Saroyan ve Gomidas

Saroyan ve Gomidas
Taraf Gazetesi
Markar Esayan
20.10.2008

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ailesi bir Anadolu göçmeni olan Ermeni asıllı Amerikalı yazar William Saroyan’ın (Aram Karaoğlanyan) Bitlis’teki evinin restore edilerek müze haline getirileceğini açıkladı. Biliyorsunuz, UNESCO 2008’i Saroyan yılı ilan etmiş, özellikle Amerika, Ermenistan ve Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı diğer ülkelerde yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmişti. Geçenlerde kültür ekimizde Saroyan’ı doğum günü münasebetiyle kapak yapmış, müze haberini de 17. sayfamızda genişçe görmüştük. Günay’ın bu girişimi gerçekten övgüye değer. Türkiye’nin Ermeni politikasında değişikliğe gitme sinyallerini verdiği, ancak sürecin ana hatlarının henüz “niyetli” olmaktan öte çok da kesin kontürlere sahip olmadığı bu günlerde, böyle bir girişim oldukça önemli. Çünkü, siyasi arenada devam eden çabalar bir yana, halkların kaybettikleri ortak dili ve tarihi bulmada ortak değerlerin hatırlanması ciddi bir terapi etkisine sahip. Saroyan 1964’te Türkiye’yi ve Bitlis’i ziyaret ettiğinde hemşerileri tarafından nasıl sıcak karşılandığını, Saroyan’ın ne denli mutlu olduğunu yakında Aras yayınevinden çıkacak ve gezinin yakın tanığı Fikret Otyam’ın izlenimlerini de içeren Amerika’dan Bitlis’e William Saroyan kitabında okuyabilir, şahit olabilirsiniz. Saroyan, bir Anadolulu yazar olarak yaşamın tüm hallerini insan denen imbikten geçirerek yorumlayan, halkları ırklar kümelerine ayrılmış parçalı bir resim değil, evrensel duygu, vicdan ve akıl mirasına göre bir bütünlük halinde algılayabilmiş bir yazar. Bir şans eseri olarak 1915’in hemen öncesinde ülkeden ayrılan ailesinin Amerika’da doğan ilk üyesidir. Ne Türkçe, ne de Ermenice bilir ama öz be öz Anadoluludur, Bitlislidir.

 

Günay’ın niyeti çok anlamlı ve güzel. Lakin Bitlis’te restore edilerek müze yapılacak bir ev henüz ortada yok. Çünkü ev ya kayıp, ya da yıkılmış olmalı. Bitlislilerin 1964’te kendisini coşkuyla karşılamalarından bu konuda istekli olacaklarını öngörebilsek de, ülkedeki malûm Ermeni ve diaspora alerjisi nedeniyle bu projenin arkasında durmak ciddi bir siyasi iradeyi gerektirebilir. Bu iradeye, Saroyan’ın barışçı kişiliği, tarihsel vakaları birer terime, sözcüğe indirgemeye karşı olan insani tutumu yardımcı olacaktır. Ancak paradoksal olarak, gerginliklerin sürmesinden yana ve Türkler ve Ermenilerin yeniden barışmasına dair sıkıntıları olanların, tıpkı Hrant Dink gibi, Saroyan’ın zehirden arınmış insani dilinin ne denli etkili olduğunu bilmediklerini varsayamayız. Hrant Dink Ermeni olduğu kadar, düşmanlıkları eriten, kalplerden kalplere kolayca yol bulan bu dili yeniden keşfedebildiği için öldürüldü çünkü.

 

Saroyan’ı doğum günü nedeniyle kapağımıza taşımıştık dedim. Bugün elinizde olan kültür ekimizin kapağındaki Gomidas Vartabed’e de, ölümünün 73. yıldönümü vesilesiyle yine kapağımızda yer verdik. Daha evvel “Paris’te Ermenilerin kin anıtı açıldı” haberleriyle adını ilk kez duyduğunuz, Ergenekoncuların heykelini bombayla patlattıkları Gomidas hem kederli ortak tarihimizin en önemli tanıklarından, hem de kurbanlarından. Öz be öz Anadolulu, tıpkı Saroyan ve isimsiz diğer yüz binlercesi gibi. 1915’te sadece Ermeni olduğu için alınıp meçhule götürülen yüzlerce Ermeni aydını arasında yer alıyordu. Onların çoğu Anadolu’nun ıssız köşelerinde İttihatçılar tarafından infaz edildiler. Gomidas, bir müzik adamıydı ve hayatını beste yapmaya, Anadolu ve Kafkaslarda söylence şeklinde yüzlerce yılı kat etmiş, lakin kaybolma tehlikesiyle yüz yüze kalmış mayaları, türküleri, Ermenice, Türkçe, Azerice, Kürtçe ayrımı yapmadan notaya geçirmişti. Avrupa’da tanınan, payitahtta da çok ciddi bir itibarı olan bir etnomüzikolog ve bestekârdı. Türk Ocak’ında konferanslar verir, Prens Abdülmecit ve dönemin Osmanlı entelijensiyasından büyük hürmet görürdü. Nitekim tutuklanıp infaz edilmek üzere Çankırı dolaylarına götürülürken, başta yakın dostu Halide Edip olmak üzere gösterilen yoğun çabalar sonucu ölüme ramak kala İstanbul’a getirilmişti. Ancak maalesef birlikte yola çıktıkları arkadaşlarının gözü önünde katledilmeleri ve yolda tanık olduğu nice vahşet Gomidas’ın ruhsal dengesini bozdu. Aslında, onun aklının bu korkunç “gerçekliği” bu şekilde reddettiğini, kabul etmediğini de söylemek mümkün. Birkaç sene İstanbul’da kalan Gomidas, kendisini yeniden götürecekleri korkusuyla gittikçe kötüleşince, eş dostun parasal yardımıyla Paris’e götürüldü. Ville de Juif adlı bir psikiyatri hastanesine yerleştirildi daha sonraları. Akli dengesi hiç düzelmedi. 22 Ekim 1935’te basit bir enfeksiyonun ilerlemesi sonucu vefat etti.

 

Gomidas evinden alındığı o uğursuz gün zaten ölmüştü.

 

Çok fazla örneğe gerek yok. Gomidas 1915’in bizler üzerinde nasıl bir yıkım yarattığının ortak hikâyesini barındırır. 1915’ten arta kalanların nasıl bir dram yaşadığını Saroyan ve Gomidas üzerinden rahatlıkla anlayabiliriz. Saroyan ve Gomidas, bize yabancı, düşman dünyaların değil, bu toprakların insanıydı. Sadece Ermenilere değil, hepimize karşı işlenmiş büyük bir suçun kurbanlarıydı onlar. Sevgili Hrant’ın söylediği gibi, iki kardeş halkın kaderini 1915 metrelik kör bir kuyuda tutsak tutacağımıza, ortak tarihimizi ortak değerlerimizin hayatları üzerinden konuşmaya başlayabilsek, çok daha anlamlı ve önemli mesafeler kat edebileceğiz.

 

Sayın Günay ve diğer yetkililere hatırlatalım: Gomidas Vartabed Kütahya doğumludur. Yeterli irade ve istek olursa, tarihin dumanı hâlâ tüten yıkıntıları arasından onun da evi kolayca bulunabilir.

 

Bu düşleri kurmaya dünden çok daha yakınız.

Sitemize giriş yaparak kişisel verileriniz, site kullanımınızı analiz etmek, sosyal medya özellikleri ve reklamları kişiselleştirmek amacıyla çerezler aracılığıyla işlenmektedir. Detaylı bilgi için Çerez Politikası Metni’ni okuyabilirsiniz. Anladım butonuna tıklayarak açık rıza beyanında bulunmuş olursunuz.