Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
Söyleşi: Eda Yiğit
Yaşamı boyunca sanatına tutkuyla bağlı…
1913 yılında Eskişehir’de, yoksul marangoz bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Agop Arad, henüz bir yaşındayken ailesinin kervanında İstanbul’a göç etti. Kumkapı’da Assomption Koleji’ni bitirdikten sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nde Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Leopold Levy’nin atölyelerinde eğitim aldı. 1941’de kurulan Yeniler Grubu’na katılan Arad, bir yandan da Vatan, Akın, Şehir, Hakikat-i Tasvir gibi gazetelerde gazete ressamlığı yaparak geçimini sağladı. İstanbul’da uzun yıllar Tarabya’da…
“Canım ressam Arad ne oğlandır. Gözlüklerinin altındaki büyük ve koyu kahverengi gözlerinden dostluk akar. Ona her derdini söyleyebilirsin, dinler. Elinden gelirse işini görür.”*
Agop (Hagop) Büyükandonoğlu ya da bilinen adıyla Agop Arad: Sait Faik’in, Melih Cevdet’in, Abidin Dino’nun, Nuri İyem’in, Fikret Mualla’nın, Orhan Kemal’in, Sabahattin Ali’nin ve tıpkı onlar gibi balıkçıların, ihtiyarların, çocukların, işçilerin dostu. Fırçası on…
Resimlerinde balıkçıları, hamalları, ayakkabıcıları, seyyar satıcıları, çocuk işçileri konu alır Agop Arad. Bu yüzden toplumcu yazarlarla ilişki halindedir.
“Resimlerimde hep emekçiler, yoksullar, avareler var. Bunları böylesine yakından tanımak, içten tanımak gerekir kalıcı kılabilmek, etkili yapabilmek için. Çok fakir büyüdüm. Güç koşullarla bugüne geldim. Bir insanın kalbi neredeyse eseri de oradadır.” Agop Arad
Edebiyata meraklı her insanın en azından…
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, artan kadın mahpus nüfusuna karşı yarına dönük koruyucu politikalar geliştirmek amacıyla, geçmişe ışık tutan bir webinar düzenledi. Geç Osmanlı dönemindeki kadın koğuşları, 1915’in ilk siyasi kadın mahpusu Vartuhi Kalantar’ın deneyimleri, ceza infaz tarihindeki tecavüz ve ücretsiz çalıştırma gibi istismar vakalarının ayrıntıları ele alındı. Webinarda, “Osmanlı’da, kadın mahkumiyetinin anne olduğunuzda son derece avantajlı ancak bunun…
Adını kitapların künye sayfalarında A. Arad olarak görür, kimdir diye merak ederdim. Çünkü çok güzel, etkileyici kitap kapakları yapardı. 1950’li – 60’lı yıllarda yapılmış kapaklar… Henüz ofset baskı kullanılmıyor. Kapak yapmak zor iş, olanaklar kısıtlı, elle yapmak, klişelerle uğraşmak gerekiyor. Bu zor işi başarıp çok etkileyici kapaklar yapanlardan biri de A. Arad.
Yeditepe’nin, Seçilmiş Hikayerler’in, Dost’un kapakları birer sanat…
“Yoksul, karanlık ama bir o kadar emekle yoğrulan, yaşayan bir sokağın öyküleri bunlar. Her şeye rağmen Gobelyan’ın sokağından barış, hayvan ve insan sevgisi, dostluk ve dayanışma sesleri yükseliyor.”
Yervant Gobelyan, şüphesiz İstanbul Ermeni edebiyatı içinde özgün yeri olan bir yazar. 1948’den 2010 yılında vefat edene kadar özellikle öykü alanında üretti. Gazeteciliği ise hiç ihmal etmedi. Aras Yayıncılık ölümünün 15’inci…
“Yesayan, tek bir anlatı biçimine ya da etik pozisyona sığmayan; tanıklık kadar suskunlukla, sürgün kadar içe kapanışla da düşünen bir yazar. Yesayan’ı okurken yalnızca geçmişte kalmış bir dönemin tanığıyla değil, bugüne ulaşan bir direncin sesiyle karşılaşırız.”
Zabel Yesayan bugün çoğu zaman “tanıklık eden yazar”, “Osmanlı Ermeni edebiyatının güçlü kadın sesi” ya da “felaket edebiyatının simge isimlerinden biri” olarak anılıyor. Bu…
Sona Der Markaryan Tıngıryan’ın 1968’de kaleme aldığı “Marukyanlar”, bir kadının bedenine ve varoluşuna yönelen baskıları görünür kılarken, sevgiyle alışkanlık arasındaki sınırı ve “içi geçmiş” bir ilişkinin bugüne uzanan izlerini sürüyor. Annelik, fedakârlık ve kadınlık üzerine dayatılan rolleri de sorgulamaya açan roman, Aras Yayıncılık’ın “İstanbullu Ermeni Kadın Yazarlar Dizisi”nin ikinci kitabı olarak raflarda.
“Onu takdir ediyorsunuz, hanımefendi, ona hayransınız. Ancak…
Rober Haddeciyan, İstanbullu yazar, gazeteci, yayıncı, çevirmen 6 Eylül 2025’te doğduğu şehirde hayata veda etti. Böylece onun basına, edebiyata, sanata, kültüre adanmış bir asra varan ömrü son buldu. Haddeciyan, İstanbul’da Ermenice yayımlanan günlük Marmara Gazetesi’nin (Nor/Yeni Marmara) sahibi, yöneticisi ve baş yazarı olarak hem Türkiye’de hem de diasporada oldukça önemli bir isim. Sade ve anlaşılır bir Ermeniceyle yüze yakın kitap…