Yazar Mustafa Arslantunalı
Başlık Yetmiş Bin Süryani
Yayın Virgül Dergisi
Tarih 01.03.2007



Bu çocuğun Ermeni olduğunu anladım. Utangaç duruşunda beni sevinçten çıldırtan bir taraf vardı, çünkü biliyordum ki o bizim memleketimizden geliyordu ve orada olanların hepsine tanık olup her şeye rağmen bir şekilde ayakta kalmayı başarmıştı; böylece, onun sayesinde her şey kurtarılmıştı, şehirlerimiz, tepelerimiz ve ovalarımız, ırmaklarımız ve ağaçlarımız, kiliselerimiz, kahkahalarımız ve şarkılarımız. O yaşadığı için biz hala bir halktık ve bir millettik, noksansız ve ölümsüz. (s. 67)
Saroyan'ın epey hikâyesini okumuştum eskiden. Araya uzun bir süre girdi. Yetmiş Bin Süryani, hem eski bir tadı tekrar getirmiş oldu hem de Saroyan'ın pek az bildiğim yanlarını gösterdi… Doğrusu, Saroyan'ın eski çevirilerinde 1915'e değinen bir öyküsünü pek hatırlamıyorum. Ama Saroyan bu; tehciri anlatırken de, Ermenistan'ın evladı General Antranik'i hüzünlü ve komik bir şekilde hikâye ederken de aynı Saroyan. Coşkulu, lirik, komik ve akıcı.
Bunlar bildik şeyler. Yeni olan şu: Son birkaç yıldır süre giden soykırım tartışmalarında boyuna günah keçisi rolünü üstlenen diaspora ile bu öyküler yoluyla ilk kez bir empati kurmak mümkün. Dünyanın bir ucunda yaşarken, öbür uçtaki yurdunuzdan korkunç haberler geliyor. Ya da, korkunç şeyler görmüş gözlerinizle yepyeni bir kıtaya alışmaya çalışıyorsunuz…
Nihayetinde Saroyan da diasporadandı…