Yazar Deniz Ekin
Başlık 'Söyle Margos, Nerelisen?'
Yayın Evrensel Gazetesi
Tarih 29.06.1995

Kos adasında bir barmenle tanışmıştım. Yıllar önce Denizli'nin Acıpayam ilçesinde bir Türk kızıyla evlenmişti. Zaman zaman eşinin ailesini ziyaret için Türkiye'ye gittiklerini, Acıpayamlıların kendisine "Bizim gâvur damat geldi" dediklerini anlatıyordu gülümseyerek.

Onu dinlerken yaklaşık 4 yıl önce okuduğum Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan'ın "Gâvur Mahallesi" öyküleri aklıma geldi. 
Ermeni "Taşra Edebiyatı"nın yaşayan son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Margosyan "Gâvur Mahallesi"nde, doğup büyüdüğü Diyarbakır'dan öyküler sunuyordu. İnsanların günlük yaşamları; kentin tarihine ait kimi ayrıntılar, bu kozmopolit şehirden ilginç kesitlerle kitap, bir edebiyat eseri olduğu kadar, bir yaşam kültürü özetiydi.
"Gâvur Mahallesi" üstüne yanılmıyorsam, bir tek Cumhuriyet Kitap ekinde yazı çıktı. Sonra unutuldu gitti.
Nedense biz, Anadolu'nun bir kültür mozaiği olduğunu yineler dururuz da bu mozaiğe ait ürünlere duyarsız davranırız. Osmanlı'nın hoşgörüsünden adım başı söz eden dini-siyasi çevrelerin, iş somuta kavuştuğunda nasıl hoşgörüsüz davrandıklarının yakın tanıklarıyız.
Resmi tarih söyleminin bile kabul ettiği "mozaik" üstüne geçenlerde Türkeş'in ettiği laf sanırım hatırlardadır. "Ne mozaiği ulan... " diyordu MHP Başkanı... "En büyük Türkiye" popüler sloganından yola çıkan milliyetçilik bula bula hınç ve öfkenin tek sesli korosunda kendine yer buluyordu anlaşılan.
"Biz" ve "öteki" anlayışının hangi gerekçelerle katmerleşerek cinayetlere dek vardığını "Yağmurdan Önce" filminde Manchevski nasıl da sarsıcı bir anlatımla sergiliyordu. Kurmacanın gücüyle sarsıldığımız kadar gerçek hayatta sarsılsak, eminim daha dikkatli düşünür ve davranırız.
İşte Margosyan'ın kurmaca dünyası en çok da bu açıdan önemli. Yazar, yeni yayınlanan kitabında soruyor: Söyle Margos Nerelisen?
"Söyle Margos Nerelisen?", onun yeni kitabının adı. Aras Yayınları arasında çıkan kitapta 8 öykü yer alıyor. Yine Diyarbakır, yine günlük yaşamdan kesitler var kitapta. Türklerle Kürtler; Kürtlerle Ermenilerin ve Keldanilerin ilişkilerini satır aralarında yakalıyor, Diyarbakır'ın kozmopolitizmini daha iyi değerlendiriyorsunuz. Mıgırdiç Margosyan'ın, kendi doğumunu anlattığı "Çocığın Adi Ne Olacağ?" müthiş etkileyici bir öykü. Birinci öykü "Pışt Bemurad, Pışt" ise tam anlamıyla "kıssadan hisse" çıkarılacak bir anlatı.
Malez, Kaltak, Alo Santro, Ti-li-li, Bozanlara Gittik ve Söyle Margos Nerelisen?, kitapta yer alan diğer öyküler... 1966–72 yılları arasında Üsküdar Surp Haç Tıbrevank Lisesi'nde psikoloji, felsefe ve edebiyat öğretmenliği yapmış olan Margosyan'ın öyküleri hoşunuza gidecek, okuyun.