Yazar Hikmet Temel
Başlık Söyle Margos Nerelisen?
Yayın Varlık Dergisi
Tarih 01.08.1995

Gâvur Mahallesi adlı öyküler derlemesini günlerce tartışarak, tasarlayarak büyük bir coşku içinde hazırladığımız ve sonra da bastığımız yıllarda sevgili dostum Tunca Aslan'ın o kitap hakkında yazdığı bir yazı vardı. Hiç hafızamdan silinmedi. Şöyle çarpıcı bir tekerleme üzerine kurulmuştu yazı: Mendilimde mor meni / Verem ettin sen beni / Ya sen İslam ol Ahçik / Ya ben olam Ermeni... 

Gâvur Mahallesi hakikaten sükseli bir yayın serüveni geçirerek Mıgırdiç Margosyan ve yakın çevresinde yer alan etnik bir edebiyat çevresini yazın dünyamıza eklemledi. Şimdi onlar Beyoğlu'nda Hıdivyal Palas'ta Aras Yayıncılık adıyla bir yayınevi kurmuş olarak çok enteresan bazı edebi araştırmalar içine girmiş bulunuyorlar. Bunlar arasında önde gelen Türkiyeli Ermeni yazarların eserlerinin basılması, Ermeni kültürünün kaybolmaya yüz tutmuş bazı yazınsal metinlerinin ortaya çıkarılması, Ermeni müziği, Ermeni mimarisi gibi konularda hazırlanan kitaplar ve bunların Türkçe'ye kazandırılması gibi sayısız çalışma var. Hatta bunlar arasında benim çok önemsediğim ve bazı fragmanları üzerinde çalıştığım kadarıyla dikkate değer bulduğum Rober Haddeciyan da var. Sanıyorum Haddeciyan'ın Tavan adlı romanı yayınlandığı zaman yankı uyandıracaktır.
Aras macerasının kuşkusuz en ilgi çekici siması Margosyan. Çok yakın bir dostluk içerisinde bulunduğum Margosyan'ın en ilginç yönü, belki de yazarlığından çok içerisinde bulunduğu coşku, taşıdığı edebi gaile ve "işin oluruna 'bakarak" Türk edebiyatına eklemlenme tutkusu. Bunu çok anlamlı ve yerinde bir tercih olarak görüyorum. Çünkü zor olan bu, ama gerçek olan da bu!..
Çünkü patikaları kaybolmaya yüz tutmuş bir zaman tünelinden geçerek Margosyan'ın anlattıklarına ulaştığınızda görüyorsunuz ki: Bunlar bizim insanlarımız, biz yüzyıllarca aynı yazgıları yaşayagelmişiz, sevinçlerimiz, kederlerimiz, tutkularımız, özlemlerimiz bile o kadar benziyor ki... Şu aşağıdaki tekste bakınız:
"Kure Mama istediği kadar başındaki kınalı kırmızı saçlarının tellerince deneyimli ve işinin ehli olduğunu söylesin, istediği kadar İncil'i ezbere okuyan kilisemizin papazı Der Arsen gibi, kendisinin de çocukları analarının rahminden 'fırt' diye çekip almayı ezbere bildiğini, hatta papazın İncil'i tersinden okuyamadığı halde, kendisinin baştan geleceklerine kıçtan doğmak isteyen geri zekalıları dahi büyük bir beceri ve hünerle doğurttuğunu, dolayısıyla bu işin kendisine doğuştan Tanrı vergisi olarak verildiğini vaaz eylesin, hatta hatta kafamın şekline şemaline bakarak daha ilk günden benim "ehmakın biri" olacağıma istediği kadar hükmetsin, bu tür teşhislerde asla yanılmadığını istediği kadar söylesin, velhasıl ister övünsün, isterse dövünüp dursun, artık ben Kure Mama'yı çatlatırcasına kesinkes biliyordum ki, adını taşıdığım, ama yüzünü babamın dahi hatırlamadığı büyük babam, yani dedem Mıgırdiç; eski bir vesikalık resimden büyütülmüş, yüzünün yarısında Arap harfleriyle kim bilir hangi devlet memurunun imzası bulunan, fesin altındaki kapkara gözleriyle bizleri yıllarca kerpiç evimizin çivit badanalı duvarından solgun bir fotoğraf çerçevesi içinde seyreden, babamın biz çocuklarına sık sık "büyük abem Harput'ta kolecde okımişti" diye gururla bahsedip gösterdiği ve adını diğer bir kardeşime vererek anısını yaşatmaya çalıştığı büyüm amcam Apraham; yine "Kafle"de, hastalıktan ve Fransız toplarının şarapnel parçalarından Urfa yollarında nasibini alıp ana kucağındayken göçüp giden diğer amcalarım Nışan ve Haçadur; ve diğerleri ve tümü, Birinci Cihan Harbi'nin o kapkaranlık günlerinde, sefalet, yokluk ve hastalık içinde, doğdukları topraklardan çok uzaklarda, belki Şam'da, Halep'te, Der Zor'da, Anadolu'nun bitmez tükenmez çileli yollarında, Urfa, Antep-Adana ovalarında "bir semt-i meçhule" doğru …/ …(s.101-102)
Devam ediyor ediyor ediyor. Cümleyi yarım bırakmak en iyisi belki de... Çünkü bir yutkunma gelip tıkanıyor boğazlarda. Bırakalım bunları... Soru neydi?. "Söyle Margos Nerelisen?..
Yanıtı ben verebilir miyim?.
"Margos sen bizdensen-biz senden!.."