Rober Haddeciyan, İstanbullu yazar, gazeteci, yayıncı, çevirmen 6 Eylül 2025’te doğduğu şehirde hayata veda etti. Böylece onun basına, edebiyata, sanata, kültüre adanmış bir asra varan ömrü son buldu. Haddeciyan, İstanbul’da Ermenice yayımlanan günlük Marmara Gazetesi’nin (Nor/Yeni Marmara) sahibi, yöneticisi ve baş yazarı olarak hem Türkiye’de hem de diasporada oldukça önemli bir isim. Sade ve anlaşılır bir Ermeniceyle yüze yakın kitap yazdı. İçinde öykü, roman, tiyatro oyunu, inceleme, çeviri eserler, denemeler ve binlerce gazete yazısı ile Ermeni kültürüne, sanatına, özellikle edebiyatına ışık tuttu, katkı sundu. Ömrü boyunca bu şehrin dillerinden biri olan Ermenice ile okudu, yazdı, konuştu.
Rober Haddeciyan 26 Ocak 1926’da İstanbul’da dünyaya geldi, ilk, orta ve lise öğrenimini Mıkhitaryan Ermeni Okulu’nda tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun oldu. İlk Ermenice öyküsü Kelime Yanlışı (Paraskhal) 1946’da yayımlandı. 1940 yılından bu yana İstanbul’da yayın hayatına devam eden Marmara Gazetesi’nin başyazarlığını 1967’den itibaren üstlendi ve ömrünün sonuna kadar sürdürdü. Lise yıllarından itibaren Rober Haddeciyan ile birlikte şairler Zahrad (1924-2007) ve Zareh Khırahuni (2026-2015) Modern Ermeni edebiyatının öncü yoldaşları oldular.
Rober Haddeciyan’ın en tanınmış eseri Tavan (Arasdağ) isimli romanda, geçirdiği kaza sonunda yatağa mahkûm olan bir adamın isyan etmeksizin hayata bağlanma hikayesi anlatılır. Bu eserin devamı niteliğindeki Tavanın Öte Yanı (Arasdağin myüs goğmı) romanında ise ana kahraman Tavan’daki adamın kızıdır. İstanbul’dan Kanada’ya göç etmesi ile ailesi üzerinden başka türlü bir hayata bağlanma pratiği anlatılır. Her iki kitabın da fonunda İstanbul ve geçmişin etkisiyle Ermeni toplumunda yaşayan bireylerin olağan hikayeleri anlatılır. Her iki kitap Türkçe olarak da yayımlanmış ve ilgi görmüştür. Üçlemenin son romanı maalesef hayata geçememiştir. Yazarımızın çok sayıdaki eserleri arasında bazı oyunları Kazanç (Vasdag), Bir Yaşamdan Üç Pazar (Gyanki yerek giraginer), Bir Pazar Gününün Yorumu (Giragnorya haşuepag), Ölüm Acaba Bu mu (Artyok mahı ays e) sayılabilir. Hagop Baronyan’la Beraber (inceleme), Patrik Şnork Kalustyan’ı Anımsarken (biyografi), İnsanların Yüceliği ve Zavallılığı (Martots medzutyan u heğcutyan masin, öykü) diğer eserleri arasındadır. Hatıra defteri (Huşadedr) başlığıyla kaleme aldığı gazetede yayımlanan yazılarından oluşan kitap serisi ile Haddeciyan içinde deyimler, atasözleri, kelimelerin hikayeleri ve sayısız portrelerin bulunduğu kültürel ve sanatsal bakımdan zengin bir kaynak yaratmıştır. Eserleriyle çok sayıda ödüller de almıştır.
Ermeni Şiirinin Bahçesinde Bir Gezinti, Rober Haddeciyan’ın İstanbul’da 2000 yılında Ermenice basılan kitaplarından birinin adı. Altbaşlığı, Hatıra Defteri-39. Bu dizideki kitap sayısı 80’e kadar gidiyor. Kitabın önsözünde Rober Haddeciyan okuyucusunu Ermeni Şiirinin renkli bahçesinde her adımında ölümsüz isimlerle beraber hayranlıkla dolaşılacak bir yürüyüşe katılmayı önerir. Kitabın son kısmında her adımında yeni yeni bahçelere açılan yürüyüş tamamlanır. Küçük Ermeni toplumundaki önemli isimleri, tüm zamanların yaratıcılarını, şarkıcıları, ozanları, aşıkları, destan okuyucularını anarken Ermeni harfleriyle ekilen topraklarda okyanuslarca buğday biçildiğinden bahseder. Burada hatırlatmalıyız ki, Muşlu rahip Mesrop Maşdots’un 405 yılında mucizevi bir şekilde bulduğu Ermeni alfabesi, 19. yüzyıla kadar Klasik Ermeni edebiyat dilinin yazımında kullanılmış, günümüzde Batı Ermenicesi ve Doğu Ermenicesi olarak iki çağdaş lehçede kullanılmaktadır. İstanbul’da geçerli olan Batı Ermenicesidir. Haddeciyan, dönüp geriye baktığında ne kadar az kişinin bu bahçede dolaştığından elem duyar ve genç neslin bu dile yabancılaştığını ifade eder. Yıkıcı bir alınyazısıdır bu.
Şiire Yelken Açmak da dizinin 47. kitabının ismidir. Yazarımız bu seçkisinde, Ermeni Edebiyatındaki önemli isimlerden Taniel Varujan, İkna Sarıaslan, Silva Gabudikyan, Zabel Asadur (Sibil), Baruyr Sevag, Adom Yarcanyan (Siamanto), Misak Metzarens, Rupen Sevag, Ardaşes Harutyunyan’a ve onların eserlerinden örneklere yer verir.
Yazları yaşadığım Kınalıada’da gazete satılan büfenin önünde öğleden sonraları birikmiş kadın ve erkek yaşlı insanlar görürdüm. Kıyafetlerinden, saçlarından, başlarından kendilerini evlerinden hatta yataklarından güçlükle çıkardıkları belli olurdu. Vücutları zayıf ve titrek, incecik kıyafetleriyle bekleşirlerdi, o saatte adaya getirilen Marmara (ve Jamanak) gazetesini satın almaya. Bu, kendileri için vazgeçilmez bir ritüel olmalıydı. Sayfalarında cemaat haberlerine ulaşır, baş yazarın sözüne, selamına kavuşurlar ve kendilerini bir kere daha o toplumun bir üyesi olarak bulurlardı. Bu alışkanlık ne yazık gün geçtikçe solmaktadır.
Rober Haddeciyan, sadece bir gazetenin sahibi ve baş yazarı değil, İstanbul Ermeni kültürüne adanmış kalemiydi. Yaşamı boyunca Ermenice yazıdan, edebiyattan, müzikten, tiyatrodan uzak kalanlar Rober Haddeciyan’ın dinmeyen bir iştahla uzun ömrünün sonuna dek yazarak yayımlayarak ürettiklerinden habersiz aynı şehirde yaşadılar. O kalem şimdi durdu.