Yemek yapmayı sevmem. Ama hırslı bir kadın olduğum için pekala öğrendim. Yaptım da. Güzel de yaparım üstelik. Sanırım bu işe gönüllü olmayışım, yemek pişirmeye yani, rahmetli babaannemin anlattığı bir aile hikayesinden dolayı. Hikaye şu: Ninemizin, ninesinin, ninesinin, ninesi, hadi siz kısa yoldan ninemizin önüne yedi kuşak ekleyin, işte o ninemiz, Tatarlar tarafından kaçırılıp, hikayenin burasında "Çok şükür ırzına geçilmeden," derdi…
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanı Fethi Naci'nin deyimiyle "Türkçede yazılmış en güzel aşk romanı" dır. Ancak yine Fethi Naci'ye göre romanın güzelliğini arka planda sürekli tasvir edilen ve Tanpınar'ın da büyük bir aşkla bağlandığı İstanbul şehrinden gelir. Roman boyunca Boğaziçi başta olmak üzere, Tarihi Yarımada ve Beyoğlu gibi semtler adeta bir roman karakteri gibi karşımızdadır. Roman 1938 yılının kış aylarında…
Ressam Arshile Gorky'nin yaşamöyküsü 'Kara Melek' Aras Yayıncılık'tan çıktı.
Arshile Gorky'yi tanıyor musunuz? Ya da, Arshile Gorky adını duydunuz mu? Geçen yüzyılın sanatının değişmesinde önemli bir rol oynamış olan bu ressamın yaşamöyküsünü kaleme alan Nouritza Matossian'nın dediği gibi, 'Resimleri Amerika ve Avrupa'daki büyük müzelerde asılıyken ve sanatını Ermeni kültürü besleyip zenginleştirmişken, Gorky, paradoksal bir biçimde, Ermenilerin çoğu tarafından bile tanınmamaktadır.…
Yok mu cana zerre rahm-ı şefkatin
Âşık öldürmek mi yoksa âdetin?
Çekmeden itmem şikâyet mihnetin
Cana kar etdi kemal-i hasretin
1865'te basılan Ermeni harfli bir şarkı mecmuasından alınan (Pamukciyan, 2002, s. 200) bu hicaz şarkı, ancak bir milletin his ve hayal dünyasını paylaşmayı başarmış ve ortak bir zevki yasayabilen bir kişi tarafından söylenebilir.
Kevork Pamukciyan'ın Ermenice…
KURTULUŞ'ta oturuyordu.
Yalnız yaşıyordu. Hiç evlenmemişti.
Çalıştığı yer Galatasaray'daydı.
Her sabah evinden çıkar, yürüyerek işine gider, akşama kadar çalışır, yine yürüyerek dönerdi.
Bugün size bu yalnız kadını anlatacağım.
Daha doğrusu bu yalnız kadının karanlık odasını...
MARYAM'LA BABAMIN HAYATI NEREDE KESİŞTİ
Adı Maryam Şahinyan...
1911 yılında Sivas'ta doğmuş.
Bir Ermeni'yseniz ve Anadolu'da yaşıyorsanız;…
Galatasaray'daki stüdyosunda 50 yıl fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan'ın 200 bin imajlık arşivini SALT Galata'da görebilirsiniz.
İstanbul Galatasaray'da 1935'ten 1985'e kadar mütevazı stüdyosunda on binlerce fotoğraf çekti Maryam Şahinyan. Bu süre içinde Türkiye; Varlık Vergisi'ni, 6-7 Eylül Olayları'nı, 27 Mayıs Darbesi'ni, 12 Mart Muhtırası'nı, 1980 Darbesi'ni yaşadı. O, fotoğraf çekmeyi sürdürdü. 1964'te Türkiye ve Yunanistan arasındaki iskân anlaşmasının Türkiye tarafından…
Fotoğraf sanatçısı Ani Çelik Arevyan, Salt Galata'daki Foto Galatasaray sergisinden izlenimlerini Agos için kaleme aldı.
Salt Galata'nın ihtişamlı mimarisiyle karşılayan beyaz mermer merdivenleri ve aydınlık girişinin, üçüncü kattaki Maryam Şahinyan'ın fotoğraflarının "karanlıkoda"sıyla olan tezatlığının uyumu, ilk etapta beni etkileyen unsurlardan biriydi. Slideshow'u seyretmek üzere girilen siyah kadife perdedeyle bölünmüş oda, tam da Maryam'ın kullandığı 1. Dünya Savaşı'ndan kalma körüklü…
Maryam Şahinyan'ın 1935'ten 1985'e Foto Galatasaray'da çaktiği fotoğraflar, İstanbul'un olduğu kadar Türkiye'nin de değişim hikâyesini anlatıyor.
Deli lodoslu, hafif puslu bir İstanbul günü. Gökyüzünde aydınlatmaktan çok gölgelemeye yarayan grimsi beyaz bir ışık... Yine koca şehrin bir yerlerinden bir yerlerine sürükleniyorum. Aynı gün içinde misal, Kayışdağı, Sefaköy, Taksim, Cihangir ve Karaköy hattından geçiyorum. Varlığından haberdar olmadığım okullar, devasa siteler, otobanlar…
Maryam Şahinyan'ın Foto Galatasaray Stüdyosu'nun 50 yıllık fotoğraf arşivi SALT Galata'da sergileniyor. Arşiv 2012'nin ortasından itibaren tam anlamıyla yaşamaya başayacak ve katılıma açılacak. Fotoğraflar web üzerinde tüm dünyadan ulaşılabilir hale geldiğinde insanlar, kendilerine ait fotoğrafları bulup kareleri isimlendirebilecek, etkileyebilecekler. Şahinyan'ın stüdyo arşivine tekrar hayat veren Serttaş'ın gözünde Foto Galatasaray gerçeküstü bir mekan. "Bu fotoğrafları kendi tarihimizi okur gibi okumalıyız" diyen…
1930 - 1985 yılları arasında İstanbul'un kozmopolit yapısını kareleriyle günümüze ulaştıran Maryam Şahinyan'ın arşivi artık emin ellerde. Tayfun Serttaş tarafından bir açık arşive dönüştürülen kareler, SALT Galata'da sanatseverlerle buluştu. Serttaş üzerinde 3 yıl boyunca çalıştığı projeyi "Fotoğraflarla yüz yüze kalmak psikolojimi derinden etkiledi ama sonucunda açık arşiv nasıl olmalı sorusuna iyi bir yanıt vermiş olduk" cümleleriyle kuruyor.
Ben değil…