Bir 1915 romanı: Gelincikler Açarken

Bir 1915 romanı: Gelincikler Açarken
CNN Türk
Kültür Sanat
07.09.2017

Maral Boyadjian “Gelincikler Açarken” adlı romanında, Ermeni köyü Salor’da yaşayan Anno ve Daron’un aşklarına 1915’te yaşananların tarihsel zemininde tanıklık ediyor ve âşıklar ölse bile aşkın ölmeyeceğini anlatıyor.

 

ABD’de Los Angeles’te yaşayan Halep doğumlu Ermeni yazar Maral Haroutinian Boyadjian’ın âşıklar ölse bile aşkın ölmeyeceğine tanıklık eden heyecan verici romanı “Gelincikler Açarken”, Aras Yayıncılık’tan çıktı.

 

Sasun’un Salor köyünden iki gencin sonsuz, koşulsuz ve saf aşkının romanı Gelincikler Açarken. Ancak bu aşk bir taraftan da, Ermeni halkının kendi felaketinin eşiğinde olmasıyla zamansız da.

 

Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı hayali bir Ermeni köyü olan Salor, etrafını saran dağlarla dünyanın geri kalanından kopmuş gibidir. Günler, tarlayla, otlakla, hayvanlarla, hasatla geçer.

 

Anno ve Daron hasretle birbirlerine kavuşacakları an için gün sayarken, aslında sayılı günlerinin kaldığını bilmezler. Çünkü hayat her ne kadar bu tecrit edilmiş köy için bir süre daha huzur dolu ve sakin akacak olsa da, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişi ile paralel olarak Ermenilerin yıkım süreci de başlamış, köye ulaşan katliam haberleriyle korku gündelik bir hisse dönüşmüştür.

 

Van direnişi, Ermeni fedailerin ve Kürt aşiretlerinin 1915’teki oynadıkları rol de dahil olmak üzere Boyadjian’ın tarihsel bir zemine oturttuğu romanda, sıradan bir Anadolu köyündeki sıradan köylülerin, çok sevdikleri köylerine, dağlarına, ailelerine, sevgililerine ve gelinciklerine zoraki vedalarını okuyacak, âşıklar ölse bile aşkın ölmeyeceğine tanıklık edeceksiniz.

 

Kitaptan:

 

“…Ve böylece Markaryan ailesinin en içten dileği Anno’yu…”
“Hayır.”
Vartan’ın sesi neredeyse bir parça ekmeği ya da ikinci bardak çayı reddediyormuş gibi sakin, duygusuzdu.
Maryam ve Yeraz gözlerini ona dikmişti. Doğru mu duymuşlardı? Kesinlikle yanlış anlamışlardı, değil mi? Bakıştılar.
“Ne dedin Vartan?” Maryam kendini yanlış anladığına inandırmak istercesine ısrar etti. Yaşlıydı ve genelde yanlış duyardı.
“Hayır. O aile olmaz. Kızımı o aileye veremem.”
Al işte, bir daha. Anno babasının sözlerini bir daha duydu. Bunlar, birdenbire ağızdan çıkarak sonradan pişmanlığa sebep olacak hislerin güdümündeki sözcükler değildi, endişe veya duygusallıktan da kaynaklanmamıştı. Katiyetle sarf edilmiş, bir malumata dayanan bu sözler açıkça karısına dönüktü.
Yeraz hayretle gözlerini kırptı.
“Ama Vartan neden?” diyerek yakardı, sesi alçalmıştı.
Vartan, bu kez daha nazik bir edayla, “Çok da fark eder mi? Anno’muz kız kurusu mu olacak sanıyorsun? Köyde daha çok delikanlı var,” dedi.

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.