Yazar Kadir Yüksel
Başlık Yaşamı Beklerken
Yayın Fayton Dergisi
Tarih 01.01.1998

1990 Eylülünde "Yev" adıyla İstanbul'da Murad Ofset Matbaa'sında dizdirilip bastırılan 166 sayfalık Ermenice bir kitabın çevirisi "Yaşamı Beklerken". 1927, İstanbul doğumlu Antan Özer'in Türkçedeki ilk kitabı. 1994'te de İstanbul'da yaşama veda etmiş Antan Özer. Yaşamı boyunca anadili Ermenicede ürünler veren Antan Özer, Ermenice edebiyat dergilerinde yayınlanan öykülerinin yanı sıra şiirleriyle ve yazılarıyla da Ermeni edebiyatında kendini var etmiş bir yazar. Oldukça sıcak, çekici bir öykü dünyası var. 

Kitabın içindeki on öyküden hiçbirisi "Yaşamı Beklerken" adını taşımıyor. Ama kitabın adı öykülerdeki atmosferin ortak anahtarı gibi. Öykülerdeki insanların hepsi yaşamı, yaşamın güzelliklerini bekleyen insanlar. Küçük Aramig olsun, Yeğisapet Hanım olsun, Karnig olsun, Hovsep olsun, Arus Hala olsun... Hep yaşamı bekliyorlar, yaşamın bir gün onlara bütün güzellikleri sunacağını… O insanların küçücük dünyalarıyla tanıştırıyor bizi Antan Özer. Her sözcüğünde insan sıcaklığı hissediliyor. Gündelik yaşamın içinden çok ustalıkla seçilip yerleştirilmiş ayrıntılarla zenginleşiyor.
Kitabın ilk ve son öykülerinin kahramanı Küçük Aramig. İlk öykü "Tami"de, sınıfla kaldığı için babası tarafından bir konfeksiyon mağazasına çırak olarak verilen kekeme Aramig'in patronun bakımlı köpeğini ayakkabı boyasıyla boyaması ve kaçması anlatılır. Son öykü "Arus Hala"daysa Almanya'ya para kazanmaya giden babasının yolunu gözler Küçük Aramig. Annesi hastanededir ve Arus Halası ona kötü davranmaktadır. İkinci öykü "Reşat Altını", askerliğini yeni bitirmiş, üniversite mezunu, iki dil bilen ama bir türlü iş bulamayan Aramayis'in öyküsüdür. Üçüncü öykü ''Yeğisapet Hanım'ın Dolması" bence kitabın en hoş öykülerinden biri. Bir dolma tarifiyle birlikte okunan öyküde misafirlerine dolma yapan Yeğisapet Hanım'ın bir yandan da yaşlı annesiyle ve genç kızlık anılarıyla uğraşması anlatılır, dolmaların sonuysa malum... Dördüncü öykü "Karnig Abi"de Zeki Müren'in çıktığı gazinoya eşiyle birlikte davet edilen Memur Karnig'in başından geçenleri okuruz. "Video Karşısında" adlı öyküyse uzun süredir suskun olan bir yazarın sonunda büyük bir yazma isteği duyarak, çocukluğundan bir macerayı yazmasının öyküsüdür. "İki Kilo Elma" adlı öyküde karısının kendisini aldattığını düşünen bir memurun yaşamına tanık oluruz. Yedinci öykü "Enişte"de karısıyla kaynanasının ablası Areknaz'la kavgalarından kurtulup biraz kafasını dinleyebilmek için Kınalı'daki yazlık evini kontrole giden Sarkis Horenyan'ın başından geçen ilginç bir hırsızlık olayı anlatılır. "Neden Gecikti Bu Adam?", her zamanki saatinde eve dönmeyen kocasını merak eden Malvine Hanım'ın öyküsüdür. Dokuzuncu öykü "İnsancık", tamire gelen ayakkabıları bayrama yetiştirebilmek için gece de çalışan Hovsep Usta'nın öyküsüdür. Ses yaptığı gerekçesiyle çevredekiler tarafından şikâyet edilen Hovsep Usta, çırağıyla birlikte karakola götürülürken bir apartmanın penceresinden kahkahalar ve alaturka müzik sesleri duyulur. Öyküler bütün iç burkan yanlarına rağmen yaşamı seven, yaşama dönük öyküler. İronisiyle, sıcak anlatımıyla sarıveriyor okuyucuyu. Antan Özer yarattığı öykü kahramanlarını da çok seviyor belli ki. Onları en insani yönleriyle var ediyor öykülerinde, canlı kılıyor. Antan Özer gibi bir öykü ustasını dilimize kazandırdığı için Klemans Çelik'e de teşekkürler.