Yazar Oral Çalışlar
Başlık Charles Aznavour'u Okurken
Yayın Cumhuriyet Gazetesi
Tarih 31.12.2005

Charles Aznavour, çağımızın en önemli şarkıcılarından. Onun boğuk sesinde hep kendimce bir hüzün bulurum. Benim onu ilk dinlediğim, onun çok ünlü olduğu yıllarda, kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilmezdim. Anadolulu Ermeni asıllı bir ailenin çocuğu olduğunu öğrendiğimde de çok bir şey değişmedi. Charles Aznavour, Charles Aznavour'du benim için. Bu topraklarla bir bağı olduğunu bilmem tabii ki ona olan sevgimi ve ilgimi arttırıyordu.

Yeni yıla bir Charles Aznavour şarkısıyla girmeye karar verdim. Onu, boğuk ve etkileyici sesinde bir Anadolu ritmi olduğunu düşünerek dinleyeceğim. Aznavour'un anılarını kaleme aldığı kitabı içercesine okuyorum. Bir büyük sanat dehasının geçmişi olarak onun yaşamı zaten ilgi çekici. Ancak kökeninde Anadolu olan bir sanatçı olarak daha da etkileyici benim için.

"Gelecek önümde uzanıyor olsa da ailemin geçmişini tümden silmedim, belleğimin bir köşesinde sakladım ve bugün, yetmiş dokuz ilkbahar (sonbahar mı demeliydim yoksa) gibi umulmadık bir yaşa erişmiş olarak, yapacak belirli bir işim olmadığı zaman hayal kuruyorum. "Mübadelenin hemen ardından Selanik'te doğmuştum. Zavallı annem düşük yapıp beni çölün kumlarına bırakabilirdi ben bu dünyadan göçerken o da bacakları kan içinde, ölüme doğru yavaş ve çetin yürüyüşüne devam edebilirdi... Kimilerinin hoşuna gitmese de anılara bağıl biri olarak kaldım ben. Türk halkının amansız düşmanı olmadım hiç. Bugün annemin doğduğu ülkeyi ziyaret etmek gibi bir hayalim var, ama... ama... ama..."

***

"24 Nisan'da katliamı anmak üzere Paris'te ya da başka bir yerde yapılan bir yürüyüşe katılmadım. Karabağ'a silah da göndermedim. Azerilerle Karabağ Ermenileri arasındaki çatışmalarda silah alımı için para da toplamadım. Kadınların ve çocukların yaralanmasını ya da öldürülmesini amaçlayan bir eyleme girişmeyecek kadar saygım var insanoğluna... Ben nasıl Fransızsam annem de Türkiye'de doğduğu için Türk'tü. Yani Ermeni asıllı Türk'tü Adapazarı'nda, tütün eksperi bir babadan doğmuştu. İki erkek, bir kız kardeşi vardı hepsi kırımda ölmüştü.

Charles Aznavour, yaşanan onca acıya rağmen annesi ve babasının hiçbir zaman Türkiye'yi küçümsemediklerini, kötülemediklerini belirtiyor. Türk halkına kin aşılamadıklarını, Türkiye'nin güzel bir ülke, kadınlarının alımlı, mutfağının iyi olduğunu, iki halk arasında çok benzerlik bulunduğunu anlattıklarını aktarıyor.

***

Şarkılarından birinin adı "Türk Dosta Mektup"tu. Şunları söylüyordu o şarkıda: "Ayağına diken batmış / Kardeşim / Benim de yüreğimde var bir tane / Senin için de / Benim için de / İşleri zorlaştırıyor / Kötüleştiriyor / Gülün dikenleri var / Dikkat edilmezse / Bir damla kan belirir / Parmak ucunda /Ama / Dikkat edilirse eğer / Güzelliğini sunar gül / Günlerimizi güzelleştirir, misletir / Hatta / Damağımızı okşar / Tatlılığıyla hoşluğuyla / Gülü severim / Dikeni var / Elden ne gelir / Kardeşim... / Çıkarmaya karar verseydin / Yüreğimdeki dikeni / Senin ayağındaki de / Yok olur giderdi / Sen de ben de / Özgür olurduk / Ve kardeş."

Charles Aznavour'un bütün yaşamı bu değil tabii ki. Gençlik, müzik alanında adım adım yükseliş. İkinci Dünya Savaşı Fransası ve antifaşist direniş. Ermeni komünist Misak Manuşyan'ın yakalanması, annesini de ele verebileceği korkusu ve Misak'ın Alman nazileri tarafından idam edilmesi...

***

Charles Aznavour, yakın dostu büyük şarkıcı Edith Piaf'ı da çok güzel anlatır: "Benzersiz biriydi. Cebelitarık kayası kadar kocaman yüreğiyle, benzersizdi. Yarı domuz-yarı Rahibe Theresa karakteriyle, kadın kisvesinde bir Matmazel Çelişki idi. Çevresine bir kez girdiniz mi büyülenir, bir daha da çıkamazdınız. Cazibe, zekâ ve kötü niyet, kusurlar ve güzel niteliklerden oluşan bir kasırgaydı o. Son günlerine kadar, dostluk gibi bir şey paylaştım, yatağını hiç paylaşmadan yoldaşlıkla dolu bir tür kardeşlik yaşadım."

Kesin kararı verdim: Yeni yıla Charles Aznavour'la Edith Piaf'ın ortaklaşa söyledikleri bir şarkıyı dinleyerek gireceğim.