Paris-Fresno Günleri

Paris-Fresno Günleri
Yedinci Gündem Gazetesi
Vecdi Erbay
29.09.2001

Yazarların yazdıkları kadar, nasıl yazdıkları ve nasıl yaşadıkları da her zaman ilgilendirmiştir okuru. Günlükler, bir yazar hakkında sorulan bu türden sorulara en iyi yanıttır. Yazarların pek çoğu günlük tutmayı en azından denemiştir. William Saroyan da öyle. Şimdilik elimizde, 1967–1968 yılları arasında tuttuğu “Paris-Fresno Güncesi” var. Devamı gelir mi, kitapta, yayınevinin bununla ilgili verdiği bir bilgi yok. Ama “Paris-Fresno Güncesi”, Saroyan’ın nasıl yazdığını, nasıl yaşadığını, olaylara nasıl yaklaştığını göstermeye yetiyor.

 

Güncesinde, yazmakla, yazarlarla ilgili düşüncelerini sıkça ifade eden Saroyan, günce ‘tutma konusuna çok az değiniyor: “Günlük tutan kimse, içinde bulunduğu durumu kavrayabilmek için yanıp tutuşur. Bunun yegâne yolu ise günü gününe yazmış olduğu hatıratına başvurmaktır dilediği zaman. Yoksa her şey unutulur gider.” Saroyan, güncesini kaleme alırken, öykülerinde olduğu gibi yine yalındır, açık yürekli ve samimidir. Bu kez belki arkadaşlarıyla konuşur gibi değildir, ama hiç değilse kendiyle konuşur gibi anlatmaktadır yaşadıklarını, düşündüklerini. Sık sık anılarına, Fresno’ya, aile bireylerine geri döner, onları anlatır, onlar gibi kavramaya çalışır hayatı. Günlük ayrıntılardan, örneğin doların Fransa’daki değerinden söz eder. Artık altmışına merdiven dayamış, değer görüldüğü Pulitzer Ödülü’nü, “eserinin diğerlerinden ne daha iyi ne de daha kötü” olduğunu ileri sürerek reddetmiş ünlü bir yazardır. Üstelik en sevdiği iki şey, yazmak ve gezmek için önünde hiçbir engel yoktur. Paris’te bunu yapar, uzun yürüyüşlere çıkar, eve döner, okuyup yazar, müzik dinler… Ve güncesine şöyle notlar düşer:
“Artık ne kazanabilirim? Kendim için hiçbir şey istemiyorum; ihtiyacım yok ki. Herkes için olmadıkça ne yararı var?” Saroyan şöyle devam ediyor: “Yeni giysilere bayılan, gürültücü, neşeli, ele avuca sığmaz bir delikanlıydım. Pejmürde, çapaçul, özensiz haliyle aylak aylak dolaşarak hiçbir yere varamayan kocamış bir herif oldum. Peki, neydi beklediğim? Ün ve para gibi maddi isteklerin hepsine kavuştum, ama bunların hepsi de eninde sonunda sadece kendime yaradı. Hâlbuki böyle bir düşünceyle çıkmamıştım yola.”

 

William Saroyan, Türkiye’de az tanınsa da önemli bir yazar. İçki ve kumara düşkünlüğü yüzünden inişli çıkışlı bir hayat yaşamasına rağmen, altmışın üstünde öykü, roman ve oyun kitabına imza atmış üretken ve çılgın bir yazardır: Güncesinden, doğduğu Fresno kasabasının değişiminden pek de hoşnut olmadığı anlaşılıyor, ama 1981 yılında orda yitirir yaşamını.

 

Ermenistan’ı sadece üç kez ziyaret etmiş ama vasiyetinde, naaşının bir bölümünün Ermenistan’da gömülmesini istemiştir. Vasiyeti yerine getirilir ve bu yüzden iki mezarı olan tek insan, tek yazardır belki de…

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.