Yazar Abidin Parıltı
Başlık Kaybolanlar ve Unutulanlar
Yayın Yeni Gündem Gazetesi
Tarih 16.12.2000

Karanlıktan korkmasına rağmen yine de karanlığa sığınıyor. Çünkü anneannesi, kendilerine doğru gelen seslerden korkuyor ve onu saklamak için karanlıktan medet umuyordu. Sesler gittikçe yakınlaşmakta. Gizlice cama yaslıyor kafasını ve dışarıda bağıranlara, mağazaların vitrinlerini kırıp malları yağmalayanlara bakıyor, çoğunu tanıyordu. "Aaa... Bu Halil Bey" diyebiliyor ancak. 

Anneannesi çabuk buraya gel diyor, yumulmuş titriyor bulunduğu köşede. Sonra anneannesi cesaretini toplayıp kapıya gidiyor ve kapının zincirini takıp, anahtarı iki defa çeviriyor. Dışardan "Gâvur" kelimesini işitebiliyorlar sadece. Bütün her yeri yakıp yıkıp gidiyor bağıranlar... O gün kurtulabiliyorlar bu vahşetten.
Anneanne, bütün bu acılara dayanamayıp göçüp gidiyor. Torunu "Anneannemi gömdüler, yalnız başına. Yaşamı boyunca hep olduğu gibi, şimdi de yalnız kalacaktı benim dedesiz büyümem gibi. Ben dedemi ne gördüm, ne de nerede gömülü olduğunu öğrendim. Kimse bilmiyordu bunu, anneannem bile. 'Alıp götürdüler' derdi rahmetli, 'götürdüler' ve bir daha geri getirmediler'."
Özlem kokan bir kitap. Göçü, sürgünü anlatıyor.
İnsan, geride bıraktıklarına dönüp bakmak, onları bir daha görmek, bıraktığı mekânlara bir daha dokunabilmek ister. Ama bunların hiçbiri gerçekleşmez, çünkü geride hiçbir şey kalmamıştır. Her şey haritadan ve hayattan silinmiştir. Tanıdık bir yüz bile yoktur artık. Geride acıyan yanları...
Raffi Kebabcıyan'ın "Konuş Halil Bey Konuş" adlı kitap bir öykü kitabı. Ermenice'den çevrilmiş (Aslında kitabın çevirisini de yazan yapmış!). Kitap on bir öyküden oluşuyor. Bu öykülerden "Günbatımı" adlı öykü, mektup tekniği ile yazılmış. Öykü bir adamın, çok sevdiği bir kadını ve ideallerini unutarak yeni bir yaşama biçimini seçişini anlatıyor. Buradaki beş mektup yaklaşık 26 yıllık bir yaşamın ifadesi aslında.
Bir diğer öykü ise "Kâbus". Bir gece, İstanbul'da yaşayan azınlıklara karşı bir eylem yapılmaktadır. Bütün işyerleri ve evler yağmalanıyordur. Öyküde bir çocuğun o gece yaşadığı korkuyu anlatıyor. Çocuk, gündüz dost bildiği, yakın bildiği insanların karanlık basınca nasıl saldırganlaştığını görüyor. Bütün siyasi oyunların birebir oynandığı dönemlerdir. Dönem belli ki 6–7 Eylül olaylarının yaşandığı ve binlerce insanın göç etmesine neden olan zamanlardır.
Yazar öykülerin tamamında, acının içinde yaşanan ince mizahı aktarmakta sakınca görmemiş. Anıların öyküye evirildiği bu kitapta, kurgu kaygısı da taşınmamış. Ermeni edebiyatını tanımak ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşananlara farklı bir gözle bakmak için okunabilir...