Hadi Margos, tamam. Öbürleri kim, kim onlar peki? Palancı Kaspar dayı, Circis, Halo dede, Dikran, Demirci Haço, Zıfkar dayı, çulcu Ergan Vanes, zangoç deli Hüso, çulcu Hello ve Bozan dayı...
Ve kadınlar... Hanım Baco, Kure Mama, Eğso bacı, Topal Tüme, Sümüklü Rozin ve diğerleri. Çok uzayacak bir listenin insanları... Her biri "Söyle Margos, Nerelisen?"in yazarı Mıgırdiç Margosyan'ın başkahramanları.
…
Son yıllarda genel olarak azınlıklarla, özel olarak da Ermenilerle ilgili kitaplarda bir patlama yaşıyoruz galiba. Sadece 1915'teki katliamı anlatan araştırma kitapları değil söz konusu olan romanlar, öyküler, anılar da birbiri peşi sıra yayınlanıyor. Yves Ternon'un Ermeni Tabusu (Belge Yayınları), Taner Akçam'ın Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu (İletişim Yayınları), Gora Sasuni'nin Kürt Ulusal Hareketleri ve 15. Yüzyıldan Günümüze Ermeni-Kürt İlişkileri…
Marmara Gazetesi'nde çıkan öykülerinde, bu öyküleri topladığı "Gâvurlar Mahallesi" (Eliz Kavukçuyan Vakfı Edebiyat Ödülü'nü kazandı bu eserle) ve yeni Çıkmış olan "Söyle Margos Nerelisen?" kitaplarında, hep "bizim oraları" anlatır. Hani Daciklerin, Gâvurların, Haçoların, Kızılbaşların, Yezidilerin, Süryanilerin, Asorilerin, Pirotların, Fıllelerin, Moşelerin (Yahudilere Hıristiyanlarca verilen addı Kürtler ise onlara cehü derdi) Dürzilerin bir arada, kâh kardeşçe, kâh bilinçaltlarına sinmiş önyargılardan kaynaklanan kavgalar…
Gâvur Mahallesi adlı öyküler derlemesini günlerce tartışarak, tasarlayarak büyük bir coşku içinde hazırladığımız ve sonra da bastığımız yıllarda sevgili dostum Tunca Aslan'ın o kitap hakkında yazdığı bir yazı vardı. Hiç hafızamdan silinmedi. Şöyle çarpıcı bir tekerleme üzerine kurulmuştu yazı: Mendilimde mor meni / Verem ettin sen beni / Ya sen İslam ol Ahçik / Ya ben olam Ermeni...Gâvur Mahallesi hakikaten…
Mıgırdiç Margosyan'ı geçen yıl, Diyarbakır'ı anlatan güzel bir öykü kitabı yayımlandığında tanımıştım: "Gâvur Mahallesi" başlıklı bu kitap, baskı üstüne baskı yaparak en çok satanlar listesinin tepelerinde bir yere oturmuştu. Bu sene Margosyan'ın bir öykü kitabı daha basıldı: "Söyle Margos Nerelisen?" (Aras Yayınları / İst. 1995).
Bu kitaptaki öykülerden sadece ikisi önce Ermenice yayımlanmış diğerleri doğrudan doğruya Türkçe yazılmışlar. Ancak,…
Kos adasında bir barmenle tanışmıştım. Yıllar önce Denizli'nin Acıpayam ilçesinde bir Türk kızıyla evlenmişti. Zaman zaman eşinin ailesini ziyaret için Türkiye'ye gittiklerini, Acıpayamlıların kendisine "Bizim gâvur damat geldi" dediklerini anlatıyordu gülümseyerek.
Onu dinlerken yaklaşık 4 yıl önce okuduğum Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan'ın "Gâvur Mahallesi" öyküleri aklıma geldi.
Ermeni "Taşra Edebiyatı"nın yaşayan son temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Margosyan…
Anne evin kedisi Mestan'a bağırıyor. Kedi hiç oralı değil. Önce Türkçe uyarıyor, daha sonra Kürtçe. Kediden hiç ses yok. Ardından anne bir de Zazacayı deniyor. Kedinin inadı inat. En sonunda Ermenice bağırıyor. Kedi dört dili de bilmesine biliyor da, kedilik gururu var serde. Otuzların, kırkların Diyarbakır'ında kediler bile en az dört dil biliyor.
Mıgırdiç Margosyan "Söyle Margos Nerelisen?" ve…
Mıgırdiç Margosyan'ın "Gâvur Mahallesi" adlı öykü kitabının ikinci basımı yapıldı. Kitabın ilk basımı 1992 yılında "Bebekus'un Kitapları" adlı bir yayınevi tarafından yapılmıştı. "Gâvur Mahallesi'nin şimdi ikinci basımı elimizde. "Gâvur Mahallesi" Diyarbakır'ı, Diyarbakır'ın tarihiyle yaşıt "Xançepek Mahallesi'ni anlatıyor.
Margosyan 1938 yılında Diyarbekir'in Xançepek Mahallesi'nde doğmuş, ortaokuldan sonra İstanbul'a göç edip. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirmiş. 1972'ye kadar çeşitli…
Allahu ekber, Allahu ekber!.." "Ding-dong, ding-dong!.." "Allahu!.." "Ding!.." "Ekber!.." "Dong!.." Müezzin Nusret, soğuktan domates kırmızısına dönüşmüş koca burnuyla minareden indiğinde, Uso hala, kısacık boyu, toparlak vücuduyla tarihi çanın ipine inatla asılıp duruyor, müezzinin pes edip minareden inişine içten içe seviniyordu. Çan sesleri dalga dalga ta uzaklara, en uzaklara yayılıyor..."
Mıgırdiç Margosyan öykülerini önce Ermenice yazmış, Marmara Gazetesi'nde yayımlandıktan sonra…
"Kış günüydü kar, Diyarbakır'ın daracık küçelerini, sokaklarını iyice örtmüş, her tarafta beyaz derebeyliğini sürdürüyordu. Kar, Aziz Sarkis'in beyaz sakalı gibi, yol boyunca uzanıyor, sonra kilisenin avlusundan merdivenleri tırmanarak yüksekteki çan kulesinin tepesinden şehri kutsayan haçı kucaklayıp öpüyordu."
Böyle başlıyor Margosyan Gâvur Mahallesi adlı öyküler derlemesine... Önce bir durup, 'yanlış mı okudum acaba?' diye düşünüyor insan. Biraz devam edince yanılmadığını…