983, Beyrut) 1950 sonrası kuşağı edebiyatçılarından. Gülbenkyan Vakfı'ndaki görevi yüzünden dünyaya dağılmış çeşitli Ermeni gruplarını gözleyen yazar, halkının yitirdiği ve kazandığı erdemleri çoğunlukla alaysı bir üslupla anlatıyor. Kitaba adını veren öykü, evli bir kadının yine evli sevgilisini anlatan bir metin. İspanya'da bir restoranda tanıdıklarından, halklarından, cemaatlerinden uzak bir kaçamak yaşamanın gevşekliğiyle genç kadın: "Harika! Dünya üzerinde Ermenilerin olmadığı bir köşe bulduk nihayet!" der sevgilisine. Ermenice konuşmaktadır.  Yanlarındaki masadaki yazar dayanamaz Ermenice, "O kadar da emin olmayın hanımefendi" der. Kadın hayal kırıklığını alaya vuracak kadar cesurdur: "Kurtuluş yok, biliyordum. Nereye gidersen git, her yerde bir Ermeni var!" 

Batıdaki Doğulular
Vahram Mavyan, Doğulu bir halk olan Ermenilerin Batı toplumundaki durumlarını, asimilasyonlarını yine şakacı bir tonla aktarıyor.:" 'Eee, öyleyse Avusturalya'ya gitmekten ne anladık! Kazancın su gibi gidiyor, çocuklar Ermenice konuşmuyorlar, dernek mernek yok, dostlarını akrabalarını dilediğin zaman göremiyorsun, vaktin yok, herkes ekmek peşinde, şehir büyük, insanlar birbirinden kopuk yaşıyor, daha bir sürü şey... Beyrut'un, Burc Hamud'un gözünü seveyim.' 'Well, ama özgürlük var.. Sonra unutmayın ki gelişmiş, medeni bir ülkede yaşıyorsunuz.'"
Mavyan'ın metinlerindeki kimi sözcükler asılları gibi bırakılıp italikle gösterilmiş. Well, ama bu sözcüklerden ikisi. Dünyanın dört bir yanında Türkçe ve İngilizce sözcüklerin karıştığı Ermenice konuşulmaktadır. Ermeni şarkılarında da doğdukları coğrafyadaki halkların sözcükleri duyulur. Adana doğumlu Tatul Altınyan'ın derlediği Nubar Nubar şarkısı gibi: "Nubari boyı çınar e"(Nubar çınar boyludur. Ama Ermenice öğrense bile bir kız yabancı olduğu için Ermeni ailesine kabul edilmeyebilir. Bir soyu koruma refleksidir bu. Ne varki dünyaya dağılan Ermeniler, dillerini çocuklarına öğretmede zorlanacaklardır. İkinci ya da üçüncü kuşak ana-baba dilini öğrenmeyecektir. Vahram Mavyan'ın öykülerinin başında öyküleri dilimize çeviren Klemans Çelik (Zakaryan)ın olması muhtemel imzasız bir yazı var: "Sunuş Yerine/ Batı Ülkelerinde Ermenice Edebiyat ve Mavyan."
Bu yazı dünyaya dağılmış Ermenilerin doğdukları topraklara özlemlerini anlatan başka yazarları, kimi öykü parçaları alıntılayarak tanıtıyor ve yararlı.
Ben Mavyan'ın öyküsünü okuyacaklara, Türkçe yazan başarılı bir başka öykücüyü, Karin Karakaşlı'yı okumalarını öğütleyeceğim. "Can Kırıkları" kitabını. O zaman bu halkı daha iyi anlayacaklarına eminim.