Kimliksiz Kimlik

Kimliksiz Kimlik
Gül Diken Dergisi
Behçet Çelik
01.01.2002

Güldüğümüz şeyler her zaman bizi mutlu eden, haz veren, sevindiren şeyler değildir. Kimi zaman içimizi acıtan şeylere de güleriz. Daha doğrusu, bizi üzebilecek, kederlendirebilecek şeylerin bizi güldürdüğü de olur bazen. Bu bütünüyle o şeye bakışımızla ilgilidir. Karikatürde de bu bakış açısını çizerin dünya görüşü, hayatı algılayış ve anlatış biçimi belirler. Belki de şöyle düşünmek gerekir: Acı ve tatlı, sevinç ve keder, aslında tek bir bütünün birbirinden ayrılmaz ikiz anlatımlarıdır. Biri olmadan ötekini düşünemeyiz bile. Azınlıkta olmak, hele ki çoğunluğun tahakkümünün yadırganmadığı, neredeyse olması gereken bir durum olarak algılandığı ülkelerde sevindirici, mutluluk verici bir şey değil. İkinci sınıf olarak değerlendirilmek, içinde bulunulan toplulukta sürekli olarak “tehdit” ya da “yabancı” olarak algılanmak, en başta kişinin “aidiyet” duygusunu zedeler. Toplumsal bir varlık olan insanın kendisini hiçbir topluluğa ait hissetmemesi, toplumsallaşamamanın yanında bireyselleşememe sonucu da doğurur. Aidiyet duygusu zedelenmiş insan, birey olarak da var olamaz, kendisini var edemez. Üzerine yönelmiş kuşku dolu bakış, kendisinde de içselleşir; bir yandan kendisine sürekli kuşkuyla bakılacağı duygusu yerleştikçe yerleşir, öte yandan onun dış dünyaya bakışı da, bu kuşku nedeniyle çarpıklaşır.

 

Kuşkusuz hiç de gülünecek bir şey yok bu durumda. İlk anda böyle düşünürüz. Oysa hayat dediğimiz şeyi, karşıt uçların birlikte yarattığı bir bütün olarak algıladığımızda, bu aidiyet duygusu eksikliğinin toplum içerisindeki tezahürünün kimi zaman neşeli, gülünç bir şey de olabildiğini görürüz. Hatta bu bakış açısı içerisinde, çoğunluktakilerin de ne kadar komik alabildiklerini sezeriz. Daha çok sayıda insanla aynı milletten olduğu için daha haklı olacağını, daha üstün olacağını düşünen insandan daha komik ne olabilir? Böylece, mizah belki de yeni bir aidiyet yaratır. Azınlık ve çoğunluk kavramlarının aşıldığı bir üst topluluğun var olabileceğini düşünmeye başlarız. “Türkiyeli olmak” olabilir bu üst topluluğun adı, ya da “insan olmak.” Bu noktadan baktığımızda aidiyet duygusundaki eksiklik, bir tür kişilik erimesi olmaktan çıkıp bir başka var olma ya da çoğalma biçimine dönüşebilir.

 

Aret Gıcır’ın otuzlu yaşlardaki “Krikor Azınlıkyan” isimli kahramanının maceralarını bir araya getirdiği Azınlıkyan adlı karikatür albümü, bu ülkede azınlık olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmıyor sadece, yukarıda sözünü ettiğim düşüncelere de yönlendiriyor okuyucuyu. Çizgilerin çoğunda Krikor’un toplumun genelinden nasıl dışlandığını görüyoruz. Üstelik de çok kaba biçimlerde dışlanır Krikor. “Çoğunluk”tan olanlar hoyrattırlar ona karşı; Krikor’u dışlayan olgu ister resmi politikanın, ister gündelik hayatta muhatap olduğu birisinin davranışın sonucu olsun, bu “hoyratlık” değişmez. Her iki durumda da, hoyratlığın değişmemesinin nedeni, asıl hoyratlığın insanların azınlık ve çoğunluk olarak, ya da başka biçimlerde ayrılmalarıyla başlaması olsa gerek.

 

Aret Gıcır’ın ve Krikor’un Ermeni olmaları, hatta bu çizgilerin daha önce Agos’ta yayımlanmış olması, bütün karikatürlerin Ermenilerin ya da gayrimüslim azınlığın sorunlarıyla ilgili olduğunu düşündürmemeli. Evet, bu konu çevresinde anlatılan pek çok öykü var, ama Gıcır, toplumdaki başka azınlıkların trajikomik hallerini de anlatıyor. Uzun saçlı ve sakallı üniversite öğrencilerini, düşünce suçlularını, selpak satan çocukları, ya da “Cumartesi Anneleri”ni de ele alıyor. Hatta “azınlık hükümeti” bile adından ötürü bir karikatüre konu olabiliyor. Krikor’un annesi ve teyzesi, azınlık hükümeti düşünce karalar bağlıyorlar bu karikatürde. Krikor’un ele aldığı konulardan birisi de, azınlıktakilerle belki de dolaylı olarak ilgili Sayısı az değil onların, ama o kertede arada kalmış bir topluluk ki bu “otuzlu yaşlarındaki adamlar”; onların halleri de sıkça dile getiriliyor Gıcır’ın karikatürlerinde. Krikor’da simgeleşiyor bu topluluk. Artık ne genç ne de tam anlamıyla olgun olarak kabul edilmemenin yarattığı arada kalmış bu insan topluluğu, Gıcır’ın çizgilerinde biraz gülünç, biraz da kederli bir biçimde anlatılıyor. Gıcır’ın çizfileri hakkında ilk olarak söylenecek şey, Kemal Gökhan’ın çizgilerini andırıyor olması. Gıcır’ın çizgileri biraz daha nahif. Bu nahifliğin yanında, Gıcır’ın çizgilerinin bir özelliği de küçük ayrıntılarla tiplerini belirginleştirmesi. Özellikle tiplerin gözleri basitçe kişilik özelliklerini anlatıveriyor. Yukarıda sözünü ettiğim benzerlik duygusunu duyuran, belki de Krikor ile Gökhan’ın çizdiği kahramanların benzerlikleri. Bunun yanında, otuzlu yaşlar esprisini ve selpak satan çocukları Gökhan’ın Radikal’deki çizgilerini takip edenler hemen anımsayacaktır. Konulardaki bu benzeşmeyi, bir taklit olarak değil, farklı etnik kökenleri de olsa, aydın olmanın sorumluluğunu duyanları etkileyen olguların değişmiyor oluşu, ya da yaşadıkları toplumun acılarına tepkisiz kalamayn aydınların bir işareti olarak görebiliriz.

 

Gıcır’ın karikatürlerindeki mizahın kimi zaman oldukça kara bir hal aldığını da belirtmeliyim. Çoğulculuğu bir türlü kabullenemeyen bir toplumsal yapı içerisinde azınlık olmanın hallerinde her zaman gülünç bir şeyler bulmak olanaksız, ama artık karikatür sanatı da yalnızca güldürmeyi amaçlamıyor. Karikatürde ve mizahta güldürmenin ardından hemen “düşündürmek” sözcüğü kullanılır. Gıcır’ın çizgilerinin düşünsel bir arka planı var hiç kuşkusuz, ama çizerin yaptığını “mesaj vermek” gibi bir kalıpla değerlendiremeyiz. Gıcır, Krikor’un başından geçen olaylarda, bazı insanlık hallerini görünür hale getiriyor; kabaca altını çizmeden, gündelik hayatın içerisinde algı dünyamıza pek girmeyen, ya da girer girmez unuttuğumuz bu halleri bize gösteriyor. Modern dünyada bize sürekli olarak empoze edilen “hayat tarz”larının dışında da hayatlar olduğunu hatırlatıyorlar. Daha da önemlisi, etnik kökeni farklı da olsa, bu hayatları yaşayanların dünyalarının, sorunlarının, sevinçlerinin ve kederlerinin ortak olduğunu duyuruyor.

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.