1915’te Ermenilerin Halep, Musul ve Der Zor’a “zorunlu” sürgünü için çıkarılan ve “Tehcir Kanunu” olarak bilinen geçici kanun, esas olarak büyük bir halk kitlesinin imha kararıydı. Halkın geri kalanı için olduğu gibi Ermeni entelektüeller için de bu dönem, tehcirin ilk günlerinden başlayarak büyük bir yıkımı ve pekçokları için kaçınılmaz ölümü getirdi. Bu insanların sadece küçük bir kısmı çöllerden sağ kurtulabildi.…
«Կապոյտ երազ», որ կողքի մը տակ կը խմբէ ստանպուլահայ գրողներու ծովու, կղզիի, նաւու ու նաւամատոյցի վերաբերող պատմուածքները, գրականութեան բաւիղներուն մէջ կը հետապնդէ Պոլսոյ ու պոլսեցիներու այս մեծ սիրոյն հետքերը։ Հայ գրականութեան ծալքերէն ներս բանասէր Սեւան Տէյիրմենճեանի կատարած մանրակրկիտ աշխատութեամբ ի յայտ եկած այս հատընտիրը կը ներկայացնէ Զաւէն Պիպեռեանէ Յակոբ Մնձուրի, Երուանդ Կոպէլեանէ Վարդան Կոմիկեան, Սոնա Տէր Մարգարեանէ Սեդա Թեւեան մէկը…
İstiridye Kasabası’nda yaşayan flamingo Mitzi’nin günleri hep aynı geçiyordu. Dans etmeyi çok seven ve bu tutkusunu müzikal filmler izleyerek doyurmaya çalışan Mitzi bir gün yakın arkadaşıyla kasabada dolaşırken bir el ilanına rastladı. Acaba bu ilanda Mitzi’nin hayatını değiştirecek bir şeyler mi yazıyordu? Zeynep Alpaslan’ın kendini tanımak, kendine inanmak ve düşlerinin peşinden gitmenin güzelliğini samimi bir dille anlattığı hikâyesi Mitzi Dans Eden Flamingo yedi yaş…
Ոստրէի գիւղաքաղաքը կը բնակէր Միթզի հրաթռչունը, որու օրերը միօրինակ էին։ Միթզի, որ շատ կը սիրէր պարել ու իր այս կիրքը կը յագեցնէր երաժշտական ժապաւէններ դիտելով, օր մը մտերիմ ընկերոջ հետ գիւղաքաղաքին մէջ պտտելու ատեն կը տեսնէ թռուցիկ մը։ Արդեօք այս թռուցիկին մէջ Միթզիի կեանքը փոխելիք բանե՞ր մը գրուած էին։
«Միթզի ‑ Պարող Հրաթռչունը» հեքիաթը, ուր Զէյնէպ Ալփասլան մտերմիկ լեզուով…
Hepimiz gibi Mete’nin de bir zamanlar hiç sözcüğü yoktu. Ama vakti geldiğinde, ağzından çıkan ilk sözcük “tete” olmuştu. Mete büyükannesine böyle seslenmişti. Tetesi bir sözcük toplayıcısıydı ve o güne kadar toplamış olduğu bütün sözcükleri bir bir çağırıp Mete’yle paylaştı. Kimi sözcükler gürültülü ve çılgındı, kimi sessiz ve utangaç. Korkutan, umutlandıran, hüzünlü ve sevimsiz sözcükler de vardı. Bu sözcükler Mete’nin gündelik…
Genç Cumhuriyet’in İmparatorluk’a yüz çevirdiği birkaç meseleden bahsetmek mümkün olsa da birtakım uygulamalar neredeyse harfiyen sürdürülmüştür. Azınlık karşıtı politikalar, listenin en başına yazılabilir. 1942 yılında TBMM’de kabul edilen Varlık Vergisi Kanunu, gayrimüslim vatandaşlar üzerinde süren bu eli sopalı politikaların en belirgin örneklerinden, belki de en keskini. Devletin kendi yurttaşlarından kanun yoluyla aşırı vergiler tahsil etmeye giriştiği, on beş gün içinde…
Karıncaların Günbatımı, Yalnızlar, Meteliksiz Âşıklar romanları nihayet Türkçede de büyük bir heyecanla okunan Zaven Biberyan’ın özyaşamöyküsü, bir yazarın yaşamını ve yaşadığı zamanı en dürüst, en çıplak, en hakiki haliyle yansıtıyor. 1921 doğumlu Biberyan’ın 100. doğum yıldönümünde yayımlanan Mahkûmların Şafağı, Biberyan’ın ömrünün ilk yirmi beş yılına, çocukluğuna, gençliğine, 1930’ların ve 40’ların siyasi ve kültürel ortamına dair eşsiz bir tanıklık. İstanbul’da yaşama…
Çağdaş çocuk edebiyatının dünya çapında klasikleşmiş örneklerinden olan ve çok sevilerek okunduğu Türkiye’de de uzun süredir dört gözle beklenen Kral ile Deniz, Ayça Sabuncuoğlu’nun usta işi çevirisi ve yenilenmiş edisyonuyla yeniden sizlerle!
Bir kralın denizle, gölgeyle, yağmurla ve bulutla, geceyle ve gökyüzüyle, hayaletle, ağaçla ve daha birçok varlık ve maddeyle karşılaşması… Bazen kendini aciz hissettiği için öfkelenen, bazen sahip…
«Թագաւորն ու ծովը», որ արդի մանկական գրականութեան դասականացած համաշխարհային նմոյշներէն մէկն է եւ երկար ժամանակէ մը ի վեր անհամբերութեամբ կը սպասուէր նաեւ Թուրքիոյ մէջ, Այչա Սապունճուօղլուի բարձրորակ թարգմանութեամբ ու թարմացուած խմբագրութեամբ դարձեալ ձեզի հետ է։
Թագաւորի մը հանդիպումը ծովու, շուքի, անձրեւի եւ ամպի, գիշերուան ու երկնքի, ուրուականի, ծառի եւ դեռ բազմաթիւ շնչաւոր ու անշունչ առարկայի հետ…
Kimi kesimlerin bir ihanet metni olarak algıladığı, kimi çevrelerinse sessizlikle geçiştirmek istediği, eleştirelliği, dürüstlüğü ve titizliğiyle büyük ses getiren ve tartışmalara konu olan çarpıcı bir çalışma. Amerikalı-Ermeni gazeteci Meline Toumani, Bir Varmış Bir Yokmuş: Türkler ile Ermeniler, Nefret ile İhtimaller Arasında Bir Yolculuk’ta asırlık “Türk-Ermeni Sorunu” etrafındaki fikirsel dönüşüm evrelerini ortaya koyarken, Türk ve Ermeni toplumlarına biraz içeriden, birazda dışardan…