Bitlisli Saroyan

Bitlisli Saroyan
Cumhuriyet Gazetesi
Adnan Binyazar
21.12.2008

Fikret Otyam’ı bilirim yürük dili, kara gözlü resimleri, fotoğrafının yüreğe bakan gözüyle dağı taşı yol eylemiştir. Kır röportajının piri kimdir deseler bir onu derim bir de Yaşar Kemal’i. Amerikalı yazarla Bitlis yollarına düşen de o…

Masamın üstünde Amerika’dan Bitlis’e William Saroyan adlı kitap (Aras Yayıncılık) var. Kitabın kapağında Otyam’ın fotoğrafı… Fotoğraf önünde zayıf öküzler, kara sabanla toprağı yaran iki köylüyü gösteriyor. Karşıdan da, başında ak şapkası, olgun yaşlarında bir adam geliyor.
Yürüyüşü Amerikan, -yakınında olsak göreceğiz- bakışları Anadolu…
Başka bir fotoğrafta, aynı adam, taş bir duvarın ortasından çıkan boruya ağzını dayamış su içiyor. O anda adam değil o, Anadolu serinliğini içine çeken bir efsane kahramanı sevinçten oradan oraya koşarken ne yapacağını bilemeyen bir çocuk…
Şapkasını başından alıp öküzün başına koyan da o…
Kim bu adam? William Saroyan…
1905 yılında Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş bir Ermeni ailenin, 31 Ağustos 1908’de Kaliforniya eyaletinin Fresno kasabasında dünyaya gelmiş bireyi.
Öyküler, romanlar, oyunlar yazmış Amerikalı ünlü bir sanatçı. Şarkıları bile dillerde.
Aziz Gökdemir’le Dickran Kouymjian’ın incelemeleri, Ara Güler’le David Stephen Calonne’un denemeleri, Fikret Otyam’la Bedros Zobyan’ın röportajları, Garig Basmadjian’ın Saroyan’la yaptığı yazın tarihine mal olacak konuşması… Atalarının yetiştiği yerleri görme umuduyla yollara koyulan büyük yazarı tanımamıza yetiyor.
Yaşadığı yer neresi olursa olsun, yazar, yetiştiği ortamın ürünüdür. Saroyan, yetimhanede büyümüş, on beş yaşında okulu bırakıp, aralarında “cenaze işleri”nin de bulunduğu birçok işte çalışmış. Yine de, kalemi, kendi iç serüveninin anlatıcısı olmuş. İngiliz dilinden, Amerika toprağındandır, ama ruhu Anadolu’dur. Yaratıcı dünyası, anlatı yalınlığı oradan beslenmiş.
Bunu kendisi de dile getiriyor: “Benim hikâyelerim bana anlatılmıştır. Yetimhaneden çıktığımda (8 yaşındayken) babaannem ve anneannemden, anemin amcası Garabed Saroyan’dan ve tüm yaşlı insanlardan, akrabalardan hikâyeler duymaya başladım.”
Anneanne anlatısının gücünü, 1938’de yazdığı bir öyküden aktarılan şu küçük alıntıda da görüyoruz.
“Kürtçe, dedi anneannem, kalbin dilidir. Türkçe, müziktir. Bir şarap deresi gibi akar, yumuşak, tatlı, parlak. Bizim dilimiz, diye bağırdı, acının dilidir. Ölümü tattık hep dilimizde nefretin, acının yükü var.”
Anneannenin, granite kazılması gereken bu sözünü okurken Saroyan’ın bir şarkı sözüne de rastladım.
“Benim evime gel evimde sana şeker veririm.
Benim evime gel ben sana elma, erik, kayısı veririm, heyy!
Benim evime gel evimde sana şeker veririm.
Benim evime gel evimde sana her şeyi veririm.”
Türkçe-Kürtçe-Ermenice bu dizeler, her toplumdan insanın aynı anlam çıkartacağı sözler…
56 yaşındaki Saroyan, Amerikan diliyle yazmış ama öykülerinin, romanlarının dibinde Anadolu’nun yeraltı suları kaynıyor. Amerika’dan Bitlis’e William Saroyan, işte böyle bir kardeşlik ruhunun kitabı.

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.