Yazar Melike Koçak
Başlık Meliha Nuri Hanım'ın Daveti
Yayın Radikal Kitap
Tarih 06.11.2015

Her biri ayrı travmaya dönüşebilecek, dayanma ve direnme gücümüzü sürekli eksilten bir barbarlık ve felaketle kuşatıldık. Resmi tarihin ve statükonun manipülasyonuna, totaliter ve otoriter yönetimlere karşı durabilmenin; dün'ün hafızasını diriltip şimdi'de direnmenin, travmayla barışıp hayatla aramızdaki zayıflayan bağları güçlendirmenin araçlarından biri de edebiyat olsa gerek.

Dönemindeki felaketlerin tanığı, çağdaş Ermeni edebiyatının önemli ismi Zabel Yesayan'ın hayatı, mücadelesi ve Türkçeye çevrilen iki kitabı bu anlamda ilaç ve ders. Biri, 1900'lü yıllarda Adana'daki Ermeni katliamına dair tanıklıklarını anlattığı Yıkıntılar Arasında; diğeri, yakınlarda yayımlanan, Çanakkale Savaşı ve 1915 tehcirinde Gelibolu hastanesinde çalışan bir hemşirenin iç dünyasını, gel gitlerini merkeze alarak savaş ve tehcirle çerçevelediği Meliha Nuri Hanım. Yeseyan kurban ya da mağdurun dilinden konuşmaz. Bilinir/görünür kılmanın, hafızayı diriltmenin peşindedir. Kurban edene karşı nefret, düşmanlık, ötekileştirme dilini kullanmaz.

Novellanın ana izleği Meliha Nuri Hanım'ın aşkı ve nefreti gibi gözükse de halklar, inançlar, sınıf, etnisite temelli ayrımcılık, düşmanlaştırma; patriarka ve savaş romanın ana çerçevesini kuran izleklerdir.

Köşkte büyümüş Meliha Nuri için hemşire olmak, vatanı için çalışmak; belki de kahramanlaşmak demektir. Ancak onu terk edip başka bir kadınla evlenen, Osmanlı subayı Celaleddin'in kendisinde açtığı yaralarında, nefret-aşk gelgitlerinin buhranlarında kaybolur. Yaralılar gelir, ameliyat edilir, hastane durmadan çalışır. Celaleddin'in hastaneyi ziyaret edeceği haberi üzerine Meliha'nın gelgitleri novella boyunca sürer. Bu ruh hâli, savaşı dahi unutmasına sebep olurken Ermeni düşmanlığı, sınıf farkı zihninde
hep diridir.

Köşklerindeki bahçıvanın oğlu, çocukluğundan beri ona âşık Remzi, hastanenin başhekimidir. O, iyileşme imkân ve ihtimalinin sembolü olsa da aralarındaki sınıfsal fark her tür ilişkiye, iletişime engeldir Meliha için. Savaş, zafer, Ermeniler hakkında ideolojik, politik ayrılıkları vardır. Kökleriyse geçmiştedir. Remzi'yle Celaleddin arasında köşkün bahçesinde yaşanan bir vak'a sonrası Remzi her zaman ezilenin yanında olmaya karar verir.

Çünkü doktor Ermeni'dir!
Bu anlamda Remzi, vahşet ve barbarlıkla yüzleşebilmenin de sembolüdür. Meliha'nın nefret ettiği ve zehrini her fırsatta kustuğu Ermeni doktorun Kayseri'deki ailesinin tehcir edildiğini, onlardan hiçbir haber alamadığını, onu anlamasını söylediğinde bu, Meliha için bir anlam ifade etmez. Çünkü doktor Ermeni'dir!

Bu roman, bir Osmanlı Ermenisi feminist, yazar Zabel Yesayan'ın patriarka, sınıf ve milliyetçilikle/ırkçılıkla hiçkimseyi ötekileştirmeden, yargılamadan; toplumsal mesaj verme kaygısı gütmeden hesaplaşmasının ve statükolara karşı direnişinin romanıdır. Yazar, Meliha'nın dehlizlerinde bizi gezdirirken suçlayıcı bir dil kullanmadığı gibi bizden onun tereddütlerini, kendisiyle/kendisinden olmayanla savaşını anlamamızı bekler. Romandaki, Felaket'le suskunlaştırılmış, ismi dahi belirtilmeyen -çünkü gerek yoktur; düşman, öteki Ermeni'dir o- doktor aracılığıyla değil; Remzi aracılığıyla bizi yüzleşme, özür, hakikat; adalet, eşitlik, barış imkân ve ihtimaline davet eder.

Tam da burada edebiyat, başta söylediğimiz gücüne ve etkisine kavuşur.