Yazar Rahim Gür
Başlık Seferberlik Türküleriyle Büyüdüm
Yayın Küçük Menderes Gazetesi
Tarih 27.03.2001

Kim büyümedi ki,

Dedemizden dinledik korktuk. Seferberlik yetimleri öksüzleri ya babamız-anamız ya da bizlerden biriydi. Çocukluğumun en büyük korkusu, "Babamı Kore Savaşına götürmeleriydi. Bu yaşımda düşünüyorum çocukların yüreklerine korku salmak, korkak kuşaklar yetiştirmek midir?". "Savaş korkusu evrensel bir korku, savaş sonu yoksulluk evrensel acı mı?" 
1930'lu yıllarda "Dünya Ekonomik Krizi"ni Sivas-Zara'da çocukça yaşamış ünlü bir öykücümüz.
Öykülerini güçlü kılan nedenlerin başında iyi bir sözlü anlatıcı olması, türkülerimizi yürekten duyarak sevmesi ve söyleyebilmesi, ana dili kadar Türkçeyi iyi bilmesi, bölge ağzını iyi kavramış olması, tutkulu bir okuyucu, yazmaya sevdalı oluşudur.
Orta Anadolu halk dilinin ana dili ile kaymasından zengin bir deyim, benzetme örnekleri buluyorsunuz:
... Ulan cin osuruğu, bu cin şafağı ne yana doğrulttun yine kır atın başını?" ... "enige cücüge sayı yok"
... "Suya düşmüş sıpaya, yağmura uğramış kel tavuğa dönmek."
... "Ulan kamçı kuyuruk! Mektebe böyle yalnız kuyruğunu omuzlayıp gelinmez!"... "Sıpası köyde kalmış, şehirden dönen eşek gibi, eve hızlı gitmek", "gıldır gücük", "collik sınıfı" vb. Anlatım akıcılığı, ayrıca söz ustalığına dayanan, hekatcı, dengbej, aşuğ örneklerinden de güç almaktadır. Okuyucuyu bıktırmayan, "Kitap bitmese!" dedirten öyküler. Yirmi dört öyküde yazar çocukluğunun geçtiği Zara, Hafık, Sivas yöresinin tarih, ekonomi, halk bilimi yazım, gündelik yaşamı, etnik ayrıcalıklı insanların destanını da anlatır.
Öyküler güzel sözlerden oluşan, yer yer ilginç gülmece öğelerini öne çıkaran kuru söz kalabalığı olmadı Sayın Kirkor Ceyhan'da.
Her öyküde, Cumhuriyet yönetiminin, Osmanlı'nın altı yüz yıldır halk üzerinde kurduğu baskıyı adım adım nasıl kaldırmaya çalıştığının izlerini, halkın dirlik düzenliğindeki değişmenin sancılarını da yakalarsınız. Özellikle 1930'dan sonraki yılların ekonomik bunalımı tüm dünyayı etkilerken Zara halkı bunun dışında düşünülemez. Ana kilim dokur, baba duvar ustasıdır. Yokluk diz boyudur, ama yalınayak eskiler içinde okula giden çocuklar da vardır.
Cumhuriyet yönetimi, dirlik düzenliği değiştirmeyle Kültür Devrimini aynı anda başlatmasaydı bu günü yakalayabilir miydik?
Kitapta benim dikkatimi çeken bir yön de 10. yıl kutlamalarına katılan halkın, Kürt, Türk, Yahudi, Ermeni ayrımı gözetmeden coşkuyla fener alayına katılması ve marş söylemesidir.
Buradaki bağlayıcı öğeyi "Cumhuriyet, halkçılık, eşitlik, laiklik" düşüncelerinin algılanması olarak yorumluyorum. Ermeni, Türk, Kürt bu yurtta barış içinde yaşamadılar mı?
"Atatürk ne yaptı (?)" diyenlere bundan daha iyi yanıt olur mu?
Kirkor Ceyhan öyküleri yaşanılan döneme ait çeşitli konulardaki bilgileri dipnot olarak vermektedir. Kitap sonuna kadar eklenen sözlükte okumayı kolaylaştırmanın yanında değerli bir başvuru kaynağı özelliği kazandırıyor. İyisiyle kötüsüyle bu topraklarda yaşayan can insanlar, bu ülkede yarattığınız tüm değerler birbirimiz için güzeldir. Yeter ki küçük çıkarlar batağına düşüp birbirimize kararmayalım.
Barışı sevmeye, insanları kucaklamaya kitaplı yollardan gitmeniz dileğiyle...