Mıgırdiç Margosyan’ı tanır mısınız?
Abes bir soru değil mi?
En azından derginin okurları açısından! Hadi olmadı, biraz daha genişletelim çeperi. Kitapların, entelektüel camianın içinde olanlar, azınlık kültürlerin yaşam alanları ile ilgili olanlar.
Hepsi bu kadar işte…
Hal bu ki; öyle değil.
Onu daha geniş kesimlerin tanıması, bilmesi hatta okuması gerek. Neden mi? Anlatayım.
Hani…
Merakla beklenen Ara Güler Müzesi, efsane fotoğrafçının 90’ıncı yaş gününde Bomontiada’da açıldı. Tasarımıyla dikkat çeken aynı adlı kitabın da eşlik ettiği ‘Islık Çalan Adam’ başlıklı açılış sergisi, Güler’i daha yakından tanımamızı sağlıyor. Galatasaray’daki Güler Apartmanı’nın müzeye dönüştürülmesi ve Türkiye’nin görsel hafızası niteliğindeki Ara Güler arşivinin dijital ortama aktarılması çalışmaları ise sürüyor.
Türkiye’de fotoğraf denildiğinde ilk akla gelen isim olmanın…
Ara Güler'in erken döneminde yazdığı öykülerle fotoğraflarını bir araya getiren Babil'den Sonra Yaşayacağız, Türkçe, İngilizce ve Ermenice olarak üç dilde Aras Yayıncılık etiketiyle bu hafta raflara çıkıyor. Kitaptan bir öykü K24 okurları için...
Babamın Öyküsü
Bir gün babam bana şöyle dedi: “Gidersin, gelirsin, gazetelerde röportajların çıkar, okuruz, fotoğraflarına bakarız, ama bize bir hayrın yok.”
“Niye?” dedim.
…
20. yüzyılın en büyük şairlerinden Osip Emilyeviç Mandelştam, Stalin döneminin tüm tutuklu, sürgün yazar, şair ve sanatçıları gibi dönemin baskısından ve zulmünden kendi payına düşeni fazlasıyla aldı.
Ermenistan yolculuğuna dair yazılarının ve şiirlerinin yer aldığı bu kitabı okumadan evvel o çarpıcı hikayeyi hatırladım. Mandelştam 1922’de şiirlerinin bir kısmının bugüne ulaşmasını sağlayan Nadejda Yakovlevna’yla evleniyor. Voronej’deki sürgün yıllarında (1934-1937) hiç…
1911 28 Eylülünde İtalyan-Osmanlı harbi başladı, 1912 8 Ekiminde küçük Karadağ krallığının Osmanlı devletine savaş ilan etmesiyle sona erdi. Bir yıl sürdü.
Aslında Balkanlardaki 500 küsur yıllık Osmanlı egemenliğinin sona erişi 1912 ocak ayında Arnavut isyanı ile başladı. Ana dil ve özerklik talepleri,1908 devriminden bu yana Osmanlı yönetiminden yanıt alamayan, Abdülhamit gibi İttihatçılar tarafından oyalanıp duran Arnavutların sabrı sonunda…
İç savaş ve soykırımların en çarpıcı görüntülerinden biri de ürkütücü kent yıkıntılarıdır ve hayalet kentlerdir.
Diyarbakır’da soykırımdan kısa bir süre önce Ermenilerin iş yerlerinde yangın çıkmıştı. 1915’de yarım kalan yangın, 2015 sonbaharında, Tarihi Dikranikert’in yüzde 80’inin yerle bir olması ile tamamlanmış oldu!
Bugün eski Van kenti bir hayaletten ibaret. Bir bilim ve kültür merkezi olan Harput kentinden arta…
Aras Yayıncılık, Prof. Dr. Richard G. Hovannisian’ın Los Angeles’deki California Üniversitesinde düzenlediği “Tarihi Kentler ve Ermeniler” konferans dizisinin kitaplarını yayımlayarak, coğrafyamızın tarihinin daha derinlikli kavranmasına katkıda bulunuyor. Coğrafyamızın hayran olunası gizemine daha fazla vakıf olmamıza olanak sunuyor. 1980 darbesinin en önemli operasyonlarından biri, Ermeniliği ülke çabasından silmek için yasakçılığı en had safhaya vardırmaktı. Düşünebiliyor musunuz, elindeki haritada tarihi Ermenistan sözcüğü…
Kayıp Kentten Manevi Vatana: Ermeni Tarihine Toplu Bir Bakış Denemesi’, Boğos Levon Zekiyan’ın 1981-96 yılları arasında kaleme aldığı yazıların bir araya getirildiği 2000 tarihli İtalyanca bir kitaba dayanıyor. İtalyanca baskıdaki üç bölüm, yazıldıkları dönemin gündemine sıkı sıkıya bağlı olmaları nedeniyle ve yazarın da onayıyla Türkçe baskıya dahil edilmemiş. Öte yandan, kitabın sonuna, Zekiyan’ın Hrant Dink Vakfı’nın 2010 yılında düzenlediği ‘Osmanlı…
Zabel Yesayan’ı Mehmet Fatih Uslu’nun Aras Yayınları’ndan çıkan çevirileri sayesinde tanıma fırsatı buldum. İlk okuduğum romanı ‘Sürgün Ruhum’u elimden bırakamadığımı, kitaptaki cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettiğimi ve her cümle ile bir eşiğe yaklaştığım sezgisine kapıldığımı hatırlıyorum. Büyük yazarlar, okuyucuda nahoş bir huzursuzluk uyandırırlar. Kitaba beraberimizde getirdiğimiz okuma pratiklerinin yeterli gelmeyeceğini hissettirirler. Bizi bir çaresizlik çukuruna sürüklemek için değil, bir…
Sıkmayan, felaketin kurbanlarını asla “zavallılaştırmayan” (ki bu çok önemli) bir roman Armine. O kadar “bizden birileri” anlatılıyor ki gidenlerin bir parçamız olduğunu yüreğimizde hissediyoruz
Empati yoksunu bir toplumda kimseden yaşamadığı acıyı, acıları yazması, anlatması beklenemez. Ama bunu yapanlar varsa gerçekten yüce gönüllü olmalılar. Murat Ataş’ın “Armine (Çorak Dağ’ın Sürgünü)” adlı kitabını okuyup bitirdiğimde aklıma gelen ilk bu oldu.
…