Unutulmuş Bestekârın Eserleri

Unutulmuş Bestekârın Eserleri
Virgül Dergisi
Ahmet Eken
01.06.2005

Güzide medyamız halkın neyi istediğini tespit edip (?) yayınlarını bu doğrultuda hazırlamaya başladığından bu yana, pek çok şey gibi müzik de “gürültüye gitti.” Klasik müziğin gerek yerli, gerekse yabancı her türü (tabii ki yayınlayanları tenzih ederek söylüyoruz) tedavülden kaldırıldı, yerlerini birtakım gürültüler işgal etti. Tabii ki bu olumsuzlukla okullardaki müzik eğitiminin yetersizliğinin de payı var.

 

Klasik müziğin başına gelen bu afet, doğal olarak onun mimarlarının da unutulmasına neden oldu. Elimizde kaynak olarak, ulaşılması kolay olmayan az sayıdaki yayın ve plaktan başka bir şey yok. Bundan dolayı bestekâr Karnik Garmiryan’ın oğlu Ara Garmiryan tarafından hazırlanan bu kitap, göz ardı edilemeyecek bir çalışma.

 

Baba Garmiryan 1872 yılında doğmuş, küçük yaşta müziğe heves etmiş, o dönem müzik eğitimi alabileceği tek yer olan kilise onu zar zor kabul etmiş ve oğlunun yazdıklarından öğreniyoruz ki ekmek parası için kâtiplik, muhasebecilik gibi işlerde de çalışmak zorunda kalmasına rağmen o musikiyle ilgisini hiç kesmemiş.

 

Yüz otuz beş kadar bestesi olan Garmiryan, bestelerinin pek çoğunun güftesini de kendisi yazmış. Ayrıca pek çok eseri de -“Ermeni Notası” diye de bilinen- Hampartzum notası ile kaydetmiş. Hampartzum Limoncuyan (1768–1839) tarafından icat edilmiş bu nota yazısının, klasik müziğimizin kaybolmamasında çok önemli bir işlevi olmuş. Ara Garmiryan bu konuda şöyle yazıyor: “Ermeni notalarının yaratılmasından önce, besteciler eserlerini dinleyicilere sunabilmek için, defalarca çalarak hafızalarına kazımak zorundaydı. Diğer müzisyenler de tekrar tekrar dinleyerek bu eserleri repertuvarlarına alırlardı.” İşte, Hampartzum, icat ettiği nota yazımı ile bu sorunu çözmüş.

 

Babasının ölümünden sonra arşivini devralan Ara Garmiryan, kitabının öyküsünü şu şekilde özetliyor: “Babamdan kalan yazma notaların büyük kısmı kendisinin ve başkalarının alaturka bestelerinden oluşuyordu. (…) Ben bu kağıtların tamamını ancak babamın ölümünden sonra gördüm. Her ikametgâh değiştirdiğimde, ne yapacağımı bilemeden, bunların tümünü beraberimde taşıdım.”

 

Emekli olduktan sonra “babasını hayata döndürme fikri” ile “Hampartzum notaları konusunda babasının öğrettiklerine güvenerek, yazmaları Batı notalarına dönüştürmeye karar veren” yazar, kısa sürede bilgisinin yetersiz olduğunun farkına varır, ancak başladığı işi yarım bırakmaz, araştırmaları sonunda eksikliklerini gidererek elimizdeki kitabı tamamlar.

 

Unutulmuş, mütevazı bir bestekâr olan babasını ve eserlerini gün ışığına çıkartan Ara Garmiryan’ın çalışması, sadece musiki ile “müzisyen” bilgisiyle uğraşanlar için değil, sesinin berbatlığına, kulağının yetersizliğine ve nota okuyamamasına rağmen hala klasik musikimizden keyif alanlar için de (bunu belirtmeden geçemeyeceğiz) titizlikle hazırlanmış hoş bir kitap.

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.