Yazar Aris Nalcı
Başlık Türkiye'de Ermeni, Ermenistan'da Türkiyeli Ermeni Olmak
Yayın Beyoğlu Gazetesi
Tarih 21.10.2005

TÜYAP Kitap Fuarı'nda bu yıl da birçok kitap okuyucusuyla buluştu. Yayımlanan ve okuyucuya ulaştırılması için çabalanan onca kitap arasında Beyoğlu'ndaki Aras Yayınevi'nin çıkardığı bir kitap vardı ki, tam da Ermeni konferansı, AB sürecinde Ermeni Soykırımı vs gibi olaylarla beynimizi işgal eden onca haberin yanında çiçek gibi gülümsüyor ve tüm bu gelişmelere kendi açtığı pencereden trajikomik anlamlar kazandırıyordu.

Çizgilerini yıllardır Agos Gazetesi'nden tanıdığımız Aret Gıcır, ilk kitabı "Azınlıkyan"ın ardından, ikinci kitabı "Ben Topik değilim! Yerevan Güncesi" geçtiğimiz hafta okuyucularıyla buluştu. Birkaç mizah dergisinin ardından Agos Gazetesi'nde 10 yıldır aralıksız çiziyor... Gıcır, İstanbul-Paris-Lyon ve ardından da şimdiki durağı Ermenistan'ın başkenti Yerevan'dan çizgileriyle gün nabzını tutuyor. Yıllar içerisinde İstanbul Ermeni toplumunun bir parçası oldu Krikor Azınlıkyan ve Yerevan Güncesin'deki tipler. Yeri geldi kimsenin söyleyemediği şeyleri söyledi Agos'un kültür sanat sayfasındaki penceresinden, yeri geldi sustu, yeri geldi Ermenistan'ın bir fotoğrafını çekip yolladı İstanbul'a.

Ben Topik Değilim!

Kitabın ismi de aslında oldukça anlamlı. İstanbul'da artık sadece geride bıraktıklarıyla anılmaya başlayan azınlıkların, damakta kalan bir tattan öte olduğunu vurguluyor. Ermeni geçen muhabbetlerin, çoğu zaman aynı cümlelerle sürdüğü bir gerçektir: "Bizim üst komşumuz da Ermeni'ydi çok güzel yemek yapardı", "Ne güzeldir Ermeni mezeleri". Ermeniler sadece mutfağıyla anılır oldu. Mezeler, sarma dolmalar, topik... "Sanki Ermeniler sabahtan akşma kadar topik yapan bir halk gibi. İşte ona karşı çizilmiş bir şeydi. Ben Top Değilim! diye bağırıyor karikatürde Krikor Azınlıkyan" diyor Aret Gıcır.

Eğitimi için Erivan'a taşınması ile birlikte başlayan yeni dizisi "Yerevan Güncesi" de bir İstanbullu gözüyle Yerevan'ı anlatıyor bize. Türkiye ve Ermenistan arasında özel bir bağ oluşturup, zaman zaman karikatürlerde görünen Azınlıkyan karakteri ise aynı anda iki ülkede birden yaşıyor sanki. Şu anda nerede peki diye soracak olursanız "Aslında tam sınırda yaşıyor. Sek sek oynuyor sınır kapısında. Yerevan güncesi'ndeki tipler de sürekli Ararat etrafında dolanıp duruyorlar, mangal yakıp domuz eti yiyorlar, votka içiyorlar, gülüyorlar, ağlıyorlar... " diye bir cevap alabilirsiniz Aret'ten.

Türkiye'de Ermeni olmak, Ermenistan'da Türkiyeli Ermeni olmak Aret'in yaşadığı çelişkilerin başında. "Bu ne yaman çelişki Mamacan!" diye lafa karışıyor hemen Krikor da. Üçümüz birlikte sürdürüyoruz sohbeti bundan sonra:

"Sürekli açıklamalarda bulunuyorsun aslında, iki tarafın birbiri hakkında bildikleri çok az şey var... Arada şu Ararat olmasa her şey daha net gözükecek... "

Ermenistan'a gitmenin çizimlerini etkileyip etkilemediği sorduğumuzda Aret, "Ben şu veya bu şekilde bi etki oldu diyemem, çünkü olmuşsa bile ben bunun farkına pek varamıyorum. Şöyle olsun böyle olsun diye kurgulamadım," diyor. Cevabını ise sırıtarak Krikor veriyor ona. "Ama yeni yeni farkına varıyorum kemikli büyük burunlar çizmeye başlamış."

Peki kim bu Krikor Azınlıkyan?

Yaratıcısının kaleminden, birkaç cümleyle Krikor'un hayatı şöyle özetlenebilir. Azınlık okullarında okudu. Kapalıçarşı'ya üç gün dayanabildi, sonra kaçtı oradan, hayat onu başka yerlere savurdu, 30'lu yaşları yavaş yavaş geride bırakan biri, Krikor Azınlıkyan. Kurtuluş'ta Mamasıyla (annesiyle) yaşıyor. Hayatı sorgulayan genç, keçi sakallı, uzun saçlı Baret, Yaya'lar, Kuyrigler (ablalar), Dayday'lar, sevgililer, Hınamiler, Ahparcanlar... Ve son zamanlarda Ermenistanlı işportacılardan alışveriş yapan, evinin vitrinini Kılıçkonyak'la (kılıç şeklinde şişeli konyak) süsleyen biri... Sanırım tanıdık geliyordur...

Evet tipik bir İstanbullu Ermeni.

Yeni projeler

Yaklaşık bir yıldır hikayenin Ermenistan'da geçtiği bir çizgi - roman üzerine çalışıyor Gıcır. Ayrıca, yakında özet olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecini konu alan çizgi roman yayınlamayı düşünüyormuş.

Aras Yayınevi'nin çıkardığı Aret Gıcır'ın ikinci kitabı "Ben Topik değilim! Yerevan Güncesi" in önsüzünü Etyen Mahçupyan, sonsözünü ise Hrant Dink yazmış.

Yıllardır Agos sayfalarındaki penceresinden İstanbul'a seslenen Aret'i, bir de seslendiği apartmanın yöneticisinden dinleyelim: "Doğrusu Aret Gıcır'ın bu yeni kitabıyla nereden nereye geldiğini bir kez daha görebilmek çok büyük bir keyif... Gerçek bir mürüvvet. İmrenilecek derecede geliştirdi kendisini Aret. Özellikle birkaç yıldır yaşadığı Ermenistan deneyimi onu daha da pişirdi. Türkiyeli olmaya Ermeni olmayı, Ermeni olmaya da Ermenistanlı olmayı ekledi ve bu üçlemeyi tüm benliğinde harmanladı.

Tarih ile bugünü bir iki çizikle hepimizden daha çok yakınlaştırdı. Kah Ararat'la sevişti... Kah Ararat'la dövüştü. Türkiye'de Azınlıkyan'dı... Ermenistan'da Azınlıkyan kaldı. Kimliğindeki kimlikler mücadelesini çizgileriyle demledi. Yerelliğini evrenselliğine, evrenselliği de yerelliğine kurban etmedi. Gönül rahatlığıyla onun için "Bugün Ermenistan'ı çizgileriyle en iyi anlatan adam" diyebilirim. Sonuç olarak bu son kitabı da gösterdi ki. Aret Gıcır'ın çizgisi değişmedi ama kendi gelişti."