Yazar Karin Karakaşlı
Başlık 1915'in sığınağı Baron Oteli
Yayın Radikal Kitap
Tarih 01.01.2016

Halep'in Baronları resmi tarihin yalan katmanları arasında kalmış hakikate gözlerimizi açmaya davet eden bir kitap. Ne de olsa hiçbir şey gerçek insan hikâyesinden daha vurucu olamaz. Hazır olanlar için şimdi bilme zamanı…

 

1915'in sığınağı Baron Oteli
 
Sık sık yolculuk edenlerin çok yakından bildiği üzere oteller vaat ettikleri anonimliğe koşut olarak pek çok sırra ortaklık eder. Kimi tarihi büyük otellerde bu sırlar siyasi ve toplumsal düzeyde olur. Tıpkı kuşaklar boyu Halep'te ünlü Mazlumyan ailesinin işlettiği Baron Oteli'nde olduğu gibi. Şimdi yüzyılı aşkın bir tarihi, bir otelin içinden geçerek, bir ailenin çok sınanmış hayat hikâyesini anlatan Halep'in Baronları  kitabından izlemek mümkün. Daha önce de ortak kitaplara imza atan İtalyan yazarlar Flavia Amabile ve Marco Tosatti'nin kaleme aldığı, Yelda Gürlek'in çevirdiği, editör ve çeviri redaksiyonda da deneyimli Sosi Dolanoğlu'nun ismini gördüğümüz eser, giderek artan baskı ve katliamlardan dolayı Anadolu'daki memleketlerini terk ederek Halep'e göç eden Mazlumyan ailesinin, sıfırdan kurduğu hayatı ve bir asır boyu ayakta tuttukları Baron Oteli'ni anlatıyor.


Tarihi otel bir yandan  Arabistanlı Lawrance'dan Cemal Paşa'ya, Mustafa Kemal'den Liman Von Sanders'e, Agatha Christie'den Hafız Esad'a tarihte yer etmiş pek çok önemli ismi ağırlarken Ermeni Soykırımı'ndan kaçan yetim çocuklar başta olmak üzere sayısız Ermeni'nin sığınağı haline gelir. Aynı zamanda Ermeni Hayırseverler Birliği (AGBU) Halep Bölge Komitesi'nde görev alan Armenak Mazlumyan, otelde bürosunu kuran -dönemin Suriye Valisi Cemal Paşa'dan sık sık "Halep'ten geçen akrabaları için" rüşvet karşılığı yardım diler. Nüfuzlarını bu insanları Osmanlı sınırlarının dışına kaçırmak için kullanan aile, adeta gizli bir kurtuluş örgütü gibi çalışır oteli de merkez üsse dönüşür. Hatta o dönem yazar Aram Andonyan, İstanbul Mebusu Krikor Zohrab ve Erzurum Mebusu Vartkes Serengülyan da otele gelirler. Mayıs ayında tutuklanan ve yargılanmak üzere Diyarbakır'a sevk edilecekleri söylenen mebuslar, Haziran ayında Halep'e ulaşırlar.  Başta Armenak Mazlumyan olmak üzere birçok kişinin kaçmaları için ikna etmeye çalıştığı mebuslar, yasalara güvenme yolunu tercih ederek Diyarbakır'a doğru yola çıkacak ve yolda katledilecekti.

Bu kurtarma çırpınışları ile dolu dönem Halep'e atanan Mustafa Abdülhalik Talat Paşa'nın özel izniyle, Mazlumyan Ailesi'ni Musul'a sürmeye kalkınca, son bulur. O dönemde Kudüs'te olan Cemal Paşa, bu kararı bozdursa da, Mazlumyan Ailesi, otelde kalan diğer Ermenilerle birlikte toplamda 200'den fazla kişiden oluşan bir kafileyle Lübnan Zahle'ye gitmek zorunda kalır…

Kaçınılmaz sona doğru
Otelin ve ailenin çileli kaderi bugüne kadar da değişmez. Vahakn Keşişyan ve Emre Can Dağlıoğlu bir yıl önce Agos'ta yayımlanan yazılarında 20 Kasım 2014'te Daily Mail'de yayımlanan röportajdan alıntıyla Armen Mazlumyan'a ait şu satırlara yer vermişlerdi: "Artık her şey geride kaldı. Dürüstçe söylemek gerekirse, bu otel bir daha eski zamanlardaki gibi olamayacak." Aynı duyguyu Halep'in Baronları kitabında sona yaklaşırken Armen'in oğlu Koko'nun hastalık sonucu giderek körleşen gözünden kendi kişisel yıkımı ile otelin kaderini özdeşleştiren şu tasvirle hissediyoruz: "Salıları Karasun Mangants Kilisesi'nde Meryemana'nın resmi önünde ettiği dualarda, kendi acısını ve Baron'un başına gelenleri aynı cümlenin içinde anıyordu. Ama yetmiyordu. Halılarda küçük delikler açılıyor, duvarlarda ince çatlaklar oluşuyor, uğursuz gıcırtılar kepenklerin ardına kadar açılmasına engel oluyordu. Tıpkı aniden bastıran şiddetli bir migren ağrısı gibi hazırlıksız yakalayıveriyorlardı Koko'yu, alnı sancıyla zonkluyordu. Işığını geri verebilecek ne bir tedavi ne de bir hekim vardı. En küçük ışık demetinin bile gözlerine zarar verebilecek olması nedeniyle, gözlerini korumak için gece gündüz taktığı koyu camlı gözlüğünün iki yanını koyu renk bir bantla da kapatmak gerekiyordu."

Halep'in Baronları resmi tarihin yalan katmanları arasında kalmış hakikate gözlerimizi açmaya davet eden bir kitap. Ne de olsa hiçbir şey gerçek insan hikâyesinden daha vurucu olamaz. Hazır olanlar için şimdi bilme zamanı…