Yazar Tarihten Sayfalar
Başlık TEHCİRDEN KURTULDU, NAZİ KURŞUNLARINDAN KURTULAMADI…
Yayın Özgür Gelecek
Tarih 04.02.2011
1 Eylül 1906'da Adıyaman'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 4 çocuklu ailenin en küçüğüydü Manuşyan. 1915 Ermeni Soykırım yıllarında ilkin babasını, daha sonra da annesini kaybetti. Öksüz ve yetim kalınca komşularından bir Kürt ailesi ona sahip çıktı. Büyük Felaket yıllarında Manuşyan, böylelikle sağ kaldı. Ermeni Kilisesi, katliamdan kurtulan kimsesiz çocukları topluyordu o sıralar. Binlercesi gibi Manuşyan'a da sahip çıktılar. Kilise Misak ve ağabeyini alıp Suriye Cunye'ye götürüp bir yetimhaneye yerleştirdi. Fransa'ya gelene kadar 20 yıl boyunca ağabeyi ile burada kaldı.


1917 Ekim Devrimi'nin yankıları tüm Rusya' da kendini göstermiş, Ermenistan'da ise devrimle sonuçlanmıştı. Bolşevikler sayesinde Ermenistan Sosyalist Halk Cumhuriyeti kurulmuştu. Ama maalesef Türkiye parçası o günkü İttihat ve Terakki yönetimi tarafından soykırıma tâbi tutulmuş ve yediden yetmişe Ermeni nüfusu yok edilmişti, Devrimden yeni çıkmış, ekonomik olarak zor bir dönem geçiren Ermenistan, tüm kaynaklarını yitirmişken yeniden yapılanma sürecinde yurtdışında yaşayan diaspora Ermenilerine ihtiyaç duyuyordu.
Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Fransa, İngiltere, İran, Almanya'ya savrulan Ermeniler buralarda örgütlenmeye başladı. Bunlardan biri de Fransa'daki Ermenistan Yardım Komitesi idi. Misak Manuşyan bu komitede çok sevdiği sevgilisi, eşi, hayat arkadaşı, yoldaşı ve her şeyi olan Meline ile tanışır. Evlenirler. Meline'nin de hayatı tıpkı Manuşyan gibidir. O da öksüz kalmış, yetimhanede büyümüştür. Küçük yaşta babasını kaybeden Meline annesi ile Adapazarı'na yerleşmiştir. Burada bir Amerikan okuluna kaydolmuş ve 18 yaşına kadar buralarda kalmıştır. Sonra İzmir'e taşınmışlar ama katliam, baskı, şiddet yıllarında yaşadıkları korkudan dolayı buradan da gitmek zorunda kalmışlardır. Çünkü İzmir'de çoğunluğu oluşturan Ermeni ve Rumları her zaman tehlike olarak gören dönemin Kuvayi Milliye birlikleri, kaos ve panik yaratarak onları İzmir'den sürmek, yok etmek gayesindedir. İzmir ateşe verilir. Ermeniler ve Rumlar göç etmek zorunda kalırlar. Meline ve ablası da Yunanistan'a kaçarak kurtulur.
Misak ile Meline artık bir davanın yol arkadaşıydı. Birlikte Yardım Komitesi'nde çalışma yürütürken okuyan, araştıran, siyasal sorunlara kafa yoran devrimciler olurlar. Ermeni diasporası kültür, sanat, edebiyat alanında dergiler çıkarır, bir dönem başarılı da olur. Fakat maddi sorunlarından dolayı devam ettiremez. Manuşyan Almanya'da iktidara gelen Hitler önderliğindeki Alman faşizminin tehlikeli bir biçimde dünyayı savaş ortamına sürüklediğini görür. Korkunç şeylerin olacağını, faşizme karşı savaşmak gerektiğini, bunun için hazırlıklı olunmasını söyler. 1934 yılında Fransız Komünist Partisi'ne üye olur.
Artık faşizm İspanya'da, İtalya'da iktidara gelmiş, başta komünistler olmak üzere toplumun her kesimini baskı altına almıştır. Fransa'da aktif olarak gösteri, yürüyüş ve siyasi faaliyetlere katılan Manuşyan öne çıkar ve herkes tarafından çok sevilir. İspanya'da faşizme karşı verilen mücadelede Cumhuriyetçilere yardım için oluşturulan tugaylara yazılır. Savaşa katılmak ister. Fakat FKP bünyesinde yetersiz kadro olduğu için gönderilmez.
Fransa, bünyesinde göçmenleri en çok barındıran ülkelerin başında gelir. Hitler faşizminden kaçan insanlar sığındıkları Fransa'da Nazilere ve işbirlikçilerine karşı mücadelede birleşirler. Çek, Macar, İspanyol, İtalyan, Romen... Enternasyonal ruh ve azimle faşizme karşı örgütlenme komiteleri kurarlar.
Bu arada Manuşyan yakalanır. Paris'te Sante Hapishanesi'ne konur. İçeride bir an olsun duramaz. Kin ve mücadele isteğiyle dolu olan Manuşyan hapishane müdürü ile konuşur, faşizme karşı savaşmak istediğini söyler. Talebi kabul edilir ve serbest kalır.
Daladier hükümeti Nazilere boyun eğmiş, koşulsuz olarak her isteğini yerine getirmektedir. Gestapoya binlerce komünist ve devrimcinin listesini vermiştir. 20–25 yaşları arasında herkes zorunlu olarak Alman fabrikalarında Naziler için çalışmaya götürülmektedir. Çalışmaktan kaçanlar, direnişçilerin safında yer alıyordu. Misak, Marsilya'dan kaçarak Paris'te direnişe katılır. İkinci sefer yine tutuklanır. Her zaman Misak'ın yanında olan Meline onu yalnız bırakmaz. Ziyaretine gider, askerlerden açılan kurşunlardan ölümle yüz yüze kalır ve tesadüfen kurtulur. Gestapo'nun elinde tutulur. Ama komünist olduğu ispat edilemediğinden serbest bırakılır.
Paris'te direniş gruplarını örgütleyen Manuşyan, ilk eylemini bizzat kendisi gerçekleştirir. Bir SS kışlasını hedef alır. Her sabah içtima yapan, marşlar söyleyen ve buradan görev yerlerine dağılan askerleri tespit eder ve askerlerin arasına el bombasını atarak onlarca askerin ölmesini, birçoğunun yaralanmasını sağlayarak bölgeden kaçmayı başarır. Bu eylem Paris'te büyük yankı uyandırır. Naziler daha da saldırganlaşır. FKP Manuşyan'ı Paris bölgesi askeri sorumluluğuna getirir.
Sayısız sabotaj, cezalandırma eyleminden sonra Manuşyan yakalandığında 56 suikast, 150 öldürme, 600 yaralamadan sorumlu tutulur.
Gestapo'nun yoğun saldırı ve operasyonlarından elbette Partizanlar da etkilenir. Binlerce yakalanma olur. Bunlardan çoğu hemen infaz edilir. Gestapo daha ileri gelenlerini yakalamak için bazılarını salıverir. Korkunç takipler, uykusuz geceler atlatırlar. Manuşyan ve 22 yoldaşı siyasi komiserin ihanetine uğrar ve 1943 yılında yakalanır.
Bu sefer meşhur Fresnes Hapishanesi'ne konulurlar. Üç ay boyunca burada kalır, işkencelerden geçerler. Kendilerine kucak açmış olan Fransa'ya karşı görevlerini yerine getirdiklerini söylerler. Eylemlerini niçin yaptıklarını anlatır, savunurlar. Pişman olmadıklarını her koşulda haykırırlar. Hepsi de işgalci faşistlere karşı savaşmalarının zorunlu ve aynı zamanda kutsal bir görev olduğunu söyler. Manuşyan, mahkemenin atadığı avukatı reddeder. Savunmasını kendisi yapar. Savunmasının bir bölümünde şöyle der: "Almanlara söyleyecek hiçbir şeyim yok. Ben size karşı koyup savaşarak görevimi yaptım. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Şimdi rolünüzü oynama sırası sizde. Elinizdeyim." Fransızlara dönerek: "Fakat size gelince, sizler Fransızsınız. Biz Fransa için, bu ülkenin kurtuluşu için savaştık. Sizse vicdanınızı ve ruhunuzu düşmana sattınız. Siz Fransız uyruğunu miras aldınız, bizse bu uyruğu hak ettik."
Mahkeme yargılama sonucu 23'leri ölüme mahkum eder. Son defa pişman olup olmadıklarını öğrenmek ister. Hepsi Manuşyan'a bakarak hep bir ağızdan HAYIR derler. Aradan bir gün dahi geçmeden aynı gün 23'ler Valerien Tepesi'ne götürülerek kurşuna dizilirler, içlerinden sadece Olga Bancıc (Rumen) isimli kadın direnişçi Fransız yasalarına göre kurşuna dizilemeyeceği için Almanya'ya gönderilir. Giyotine vurularak öldürülür. Manuşyan kurşuna dizilmeden önce aceleyle eşine bir mektup yazar. "Canım Melinem, sevgili küçük yetimim–21 Şubat 1944 Fresnes" satırlarıyla başlayan yazısında: "Ölüme bunca yaklaşmışken ne Alman halkına ne de başka bir kimseye kin duymadığımı ilan ediyorum. Herkes layık olduğu cezayı ve mükafatı bulacak…" der. Ve 21 Şubat 1944'de 23 arkadaşıyla kurşuna dizilir.
Thomas Elek (Macar), Roger Rouxel (Fransız), Wolf Wajsbrot (Polonyalı), Rino Della Negra (İtalyan), Maurice Fingercwajg (Polonyalı), Leon Goldberg (Polonya1ı), Robert Witchitz (Fransız), Georges Cloarec (Fransız), Marcel Rayman (Polonyalı), Spartaco Fontana (İtalyan), Cesare Luccarini (İtalyan), Jonas Geduldig (Polonyalı), Celestino Alfonso (İspanyol), Willy Szapiro (Polonyalı), Olga Bancic (Rumen), Amedo Usseglio (İtalyan), Szlama Grzywacz (Polonyalı), Stanislas Kubaeki (Polonyalı), Joseph Bpczov (Rumen), Emeric Glasz (Macar), Antoine Salvadori (İtalyan), Arpen Tavityan (Ermeni).
Şu anda Manuşyan Paris'te Ivry Mezarlığı'nda yatmaktadır. Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı semtlere, bulvarlara Manuşyan ismi verildi. Savaştan sonra 23'ler için Ivry'de anıtları dikildi. Meline yaşamına Ermenistan'da devam etti. Ermenice dersleri verdi. Sonra Fransa'ya döndü. Evlenmedi ve 1989 yılında hayata gözlerini yumdu. Manuşyan'ın yanına defnedildi.
Ölümünün 66. yılında Manuşyan ve tüm savaşçıları bir daha saygıyla anıyoruz.
Geleneksel olarak Türkiye'de her yıl Ocak ayının son haftasında faşizme ve emperyalizme karşı savaşta şehit düşenler anılmaktadır. Mücadelelerini sürdürmek ve yaşatmak onlardan öğrenilerek olur. Halen Adıyaman'da doğmuş, Fransa'da faşizme karşı savaşta esir düşmüş, kurşuna dizilmiş bir komünistin varlığından bihaberiz çoğumuz. Ermeni halkının bağrından çıkmış Gomidas, General Antranik Paşa, William Saroyan, 1915'te Beyazıt'ta idam edilen 20 sosyalist ve daha niceleri kanlı topraklarda öldürülmüş ya da sürgünde ölmüştür. Bu anlamda devrimci hareketin öğreneceği çok değerli hazineleri vardır. Bu boşluğu geç de olsa dolduran önemli bilgi kaynağı Aras Yayınları'ndan çıkardığı Manuşyan Bir Özgürlük Tutsağı kitabı bir hazinedir. Mutlaka okuyalım.
(Bir ÖG okuru)



Tarihten kısa kısa...
* 6 Şubat 1968:
Zonguldak ve Kozlu'da 10.000 maden işçisi işbaşı yapmadı.
* 6 Şubat 1991: Genel Maden-İş Sendikası, Zonguldak'taki 42.000 maden işçisini kapsayan toplu sözleşmeyi imzaladı.
* 7 Şubat 1966: İzmir Kula ve Yün Mensucat Fabrikası'nda 70 gündür devam eden greve polis saldırdı; 25 işçi, 4 gazeteci yaralandı.
* 7 Şubat 1968: Zonguldak'ta 7000 işçi Maden İşçileri Sendikası'nı bastı; polis işçilere cop ve göz yaşartıcı bomba ile saldırdı.
* 8 Şubat 1980: Tariş işçileri işletmenin bazı bölümlerini işgal etti, Çiğli İplik Fabrikası'nda işçiler fabrika kapılarını kapatarak barikat kurdu.
* 9 Şubat 1871: Osmanlı'da ilk kez Karl Marks'ın bir makalesi Hakayik-ul Vakayi gazetesinde yayımlandı.
* 9 Şubat 1988: Diyarbakır Askeri Hapishane'de 2000 tutsak açlık grevine başladı.
* 13 Şubat 1925: Şeyh Sait Ayaklanması başladı.
* 14 Şubat 1987: Tunceli iline bağlı 234 köyde yaşayan 50 bin kişinin Mersin, Antalya, İzmir ve Muğla'ya yerleştirilmesi kararlaştırıldı.
* 17 Şubat 1993: TKP/ML TİKKO ve Dev-Sol tutsakları 35 metre uzunluğunda bir tünel kazarak Nevşehir E Tipi Kapalı Hapishane'den firar etti. Firar edenler arasında 21 Nisan 1999'da Tokat Serkiz'de şehit düşen halk savaşçısı Erol Özel de bulunuyordu.