Romanda âşık gençleri sürekli dikizleyen röntgencilerin varlığı ve Sur’un yaşadığı tedirginlik, öylesine tanıdık ki... Sırsız aynaların öbür tarafına geçmeden, bu kuşatıcı ve yok edici sıkışmışlıktan kurtulmanın mümkün olamayacağı mesajını veriyor Biberyan, romanıyla...
Zaven Biberyan’ın “Meteliksiz Âşıklar” romanı için neden “umutsuzluğun romanı” gibi ifadeler kullanıldığını anlamadım hiç. Belki de umutsuzluğun ölçütü farklıdır, aşkın olduğu yerde bir hayalet gibi gezinmez mi…
Şeyhmus Diken, zamana yenilerek yitip giden değerlerin ve modern zamanların gadrine uğrayıp yıkılan mekânların ahını anlatıyor yeni kitabında. Bu yönüyle “Ahım Var Diyarbakır” aynı zamanda Diyarbakır’ın hafızasını korumaya çalışan bir kitap.
DUVAR – Şeyhmus Diken’in 20’inci kitabı “Ahım Var Diyarbakır” Aras Yayıncılık’tan çıktı. Diken, ilk baskısı kısa sürede tükenen kitabında yer alan denemelerde yine Diyarbakır’ı ve bölgeyi anlatıyor. Diğer…
Döneminin önde gelen edebiyatçılarından, hukukçularından ve siyasetçilerinden biri olan Krikor Krikor Zohrab’ın 1911 yılında kaleme aldığı, “Gyankı inçbes vor e”- “Hayat Olduğu Gibi”, günümüz Türkçesiyle ilk kez okurla buluşuyor.
11 öykünden oluşan kitap, ilk kez 1911 yılında Ermenice aslından çevrilmiş. Eserin Osmanlıca çevirisi, Kudret Emiroğlu’nun çeviriyazısıyla, 2000 yılında Ayraç Yayınları tarafından yayımlanmış. Bugün ise ilk kez Aras Yayınları etiketiyle…
Much of the Sur district in the southeastern city of Diyarbakır was flattened in recent clashes between Turkish security forces and Kurdish militants. Buildings in the old quarter of the city were turned to rubble and historic monuments were irreparably damaged between November 2015 and March 2016. The 16th century Armenian Surp Giragos church in Sur suffered badly and now…
“Ahım Var Diyarbakır” yaşanmış güzel günlerin ve akabindeki “Ah’ların...” kitabı oldu.
Hani bir söz var, derler ya! “Bir dokun, bin ah işit!”. Aynen öyle. Ah’ım var dağları deler misali.
Bir kaç ay önceydi! Onca felaketten, bombalardan sonra hâlâ yasaklı olan Diyarbakır Suriçindeki mahalleme ve sokağıma izinle girebilmiştim.
Lise ikinci sınıfa kadar oturduğumuz dokuz odalı bazalt taştan evin yerinde…
1861 yılında Beşiktaş’ta doğan Krikor Zohrab, 1915’teki ölümüne kadar hem dönemin Osmanlısı hem de Avrupasına ilişkin pek çok değişim ve dönüşümü bizzat deneyimleme imkanına sahip olmuştur. Bir mühendis, avukat, gazeteci, siyasetçi, şair ve yazar olarak içerisinde bulunduğu çokmilletli, çokdilli, çokdinli coğrafyanın farklı kuşaklarını, farklı evrelerini, sıkı bir takipçisi olduğu Fransız realizminin etkileri ile gözlemlemiştir. Edebiyatın hemen hemen her türünde kalem…
1915’te 11 yaşındayken, katliamcıların insanları sıraya dizip kurşuladığı ölüm kuyruğunda beklerken “Ben bu sırada bekleyip böylece ölmeyeceğim” diyen bir adamın oğlu Kevork Malikyan. O gün tohumu atılmış, 100 yılı aşılmış bir hayatın, ‘aksanlı’ bir direnişin hikâyesi bu kitap: ‘Aktör Dediğin Nedir ki’.
Bir insan Diyarbakır’dan, hatta Gâvur mahallesinden çıkıp, İstanbul’a gelip, papaz olacağı yerde Londra’da tiyatro okuyup, Shakespeare Globe’da…
Gazeteci-Yazar Nevzat Onaran, Ankaralı Ermeni Simon Arakelyan’ın hikayesini ve ‘Ankara Vukuatı Menfilik Hatıralarım’ı yazdı.
“Ecdadımızın yattığı mukaddes toprak, doğduğumuz yer olan sevgili ve aziz vatan! Biz senin su ve toprağınla yoğrulduk, temiz havanda yetişip boy attık. […] Biz seni cidden seviyorduk, hâlâ da seviyoruz. Ey, aziz vatan! Sen bizim için her zaman mukaddessin. Bizi senden soğutmak isteyenlere, bizi senden…
Flavia Amabile ve Marco Tosatti imzalı, İtalyanca'dan Suna Kılıç’ın çevirdiği, “Musa Dağ Direnişi” isimli kitap Aras Yayıncılık’tan çıktı. Kitap, Ermeni Soykırımı günlerinde Antakya’daki Musa Dağ’ına tırmanışa geçerek 'tehcir' emrine uymayan, sayıları birkaç bini aşmayan bölge Ermenilerinin destansı direnişini konu alıyor.
19’uncu yüzyılın henüz ortalarındayken başlayan katliamlar, bir süreden sonra periyodikleşir ve 20’nci yüzyılın başlarındayken önce Adana’da, sonra da Anadolu’nun…
1915 yılında Ermenilerin tehcir edilmesine dair verilen emir üzerine tehcir hikâyeleri kulaktan kulağa yayılmaya, korku hüküm sürmeye başlar. Yetkililer tehcirin Katolik Ermenilere uygulanmayacağı konusunda kesin bir dille konuşurken gerçek kendini kısa bir süre içinde belli eder.
“Ankara Vukuatı” Ankaralı Katolik Ermeni Simon Arakelyan’ın 1921 yılında bastırdığı tehcir tanıklığına ilişkin metnidir. Tanıklığı 1915 ağustosunda Ankara’da tutuklanmasıyla başlar. Anlattıkları bilhassa Katolik…